Soru 2: İman ve taat dairesinden çıkan bir Müslüman, “Ecnebî dinsizleri gibi de olamaz. Çünkü onlar Peygamberi inkâr etseler, diğerlerini tanıyabilirler. Peygamberleri bilmeseler de Allah’ı tanıyabilirler. Allah’ı bilmeseler de, kemâlâta medar olacak bazı güzel hasletler bulunabilir.”
“Fakat bir Müslüman, hem enbiyayı, hem Rabbini, hem bütün kemâlâtı, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm vasıtasıyla biliyor. Onun terbiyesini bırakan ve zincirinden çıkan, daha hiçbir peygamberi (a.s.) tanımaz ve Allah’ı da tanımaz ve ruhunda kemâlâtı muhafaza edecek hiçbir esasatı bilemez.”
a. Ecnebiler için “diğer peygamberleri tanıyabilirler” ne demektir? Bu tanımanın onlara faydası var mıdır?
b. “Peygamberleri bilmeseler de Allah’ı tanıyabilirler” ne demektir? Bu anlamda kurtulmaları söz konusu mudur?
c. “Allah’ı bilmeseler de, kemalata medar bazı güzel hasletler bulunur” cümlesini açar mısınız?
d. Dinini terk eden bir Müslüman’ın; hiçbir cihette bir nur ve kemale liyakatinin kalmayacağı ve sükut-u mutlaka mahkum olacağı genel bir kaide midir? Bu kaidenin haricinde faydalı insanlar olamaz mı? “Sanatta maharet esastır.” kaidesine göre dinsizliğin sanata ve ihtisasa ne zararı olabilir?