• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #637952
    Anonim


      abah bulaşık yıkarken ellerimin annemin ellerine ne kadar benzediğini
      fark ettim.
      Benzemekten de öte; tıpatıp aynısı olmuşlar..
      Ergenlik çağlarımda (hakikaten çekilmez bir yeniyetmeydim) annemin
      ellerine sinir olurdum.
      Ya da şöyle diyelim: Sinir olduğum bir milyon sekiz yüz kırk altı şeyden
      biri de annemin elleriydi.
      Kadıncağızın beni sinir etmek için ellerine özel olarak yaptığı bir şey de
      yoktu.
      Uzun kırmızıya boyanmış cadı tırnakları falan veya lime lime olmuş tırnak
      etleri gibi bir durum da yoktu.
      Sadece şekilsizdi. Yani güzel değildi. Ve ben buna sinir olurdum.
      “Hah” dedim kendi kendime “şimdi senin de bir sıpan olsaydı o da sinir
      olacaktı ellerine. Yeterince güzel değilmiş diye..”
      Şimdi ise o eller biraz daha elimin içinde kalsın diye ne numaralar
      çekiyorum…
      Yok üşüdüm, tutsana elimi, yok kremi fazla sürdüm, alsana birazını,
      tırnakların uzamış, törpüleyeyim mi..

      Aslında düşününce, eller dışında da anneme her geçen gün daha çok
      benziyorum.
      Eskiden çok umurumda olmazdı şimdi evde ufacık bir dağınıklık olsa
      sıkılıyorum.
      Sabah kalkar kalkmaz temizlik yapmaya başlıyorum.
      Hesapça çay demleninceye kadarki vakti değerlendirmiş olacağım.
      Çay zift oluyor, ben hâlâ bir yerleri siliyorum.

      Aynı annem gibi ben de masa örtülerini düzeltmeden yanlarından geçmiyor,
      hoh yapıp silmeden aynalara bakmıyor, yerden gübür toplamadan
      ilerleyemiyorum artık.

      Aynı onun gibi sabah kalkınca uzun uzun camdan dışarıya bakmadan güne de
      başlayamıyorum.
      Esnafla iki kelimenin beli kırmazsam aynı onun gibi eksik iş yapmış
      sayıyorum kendimi.

      Daha az süsleniyor ama tıpkı onun gibi daha çok bakım yapıyorum.
      Eskiden tek bir nemlendiriciyi üç kereden fazla kullanamayan ben artık her
      gün sabah akşam sürüyorum.
      Üstelik fındık tanesi kadar miktar, oldu artik ceviz tanesi kadar! Rimel
      ise kurumak üzere..

      Bu kadarla kalsa yine iyi.. Arkadaşlarımdan çok bitkilerimle konuşmama ne
      diyorsunuz?
      Ya da yalnızsam on iki dedi mi en şahane filmi bile seyrediyor olsam
      kapatıp cup yatağa giriyor olmama?
      Veya çantamda vızıldayan bir çocuğa verilmek üzere BONBON taşımaya
      başlamama?

      Ben de şaşırıyorum ama gerçek.
      Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorum
      artik!…
      Tek kaygım şu: Bir gün ben de YOĞURT KAPLARINI biriktirmeye başlayacak
      mıyım acaba?
      Aklımın almadığı tek şey bu. Bütün dolap içleri yıkanmış, kurulanmış
      yoğurt kaplarıyla dolu.
      Hepsi küçük kuleler şeklinde üst üste dizilmiş, kuzu kuzu bekliyorlar. .
      Kapakları da elbette mevcut.
      Onlarca değil yüzlerce!

      Ne diyeyim…
      Bir gün elimdeki yoğurt kabını deterjanlarken anlarım herhalde kap
      biriktirmenin esbab-ı mucibesini.. .
      ***
      Bu yazıyı geçen sene yine bu günlerde yazmıştım..
      Çünkü hatırlatmak istedim ki annelerimizde kızdığımız, kırıldığımız, dalga
      geçtiğimiz, hafife aldığımız, lüzumsuz gördüğümüz, saçma bulduğumuz ne
      kadar huy, alışkanlık, arzu, istek varsa bir gün hepsini kendimiz de
      edineceğiz . şakanızı, siteminizi yaparken bunu unutmayın istedim.
      Üstelik bazen sadece alışkanlıklar değil bahtlar da annelerden kızlara
      miras kalabiliyor.
      İyi veya kötü..
      Onları eleştirirken, yargılarken bunu da düşünün istedim..
      Çünkü..
      Ben..
      Artık..
      Yoğurt kaplarını biriktirmeye başladım..
      alıntı

      #687582
      Anonim

        bu kadar olur… 😀 bu yaziyi annemin okumasi lazimmmmm 🙂

        tesekkurler bu asiri manali paylasim icin… 🙂

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.