• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #680707
    Anonim

      [TABLE=”width: 606, align: center”]
      [TR]
      [TD=”bgcolor: #FFFFFF, align: left”]Allah Nerede?


      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”colspan: 2″]
      [TABLE=”width: 606″]
      [TR]
      [TD=”width: 580, bgcolor: #FFFFFF, align: left”]
      [TABLE=”width: 570, align: center”]
      [TR]
      [TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “Hiç şüphesiz Rabbin, sürekli görüp gözetmektedir.” (Fecr, 14)
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]


      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:

      “Allâh’a, O’nu görüyormuşçasına ibâdet et! Her ne kadar sen O’nu göremezsen de, O seni görmektedir.” (Buhârî, Îmân, 37)
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]


      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]İbn Mes’ûd (ra), ashâb-ı kirâmdan (r.anhüm) bazılarıyla birlikte sahrâya çıkmış; yemek pişirmişlerdi. Tam yemeğe hazırlanırlarken ileride sürüsünü otlatan bir çoban bulunduğunu fark ettiler. Onu da yemeğe davet ettiler. Çoban: “Siz yeyin, ben oruçluyum” dedi. Çobanı denemek için: “Böylesine sıcak günde nasıl oruç tutabiliyorsun?” diye sorunca: “-Cehennem ateşi çok daha sıcak,” dedi. Bu söz hoşlarına gidip:

      “-Şu koyunlardan birini bize sat da etinin bir parçasıyla birlikte bedelini de sana verelim” dediler.
      “-Bu koyunlar benim değil ki, efendim ve sahibimin! Başkasının olan bir malı size nasıl satabilirim?!” dedi, Efendine: “Kurt yedi, ya da kayboldu, dersin” dediler. Bunun üzerine çoban:
      “Peki Allah nerede? O beni görmüyor mu?” dedi.

      Bu söz o kadar hoşlarına gitti ki İbn Mes’ûd, Medine’ye dönünce çobanı sahibinden satın alıp âzad etmekle kalmadı, koyun sürüsünü de kendisine hibe etti. Ara sıra karşılaştıklarında çobana latife yollu: “Allah nerede?” diye takılırdı. (İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, 17.Cilt, Erkam Yay.)
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]


      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      el-Vâhid: Tek olan, zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde ve hükümlerinde asla şeriki, ortağı, benzeri, dengi olmayan.
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Kısa Günün Kârı
      Îmandan ihsâna ulaşmak, yani dâimâ ilâhî kameralar altında olduğumuzun şuur ve idrâki içinde olalım.
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      #815525
      Anonim

        Sizin imzanızda da bulunan “ente” kelimesini yani Sen ifadesini ele aldığımızda Peygamber Efendimiz a.s.v. miracda iken bile bu ifadeyi kullanarak dua etmiş ve Hz. Yunus a.s. ise denizin ve balığın en derin yerinde olmasına rağmen “Sen” ifadesi ile dua etmesi gösteriyor ki:

        Sen diye birine hitap ettiğimizde o kişinin karşımızda olması gerektiği gibi Allah zamandan ve mekandan münezzeh olduğu gibi şunu anlıyabilir ki kişi dua ettiğinde huzuru rahmanda olur kendisi mekanda olur ancak Allah o mekanda olmaz. Seni duyar işitir ve ihtiyacını görür. Çünkü Miraçta Hz. Peygamber a.s.v.’a mukabele ettiği gibi balığın karnındaki Hz. Yunus a.s.’ın da ihtiyacını gidermiştir..

        Bu ente hususu aslında çok azim bir tılsımdır sanki sokakta imdat diye bağıran veyahut acil durum sinyali gönderen S.O.S. gibi “ente” ifadesi de bir manevi acil durum sinyali gibi..

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.