• Bu konu 6 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #660827
    Anonim

      Alacağı bağışlamak

      Sual: Fakir birinde alacağım var. Ödeyemiyor. Almasam sadaka yerine geçer mi? Bağışlamanın dindeki yeri nedir?
      CEVAP
      Borçlu fakir ise hediyeniz sadaka olur. Alacağı bağışlamak çok sevaptır.
      Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
      (Hiçbir himayenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allahü teâlânın himayesine girmek isteyen, alacağını bağışlasın!) [Taberani]

      (Alacağını bağışlayan, kıyamet günü Allahü teâlânın himayesindedir.) [Begavi]

      (Kıyamete Allahü teâlânın himaye edeceği insanların ilki, eline geçinceye kadar fakirdeki alacağını erteleyen veya Allah rızası için alacağını bağışlayan ve senedini yırtıp atandır.) [Taberani]

      (Veren el, alan elden üstündür.) [İbni Huzeyme]
      kaynak:dinimizislam

      #738280
      Anonim

        Borçluya mühlet vermek

        Sual: Borcunu ödeyemeyene, mühlet vermek gerekir mi?
        CEVAP
        Borcunu gerçekten ödeyemeyenlere mühlet vermek farzdır, çok sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
        (Kıyamet gününün dehşetinden kurtulmak ve Allahü teâlânın himayesine sığınmak isteyen, darda kalan borçluya mühlet versin!) [Taberani]

        (Darda olanı feraha kavuşturan veya böyle bir kimsenin borcunu ödeyeni, Allahü teâlâ kıyamet gününün dehşet, korku ve sıkıntılarından kurtarır.) [Müslim]

        (Fakir borçluya, borcunu ödemesi için kolaylık gösterene, her gün o borç miktarı kadar sadaka sevabı yazılır.) [İ.Ahmed]

        (Bir kimse, borcunu ödeyebileceği vakte kadar fakire mühlet verse, günahlarından tevbe etmesi için Allahü teâlâ da ona mühlet verir.) [Taberani]

        (Musibetten kurtulmak, istediğine kavuşmak ve Arşın gölgesine sığınmak isteyen, eli darda olanın borcunun vâdesini uzatsın veya o borcu bağışlasın!) [Abdürrezzak]

        (Kıyamette günahı çok bir müslümanı hesaba çekerler. O kimse de (Benim hiç iyiliğim yoktur. Sadece çırağıma, “Fakir olan borçluları sıkıştırma, ne zaman ellerine geçerse, o zaman vermelerini söyle, bir şey isterlerse yine ver, boş çevirme!” diye söylerdim) der. Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki: (Ey kulum, bugün sen fakir, muhtaçsın. Sen dünyada benim kullarıma acıdığın gibi, bugün biz de sana acırız.) [Buhari]

        Sual: Bazı kimselerde alacağım var. Verecek güçleri yok. Vermeleri için sıkıştırsam günah olur mu?
        CEVAP
        Evet, borcunu veremeyen fakirleri sıkıştırmak haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
        (Kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmak isteyen, eli darda olana, alacağını tehir etsin veya bağışlasın!) [Müslim]

        (Bir müslümana Allah rızası için ödünç verene, her gün için sadaka sevabı verilir. Fakirden alacağını çabuk istemeyene, her gün için malın hepsini sadaka vermiş gibi sevap verilir.) [Hakim]

        (Kim, fakirdeki alacağını tehir eder veya bağışlarsa, Allahü teâlâ da, kıyamet günü onu kendi himayesine alır.) [Taberani]
        kaynak:dinimizislam

        #738289
        Anonim

          Cuma günü öğle vakti alış veriş

          Sual: Cuma günü öğle ezanı ile imam selam verinceye kadar olan zamanda alış veriş yapmak mekruh mu?
          CEVAP
          Dünyanın her yerinde mekruhtur.

          Sual: Cuma günü öğle vakti, kadınların da alış veriş yapması mekruh mudur?
          CEVAP
          Evet mekruhtur.

          kaynak:dinimizislam

          #738288
          Anonim

            Pazarlık sünnettir

            Sual: Alış verişte pazarlık şart mıdır?
            CEVAP
            Şart değildir. İhtiyaç varsa pazarlık yapılır. Pazarlık sünnettir.
            Alış verişte müslümanın aldanması caiz olmadığı gibi, aldatması da caiz değildir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
            (Müslümanı aldatan bizden değildir.) [İ.Rafiî]

            (Bizi aldatan bizden değildir.) [Taberani]

            (Aldatan Cennete giremez.) [Tirmizi]

            Fakirlerin malını fazla parayla almalı, onları sevindirmeli; fakat zenginden mal alırken aldanmak sevab değildir, kötüdür. Malı zayi etmektir. Pazarlık edip ucuz almak lazımdır. Hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin, her aldıklarında pazarlık eder, ucuz almaya uğraşırlardı. Kendilerine, (Bir günde birçok sadaka veriyorsunuz da, bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?) dediklerinde, (Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz. Ne kadar çok versek yine azdır; fakat alışverişte aldanmak, aklın ve malın noksan olmasındandır) buyururlardı. (Kimya-yı saadet)
            kaynak:dinimizislam

            #738407
            Anonim

              hak razı olsun can kardeşim

              #738406
              Anonim

                Rızkın mahiyeti

                Sual: Rızk nedir? İnsanın yediği şeyler mi, yemedikleri de dahil midir? İnsanın rızkı zamanla artıp çoğalır mı? Çalışmadan da rızk gelir mi?
                CEVAP
                Rızkın birkaç anlamı var:
                1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. Çoğulu da erzaktır, rızıklar demektir. İnsanlar rızk denince bunu anlarlar.

                2- Rızk, sadece yiyip içilen ve kullanılanlardır. Yiyip içilmeyen ve kullanmayan rızk sayılmaz. Fazla kazanç, malı arttırır; ama, rızkı arttırmaz. Rızk, mukadderdir. İki hadis-i şerif meali:
                (Hiç kimse rızkını bitirmeden ölmez.) [Hâkim]

                (Hiç kimse, nasibinden fazla rızka kavuşamaz. Rızkına kavuşup yemedikçe de ölmez. İstemese de rızkı kendisine verilir.) [Hakim]

                3- İnsana faydası olan maddi ve manevi her şey rızktır. Bir âyet-i kerime meali:
                (Dünya hayatında onların geçimliklerini [maddi, manevi bütün rızklarını] aralarında biz taksim ettik.) [Zuhruf 32]

                İnsanlar, İslamiyet’i terk ettikleri için, yani Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymadıkları için ve İslam dininin gösterdiği rahat ve huzur yolundan ayrıldıkları için, dünyada bereket kalmadığı gibi maddi ve manevi rızklar da azaldı. Bir âyet-i kerime meali:
                (Beni unutursanız [maddi ve manevi] rızklarınızı kısarım.) [Taha 124]

                Bunun için, iman rızkı, ilim rızkı, kalbin rızkı, mal rızkı, rütbe rızkı, evlat rızkı, sıhhat rızkı, gıda rızkı, insanlık ve merhamet rızkı ve daha nice rızklar azaldı. Bu rızkların hepsi dünya yaratılmadan önce, ezelde taksim edilmiştir. Kalbin rızkı dini ilimdir. Namaz manevi bir rızktır.

                İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın bedeninin ve ruhunun rızkları da bellidir. Rızk hiç değişmez, azalıp çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yemeden, bitirmeden ölmez. Rızk, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Ama yine rızk için çalışmak dinimizin emridir.

                İnsanlar beşe ayrılır
                İnsanlar rızkı kazanmada inanç yönünden beşe ayrılır:
                1- Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inanır. (Kâfirler)
                2- Rızkın hem Allah’tan, hem de çalışmaktan geldiğini sanır. (Müşrikler)
                3- Rızkın Allah’tan geldiğini bilir; ama rızkı verir mi vermez mi endişe içindedir. (Münafıklar)
                4- Rızkın Allahü teâlâdan geldiğine inanır ama, çalışırken Allah’a asi olur. (Fasıklar)
                5- Rızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inanır. Çalışırken, Allahü teâlâya asi olmaz, haram işlemez. (Salih müminler)

                Hak teâlâ buyurdu ki:
                (Ya Musa, bir kimse kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerimin şükrünü eda etmiş olur. Eğer rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.)

                Allah rızka kefildir
                Sual: Allah rızka kefil midir? Kefilse niye rızık için çalışılıyor?
                CEVAP
                Allahü teâlâ, herkesin rızkına kefildir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
                (Allahü teâlânın rızık vermediği, bir canlı yoktur.) [Hud 6]

                Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
                (Rızık için üzülme! Takdir edilen [ezelde ayrılmış olan] rızık seni bulur.) [İsfehani]

                Bir hadis-i kudsi de şöyledir:
                Halaktüke li-nefsi, fela tel’ab,
                Ve tekeffeltü, bi rızkıke fela tet’ab.

                Manası: Seni kendim için yarattım, başka şeyle oyalanma! Kefil olduğum rızık için endişelenme!

                Allahü teâlâ rızka kefil; ama çalışmayı da emretmiştir. Çalışmak rızkın gelmesine sebeptir. Çalışmadan rızık beklemek Allahü teâlânın emrine aykırıdır.
                kaynak:dinimizislam

                #766589
                Anonim

                  Kredi çekmek ve kredi kartı kullanmak

                  Sual: Banka kredisi ile ev ve araba almak caiz midir?
                  CEVAP
                  Ev nafakadan olduğu için, evi olmayanın kredi ile ev alması caiz olur. Zaruretsiz, araba veya ticaret için, kredi çekmek caiz olmaz.

                  Sual: Her türlü alış verişte, kredi kartı kullanmak caiz midir?
                  CEVAP
                  Kredi kartı kullanmak caizdir. Kredi kartı ile bir malı taksitle daha pahalı almak da caizdir. Zaruretsiz kredi kartından nakit çekip faiz ödemek caiz değildir. Bir de, zaruret olmadıkça, kredi kartı borcunu vaktinde ödemeyip, kalanı için ceza ödemek caiz olmaz. Bunun gibi elektrik, su faturalarını da ödemeyip ceza vermek caiz değildir. Para bulamamışsa veya unutarak geciktirmişse günah olmaz.

                  Faizle kredi çekmek
                  Sual: Ev ve yiyecek gibi nafakaya dahil olan işler hariç, zaruretsiz kredi çekip faiz ödemek caiz olmuyor. Nafakaya dahil olmayanların caiz olması için bir yol, bir çare yok mudur?
                  CEVAP
                  Zaruret olunca faizle de kredi çekmek caiz olur; çünkü (Zaruret, haramları mubah kılar) buyuruluyor. Öyle bir iş var ki, zarurete girer mi, girmez mi, bilemiyoruz. Bunun için, faizsiz para almanın birkaç yolu şöyledir:
                  1- Günümüzde kredi kartıyla alış veriş yapılıyor. Bir mal, taksitli olarak kredi kartıyla 500 liraya alınmışsa, 450 liraya başkasına bu malı satabiliriz.

                  2- Kredi kartıyla bir altını taksitli olarak 320 liraya almışsak, başka kuyumcuya peşin olarak 300 liraya satabiliriz.

                  3- Bankadaki görevli veya katılım bankalarındaki görevli, tahakkuk edecek faiz için, muamele masrafı, işlem ücreti gibi bir şey derse yine faizsiz alınmış olur.

                  4- Araba, iş yeri, makine gibi bir şey alırken, katılım bankası veya diğer herhangi bir banka, almak istenilen şeyi kendisi alıp vadeli olarak daha pahalı satarsa, mesela 100 liralık malı, 150 liraya satarsa, faiz olmaz, caiz olur.

                  Yani dinimize uymak isteyene, bir çare bulunur.

                  Nafaka ve faiz
                  Sual: Din kitaplarında, (Nafaka; yiyecek, giyecek ve meskendir) diye bildiriliyor. Bunların birisini temin edemeyen bir kimse, zaruret karşısında, faizsiz ödünç bulamazsa, nafakasını temin edecek miktarda faizle borç para alması caiz olur mu?
                  CEVAP
                  Evet, zaruret olunca nafaka için caiz olur. (Eşbah şerhi Uyun-ül-besair)

                  Araba almak
                  Sual: Günümüzün şartlarında, banka kredisiyle araba almak caiz midir?
                  CEVAP
                  Günümüzün şartlarında, İstanbul gibi büyük şehirlerde, Müslümanın kendisini ve ailesini günahtan korumak için, araba almak şart olur; çünkü haramdan kurtulmaya çalışmak farzdır. Haram işleme tehlikesi yoksa araba alması gerekmez. Zaruret olunca bankadan kredi çekmek de caiz olur. Önemli olan arabanın zaruret olup olmadığını tespit etmektir.

                  Kredi kartı puanı
                  Sual: İki veya daha fazla ortaklı şirketlerde, aktif olarak çalışan veya arka planda olan ortaklar, şirketin belirlediği oranda maaş alıyorlar. Şirketin kâr ve zararına ortak oluyorlar. Ortaklardan biri kendi adına veya şirket adına düzenlenmiş olan banka veya şirket kredi kartını, şirkete mal tedariki için kullanıyor. Bu kartlarla harcamalarından dolayı puan adı altında, nakit para veya belli alış veriş karşılığında yine puana endeksli uçak bileti veya şu kadar şu mekânda tatil gibi değişik menfaatler veriyor. Bu alınan menfaatler, şirkete mi aittir, yoksa kredi kartı sahibine mi? Bir de, şirketin ortaklarından birine veya çalışanlarından birine, firmalardan çeşitli hediyeler geliyor. Bu hediyeler şirkete mi aittir, yoksa hediye gönderilen kimseye mi aittir?
                  CEVAP
                  Kredi kartıyla şirkete alınan mallardan elde edilen menfaatlerin ve şirketi temsilen aldığı hediyelerin hepsi şirketin hakkıdır. Çalışan veya ortaklarından biri, ben kendi kredi kartımla aldım veya hediye benim adıma geldi diyerek bu hediyeleri kendi alırsa, şirkete hıyanet etmiş olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
                  (Allahü teâlâ, buyuruyor ki: Ortaklardan birisi, diğerine hıyanet etmediği müddetçe, ben iki ortaktan üçüncüsüyüm. Hıyanet ederse aralarından çekilirim.) [Ebu Davud]

                  Bir ortaklıktan Allahü teâlâ çıkarsa, oraya şeytan girer ve o şirkette huzursuzluklar başlar. Bu hediyeler benim gayretimle geldi, bu puanlar benim kredi kartıma aittir diyerek sahiplenmeye çalışmaktan çok sakınmalıdır.

                  Kredi kartının hediyeleri
                  Sual: Kredi kartı kullanınca verilen hediye puanları, telefon kontörlerini kullanmak caiz midir?
                  CEVAP
                  Evet, bir mahzuru yoktur.

                  Katkı ve öğrenim kredisi
                  Sual: Katkı kredisi ve öğrenim kredisi isimleriyle verilen düşük faizli öğrenci kredisini almak caiz midir?
                  CEVAP
                  İhtiyaç varsa caizdir.
                  KAYNAK:dinimizislam

                  #766590
                  Anonim

                    Helal rızık aramak

                    Sual: Rızık için üzülmemeli deniyor. Rızık hakkında bilgi verir misiniz?

                    CEVAP

                    Her canlının rızkını Allahü teâlâ verir. Çocuk, ana karnında çalışmaktan âciz olduğu için, göbeğinden ona rızık gönderir. Çocuk dünyaya gelince, rızık olarak, anasının göğsünden süt gönderir. Bir şey yiyebileceği yaşa gelince de, dişlerini yaratır. Çocuğun ana-babası ölüp, yetim kalırsa, önceden yalnız şefkatle annesi bakarken, sonradan, herkesin kalbini, ona karşı merhametle doldurur. Daha büyüyünce de, çalışmak için kuvvet ve para kazanma arzusu ihsan eder. O kimse, bu arzudan vazgeçip, takva yolunu tutar, kendini yetim hâline korsa, ona karşı kalbleri, yine şefkatle doldurur. Herkes, (Bu kimse Allah yolundadır. Herşeyin iyisi buna layık) der. Para kazanırken, kendine, yalnız kendi acırdı. Şimdi herkes acır. Fakat, takva yolundan ayrılır, nefsine uyar ve çalışmazsa, kalblerde ona karşı şefkat hasıl etmez. Böyle kimselerin, tevekkül ediyorum diye çalışmaması, tembel oturması, hiç caiz değildir.

                    Kendini düşünen kimsenin, çalışıp, ihtiyaçlarını elde etmeyi de düşünmesi lazımdır. Demek ki, Allah yolunda olup, yetim gibi olana karşı, herkesin kalbinde şefkat, merhamet yaratır.

                    Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, “Allahü teâlâ emrettiği için çalışmalı, rızık için üzülmemeli” buyurdu. Rızık için Allahü teâlânın verdiği söze güvenmelidir. Müslüman, Allahü teâlâ, çalışmayı emrettiği için çalışıp kazanır. Nefsinin kötü arzularına, zevklerine kavuşmak için çalışıp para kazanmak ve çalışırken, helali haramdan ayırmamak, başkalarının haklarına saldırmak, onlara olan borçlarını ödememek, suç işlemek, dünyaya düşkün olmayı gösterir.

                    Dünyaya düşkün olmak, büyük günahtır. Allahü teâlâ emrettiği için çok çalışıp, çok kazanmak ve Onun emrettiği gibi çalışıp, kazandığını, Onun emrettiği yerlere sarf etmek, ibadet yapmak olur. Çok sevap olur.

                    Rızık için çalışmak

                    Allahü teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır. İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın rızkı da bellidir. Rızık hiç değişmez. Azalmaz ve çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yiyip bitirmeden ölmez. Bu konudaki âyet-i kerimelerden birkaçının meali şöyle:

                    (Allahü teâlânın rızık vermediği, bir canlı yoktur.) [Hud 6]

                    (Birçok canlı, rızkını kendi elde edemez. Sizin de, onların da rızkını Allah verir.) [Ankebut 60]

                    (Rabbin, rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır.) [İsra 30]

                    Allah’ın kimine çok, kimine az rızık verdiğini çok kimse bilmez. (Sebe’ 36)

                    Allah’tan korkana ummadığı yerden rızık gelir. (Talak 2,3)

                    Bir kimse, Allahü teâlâ emrettiği için çalışır, rızkını helal yoldan ararsa, ezelde belli olan rızkına kavuşur. Bu rızık, ona bereketli olur. Bu çalışmaları için de sevap kazanır. Eğer, rızkını Allahü teâlânın yasak ettiği yerlerde ararsa, yine ezelde ayrılmış olan o belli rızka kavuşur. Fakat, bu rızık ona hayırsız, bereketsiz olur. Rızkına kavuşmak için kazandığı günahlar da, onu felaketlere sürükler.

                    İnsan, rızkını aradığı gibi, rızık da, sahibini arar. Çok fakirler vardır ki, zenginlerden daha iyi, daha mutlu yaşar. Allahü teâlâ kendisinden korkanlara, dinine sarılanlara, ummadıkları yerden rızık gönderir. Allahü teâlâ, insanları yaratırken, ömürleri gibi, rızıklarını da takdir etmiştir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:

                    (Allahü teâlâ, müminin rızkını ummadığı yerden verir.) [İ.Hibban]

                    (Rızık için üzülme, takdir edilen [ezelde ayrılmış olan] rızık seni bulur.) [İsfehani]

                    (Allah’tan korkun, istediğiniz şeylere kavuşmak için, iyi sebeplere yapışın. Kötü sebeplere yanaşmayın! Hiç kimse, takdir edilen rızkına kavuşmadıkça ölmez.) [Hakim]

                    (Eceliniz sizi nasıl takip ederse, rızkınız da öylece takip eder. Rızık için sıkıntı çekerseniz, Allahü teâlânın emrine uygun hareket edin.) [Taberani]

                    (Allah korkusunu sermaye edinen, rızkına ticaretsiz ve sermayesiz kavuşur.) [Taberani]

                    (Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, sabah aç gidip, akşam tok dönen kuşlar gibi rızka kavuşurdunuz.) [Tirmizi]

                    Helal rızka kavuşmak isteyen sebeplerine yapışmalıdır! Para kazanmak, malı arttırır. Fakat, rızkı arttırmaz. Rızık, mukadderdir. Yani ezelde ayrılmıştır. Rızık, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Fakat Allah emrettiği için çalışmak lazımdır. Çünkü, Allahü teâlânın işleri, sebepler altında tecelli eder. Âdet-i İlâhiye böyledir. Fakat, bazen, sebebe yapışıldığı halde, iş hasıl olmayabilir. Yahut, sebepsiz de, hasıl olabilir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:

                    (Rızkının bol olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]

                    (Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar!) [İbni Mace]

                    (Cömerdin evine rızık, devenin göğsüne vurulan bıçaktan daha tez gelir.) [İbni Mace]

                    (İstiğfara devam eden, ummadığı yerden rızıklanır.) [İbni Mace]

                    (Namaz kılmak rızkın bereketine sebep olur.) [Miftah-ül Cenne]

                    (Hanımı ile [iyi geçinip] şakalaşanın, rızkı artar.) [İ. Lâl]

                    Bazı şeyler fakirliğe yol açar, rızkın güçlükle gelmesine sebep olur. Mesela tırnağı uzun olanın rızkı meşakkat ile, sıkıntı ile hasıl olur. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:

                    (Günah işlemek, rızıktan mahrumiyete sebep olur.) [İbni Mace]

                    (Yalan söylemek rızkı azaltır.) [İsfehani]

                    (Zina fakirliğe yol açar.) [Beyheki]

                    (Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]

                    (Hak teâlâ rızıkları, fecr ile güneşin doğacağı vakitler arasında verir.) [Beyheki]

                    (Rızka kavuşan çok hamd etsin!) [Hatib]

                    Hamd etmek, Allahü teâlâya şükretmek demektir. Her nimetin Allahü teâlâdan geldiğine inanmak lazımdır. Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki:
                    (Kendine verdiğim nimeti, benden bilip kendinden bilmeyen, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmeyen ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.) [İ.Gazali]

                    Sabah uykusu ve rızık

                    Erken kalkanın nasibi gür olur derler. Sabit ücretli de, erken kalksa, nasibi gür olur. Ücretin kendisi değil, bereketi artar. Bereket, az bir şeyden çok faydalanmaktır. Az bir yemek, çok kişiye yetmişse, bereketli olmuş demektir. Çok kazandığı halde, maaşını yetiremeyen, bereketsizliği sebebiyle borçlanır. Sabah erken kalkmak, hayra, berekete sebep olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

                    (Ya Rabbi, işine erken gidenin çalışmasını bereketli kıl.) [Tirmizi]

                    (Sabah namazını kıldıktan sonra uyumayın, rızkınızı aramaya çalışın!) [Taberani]

                    (Rızık için çalışmaya erken gidenin işi bereketli olur ve başarı kazanır.) [Bezzar]

                    Rızıkların dağılması sabah namazından sonra olur. Manevi rızıkların dağılması ise ikindi namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir! (El-Envâr)

                    Çalışmak ibadettir

                    Kimseye muhtaç olmamak için çalışmak çok kıymetlidir. Peygamber efendimiz, Hazret-i Muaz ile müsafeha edince buyurdu ki:

                    – Ya Muaz, ellerin nasırlaşmış.
                    – Evet ya Resulallah, kazma elimde toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çoluk çocuğumun nafakasını kazanıyorum.
                    Fahr-i kâinat efendimiz, Hazret-i Muaz’ı öpüp buyurdu ki:
                    – Bu eli Cehennem yakmaz. (Tibyan)

                    Yine bir gün bir genç, sabah erkenden işine gidiyordu. Eshab-ı kiramdan bazıları, bunu uygun görmediler. Orada bulunan Peygamber efendimiz buyurdu ki:
                    (Öyle söylemeyiniz! Eğer kimseye muhtaç olmamak, ana babasını ve aile efradını muhtaç etmemek için işine gidiyorsa, her adımı ibadettir. Eğer kazanacağı para ile öğünmek, keyf sürmek niyetinde ise, şeytanla beraberdir.) [Taberani]

                    Görüldüğü gibi bir müslümanın iyi niyetle çalışması ibadettir. Fakat kâfirin ve her haramı işleyen kimsenin çalışması ibadet olmaz. (Namaza ne lüzum var, çalışmak da ibadettir) demek çok yanlıştır. Böyle söyleyen kâfir olur. Namaz kılan, haramlardan kaçan kimsenin iyi niyetle çalışması ibadettir. (K. Saadet)

                    Zarardan dönmek gerekir

                    Zararın neresinden dönülürse kârdır. Rızk endişesiyle, harama el uzatmamalı ve şu hadis-i şeriflerin muhatabı olmamalıdır:

                    (Bir zaman gelir ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünür, helalini ve haramını düşünmezler.) [Buhari]

                    (Bir zaman gelir, insanın bütün kaygısı midesi olur, şerefi mal, kıblesi kadın, dini para olur. Böyle kimseler, halkın kötüleridir.) [Sülemi]

                    Allahü teâlâ, herkesin rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır. Rızk değişmez, azalıp çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Allahü teâlânın 99 isminden biri Rezzak’tır, her varlığın rızkını vericidir. Allahü teâlâ, (Herkesin rızkı bana aittir) buyuruyor. Rızk için Allahü teâlânın verdiği söze güvenmelidir! Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

                    (Yeryüzündeki her canlının rızkı, Allah’a aittir.) [Hud 6]

                    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

                    (Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Allahü teâlâdır.) [Redd-ül Muhtar]

                    (Allah’tan kork, rızkını güzel yoldan ara, helali al, haramı terk et!) [İbni Mace]

                    (Rızkını gecikmiş sayma! Hiç kimse, rızkına kavuşmadıkça ölmez.) [Hakim]

                    (Hiç kimse, nasibinden fazla rızka kavuşamaz. Rızkına kavuşup yemedikçe de ölmez. İstemese de rızkı kendisine verilir.) [Hakim]

                    (Hak teâlâ, Hazret-i Adem’e bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını arasın! Sakın dini geçim vasıtası yapmasın!) [Hakim]

                    (Allah’ın verdiği rızka kanaat eden mümin kurtulmuştur.) [Müslim]

                    (En güzel rızk, helale, harama dikkat edilerek kazanılandır.) [Nesai]

                    Peygamber efendimiz, (Eğer Allah korkusunu kendinize sermaye edinirseniz, rızkınız, ticaretsiz ve sermayesiz gelir) buyurup şu mealdeki âyeti okudu:
                    (Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve rızkını ummadığı yerden gönderir.) [Taberani-Talak 2,3]

                    Allahü teâlâ emrettiği için çalışan, rızkını helal yoldan arayan, ezeldeki rızkına kavuşur. Rızkı da bereketli olur. Bu çalışmaları için de sevap kazanır. Eğer, rızkını haram yoldan ararsa, yine ezelde ayrılmış olan rızka kavuşur. Fakat, bu rızk ona hayırsız, bereketsiz olur, kazandığı günahlar da, onu felaketlere sürükler.

                    Hazret-i Hızır’ın tamir ettiği binanın altındaki altın levhada şunlar yazılı idi:

                    (Ölüm hak iken gülüp eğlenen, kadere inandığı halde üzülen, rızka Allahü teâlâ kefil iken zahmetlere giren, Kıyamette sorgu-sual varken gaflete dalan, fâniliğini bildiği dünyaya bel bağlayan kimseye nasıl hayret edilmez?)

                    İşe kabiliyet

                    Bir kimsenin, (Haram işlere elim yatkın, mubah işleri beceremiyorum) demesi çok yanlıştır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

                    (Herkese dünyalıktan nasibi neyse, o şeyler ona kolaylaştırılır.) [Hakim]

                    Bir kimse kazancını kumardan elde etmeye çalışsa, zamanla kumar işinde mahareti artar. Marangoz, terzi gibi helal bir meslek edinmek isteyene de işleri kolaylaştırılır. Onun için daima helal kazanç yollarını aramalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

                    (Ey insanlar, Allah’tan korkun ve rızkınızı aramada güzel yol tutun! Çünkü hiçbir kimse, rızkını ele geçirmeden ölmez. O halde Allah’tan korkun ve rızkınızı güzel yollarla elde edin, helali alın, haramı terk edin!) [İbni Mace]

                    (Elbette, hiç bir kul, takdir edilen son rızkını elde etmedikçe ölmez. O halde rızkınızı ararken güzel bir yol tutun, helali alın, haramdan kaçın!) [Hakim]

                    Rızık endişesi

                    Dünya sıkıntıları, ahiret rahatlığına sebep olur. Rızık için endişe etmek doğru değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

                    (Çoluk çocuğu çok ve rızkı az olup, namazlarını, şartlarına uygun olarak kılan ve müslümanları gıybet etmeyen, Kıyamette benimle birlikte haşr olur.) [M.Masumiyye]

                    (Hac yolunda ölenlere ve Allah yolunda gaza edenlere müjdeler olsun! Çoluk çocuğu çok ve kazancı az olup, halinden şikayet etmeyerek, evine neşe ile girip, gülerek çıkan kimse de, hacılardan ve gazilerdendir.) [Deylemi]

                    (Bir müslüman, helal kazanıp kimseye muhtaç olmaz, komşu ve akrabalarına yardım ederse, kıyamette ayın ondördü gibi parlak olur.) [Beyheki]

                    (Çalışıp kazanmak her müslümana farzdır.) [Taberani]

                    (İbadet on kısımdır, dokuzu çalışıp helal kazanmaktır.) [Deylemi]

                    (Kimseye muhtaç olmamak ve ana-baba, çoluk-çocuğunu da muhtaç etmemek için işe gidenin her adımı ibadettir.) [Taberani]

                    (Allahü teâlâ sanat sahibi mümini sever.) [Taberani]

                    (Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizi]

                    (Geçimini helalinden kazanmak, Allah yolundaki cihad gibidir.) [Deylemi]

                    (Cihad, sadece kılıç sallamak değildir. Ana-babaya, evlada bakmak, kimseye muhtaç olmamak için çalışmak da cihaddır. Çalışıp kimseye yük olmayan mücahiddir.) [İ. Asakir]

                    (Helal kazanmak için sıkıntı çekene Cennet vacip olur.) [İ. Gazali]

                    (Allahü teâlâ, müminin rızkını ummadığı yerden verir.) [İ. Hibban]

                    (Allahü teâlâ sevdiğine, rızkını yetecek kadar verir.) [Ebuşşeyh]

                    (Zikrin hayırlısı hafi [gizli] olanı, rızkın hayırlısı ise kâfi olanıdır.) [Beyheki]

                    İbrahim Edhem hazretleri sırtı ile odun taşıyarak rızkını kazanıyordu. (Kardeşlerin seni hiçbir şeye muhtaç bırakmazken niçin odun çekiyorsun) diye sordukları zaman, “Hadis-i şerifte, (Helal kazanmak için sıkıntı çekenlere, zillete katlananlara Cennet vacip olur)buyurulduğu için bu işi yapıyorum” dedi. (K.Saadet)
                    kaynak:dinimizislam

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.