- Bu konu 17 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Haziran 2009: 17:31 #654872
Anonim

Biribirlerine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar.-Kim o? diye seslenir içerdeki.
-Benim, der kapıyı çalan.
-Burada ikimize birlikte yer yok, diye cevap verir öbürü.
Aradan uzunca bir zaman geçer… Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını.
-Kim o? diye sorar yine içerdeki.
– Sen’im, der bu sefer. Ve kapı sonuna kadar aralanır.
Hz. Mevlânâ da;
“Birisinin kalbinde taht kurmak, sevgisini kazanmak istiyorsanız, öylesine sevmelisiniz ki, benliğinizi bırakıp âdeta o olmalısınız” diye anlatır hakiki muhabbeti.
26 Haziran 2009: 14:50 #748276Anonim
İkisi de Ben Mecnûn’um diyordu.
Devrin padişahının kulağına ulaştı iki Mecnûn’un varlığı…
Olmamalı idi böyle bir şey!!
Öyle ya şu koca âlemde tek bir Leylâ var; nasıl olur iki Mecnûn!?…Birisi aşkında kesinlikle sahtekardı padişaha göre…
Ferman çıkardı padişah Tiz gele her iki Mecnûn olma iddiasındakiler!
Ferman padişahın, derhal huzura getirildi iki Mecnûn’da… Padişah sordu:
Bir Leylâ var ne olaki iki Mecnûn? Birinizden biriniz yalancı, sahtekar!
İşimi uzatmayın, hanginiz söyleyin bana hakiki Mecnûn!?..İkisi birden dediler: Padişahım Mecnûn benim!
Padişah imtihan ederim, yazık olur size, doğruyu söyleyin! dedi.
İkisi birden yine imtihanına razıyız ey ulu hükümdar” dediler.Padişan emr buyurdu Hemen kütük ve balta gelsin!
Hanginiz hakiki Mecnûn şimdi anlayacağız dedi.Leylâ’ya olan aşkı için kim elini kestirirse onun Mecnûn olduğunu anlayacağım…
Derhal atıldı Mecnûn’luk iddiasında bulunanlardan biri:Kes hünkârım! Bu el Leylâ’ma kurban olsun!
Koydu elini kütüğe, baltayı vurdu cellat ve eli kesik halde feryâd etti o :
Leylâ’m! Leyla’m!…
Diger Mecnûnluk iddiasında olana yöneldi cellat:
Hadi bakalım sıra sende anlayacağız şimdi sen mi Mecnûn; o mu Mecnûn!…
Mecnûn, öyle bir bakışla baktı ki cellada, cellad korkusundan üç beş adım geriledi.
Behey adam! dedi Mecnûn..
Behey adam! Ben Leylâ’mın elini kestirmeeeemmm!
26 Haziran 2009: 22:30 #748379Anonim
eyvAllah Allah razı olsun
1 Temmuz 2009: 19:27 #749273Anonim
ALLAH razı olsun emeğinize sağlık çok hoş paylaşımlar
6 Temmuz 2009: 22:59 #749797Anonim
ecmain eyvAllah muhterem…
7 Temmuz 2009: 10:21 #749817Anonim
keşke şu yazılar okunduğunda hissedilen samimi duygular zamanımızdada yaşanabilse….
samimiyetin yerini çok başka konular dolduruyor şimdiki zamanda ne yazıkki…
menfaate dayalı çoğunluklar başlangıçlar vede bitişler…..9 Temmuz 2009: 09:33 #749988Anonim
Abdullah Uluğ;142290 wrote:keşke şu yazılar okunduğunda hissedilen samimi duygular zamanımızdada yaşanabilse….
samimiyetin yerini çok başka konular dolduruyor şimdiki zamanda ne yazıkki…
menfaate dayalı çoğunluklar başlangıçlar vede bitişler…..Güzel hasletlerinin hızla hakikatını kaybettigi bir zamanda yaşıyoruz..Bahsedilen sanki yazıdan hikayeden öteye gitmiyor.Rabbim samimilerden eylesin ne diyeyim mübarek Baki selam ve dua ile
9 Temmuz 2009: 09:37 #749989Anonim
hulusi abimden ve inşirah kardeşimden Allah(c.c.) razı olsun…
güzel bir konu eklemişler…
9 Temmuz 2009: 09:54 #749992Anonim
VUSLAT;142683 wrote:hulusi abimden ve inşirah kardeşimden Allah(c.c.) razı olsun…
güzel bir konu eklemişler…Rabbim sizlerdende razı olsun kardeşim.Baki selam ve dua ile
9 Temmuz 2009: 11:20 #750002Anonim

* Varlığımı ve yokluğumu elinde bulunduran Yücelerin En Yücesine duyulan hasret
ve Vuslat duygularımın Tek Sahibine duyulan özlem…9 Temmuz 2009: 13:27 #750014Anonim

Sorma Bana “Hangi Aşk” Diye Aşk… Namlusu kalbime doğrulmuş
… Tetikte bekler… Barut değil, gül kokusudur sızan…
Ya RABBİM!… Senin sevdiğindir sevgilim… Düşmanın; düşmanım!
Bu, benim inancım… Ve aşkım… “Yaratılanı sevmek; Yaratandan ötürü…” Sevebilmek… Sevgiyi Yaratandan ötürü…
Derviş; aşk adamı… Dergah; aşkhane… İbadet; sevgiliye muhabbet…
Su nasıl kaynar gönül ateşiyle?… Çiçeklerin zikri nasıldır ve kimler duyar?
Ve Ferhat’ın dağları erittiği ateş, Şirin’in aşkından ibaret midir?
Sorma bana “Hangi aşk?” diye…
Ve aşktan korkma! Bir göz açıp kapayıncaya kadarsa ömür…
Aşk sonsuz olmalı… “Aşk nasıl sonsuz olur?” Bunu sormalı…
Aşk… Namlusu kalbime doğrulmuş… Tetikte bekler…
Barut değil, gül kokusudur sızan… Gül kokusu; Bulur doğruyu…
Namlu kalbime dayanmış… Sorma bana “Hangi aşk?” diye… Ve tetik; Titrer durur “ALLAH” diye… (alıntı):gül:9 Temmuz 2009: 13:30 #750016Anonim

Var mı böyle bir ahhhın, iki büklüm o kapılarda? Yoksa da amelin, var mı O’nun sevgisinden, O’nun utancıyla, nedametle akıtılmış iki damla gözyaşın? Var mı? Varsa korkma hiç! Burada da orda da SEVGİLİSİN..!
9 Temmuz 2009: 13:37 #750017Anonim

Haydi artık sözler sükut etsin..vuslat anı..
Hadi hazır mısınız…? Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.
kapatın gözlerinizi.. aydınlığınız gönlünüzdeki
O’na olan sevginiz olsun..
göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza. yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..
Işte dost nedir bilmek mi istersiniz.. menfaatsiz.. korkunuz olmayacak.. acaba demiceksiniz..
acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak yüreğinizde çünkü O vaad ediyor..
severseniz severim..
ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak..
sevginizin karşılıksız kalmıcanı bilmek..
şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.
onca sevgiliye bir çare bir derman.
. yürek yakmayan.. yüreğe serinlik veren bir dost.. Vedud olan bir dost.. Rahman olan bir dost.. Rahim olan bir dost.. Ğafur olan bir dost..
sözünde sadık olan bir dost..
surete değil sirete bakan bir dost..
Dost.. dost.. dost.. diye inleyene
Gel.. gel.. gel.. diye nida eden bir dost..
Ben seni sevdim diyene
gel kulumsun diyen bir dost..
suretimle.. maddemle değil.. yüreğimle acziyetimle geldim diyene rahmetinle.. şefkatimle.. inayetimle karşılandın diyen bir dost..
Haydi yandıysa yüreğiniz.
. yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi.. sevginiz hep sevgisiz kaldıysa.. yüreğinize değer verilmediyse..
artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru. kapatın gözlerinizi.. aydınlığınız gönlünüzdeki O”göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza. yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..
O dost ise yürekte serinlik var O dost ise yürekte huzur var O dost ise yürekte coşku var O dost ise yürekte yürek var…
Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise.
İşte o zaman yürekte olana tarif yok.. İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok.
. İşte o zaman yürekte olanı söylicek dil yok.. İşte o zaman O var.. ve O var ise.. Haydi artık sözler sükut etsin.. bırakın yürekleriniz konuşsun.. Seccadeniz sevgiliyle buluşmanız olsun..
göz yaşlarınız sevgiliye hediyeniz olsun.. yüreğiniz sevgiliyle konuşan diliniz olsun..
sevgilinin size nasıl tecelli ettiğiniz işte o zaman..
işte o zaman anlaıcaksınız..
ve işte o zaman anlıcaksınız O dost ise her şey dost
O sevgili ise her şey sevgili…. (alıntı)
:043::gül:9 Temmuz 2009: 18:29 #750045Anonim
aşk akşam karanlık çöktüğünde yorgunluktan uyuyakalmaktır…
9 Temmuz 2009: 21:05 #750054Anonim
medreseli;142774 wrote:aşk akşam karanlık çöktüğünde yorgunluktan uyuyakalmaktır…uyuyakalırsan ertesi sabah aşkının gıcırdadığını görürsün 🙂
Aşk şiddetli bir muhabbettir..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.