- Bu konu 11 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Ağustos 2008: 14:15 #640342
Anonim
1-ALLAH Her şeyin gerçek mabudu
2-RAHMAN Dünyada bütün mahlukatı rızıklandıran
3-RAHİM Ahirette yalnız dostlarına rahmet edecek
4-MELİK Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı
5-KUDDÜS C.C. Bütün mahlukatı maddi ve manevi kirlerden arındıran
6-SELAM Her türlü tehlikeden kullarını selamette kılan
7-MÜMİN Kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına güven veren
8-MÜHEYMİN Bütün varlıkları ilim ve kontrolu altında tutan
9-AZİZ Sonsuz izzet sahibi olan
10-CEBBAR C.C. İstediğini zorla yaptıran
11-MÜTEKEBBİR Sonsuz büyüklük ve azamet sahibi
12-HALİK Her şeyi yoktan yaratan
13-BARİ Eşyayı ve herşeyin aza, cihazatını birbirine uygun yaratan
14-MUSAVVİR Her varlığa münasip şekil giydiren
15-GAFFAR C.C. Çok affeden
16-KAHHAR Her şeye galip gelen ve bütün düşmanlarını kahreden
17-VEHHAP Bol bol hediyeler veren
18-REZZAK Bütün rızka muhtaç olanları rızıklandıran
19-FETTAH Her şeyi hikmetle açan
20-ALİM C.C. Her şeyi hakkıyla bilen
21-KABİD İstediğinin maddi ve manevi rızkını daraltan
22-BASİT İstediğinin maddi ve manevi rızkını genişleten
23-RAFİD İstediği kulunu şeref sahibi iken rezil rüsvay eden
24-RAFİ Dilediklerinin mertebesini yükselten
25-MUİZZ C.C. İstediğine izzet veren ve şereflendiren
26-MÜZİLL İstediğini zelil kılan
27-SEMİ Gizli açık her sesi işiten
28-BASİR Her şeyi bütün incelikleriyle gören
29-HAKEM Hükmeden hakkı yerine getiren
30-ADL C.C. Tam adaletli, Allah adildir zalimleri sevmez
31-LATİF Lutfu keremi bol olan
32-HABİR Her şeyden haberdar olan
33-HALİM Yaratıklarına son derece yumuşak muamele eden
34-AZİM Kendisine büyük ümitler beslenen
35-GAFUR C.C. Kullarının günahlarını bağışlayan
36-ŞEKUR Rızası için yapılan işleri bol sevapla karşılayan
37-ALİYY Her şeyiyle yüce olan
38-KEBİR Varlığının kemaline hudut yoktur
39-HAFIZ Her şeyi muhafaza eden
40-MUKİT C.C. Her türlü mahlukata münasip rızık veren
41-HASİB Kullarının bütün fiillerinin hesabını gören
42-CELİL Yücelik ve ululuk sahibi
43-KERİM İyilik ve ikramı bol olan
44-RAKİB Bütün varlıklar üzerinde gözcü
45-MUCİB C.C. Kullarının dualarına cevap veren
46-VASİ İlim ve insanı her şeyi içine alan
47-HAKİM Her şeyi yerli yerinde yapan
48-VEDÜD İtaatkar kullarını çok seven
49-MECİD Azamet şeref ve hakimiyeti sonsuz
50-BAİS C.C. Peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten
51-ŞEHİD Kullarının her yaptığını gören
52-HAKK Varlığı hiç değişmeden duran, daima sabit
53-VEKİL Kendine güvenen kullarının işini en iyi yoluna koyan
54-KAVİY Güç ve kuvveti sonsuz olan
55-METİN C.C. Hiçbirşey hükmünü sarsmayan ve kendisine güvenilen
56-VELİY Müminlerin dostu olan
57-HAMİD En çok övülen ve en çok övgüye layık olan
58-MUHSİ Her şeyin sayısını bir bir bilen
59-MÜBDİ Mahlukatı örneksiz ve yoktan yaratan
60-MÜİD C.C. Mahlukatı öldükten sonra yeniden dirilten
61-MUHYİ Canlılara hayat veren
62-MÜMİT Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan
63-HAYY Gerçek hayat sahibi olan
64-KAYYUM Gökleri yeri ve bütün mahlukatı ayakta tutan
65-VACİD C.C. İstediğini bulan
66-MACİD Sonsuz şan ve yücelik sahibi
67-VAHİD İsimlerinde sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan
68-SAMED Her şey kendisine muhtaç, O kimseye muhtaç değil
69-KADİR Sonsuz kudret sahibi olan
70-MUKTEDİR C.C. Her şeye gücü yeten
71-MUKADDİM Dilediğini öne geçiren
72-MUAHHİR İstediğini arkaya bırakan
73-EVVEL Herşeyden önce olan
74-AHİR Herşeyden sonra olan
75-ZAHİR C.C. Varlığı apaçık görünen
76-BATIN Herşeyin iç yüzünden haberdar olan
77-VALİ Mahlukatın işlerini yoluna koyan
78-MÜTEALİ Ali, büyük
79-BERR Herkesten fazla iyilik yapan
80-TEVVAB C.C. Bütün tevbeleri kabul eden
81-MÜNTEKİN Suçluları müstehak oldukları cezaya çarptıran
82-AFÜVY Kullarını çok çok affeden
83-RAUF Kullarına çok şefkat edip esirgeyen
84-MALİKÜLMÜLK Hakiki mülk sahibi O dur. Dilediğine verir, dilediğinden alır
85-ZÜLCELALVELİKRAM Büyüklük, fazl ve kerem sahibi
86-MUKSİT Bütün işleri denk, birbirine uygun
87-CAMİ İstediğini istediği şekilde toplayan
88-GANİY Gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan
89-MUĞNİ Mahlukatının ihtiyacını giderip zengin kılan
90-MANİ C.C. İstediği şeyin meydana gelmesine engel olan
91-DARR Hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan
92-NAFİ Faydalı şeyleri yaratan
93-NUR Alemleri, istediği simaları ve gönülleri
94-HADİ Kullarına hidayet veren
95-BEDİ C.C. Eser ve insanıyla varlığı apaçık görünen
96-BAKİ Varlığının sonu olmayan
97-VARİS Bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi
98-REŞİD Bütün işlerini ezeli hikmetine göre neticeye ulaştıran
99-SABUR C.C. Asileri hemen cezalandırmayıp çok sabreden
C.C.(Celle Celalühü)
12 Ağustos 2008: 14:18 #696800Anonim
ESMÂU’L HÜSNÂ HAKKINDA GENEL BİLGİ
Arapça’da “isim” kelimesinin çoğulu olan “esmâ” ile “güzel, en güzel” anlamındaki “hüsnâ” kelimelerinden oluşan “esmâu’l hüsnâ” terimi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerîflerde Allah-ü Teala’ya nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur’ân’da geçen ilâhî isimler 100’den fazladır; muhtelif hadislerde Allah’a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâu’l hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir.
Esmâu’l hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi “güzel” mânasında sıfat veya “en güzel” anlamında ism-i tafdîl (üstünlük sıfatı) sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah’ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez. İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir İbnü’l-Arabî şöyle sıralamaktadır:
1. Esmâu’l hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmâ’ul hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
5. Esmâu’l hüsnâ Allah için vacip (olması gereken), caiz (olması uygun) ve mümteni’ (olması imkansız) olan sıfatları içermesi sebebiyle O’nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir.İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O’nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı esmâ’ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah’ı tanıtması açısından önem taşımaktadır.
Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlalleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında esmâ’ul hüsnânın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren sebeplerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber’den rivayet edilen duâ metinlerinde esmâ’ul hüsnânın çokça yer alması dikkat çekicidir.
İbnü’l-Arabî’nin de belirttiği gibi her dindar insanın manevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O’nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O’nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar.En önemli konusunu Allah bilgisinin oluşturduğu ilâhî dinler içinde İslâmiyet Allah’ın isim ve sıfatlarına ayrı bir önem vermiş, tevhid inancının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için yaratanla yaratılmışların niteliklerinin açıklığa kavuşturulmasını fevkalâde gerekli görmüştür. Allah’ın zâtının bilinmesi isimleri ve sıfatlarıyla mümkün olacağından Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın güzel isimlerinin bulunduğu, O’na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulması gerektiği, bu konuda doğru yoldan ayrılanlara itibar edilmemesi lâzım geldiği (A’râf 7/180), ayrıca esmâ’ul hüsnânın hangisiyle olursa olsun dua edilebileceği (İsrâ 17/ 110) belirtilmiş ve son inen sûrelerden birinde de on altı kadar isim bir arada zikredilmiştir (Haşr 59/22-24).
Esmâu’l hüsnâ ve sayısı konusunda ilk akla gelen şeylerden biri de, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve esmâu’l hüsnâyı ard arda sayan meşhur hadistir. Sahabi Ebû Hüreyre’ye (r.a.) ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır: Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meali şöyledir: “Allah’ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Kim bunları sayarsa (ihsâ) Cennet’e girer”. Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, “O tektir, tek olanı sever.” şeklinde bir ilâve de mevcuttur. Hadis metnindeki “kim onu sayarsa (men ahsâhâ)” lafzı bazı rivayetlerde “kim onu ezberlerse (men hafizahâ)” ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste Cennet’e girmeye vesile olarak gösterilen “ihsâ” kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî’den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin “saymak, ezberlemek, anlamak” şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki bu kelime “İslâm’ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek” anlamını içermektedir.
Konuya bir de şu yönden bakabiliriz:
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “…Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut 29/45) “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d 13/28)
Peygamber Efendimiz de ashabını ve ümmetini kalplerinin her zaman Allah’ı hatırlama ile nurlanması yönünde eğitmiş ve tavsiyelerde bulunmuştur. O bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “…Dikkat edin! İnsan bedeninde öyle bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o kötü olursa bütün beden bozulur: O et parçası kalptir.”
Bunlar ışığında düşünecek olursak kalp iyi ve kötü düşünce ve davranışların yönledirildiği bir kaynaktır. Eğer inanmış kişinin kalbinde Allah’ı hatırlama yönünde bir gevşeklik olursa burada kötü düşünce ve fikirler daha kolay oluşacaktır. Fakat bu kalpte Allah’ı hatırlama kuvvetli ise bu takdirde kötü düşünce ve fikirler dağılacak bu durum da güzel davranışlara sebep olacaktır.
Yukarıdaki ayete (Ankebut 29/45) tekrar bakacak olursak Allah’ı hatırlama ve bunun sebep olduğu davranışlar arasıdaki ilişkiyi sezebiliriz: Allah kendisini anmaktan bahsettikten sonra “Allah YAPTIKLARINIZI bilir.” buyurmaktadır.
Öyle ise esmâu’l hüsnâyı saymak veya ezberlemek bize Allah’ı hatırlatacak, Allah’ı hatırlamak kalbimizi aydınlatacak ve güzelleştirecek, bu güzel kalp güzel davranışlara sebep olacak ve bu güzel davranışlar da Allah’ın izniyle insanın Cennet’e girmesine sebep olacaktır.Allah’ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba İslâm’ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? “Zât-ı ilâhiyyeye (Allah’ın zâtına) nisbet edilen mâna” şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir. Mâtürîdî’nin de belirttiği gibi insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyular âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet (Şûrâ 42/11), Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmışlık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir.
Allah’ın isim veya sıfatları O’nun zâtına nisbet edilen mâna ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar şekil itibariyle isim, fiil veya zarf olabileceği gibi tamlama veya başka yollarla oluşmuş bir terkip halinde de bulunabilir. Kur’ân-ı Kerîm’in edebî üslûbu gereği aynı kökten gelen veya ayrı köklerden olmakla birlikte eş anlamlar taşıyan isimler de az değildir. İslâm’a mahsus ulûhiyyet inancında ilim, kudret ve yaratıcılık büyük bir yer tutar ve Kur’ân âyetlerinin temel örgüsünü oluşturur. Bundan dolayı çeşitli kalıplarla Allah’a nisbet edilen fiillerden birçok isim ve sıfat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalışmalarda Kur’ân-ı Kerîm’den değişik sayılarda esmâ’ul hüsnâ tesbit edilmiştir. Esmâu’l hüsnâ ile ilgili âyetlerden ilham alan birçok âlim eski dönemlerden itibaren Kur’ân’da bulunan isimleri doksan dokuz sayısına bağlı kalmadan araştırıp listeler düzenlemeyi denemişlerdir.
Esmâu’l hüsnânın yüzlerle ifade edilecek kadar çok oluşu İslâm ilâhiyatı alanında zengin bir malzeme oluşturmuş, ulûhiyet inancının açıklık kazanmasına, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah’a yaklaşmasına yardımcı olmuştur.Esmâu’l hüsnânın İslâm inancında sahib olduğu bu önemden dolayı İslâm alimleri tarafından (Allah hepsinden razı olsun) esmâu’l hüsnâ ile ilgili yüzlerce eser yazılmış ve – internet ortamı da dahil olmak üzere
– hala da yazılmaktadır. Önde gelen İslâm alimlerinden birçoğu kitap serilerine -belki de manevi bir bereket umuduyla- esmâu’l hüsnâ ile ilgili bir kitap eklemişlerdir. Sadece esmâu’l hüsnâ ile ilgili eserleri inceleyen kitaplar bile mevcuttur.
Ve Müslüman bir hattatın eserleri arasında mutlaka bir esmâu’l hüsnâ kolleksiyonu vardır. Birçok müslüman hoca ve anne-baba yukarıda geçen ayet ve hadislerin manevi yönlendirmesi sonucunda öğrencilerine ve çocuklarına çeşitli hediyeler vaad ederek esmâu’l hüsnâyı ezberlemelerini isterler. Yine ellerinden öpülesi birçok iyi müslüman da manevi yükselişleri ve Peygamber Efendimizin müjdelediği Cennet’e girmeyi ümid ederek hergün özellikle sabah namazından sonra esmâu’l hüsnâyı okurlar.Hattatlar tarafından yazılan esmâu’l hüsnâ tablolarında genellikle şöyle bir plan uygulanır: En üste bir Bismillâhirrahmânirrahîm yazılır. Altına esmâu’l hüsnâ ile ilgili ayet ve hadis yazılır. Daha sonra meşhur olan hadiste sayıldığı sıra ile 99 isim yazılır. Her ismin soluna “Celle Celâluh” (Şânı Yüce) şeklinde okunan bir saygı ifadesi yazılır; okunurken de her ismin ardından veya bazen belli aralıklarla Celle Celâluh denilir.
12 Ağustos 2008: 14:54 #696812Anonim
İnsan Üç Cihetle Allah’ın İsimlerine Aynadır
(Pencereler Risalesi’nden)
BİRİNCİ NOKTA: İnsan, üç cihetle esma-i İlahiyeye bir âyinedir.
Birinci Vecih: Gecede zulümat, nasıl nuru gösterir. Öyle de: İnsan, za’f ve acziyle, fakr u hacatıyla, naks ve kusuruyla, bir Kadîr-i Zülcelal’in kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini bildiriyor ve hâkeza pek çok evsaf-ı İlahiyeye bu suretle âyinedarlık ediyor. Hattâ hadsiz aczinde ve nihayetsiz za’fında, hadsiz a’dasına karşı bir nokta-i istinad aramakla, vicdan daima Vâcib-ül Vücud’a bakar. Hem nihayetsiz fakrında, nihayetsiz hacatı içinde, nihayetsiz maksadlara karşı bir nokta-i istimdad aramağa mecbur olduğundan, vicdan daima o noktadan bir Ganiyy-i Rahîm’in dergâhına dayanır, dua ile el açar.Demek her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdad cihetinde iki küçük pencere, Kadîr-i Rahîm’in bârigâh-ı rahmetine açılır, her vakit onunla bakabilir.
İkinci Vecih âyinedarlık ise: İnsana verilen nümuneler nev’inden cüz’î ilim, kudret, basar, sem’, mâlikiyet, hâkimiyet gibi cüz’iyat ile kâinat Mâlikinin ilmine ve kudretine, basarına, sem’ine, hâkimiyet-i rububiyetine âyinedarlık eder. Onları anlar, bildirir. Meselâ: “Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve görüyorum ve onun mâlikiyim ve idare ediyorum. Öyle de şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder ve hâkeza…Üçüncü Vecih âyinedarlık ise: İnsan, üstünde nakışları görünen esma-i İlahiyeye âyinedarlık eder. Otuzikinci Söz’ün Üçüncü Mevkıfının başında bir nebze izah edilen insanın mahiyet-i câmiasında nakışları zahir olan yetmişten ziyade esma vardır. Meselâ: Yaradılışından Sâni’, Hâlık ismini ve hüsn-ü takviminden Rahman ve Rahîm isimlerini ve hüsn-ü terbiyesinden Kerim, Latif isimlerini ve hâkeza… Bütün a’za ve âlâtıyla, cihazat ve cevarihiyle, letaif ve maneviyatıyla, havas ve hissiyatıyla ayrı ayrı esmanın ayrı ayrı nakışlarını gösteriyor. Demek nasıl esmada bir ism-i a’zam var, öyle de o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı a’zam var ki, o da insandır.
Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku… Yoksa hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var12 Ağustos 2008: 16:00 #696846Anonim
hepinizdende Allah Razı Olsun
12 Ağustos 2008: 17:25 #696872Anonim
ecmain olsun kardesim…
14 Ağustos 2008: 20:42 #697274Anonim
Kâinatta önce temizliği görüyoruz, sonra tathir (temizleme) fiilini, sonra Mutahhir ismini, sonra da o Mutahhir’in zâtında noksanlardan münezzeh, pak olduğunu, yani Kuddûs ismini…
5 Eylül 2008: 22:49 #699245Anonim
2 Temmuz 2009: 19:39 #749393Anonim
ALLAH razı olsun elinize emeğinize sağlık
10 Temmuz 2009: 13:19 #750116Anonim
allah razi olsun mübarek kardesim selam ve dua ile.
10 Temmuz 2009: 13:43 #739563Anonim
Rabbim,bugün KUDDÜS ismine sığınıyorum,El aman!
2 Ocak 2010: 18:41 #763529Anonim
Kaynaklarda Allah’ın 99 ismi olduğu merfu (peygambere isnad edilerek) olarak belirtilir.Ancak kaynaklarda bu isimler sayılmamıştır.İbn Mace ya da Tirmizi rivayetlerinden okunan isimler ise, rivayetlere sonradan eklenmiştir.Zaten rivayet edilen isimlerden bazılarının Kur’an’da geçmediği, Kur’an’da geçen bazı isimlerin de bu rivayetlerde geçmediği, araştıranların malumudur.Bu konuda daha dikkatli olmak gerekiyor.Allah ancak kendi kendi adlandırdığı, vasıflandırdığı gibidir.
9 Ocak 2010: 16:09 #764014Anonim
Peygamber efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Allahu Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever” (Buhârî, Daavât, 68). Allahu Teâlâ’nın isimleri doksandokuz isimden ibaret değildir. O’nun ayet ve hadislerde gecen başka isimleri de vardır. Yalnız Tirmizî ve İbn Mâce’de geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayılmıştır. Bu isimler şunlardır:
İnsan Esmâ-i İlahiye ile devamlı bir münasebet içindedir. Onun Esmâ-i İlahiye’ye dayanarak, kendisinde hâkim olan ismi vird edinip her gün çekmesi, o insanın dualarının kabulüne ve mânevî terakki adına ilerlemesine vesile olabilir. İnsan, Allah’ın sıfatlarını bildiren isimlere muhtaçtır. Kişi, çeşitli durumlarda vaziyetine en münasip olan bir ismiyle Rabb’ine niyazda bulunmak ister. Bu isimlerin olmaması halinde insanın O’nunla irtibatı eksik kalır.
Tesbih adediTesbih niyetiAllah(66)Her türlü istek, tüm duaların kabul olması.Er-Rahmân (298)Dünyada ve ahirette Allah’ın sevgisini kazanmak.
Er-Rahîm (258)Maddî ve manevî rızka nail olmak.
El-Melik (90)Maddî ve manevî güçlü olmak, insanlara sözlerini anlatıp dinletebilmek, emir sahibi olmak.
El-Kuddûs (170)Maddî ve manevî her türlü temizlik, kalp temizliği, ruhî hastalıklardan iyileşmek.
Es-Selâm (131)Korkulan her şeyden emin olmak ve esenliğe çıkmak.
El-Mü’min (137)Güvende olma, güvenilir insan olmak, kötü hastalıklara düşmemek.
El-Muheymin (145)İnsanlardan korunmak ve onların düşüncelerine akıl erdirebilmek.
El-Aziz (94)Düşmanlara galip gelmek.
El-Cebbâr (206)İstek ve arzuların olması, insanların ve cinlerin şerrinden emin olmak.
El-Mütekebbir (662)İzzet, refah ve gerçek büyüklüğe erişmek, halk tarafından sevilmek.
El-Hâlık (731)İşlerde üzüntü ve sıkıntıdan kurtulmak, başarılı olmak.
El-Bâri (214) İşte başarılı olmak, maddî ve manevî sıkıntılardan kurtulmak.
El-Musavvir (336) Maksat ve meramına ulaşmak ve ifade etmek, en zor işleri başarmak ve bir işte uzmanlaşmak.
El-Gaffâr (1.281) Bağışlanmak ve günahlardan korunmak.
El-Kahhâr (306) Zalimlerin ve din düşmanlarının kahrından kurtulmak.
El-Vehhâb (14) Sıkıntısız ve maddî açıdan rahat bir hayat sürmek.
Er-Rezzâk (308) Bol rızıklı bir ömür geçirmek.
El-Fettâh (489) Maddî ve manevî hayır kapılarının açılması, ticarette başarıya ulaşmak.
El-Alim (150) İlim zenginliği için.
El-Kâbid (903) Zalimin zulmünden kurtulmak.
El-Bâsit (72) Rızkının genişlemesi ve bereketin artması.
El-Hafid(1.481) Kötüden, kötülerden ve belalardan korunmak.
Er-Rafi’ (351) İnsanlar içinde ve işinde yükselmek, tevazu sahibi olmak.
El-Muiz (117) Fakir ve zelillikten kurtulmak.
El-Muzil (770) Düşmanları zelil etmek.
Es-Semi’ (180) Duaların kabul olması.
El-Basir (302-112) Acziyetin kalkması, basiretli olmak.
El-Hakem (68) Haklı davasını kazanmak, insanlar arasında hak ile hüküm vermek.
El-Adl (104) Adaletli olmak, haklı davayı kazanmak.
El-Latîf (129) Dileklerin olması, kısmet ve rızkın artması.
El-Habîr(812) Hafıza ve idrakin genişlemesi.
El-Halîm (88) Ahlâk güzelliği ve yumuşak huylu olmak, hiddet ve sinirin gitmesi.
El-Azîm (1.020) Sözünün tesirli olması ve sözü dinlenir olmak.
El-Gafûr (1.286) Günahların affı ve kötü ahlâktan korunmak.
Eş-Şekûr (526) Talihin açıklığı, kendine verilen nimetlerin şükrünü eda etmek, bol rızık için.El-Aliyy (110) Zilletten kurtulmak, ilim, derecelerin artması.
El-Kebîr (232) Maddî ve manevî büyüklük, hürmet sahibi olmak.
El-Hafîz (998) Nefsinin ve malının korunması.
El-Mukît(550)Muhtaç olunan şeyi kazanmak ve rızık.
El-Hasîb (80)Herkese karşı açık alınlı olmak.
El-Celîl (73-5.329)Gerçek yüceliğe erişmek, zalim ve zorbayı zelil etmek.
El-Kerîm (270)Bol rızık sahibi olmak, cömert olmak ve kolaylıklara nail olmak.
Er-Rakîb(312) Her işte Allah’ın koruması altında olmak, bunu hissetmek, hafızasının kuvvetlenmesi.
El-Mücîb (55-3.025)Duaların kabul olunması.
El-Vâsi'(137) Ömür uzunluğu, sıhhat ve rızık genişliği için.
El-Hakîm (78-6.084)İlim ve hikmet sahibi olmak, uzağı görmek, hikmetli iş yapmak.
El-Vedûd (20-400)İnsanların sevgisini kazanmak.
El-Mecîd (57-3.249)İzzet ve şerefin artması.
El-Bâis (573)Kuvvetli irade ve alacaklarını almak.
Eş-Şehîd (319) Şehid olmak, heybetli olmak, halk arasında sevilmek.
El-Hak (108) Sağlam bir imana ve doğru bir ibadet hayatına sahip olmak, başladığı işin sonunun gelmesi.
El-Vekîl (66)Allah’tan her türlü yardım görmek.
El-Kavî (116)Kansızlık ve vücudun güçlü olması, zor işleri kolaylıkla halletmek.
El-Metîn (500)Maddî ve manevî dayanıklı, sağlam ve iradeli olmak, hastalıklardan kurtulmak.
El-Veliyy (46-2.116)Her işte Allah’ın yardımını istemek.
El-Hamîd (62-3.844)Kazancın genişlemesi, Allah’ı çokça hamd etmek için yardım istemek.
El-Muhsî (148)Zekânın kuvvetli olması.
El-Mübdi (57)Her işte muvaffak olmak, ummadığı yerden yardım gelmesi.
El-Muîd (124) Elden kaçanı geri kazanmak, Allah’ın ahirette yeniden dirilme hakikatini ruhlarımıza duyurması.
El-Muhyî (68) İşlerin başarılı olması, hastalıklardan kurtulmak.
El-Mumît (490) Harama bakmamak, kötülüklerden vazgeçmek, devamlı ahireti hatırlamak.
El-Hay (18-324)Sözün tesirli olması, sözü dinlenir olmak.
El-Kayyûm (156)Bütün işlerde yardımı Allah’tan beklemek, isteklere nail olmak, rızkın devamlı olması.
El-Vâcid (14-196)Aradığını ve kaybettiğini bulmak.
El-Mâcid(48)Kazancın bolluğu ve şerefli bir hayat sahibi olmak.
El-Vâhid/El-Ehad(19-3.669)Kalbin uyanıklığı, isteklerin olması.
Es-Samed (134)Hiç kimseye muhtaç olmamak.
El-Kâdir (305)İstediğini yapmaya güç yetirmek.
El-Muktedir (744)Her işte başarılı olmak.
El-Mukaddim (184)Daima yükselmek.
El-Muahhir (847)Kötü ve belalı birinin veya bir işin kendinden uzaklaşması.
El-Evvel(37)Her hayır işinde birinci olmak.
El-Âhir (801)Ömrün uzun olması.
Ez Zâhir (1.106)Her meselenin zuhuru, açıklığı, gizli olmaması.
El-Müteâlî (551)İstediği makama gelmek ve yüceliğe ermek.
El-Bâtın (62)Nefsi mutmain ve kalbi geniş olmak, iç rahatlığının artması.
El-Vâlî (47)Sözünün tesirli olması, insanların kendini sevmesi.
El-Berr (202)Her halukarda iyilik bulmak.
Et-Tevvâb(409)Tövbelerin kabul olması.
El-Müntekım (630)Zulüm ve fenalıklardan korunmak.
El-Afuvv (156)Rızık bolluğu, kalp huzuru, affedilmek.
Er-Raûf (287)Merhametinin artması, hiçbir varlıktan zarar görmemek.
Mâlikü’l-Mülk (212)Mal ve kazanca zarar gelmemesi, maddî ve manevî derecelerin artması.
Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (1.100)İşlerin kolay ve âsân olması, insanların kendini sevmesi.
El-Muksit (209)Eşlerin arasını düzeltmek ve adaletli olmak.
El-Câmi(114)Küsleri barıştırmak ve hayırların birleşip toplanması.
El-Ganî (1.060)Gerçek zenginlik, servet ve geniş rızık, insanlar tarafından sevilmek.
El-Muğnî (1.100)Geçim genişliği, bol rızık ve zenginlik.
El-Mâni’ (161)Kaza ve belalardan emin olmak.
Ed-Dârr (1.001)Zararlı kişilerden emin olmak ve onları Allah’a havale etmek.
En-Nâfi’ (201)Hastalıklardan korunmak, şifa bulmak, zararlardan uzak durmak.
En-Nûr (256)Doğruyu ve yanlışı görüp kalp nuruna sahip olmak.
El-Hâdî(20-400)Doğru yolu bulmak ve çocuklarının serkeş olmaması.
El-Bedî’ (86)Allah’ın yardımına nail olmak, maddî ve manevî güzellik için.
El-Bâkî (113)Ömrün uzunluğu ve sağlıklı olmak.
El-Vâris (707)Uzun ömür, bol mal, şeref ve rızık sahibi olmak.
Er-Reşîd (514)Güzel ahlâk sahibi olmak, kötü alışkanlıklardan korunmak.
Es-Sabûr (298)Başladığı işi kolay bitirmek, sinirini yenmek ve sabırlı olmak.
10 Ocak 2010: 00:17 #764053Anonim
Hepinizden de Allah razı olsun çok güzel ve bilgilendiren paylaşımlar
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.