- Bu konu 15 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Ekim 2011: 19:16 #798440
Anonim
ANNE – BABA OKULU [Ders 16]
Hoşça vakit geçirebilmek için çocuğunuza zaman ayırın
Her ebeveyn mutlaka çocuğuna zaman ayırır. Çocuğunun yemeğini hazırlama, küçükse yemeğini yedirme, üzerini değiştirme, altını temizleme veya büyük yaşlarda ders çalışırken çocuğa yardım etme gibi zamanların her biri aslında çocuğa ayrılmış zamanlardır.
Ancak burada kastedilen bu şekilde ayrılan zamanlar değildir. Maalesef birçok ebeveynin çocuğuna ayırdığı zaman dilimleri yukarıda bahsettiğimden çok da fazla değildir. Bu şekilde, ebeveyn ile çocuğun paylaşım yaşaması pek fazla düşünülemez. Çünkü bu şekilde sadece, ebeveyn çocuğun ihtiyaçlarını gidermesini sağlıyor; çocuk ise ihtiyaçlarını gideriyordur.
Bazı ebeveynlerin yaptığı, yani çocuklarına ayırdıkları zaman biraz daha geniş kapsamlıdır. Mesela; çocuğun mutlu olması için ebeveynin çocuğu parka götürmesi veya evde onunla oyun oynaması gibi… Bu ebeveynlerin kaçırdıkları yegâne nokta ise çocuğu ebeveyndeki mutluluğu görme arzusudur. Çocuk bir şey paylaşırken ebeveyninin de mutlu olmasını ister. Şöyle ki; kendisini parka götüren annesinin sıkıldığını gören çocuğun coşkusu, ebeveyninin de mutlu olduğunu gören çocuğun coşkusundan çok daha az olacaktır. Veya bazı ebeveynlerin evlerinde çocukları ile oynadıkları veya sohbet ettikleri halde “yeter artık”, “bir daha seninle oynamayacağım” gibi serzenişlerde bulundukları ve bu paylaşımdan çok da hazzetmediklerini çocuklarına belirttikleri görülür. Bu negatifliği hisseden çocuk da yeterli doyuma ulaşmayacak, kendisine zaman ayrılmış olsa bile bu zaman niteliksiz zaman olduğundan çocukla ebeveyn arası bağı kuvvetlendirmeyecektir.
Yine bunun gibi bazı ebeveynler ise çocuklarını kendileri için keyifli olan, fakat çocukları için sıkıcı olan mekânlara götürürler ve bu mekânlarda, çocuklarından yetişkin olgunlukları beklerler. Bu şekilde de ebeveyn-çocuk paylaşımı sağlanmaz.
Olması gereken çocuğa zaman ayrılmasıdır, ancak bu zaman diliminden hem çocuğun ve hem de ebeveynin keyif alması beklenir. Bu, geçirilen zamanın nitelikli olması açısından önemlidir. Yani bu süreç hem çocuğu ve hem de ebeveyni mutlu etmelidir. Aksi takdirde ilişkinin pozitif olması bir yana paylaşılan bu zaman diliminde tartışmalar olacak ve ilişki daha da negatifleşecektir.
[HR][/HR]
Çocuğunuza değer verin ve bunu hissettirinHer çocuk değerlidir. Ve bu değeri görmek çocuğunun en doğal hakkıdır. Çocuk değerli olduğu hissederse bu onun gerek özgüvenine ve gerekse çevreye bakış açısına doğrudan yansır. Kendisine değer verilen çocuk;
1. Her şeyden önce özgüvenli olur.
2. Pozitif bakış açısına sahip olur ve çevreye pozitif yaklaşımlarda bulunur.
3. Başlangıçta ebeveynine ve yaşamının ileriki yıllarında çevresine değer vermeyi bilir.
4. Sağlıklı kişilik gelişimi sağlanır.
5. Kendisinden beklenilenleri gerçekleştirme ve başarılı olma konusunda gayretli olur.
6. Her şeyden önemlisi mutlu olur ve ebeveyni ile ilişkileri olumlu olur.
Bütün bu sebeplerden dolayı çocuğunuza birey olma saygınlığı içinde değer vermelisiniz. Çocuğunuzla konuşurken onun yüzüne bakmayı ihmal etmemeli, rahatsız olduğunu bildiğiniz davranış ve şakalardan kaçınmalısınız. Çeşitli konularda kendisinden fikir almalı ve bu fikirleri değerlendirmeye aldığınızı hissettirmelisiniz. Hitaplarınıza ve davranışlarınıza dikkat ettiğiniz oranda birebir paylaşımlar yaşayarak ve çocuğunuza özel zaman dilimleri ayırarak çocuğunuza değerli olduğunu hissettirebilirsiniz.
[HR][/HR]
Birlikte zevkli vakit geçirinBir düşünün lütfen;
Çocuğunuzla veya çocuklarınızla neler paylaşıyorsunuz? Burada kastettiğimiz çocukla aynı mekânda bulunmak değil tabii ki. Çocukla hem sözel anlamda hem duygusal anlamda ve hem de davranışsal anlamda paylaşım yaşamayı kastediyorum. Bazı ebeveynler en ufak işlerini bile çocuğuyla paylaşım yaşama adına değerlendirebilirken, bazı ebeveynler ise çok geniş zamanları olmasına rağmen bir dakika paylaşım yaşayamazlar. Mesela yemek sofrasında oturmak bir paylaşım anı olarak değerlendirilebilir. Veya bir an bile çocukla kontağa girilmeden yemek bitirilebilir. Yemek esnasında yapılan tatlı sohbetler, sofrada çocuktan istenen bir yemek malzemesinin tatlı bir üslupla istenmesi, yemek duasıyla başlayıp, yine bir aileyi ikliminde toplayan bir duayla bitirmek hep bir paylaşım vesilesidir. Fakat bunun tam aksi sofranın sıkıcı bir ortam haline dönüştüğü aile ortamları da vardır. Görüldüğü gibi aynı durum bir paylaşım vesilesi olabiliyorken, sıkıcı paylaşımdan uzak bir duruma da dönüşebilir. Aynı şey yemek hazırlarken, alışveriş yaparken, evi toplarken de geçerlidir. Yani her ânımız bir paylaşım olabilir.
Fakat oyun oynarken dahi paylaşım yaşandığı düşünülse bile hiç paylaşım yaşanmamış olabilir.
Şöyle ki; çocuğuyla oyun oynadığı halde, bu oyun esnasında çocuğunu eleştiren, sohbet etmek bir yana sürekli tartışan bir ebeveyn paylaşım yaşadığını zanneder; fakat sadece boşa harcanmış bir zaman dilimi ile baş başadır.
Bütün bu nedenlerden dolayı çocuğunuzla her ânınızı paylaşıma dönüştürme adına harekete geçmekle birlikte, keyif alacağınız özel paylaşım sahaları oluşturun. Bunun ilişkinize çok olumlu yansıdığını göreceksiniz.15 Ekim 2011: 19:19 #798441Anonim
3 çeşit sevgi vardır, acaba sizin sevginiz hangi tür sevgi?
Çocuklarınıza karşı sevgi tezahürlerinizi nasıl? Onlara “Uslu olursan seni severim.” ya da “derslerinde başarılı olursan seni severim.” mi diyorsunuz? Şartlı sevgiler kalıcı değildir; sevgiyi tehdit unsuru olarak kullanılması da çok yanlıştır.
‘ÇÜNKÜ’ SEVGİÇocuğunu sevgi ile seven bu ebeveynlerin sevgileri çocuklarındaki bazı özelliklere yoğunlaşmıştır. Bu tarz bir sevgide sevginin bazı özelliklere bağlandığı görülür. Mesela ebeveyni çocuğunu seviyordur; ‘ÇÜNKÜ çocuk derslerinde çok başarılıdır.’ Veya seviyordur; ‘ÇÜNKÜ çocuk ev işlerinde annesine çok yardımcı oluyordur.’ Bu tarz durumlarda ebeveynler çocuklarında mevcut bulunan bu olumlu özellikler kaybolduğunda sevginin yoğunluğunun da azaldığını fark edebilirler. Mesela bu olumlu özellikler azaldığında ebeveynin çocuğuna karşı geliştirdiği tahammül de azalabilir.
Bu şekildeki bir sevgi kimi zaman çocuğa da ifade edilir. Mesela ebeveyn “çok uslu olduğun için seni seviyorum” diyebilir. Bu durumda görüldüğü gibi ebeveynin sevgisi çocuğun uslu oluşuna bağlanmıştır. Burada çocuk uslu olmadığı zamanlar sevgiyi kaybettiğini düşünebilir. Bu sevginin en büyük tehlikelerinden biri zamanla çocuğun da ebeveynine yönelttiği sevginin birtakım unsurlara bağlanabileceği riskidir. Bu noktadan sonra da ebeveyn ile çocuk arasında samimi bir sevgi diyaloğunun kurulması düşünülemez.
Evet belki birtakım vasıflar bireyin kabul görmesini kolaylaştırır, veya ebeveyni ile çocuk arasındaki yakınlaşmayı artırır. Fakat bu vasıfların ebeveynin sevgisinde bir değişiklik oluşturması düşünülemez.
* Her şeye rağmen sever misiniz?Birçok ailenin bu soruya evet dese bile aslında çocuklarını her şeye rağmen sevmediklerini düşünürüm. Belki de kabul etmek istemeseniz bile siz de bu ailelerden birisinizdir. Ebeveynin çocuğunu sevmesi başkadır, çocuğunu her şeye rağmen sevmesi başkadır. Çoğu zaman ebeveynler çocuklarını hayallerindeki çocuk kalıbına sokmak isterler. “Çocuğumu seviyorum; ama…” diye başlayan cümlelerin ardı arkası gelmez. Bir ebeveyn, çocuğundaki her türlü negatifliğe veya yaşadığı her türlü soruna rağmen çocuğunu seviyorsa onu gerçekten seviyordur. Ki, bu boyutta olan bir sevgi çocuk tarafından kesinlikle hissedilir ve pozitif yansımalarla ebeveyn-çocuk arası bağı kuvvetlendirir.
[HR][/HR]
‘İSE’ SEVGİBazı ebeveynlerin çocuklarına yönlendirdikleri sevgi ise “ise sevgidir”. “İse sevgi”de sevgi bazı şartlara bağlanmıştır. Çocuğuna yönelttiği sevgi “ise sevgi” olan ebeveynden şu tarz seslerin yükseldiğini duyarız:
– Sözümü dinlerSEN seni severim.
– Ödevlerini yaparSAN seni severim.
– Yemeğini yemezSEN seni sevmem, küserim vs…
Yukarıdaki örnek cümleler çoğaltılabilir. Bu tarz yaklaşımların akabinde çocuk duygusal anlamda çok fazla yorulacaktır. Çünkü her an ebeveyninin sevgisini ve ilgi, alakasını kaybetme ile karşı karşıyadır. Başlangıçta bunun kaygısını yoğun olarak yaşayan çocukta yaşanması muhtemel bir sorun vardır ki, o da çocuğun bir süre sonra bu sevgiyi umursamayışı ve ebeveynine yönelttiği sevgiyi kısıtlaması olacaktır. Çünkü bir süre sonra o da ebeveynine belli şartlar ileri sürecek ve şartları gerçekleşmediği vakit ebeveynini duygusal anlamda tehdit edecektir. Mesela “harçlığımı artırırsanız sizi severim, dolayısıyla dediğinizi yaparım”, “izin verirseniz…” diye başlayan cümleleri bir süre sonra ebeveyn çocuğundan duyacaktır. Böylesi bir sevgi ise değil ebeveyn-çocuk diyaloğunu güçlendirmeyecek, bilakis aradaki bağı iyice zayıflatacaktır.
Sevgi, şaka yollu bile olsa bir tehdit unsuru gibi çocuğa sunulmamalıdır.
[HR][/HR]
Olması gereken sevgi: ‘RAĞMEN’ SEVGİEbeveyn-çocuk arası bağı kuvvetlendirecek olan “rağmen sevgidir”. Rağmen sevgi, ebeveynin çocuğunu yaşadığı her şeye rağmen, çocuğunda bulunan negatifliklere rağmen seviyor olmasıdır. Şayet bir ebeveyn tüm samimiyetiyle “çocuğumu her şeye rağmen seviyorum” diyebiliyorsa bu çocuk tarafından da hissedilebilecek ve ebeveynin çocuğu adına yaptığı tüm girişimler başarılı bir şekilde sonuçlanacaktır. Çünkü çocuk ebeveyninin samimiyetine ve ebeveyninden gelen her türlü ikazın veya yaklaşımın kendi iyiliği için olduğuna inanmış olacaktır.
Bunun için tek şart kayıtsız şartsız sevgidir yani RAĞMEN SEVGİDİR. Çocuğunu bu şekilde sevebilen bir ebeveyn çocuğuyla ilgili yaşadığı sorunlar veya sıkıntılı süreçler karşısında sevgisinde bir azalma olmadığını görecek ve daha çabuk mesafe kat edebilecektir. Çocuğunu olduğu gibi kabul ettikten ve öylece sevebildikten sonra bu ebeveynler çocuklarında bulunan negatif hasletler karşısında sevgilerini dinamik tutacak ve gerekli önlemleri ona göre alacaklardır. Bu da az evvel belirttiğim gibi ebeveynin daha çabuk mesafe kat etmesini sağlayacaktır.
* Sevginizi göstermeyi ihmal etmeyinÇoğu zaman seviyor olmak tek başına işe yaramaz. Bu sevgiyi çocuğunuza söylüyor ve hissettiriyor olmanız gerekir. Çocuğunuzun sevgi dilini keşfetmeli ve ona göre çocuğunuza yaklaşmalı ve sevginizi hissettirmelisiniz. Çocuğunuz öpülmekten ve okşanmaktan hoşlanıyorsa bedensel sevgi iletilerini ihmal etmemelisiniz. “Ben bedensel temastan hoşlanmam” deyip kestirip atmamalısınız. Veya çocuğunuzun sevgiyi her an işitme ihtiyacı varsa ona “Seni seviyorum” cümlesini sık sık tekrarlamalısınız. Onunla oturup konuşmalı ve birtakım davranışsal mesajlarla sevginizi çocuğunuza göstermelisiniz. Ama sakın “benim sevgim içimde” diyen ebeveynlerden olmayın. Çünkü bu yaklaşım sizin ve çocuğunuz adına duygusal bir kayıp anlamına gelir.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.