• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667100
    Anonim

      Soru 1: “O gün semâyı, kitap sahifelerini dürer gibi düreriz.” (Enbiyâ Suresi, 104) “O, geceyi, kendisini durmadan kovalayan gündüze bürüyüp örter” (A’râf Suresi, 54) “Tek bir sesledir ki, onların hepsi birden toplanıp huzurumuza getirilirler.” (Yâsin Sûresi, 53) bu ayetleri Üstad’ımız; Kur’anın yüksek hakikatlerini, şiirin sönük ve basit üslubunun ifade edemeyeceğine delil getirmektedir. Fakat teferruatına ve izahına girmiyor. Bu hususta yardımcı olabilir misiniz?

      [VIMEO]10977275[/VIMEO]


      Soru 2: “Kur’ân’ın herbir âyetinin, küfrün zulümatını nasıl dağıttığını görmek için kendimizi o asr-ı cahiliyette ve o sahrâ-yı bedeviyette farzetmemiz isteniyor. “O ölmüş veya yatmış mevcudat-ı âlem, ‘Tüsebbihû’ sadasıyla, işitenlerin zihninde nasıl diriliyorlar, hüşyar oluyorlar, kıyam edip zikrediyorlar!” deniliyor.” “Bu zamandan o zamana bakmakla mezkur zevkin dekaikini göremeyeceğimiz” ifade ediliyor. Fakat On Üçüncü Söz’deki cümleler ve ifadeler bu zamandan, o zamana baktırmıyor mu? Yoksa farklı bir bakışı mı tavsiye ediyor?

      [VIMEO]10975065[/VIMEO]


      Soru 3: Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyanın en yüksek bir derece-i i’câzına bakmak istersen, şu temsili dinle, bak. Şöyle ki: Gayet yüksek ve garip ve gayetle yayılmış acip bir ağaç farz edelim ki, o ağaç bir perde-i gayb altında, bir tabaka-i mestûriyet içinde saklanmış. Malûmdur ki, bir ağacın, insanın âzâları gibi, onun dalları, meyveleri, yaprakları, çiçekleri gibi bütün uzuvları arasında bir münasebet, bir tenasüp, bir muvazenet lâzımdır.
      Aynen onun gibi, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyanın dahi, şecere-i hilkatin hakikatine dair-beyanat-ı Furkaniyesi, o kadar tenasübü muhafaza etmiş ki, bütün muhakkikler, nihayet-i tahkikinde, Kur’ân’ın tasvirine “Maşaallah, bârekâllah” deyip, “Tılsım-ı kâinatı ve muammâ-yı hilkati keşif ve fetheden yalnız sensin, ey Kur’ân-ı Hakîm!” demişler.”
      Üstadımız, Kur’an-ı Kerim’in kâinatın hakikatine dair beyanatlarını gaybi bir ağaç misaliyle nazara vermektedir. Bu mesele sadece ihtisas sahibi zevatı mı ilgilendiriyor? Bizlerin de istifademizi temin etmek üzere, bu ağaç misalini biraz açabilir misiniz?


      [VIMEO]10975200[/VIMEO]


      Soru 4: “Esmâ ve sıfât-ı İlâhiyeyi, şuûn ve ef’âl-i Rabbâniye bir şecere-i tûbâ-i nur hükmünde” temsil ediliyor ve Kur’an-ı Kerimin o hakaik-ı esmâ ve sıfâtı ve şuûn ve ef’âli “birbirine uygun, birbirine lâyık, birbirini kırmayacak, birbirinin hükmünü bozmayacak bir surette” beyan ettiği ders veriliyor. Üstadımızın örnek olarak verdiği ayet-i kerimeleri de esas alarak bu konuyu
      biraz açıklar mısınız?

      [VIMEO]10975304[/VIMEO]




      Sohbetin Tamamı

      [VIMEO]10976743[/VIMEO]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.