• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667098
    Anonim

      Üstadımızın On Üçüncü Sözün başında zikrettiği iki ayetten biricisi, genellikle, hastaların şifa bulması için okunur, ikinci ayet ise Kur’an’ın nazmıyla ilgilidir. Bu noktadan bakıldığında ayetlerin bu konuyla ilgileri ne olabilir?

      [VIMEO]10628562[/VIMEO]
      Zahire baktığımızda, insanlığın hasmının ve düşmanının küfür, zulüm, sefahat ve menfaat olduğunu görüyoruz. Külliyatta ise, devamlı olarak, felsefe ile Kur’an hikmetinin muvazenesi yapılmakta…
      [VIMEO]10628649[/VIMEO]
      “Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân, bütün kâinattaki âdiyât nâmiyle yâd olunan, hârikulâde ve birer mu’cize-i kudret olan mevcudât üstündeki âdet ve ülfet perdesini keskin beyânâtıyla yırtıp, o hakâik-ı acîbeyi zîşuura açıp, nazar-ı ibretlerini celb edip, ukûle tükenmez bir hazîne-i ulûm açar.”
      a. Bu cümlede “adiyat” kelimesi ne anlama geliyor? Adet ve ülfet perdesinin yırtılması ne demektir? Adiyat diye nazara verilen mahlûkat, aynı zamanda harikulade ve mucize olarak tavsif ediliyor. Bunu nasıl anlamalıyız?
      b. “Tükenmez bir hazine-i ulûm”dan neler anlaşılmalıdır? Burada, birinci derecede, kastedilenler ilim adamları mıdır?

      [VIMEO]10628754[/VIMEO]
      “Felsefe hikmeti ise, bütün hârikulâde olan mu’cizât-ı kudreti âdet perdesi içinde saklayıp, câhilâne ve lâkaydâne üstünde geçer. Yalnız hârikulâdelikten düşen ve intizam-ı hilkatten hurûc eden ve kemâl-i fıtrattan sukut eden nâdir ferdleri nazar-ı dikkate arz eder, onları birer ibretli hikmet diye zîşuura takdim eder.
      Meselâ, en câmi’ bir mu’cize-i kudret olan insanın hilkatini âdi deyip lâkaydlıkla bakar. Fakat insanın kemâl-i hilkatinden hurûc etmiş, üçayaklı yahut iki başlı bir insanı, bir velvele-i istiğrabla nazar-ı ibrete teşhir eder.”
      “Meselâ, en latîf ve umumi bir mu’cize-i rahmet olan bütün yavruların hazîne-i gaybdan muntazam iâşelerini âdi görüp, küfran perdesini üstüne çeker. Fakat intizamdan şüzûz etmiş, kabîlesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür, ondan tecellî eden lûtuf ve keremle bütün balıkçıları ağlatmak ister.”
      Göründüğü kadarıyla, felsefe, sadece ve sadece intizamdan çıkmış çok özel fertlerle değil gaye ve maksat olarak mahlûkatın tümüyle ilgilenmektedir. Acaba Üstadımız burada neyi kastetmektedir?

      [VIMEO]10628836[/VIMEO]
      Sohbetin Tamamı
      [VIMEO]10625517[/VIMEO]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.