• Bu konu 3 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #658225
    Anonim

      ANNE-ÂYETLER
      Bakara-83 – Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: “Allah’dan başkasına ibadet etmeyin.
      Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin,
      İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin” demiştik.
      Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmektesiniz.

      180 – Sizden öleceğini anlayan biriniz, geriye mal bırakacaksa;
      Anası, babası ve akrabaları için, münasip bir tarzda vasiyet etmesi size farz kılındı.
      Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvâlılar üzerine borçtur.
      Bu farz, 4,11-12 de miras paylarını kesin olarak bildiren hükümle neshedilmiştir.

      215 – Sana Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar.
      De ki: İnfak edeceğiniz mal anne baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış gariplere gidecektir.
      Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir.

      233 – Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler. Bu, emzirmeyi mükemmel şekliyle uygulamak isteyenler içindir.
      Annelerin, münasip şekilde yiyeceğini giyeceğini sağlamak, babanın görevidir.
      Hiçbir kimse takatinin dışında bir görevle yükümlü tutulmaz.
      Çocuk yüzünden ne annesi, ne de babası zarar görmemelidir.
      Babanın varisine de aynı vazife yaptırılır.
      Fakat anne baba aralarında görüşüp anlaşmaya vararak, iki yıldan önce, çocuklarını sütten kesmek isterlerse, kendilerine bir vebal yoktur.
      Şayet çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz,
      Kendilerine vereceğiniz ücreti münasip tarzda ödemek şartı ile, bunda da size vebal yoktur.
      Bununla beraber Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.

      Âl-i İmran-6 – O’dur ki annelerinizin rahimlerinde size dilediği şekli verir. Ondan başka tanrı yoktur. azîzdir, hakîmdir: (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibidir)

      Nisa-7 – Ana baba ile yakın akrabanın terikelerinde erkeklere hisse bulunduğu gibi, ana baba ile yakın akrabanın terikelerinde kadınlara -azından da çoğundan da- farz olarak belirlenmiş hisseler vardır.
      Bu âyet mirasda beş prensip koyar: 1.Erkek gibi kadın da mirastan pay alır. 2.Az çok bütün mallar mirasa tâbidir. 3.Bu kural taşınabilir ve taşınamaz bütün mallar için geçerlidir. 4.Ölen kişi mal bırakırsa miras söz konusu olur. 5.Yakın akraba varken uzak akrabaya miras düşmez. Bu beş prensibi gayet özlü ihtiva eden bu âyet giriş yapılarak sonra miras payları belirtilir.

      11 – Miras konusunda, Allah çocuklarınız hakkında şöyle emreder: Erkeğin hakkı, kadının hissesinin iki mislidir. Şayet kadınların sayısı ikiden fazla ise onlar terikenin üçte ikisini alırlar. Eğer kız evlat tek ise terikenin yarısını alır.
      Ana babaya gelince, ölenin çocuğu varsa, onun terikesinden her birine altıda bir hisse vardır. Eğer çocuğu yoksa ve kendisine ana babası varis oluyorsa annesine üçte bir hisse vardır.
      Şayet ölenin kardeşleri varsa, ölenin yaptığı vasiyetin ifasından ve borcunun ödenmesinden sonra annenin hissesi altıda birdir.
      Ana babanız ile evlatlarınızdan hangisinin size daha faydalı olacağını siz bilemezsiniz. Bunlar Allah’ın koyduğu farzlardır. Allah muhakkak ki alîm ve hakîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir).

      Mirasta erkek evlat, kızın iki mislini alır. Zira İslâma göre erkek ailesini geçindirmekle yükümlüdür. Kadının böyle bir görevi yoktur. Kadının yükü kocasına ait iken, koca ailesini, çocuklarını, duruma göre anne ve babasının nafakasını yüklenmek zorundadır. Dolayısıyla bu hüküm tam adalettir.

      12 – Eşlerinizin çocukları yoksa terikelerinin yarısı siz kocalarındır.
      Eğer çocukları varsa dörtte biri size aittir. Bütün bunlar, yaptığı vasiyetin ve üzerindeki borcun ifasından sonradır.
      Sizin de çocuğunuz yoksa terikenizin dörtte biri eşlerinizindir.
      Eğer çocuğunuz varsa terikenizin sekizde biri onlara aittir.
      Bunlar da yapacağınız vasiyetin ve borcunuzun ödenmesinden sonradır.
      Eğer miras bırakan erkek veya kadın, çocuğu ve ana babası olmayan bir kimse olur ve onun erkek veya kız kardeşi de bulunursa, bunlardan her birinin hissesi altıda birdir.
      Şayet onların sayısı daha fazla ise, o takdirde onlar üçte bir hisseye ortak olurlar.
      Bu da yapılan vasiyet ve borcun ödenmesinden sonradır.
      Bütün bunlar, varisler zarara uğratılmaksızın yapılacaktır.
      Bu, Allah tarafından size bir buyruktur. Allah alîm ve halîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, cezalandırmada aceleci değildir).

      23 – Ey mümin erkekler! Şunlarla nikâhlanmanız haram kılınmıştır: Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz,
      Halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları,
      Sizi emziren sütanneleriniz, süt kızkardeşleriniz,
      Kayınvalideleriniz, kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız.
      Fakat zifafa girmediğiniz eşlerinizin kızlarını nikâhlamanızda beis yoktur.
      Keza öz oğullarınızın eşleri ile evlenmeniz ve iki kızkardeşi nikâhınız altında birleştirmeniz de haram kılındı.
      Ancak daha önce geçen geçmiştir. Çünkü Allah gafur ve rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).

      #760218
      Anonim

        Sütanne ve kardeşlerinde de, nesep (soy) yönünden olan mahremliğin cari olduğu âyette vurgulanmaktadır.

        33 – Ana ve babanın ve diğer akrabaların ölümlerinden sonra bırakacakları her terike için vârisler belirledik.
        Yemin akdinin sizi bağladığı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.

        36 – Yalnız Allah’a ibadet edip O’na hiçbir şeyi şerik yapmayın.
        Anneye, babaya, akrabalara,
        Yetimlere, fakirlere, yakın komşulara, uzak komşulara,
        Yol arkadaşına, garip ve yolculara,
        Elinizin altındaki (köle, cariye, hizmetçi, işçi) lere de
        Güzel muamele edin. Bilin ki Allah kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri sevmez.

        135 – Ey iman edenler! Haktan yana olup vargücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin. Allah için şahitlik eden insanlar olun.
        Bu hükmünüz ve şahitliğiniz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. İsterse onlar zengin veya fakir bulunsun; çünkü Allah her ikisine de sizden daha yakındır.
        Onun için, sakın nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip bükerek gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün şahitlikten kaçarsanız, iyi bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

        Mâide-17 – “Allah, Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır.
        De ki: “Eğer Allah Meryemin oğlu Mesihi, annesini ve dünyada bulunanların hepsini imha etmek istese, O’na karşı kimin elinden bir şey gelir? Kim O’nu engelleyebilir?
        Doğrusu göklerin, yerin ve ikisi arasında olan bütün varlıkların hâkimiyeti Allah’a aittir. O dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir.

        75 – Meryem oğlu Îsâ Mesih sadece bir Resuldür. Nitekim ondan önce de bir çok elçi gelip geçmiştir. Onun annesi de çok dürüst, son derece iffetli bir hanımdı. Her ikisi de diğer insanlar gibi yemek yerlerdi.
        Dikkat et: Biz onlara delilleri nasıl açıklıyoruz. Sonra bak nasıl oluyor da akılları çelinip bu hakikatlerden vazgeçiyorlar!

        110 – Allah o gün buyuracak ki: “İsa! Hem senin, hem annenin üzerindeki nimetimi iyi düşün!
        Düşün ki: Ben Seni Ruhu’l-kudüsle desteklemiştim. Sen beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşmuştun.
        Ben sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncili öğretmiştim.
        Sen, Ben’im iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyor, ona üflüyordun; o da Ben’im iznimle kuş oluveriyordu.
        Düşün ki: Sen Ben’im iznimle anadan doğma âmanın gözünü açıyor, abraşı da iyileştiriyordun.
        Düşün ki: Sen Ben’im iznimle ölüleri kabirden diri olarak çıkarıyordun.
        Hani Ben İsrailoğullarının şerlerini (öldürme kasıtlarını) senden defetmiştim.
        Kendilerine apaçık deliller, mûcizeler getirdiğin zaman da onların kâfirleri: “Bu besbelli bir büyüden başka bir şey değil” demişlerdi.

        116-118 – Hem Allah Teâla: “Ey Meryem oğlu İsa!” Sen mi insanlara “Beni ve annemi Allah’tan gayrı iki tanrı edinin” diye sorguladığı vakit o şöyle diyecek:
        “Hâşa! Sen şerikden ve her noksandan münezzehsin Ya Rabbî! Hakkım olmayan bir şeyi söylemem doğru olmaz, bana yakışmaz.
        Hem söylediysem malûmundur elbet. Benim varlığımda olan her şeyi Sen bilirsin, ama ben Sen’in Zatında olanı bilemem. Bütün gaybleri hakkıyla bilen ancak Sen’sin.”
        “Sen ne emrettinse ben onlara, bundan başka bir şey söylemedim. Dediğim hep şu idi: “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”
        “Ya Rabbî! Ben aralarında olduğum müddetçe onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları görüp denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gerçekten her zaman, her şeye hakkıyla şahitsin.
        Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen’in kullarındır. Onları affedersen, aziz-u hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin.”

        #760220
        Anonim

          En’am-151 – De ki: “Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını ben okuyup açıklayayım:
          O’na hiçbir şeyi ortak yapmayın, anneye babaya iyi davranın, fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin, çünkü sizin de onların da rızkını veren Biz’iz.
          Kötülüklerin, fuhşiyatın açığına da gizlisine de yaklaşmayın.
          Allah’ın muhterem kıldığı cana haksız yere kıymayın.
          İşte aklınızı kullanırsınız diye Allah size bunları emrediyor.
          A’raf-27 – Ey Âdem’in evlatları! Şeytan, edep yerlerini açığa çıkarmak için, annenizle babanızı -üzerlerinde ki takvâ elbiselerini çıkarttırmak sûretiyle- cennetten uzaklaştırdığı gibi, sakın sizi de belaya uğratmasın. Çünkü o da, askerleri de sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerlerden sizi görürler. Doğrusu Biz şeytanları iman etmeyenlerin dostları yapmışızdır.
          150 – Mûsâ pek öfkeli ve üzgün olarak halkına dönünce:
          “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini çarçabuk terk mi ettiniz!” dedi ve… levhaları yere bırakıverdi.
          Kardeşini başından tuttu, kendisine doğru çekiyordu.
          Harun ise ona: “Anamın oğlu!” dedi: “İnan ki bu millet beni fena halde hırpaladı, nerdeyse beni linç edip öldüreceklerdi.
          Ne olur, düşmanlarımı üstüme güldürme, beni bu zalim milletle bir tutma!”
          190 – Fakat Allah kendilerine kusursuz bir çocuk verince, annesi de babası da ölçüyü kaçırıp verdiği çocuk sebebiyle şirke bulaştılar.
          Tuttular, Allah’a birtakım şerikler yakıştırdılar. Halbuki Allah onların yakıştırdıkları her türlü ortaktan münezzehtir.
          Yusuf-99 – Yâkub ailesi Mısır’a gelip Yusuf’un yanına girdiklerinde Yusuf annesi ile babasını kucakladı ve: “Allah’ın dilemesiyle Mısır’a emin olarak girin” dedi.
          100 – Annesi ile babasını tahtına oturttu. Hepsi onun önünde saygı ile eğildiler.
          Yusuf: “Babacığım! dedi, işte küçükken gördüğüm rüyanın tabiri! Rabbim o rüyayı gerçekleştirdi.
          O, bana nice ihsanlarda bulundu: Beni zindandan kurtardı ve nihayet,
          Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra
          sizi çölden getirip bana kavuşturmakla da beni ihsanına mazhar etti.
          Gerçekten Rabbim dilediği kimse hakkında latifdir (dilediği hususları çok güzel, pek ince bir tarzda gerçekleştirir). Şüphesiz O alîmdir, hakîmdir (herşeyi hakkıyla bilen, tam hikmet sahibidir)”
          İbrahim-41 – “Ey Rabbimiz! Beni, annemi, babamı ve bütün müminleri kıyamet günü affeyle.”
          İsrâ-23 – Rabbin şöyle buyurdu: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin.
          Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa
          Sakın onlara hizmetten yüksünme, “öff!” bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle.
          22-39 bölümü, Medine döneminin başlamak üzere olduğu sırada gittikçe güçlenecek olan İslâm toplumunun hangi temel esaslar üzerine kurulacağını ilan etmektedir. Bkz. 6,151-153
          24 – Şefkatle, tevazu ile kol kanat ger onlara ve şöyle dua et:
          “Ya Rabbî, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse,
          ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur!”
          25 – Rabbiniz ruhlarınızdaki duyguları pek iyi bilir.
          Eğer siz iyi iseniz şunu bilin ki Allah kötülüklerden, özellikle anne ve babasına yaptığı kötü muamelelerden, tövbe edenlere karşı, günahları çok affedicidir.

          #760223
          Anonim

            Kehf-80 – Oğlan çocuğuna gelince: Onun ebeveyni mümin insanlar idi.
            Bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.
            Meryem-14-(Yahya) Anne ve babasına iyi davranan hayırlı bir evlattı, asla zorba ve isyankâr biri değildi.
            28 – “Ey Harun’un kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!”
            Tâ Hâ-38 – O vakit annene ilham edip dedik ki:
            40 – Kızkardeşin, denizden seni alanların yanına varıp: “Ona iyi bakacak birini size buluvereyim mi?” diyordu. Böylece seni annene kavuşturduk ki gözü aydın olsun, üzülmesin.
            Derken sen büyüdün, bir adam öldürdün de seni kederden biz kurtardık.
            Seni, ey Musâ, türlü türlü imtihanlarla sınayıp yetiştirdik.
            Bu yüzden de yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da takdirimizle, buraya geldin!
            Hacc-2 – Onu(kıyamet gününü) göreceğiniz gün… Çocuğunu emziren anne, dehşetten çocuğunu unutup terkeder. Hâmile olan her kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmuş görürsün, halbuki gerçekte onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azabı pek çetindir.
            Mü’minûn-50 – Meryem’in oğlunu ve annesini birer ibret vesilesi kıldık ve onları pınarları akan ve yerleşmeye elverişli yüksekçe bir yere yerleştirdik.
            Nûr-61 – Görme özürlü, topal veya hasta gibi özürlülerin
            sizin evlerinizden yemek yemelerinde mahzur olmadığı gibi,
            sizin de eşlerinize yahut çocuklarınıza ait evlerinizden,
            babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden,
            erkek kardeşlerinizin, kız kardeşlerinizin evlerinden,
            amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden
            yahut anahtarları size bırakılmış sahip çıkmanız istenen yerlerden
            veya arkadaşlarınızın evlerinden yemek yemenizde mahzur yoktur.
            İster toplu, ister ayrı ayrı yemenizde de sakınca yoktur.
            Evlerinize girdiğiniz zaman Allah katından kutlu, feyizli ve bereketli bir iyi dilek temennisi olarak birbirinize selam verin.
            İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor. Umulur ki düşünüp hikmetini anlarsınız.
            Kasas-7 – Bunun içindir ki Mûsâ dünyaya gelince annesine şöyle ilham ettik:
            “Onu bir süre emzir, şayet onun başına bir şey geleceğinden endişe edersen, ırmağa bırak, hiç endişe etme, hiç üzülme;
            Zira Biz onu sana kavuşturacağız ve onu resullerden yapacağız.”
            10 – Mûsâ’nın annesi, çocuğunun Firavun’un eline geçtiğini öğrenince aklı başından gitti, onun dışındaki her şeyi unuttu.
            Eğer, Biz vaadimize inananlardan olması için kalbine sabır kuvveti vermeseydik, nerdeyse işi açığa vuracak, gidip çocuğa sahip çıkacaktı.
            11 – İşte bu haldeyken Mûsa’nın annesi, kızkardeşine: “Sen, çaktırmadan onu izle” dedi.
            O da, kendisini ele vermeksizin kardeşini uzaktan gözetledi.
            13 – Böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu, fakat insanların çoğunun bunu anlamadıklarını öğrensin.
            Ankebut-8Biz insana, ana babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüsünüz ancak banadir. O zaman, size yapmis olduklarinizi haber verecegim.

            #760222
            Anonim

              Lokman-14 – Biz insana, annesine babasına iyi davranmasını emrettik.
              Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımıştır.
              Sütten kesilmesi de iki yıl kadar sürer.
              İnsana buyurduk ki: “Hem Bana, hem de annene babana şükret, unutma ki sonunda Bana döneceksiniz.”
              15 – “Eğer onlar seni, şerik olduğuna dair hiçbir bilgin olmadığı şeyleri,
              Bana ortak saymaya zorlarlarsa sakın onlara itaat etme.
              Ama o durumda da kendileriyle iyi geçin, makul bir tarzda onlara sahip çık.
              Bana yönelen olgun insanların yolunu tut.
              Sonunda hepinizin dönüşü Bana olacak
              ve Ben işlediklerinizi tek tek size bildirip karşılığını vereceğim.
              Ahzab-4 – Allah, hiçbir adamın içinde iki kalb yaratmamıştır. Kendilerine zıhar yaptığınız eşlerinizi anneleriniz kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz mânasız sözlerden ibarettir. Allah gerçeği söyler ve doğru yola iletir.
              6 – Peygamberin müminler üzerinde haiz olduğu hak, onların bizzat kendileri hakkında haiz oldukları haktan daha fazladır. (O, bir baba konumunda olduğundan) onun eşleri de müminlerin anneleridir. Akrabalar miras bakımından Allah’ın kitabında, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız müstesna, yani dostunuza vasiyetle bir mal bırakabilirsiniz. Bunlar kitapta yazılıdır.
              53 – Ey iman edenler! Yemeğe izin verilmeksizin,
              vaktine de bakmaksızın, Peygamberin evine girmeyiniz.
              Fakat dâvet edildiğinizde hemen girin.
              Yemeği yiyince hemen dağılın, yemekten sonra sohbete dalmayın.
              Çünkü bu hareketiniz Peygamberi rahatsız ediyor, lâkin utandığından, size karşı bir şey söylemiyordu.
              Oysa Allah, gerçeği açıklamaktan çekinmez.
              Eğer müminlerin annelerinden bir şey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyiniz.
              Böyle yapmanız, hem sizin hem de onların kalpleri yönünden daha nezihtir.
              Sizin Allah’ın Resulünü rahatsız etmeniz
              ve kendisinin vefatından sonra onun eşlerini nikâhlamanız asla helâl değildir.
              Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.
              Zümer-6 – O, sizi bir tek candan yarattı. Ayrıca ondan da eşini meydana getirdi.
              Size etlerini yemeniz için deve, sığır, koyun ve keçiden erkekli ve dişili olmak üzere sekiz çift hayvanın helâl olduğunu vahiyle bildirdi.
              O sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde, peş peşe yaratır. İşte gerçek İlah olan Allah, bunları yapan Rabbinizdir. Bütün mülk ve hakimiyet O’nundur. O’ndan başka tanrı yoktur. Hâlâ nasıl oluyor da hak yoldan vazgeçiriliyorsunuz?
              Ahkaf-15 – Biz insana, anne ve babasına güzel muamele etmesini emrettik.
              Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice güçlüklerle doğurmuştur.
              Çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer.
              Nihayet insan gücünü kuvvetini bulup daha sonra kırk yaşına girince
              “Ya Rabbi!” der. “Gerek bana, gerek anneme babama lütfettiğin nimetlerine şükür yoluna beni sevket.
              Senin razı olacağın makbul ve güzel iş yapmaya beni yönelt ve bana salih, dine bağlı, makbul nesil nasib eyle!
              Rabbim senin kapına döndüm, ben sana teslim olanlardanım.”
              17 – Fakat bir de öyleleri var ki, kendisini imana dâvet eden anne ve babasına:
              “Öf be! Yetti artık! Benden önce nice nesiller ölüp de geri dönmediği halde, siz beni mezarımdan dirilip çıkarılmakla mı korkutuyorsunuz!” derken,
              onlar: Allah’a sığınıp yalvararak oğullarına:
              “Yazık ediyorsun kendine! derler, imana gel, Allah’ın vaadi elbette gerçektir.”
              O ise yine de: “Bu âhiret inancı eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diye diretir.
              Necm-32 – O iyiler, ufak kusur ve günahlardan olmasa da, büyük günahlardan, aşikâr hayâsızlıklardan kaçınırlar. Senin Rabbinin mağfireti boldur.
              O sizi topraktan yaratırken ve siz annelerinizin karınlarında döl halinde iken mayanızın ne olduğunu gayet iyi bilir.
              Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın, övünüp durmayın. Çünkü kimin Allah’ı daha çok sayıp O’na karşı gelmekten sakındığını O pekiyi bilmektedir.
              Mücadele-2 – İçinizden kadınlar hakkında zıhar yapanlar bilsinler ki onlar kendilerinin anneleri değildir, onların anneleri sadece kendilerini doğurmuş olanlardır. Onlar gerçekten çirkin ve yalan bir söz söylüyorlar. Bununla beraber, Allah’ın affı ve merhameti çoktur (geçmiş durumlar hakkında tövbe edenleri affeder)
              Talak-6 – Boşadığınız eşlerinizi, imkânlarınız nisbetinde oturduğunuz meskenlerin bir bölümünde iddetlerini tamamlayıncaya kadar oturtun. Onlar üzerinde çıkıp gitmelerini sağlamak için bir baskı kurmak niyetiyle onlara zarar vermeye kalkışmayın.
              Eğer onlar hamile iseler, çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Sonra boşadığınız eşlerle ilginiz kesilince sizin hesabınıza çocuklarınızı emzirirlerse, ücretlerini verin.
              Aranızda ücret işini meşrû çerçevede, örfe uygun olarak güzellikle görüşüp sonuçlandırın. Eğer annesinin çocuğu emzirmemesi sebebiyle sıkıntıya düşerseniz, bu takdirde baba, ücret vererek bir başka emziren kadın bulacaktır.
              Nuh-28 – “Ya Rabbî, beni, anamı, babamı ve evime mümin olarak girenleri, erkek ve kadın olarak bütün müminleri affeyle.
              O zalimleri ise, daha da beter eyle, daha da perişan eyle!”
              Abese-34-36 – İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar.
              kaynak
              selman sivridilli

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.