• Bu konu 5 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #678017
    Anonim

      wab.jpg

      Bir çoğalmadan ibarettir aşk, bir coşmadan, kabarmadan, büyümeden ibarettir. Devamlı artmayan bir duygunun aşk olması ne mümkün?

      Sözün var olduğu günden beri, en fazla sarf edildiği alan aşktır. Aşk üzerine söylenmiş sözlerin sınırı yoktur. Belki söylenmemiş söz de yoktur; ama her dönemde başka türlü söylenmekten dolayı çoğalan söz vardır. Söz nötr bir varlıktır, üst derecesi kelam, alt derecesi laftır. Sözün kelam derecesinde konusu aşktır. Söze en güzel manayı aşk verir. Bütün boyutlarıyla sözü aşkla söylediğiniz zaman sözün güzelliğini hissedersiniz. Bir cümleyi aşkla yazın; görün cümle ne kadar güzelleşir. Usulen yazılan cümleden muhatabın alacağı pek bir şey yoktur.

      Hayatın aşktan yoksun olduğu hiçbir zaman gösterilemez ki. Bitkinin hayatı olsun, insanın hayatı olsun, dünyanın hayatı olsun, bütün hayatların her kademede aşka ihtiyaçları vardır.

      Aşkla bakmak; yürekle bakmak demektir. Göz sadece bir fonksiyonu yürütür; ama fonksiyonun içini dolduran, onu sanata dönüştüren gönüldür. Biz gözümüzle bakarız; ama gören gönüldür. Gönlümüzde aşk varsa, gözün gördüğü güzeldir.

      “Yalnızca bir türlü aşk vardır; ama görüntüleri binlerce türlüdür” der bir bilge. Üç çeşidini söyleyelim: Aşk beşeridir; şakayla başlar, sorumluluk getirir. Gözden girer, gönülde yaşar. Surete meyledenler ziyandadır. Aşk platoniktir; sohbetle başlar, zahmet getirir. Zihinden girer, gönülde yaşar. Siretini süslemeyenler yol şaşırır. Aşk İlahidir; imanla başlar, vahdete götürür. Gönülde doğar, gönülde yaşar. Sırrı saklamayanlar, başını verir. Aşk, Allahu Teala’nın “Bilinmeyi istedim kainatı yarattım” buyurduğu noktada başlar. Ve oradan bir ırmak gibi birdenbire coşkuyla akar, binlerce yola ayrılır, binlerce ırmak oluşur. Bir baştan binlerce baş oluşur. Onun için bir türlü aşk vardır. Varlığımızı sürdürdüğümüz medeniyet birikiminin içinde aşkın bütün çeşitleri mevcut. Bugün dahi mevcut, biz hangi boyutunda yaşıyorsak aşkın, o türlüsünü tadıyoruz demektir.

      Beşeri aşkın (mecazi aşkın) İlahi aşka dönüşmesi tabii bir seyir. Pek çok sufi İlahi aşk için beşeri aşkı ilk basamak olarak görür. Çünkü Allah güzeldir, güzelliği sever. Mevcudattaki o İlahi kudretin eserine bakarak ancak bir izden asla gidebilir, görüntüden orijinale geçebilir manasında beşeri aşkı ilk basamak olarak görmüşlerdir ve atlamışlardır oradan. İşte; Leyla ile Mecnun. Leyla’nın bir beşer olarak aşkını Kays’ın biriktirmesi… Kays içinde büyüyen o aşkla ileride bir eşikten atlayarak Leyla ile bütünleştirmesi… Buradan da ileri giderek başka boyutlara yol alması… Artık o Hallacın “enel hak” dediği noktadır, o Nesimi’nin cübbemin altında “Allah’tan gayrisi yoktur” dediği noktadır. Gerek baş verirsiniz gerek derinizi yüzerler. Sırları ifşa etmek noktasında aşk biter.

      aşk, acı çekmeyi baştan göze almayı gerektiriyor. Aşkın bir tarifi de acı ve bütün bu acılardan duyulan mutluluk. Onun ötesinde de insanın kabiliyeti. Aşk her gönülde aynı kıvamda varolamaz. Gönül medeniyetindeki gönüllerimiz aşkı değişik boyutlarda alacaktır, o zaman işin içine sırrı da girer. Yani benim sırrım benim kalbime sığacak olan kadardır, daha ötesini kaldıramaz. Sır, acı ve hasret varsa aşk vardır .

      Alem bir aşk için yaratılmış ve “Aşk imiş her ne varsa alemde!..”

      Sevgi üzerine kullanılabilecek bütün mecazları üstüne alınmadır aşk. Aşk acıdır, hasrettir. Hicran ve hayrettir, firkat ve gurbettir. Gözyaşı ve ahtır; tazarru ve münacattır. Aşk ölümdür, can vermedir, kurban olmadır. Canların birbirinde kaynayıp erimesidir; canların can özünde yitirilmesi ve aranmamasıdır aşk. Parçalara böldükçe demiri, mıknatısi güçle bütün parçaların yine birbirlerini aramalarıdır. Arama gücünü yitiren, zayıflatan, küçülten parçalar bırakır; ancak birbirini kovalamayı. Taşın içinde saklı olan ateştir aşk; bir kıvılcım çakınca kuşatır bütün evreni. Atom çekirdeği etrafında saniyede iki bin kilometrelik hızla dönen elektronların karıdır bu. Kudretin özündeki cevherden beşeri estetiğe akıp gelen ilhamdır Aşk ki şiirde Su kasidesi, mimaride Selimiye, musıkide Ferahfeza’dır. Aşk, haddehanelerden dökülen ateş, manaya gebe sözdür. Aşk, meşktir.

      Kalplerimizin incelmesi, yüreklerimizin güzellikleri tatması ve tanıması açısından her insanın aşka ihtiyacı vardır. Çünkü aşk olgunlaştırıcıdır.

      Beşeri boyutta aşkın mekanı ve zamanı çok kısıtlı, insanlar sadece birisinin gözlerini görebiliyor. “Küçüksu’da gördüm seni, gözlerinden bildim seni” gözlerinden başka bir yerinden de bilmesi mümkün değil zaten. Böyle bir kıyafet, böyle bir toplum yapısı, sokakta olmayan bir kadın. Beşeri aşkın sadece gözyaşı getirdiğini, sadece acı getirdiğini, dolayısıyla bizim şairlerimizin de “sevgili” diye hitap ettikleri insanların ancak kokularını duyabildikleri; saba yeli sevgilinin saçının kokusunu getirdiği zaman, acısının en fazla olduğu, yoldan geçecek diye günlerce yolda beklemek, bir haber gelecek diye bir süzgün bakışına, bir gamzeli bakışına muhatap olurum diye günlerce uykusuz kalmak. Bütün bunlar içerisinde beşeri ilişki ve birliktelik çok sınırlı. Bu sınırlılık aşkın bir gömlek daha yükselmesini sağlayabiliyor. İçinizde büyütüyorsunuz, hasretin çoğalması aşkın da çoğalması demek.

      Aşkın en büyük özelliği ruh terbiyesine müsait olması. insanın yaratılışındaki özü, mutlak suretle hissetmesini sağlayacak bir acı ve kederle kalbi yumuşatmak, mumları eritmektir. Kalp mumlaşıp mum da eriyince ister istemez bir yanış, ” Hamdım, piştim, yandım” olur. Yanma son noktadadır. Artık çeşitli tecellileri kabul etmeye hazırız; hoşgörü, affetme, sabır ve hatta bütün ömrünüz boyunca ulaşacağınız duyguları kapsar. Bunu yapmadıkça, kalp çiğ kalır,

      Bugünün nişanlılıkları üç ay, evlilikleri iki-üç sene sürüyor. Çünkü aşk diye yaşanılan şeyler riyakarca yürütülen bir oyundan ibaret. Her iki taraf da gerçek yüzlerini gizliyorlar, karşı tarafa hoş gelecek geçici bir hale bürünüyorlar. Oğlan bir simit alıp gelesiye kadar, kız yeni bir sevgili bulabiliyor mu kendine, ona bakmak lazım. Bu kadar vazgeçilebilir duygulara aşk diyebiliyorlarsa onu sorgulasınlar o halde.

      Bir şeyin aşk olabilmesi için tutkulu olması,gerekir. İştahla yemek yerken hatırlayıp sevileni, yemek boğazda düğümleniyorsa; derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku girmiyorsa gözlere, şen bir mecliste adı anıldığında onun, inziva engin bir boyut kazanıyorsa, hamasi bir söylevin tam ortasındaki bir kelime, bir cümle ne dediğini bilmezleştiriyorsa insanı, işte odur aşk. O ki, göz kapakları kapandığında karanlıkları son bulmuyorsa, ne cür’et aşktan söz edilebilir!?.

      Eskiler Ah mine’l-Aşk yani Ah aşkın elinden!… demişler. Galiba biz de Ah Bine’l-Aşk yani Ah aşka ulaşmak!… demeliyiz

      #807135
      Anonim
        @tebliğ 365582 wrote:


        Aşkla bakmak; yürekle bakmak demektir.
        Göz sadece bir fonksiyonu yürütür; ama fonksiyonun içini dolduran, onu sanata dönüştüren gönüldür. Biz gözümüzle bakarız; ama gören gönüldür. Gönlümüzde aşk varsa, gözün gördüğü güzeldir.

        Aşkın bir tarifi de acı ve bütün bu acılardan duyulan mutluluk.

        Onun ötesinde de insanın kabiliyeti. Aşk her gönülde aynı kıvamda varolamaz.

        Gönül medeniyetindeki gönüllerimiz aşkı değişik boyutlarda alacaktır, o zaman işin içine sırrı da girer. Yani benim sırrım benim kalbime sığacak olan kadardır, daha ötesini kaldıramaz.

        Sır, acı ve hasret varsa aşk vardır .

        Bu güzel yazı için teşekkür ederiz…

        #807605
        Anonim
          @tebliğ 368895 wrote:

          Ey Yaralı ve hüzünlü yüreğim hicret et umuda ,Hicret et bu dünyada en çoooooooooooook mutlu olduğun yegane mekan Mekkeye……..

          Ruhum tüm sessiz çığlıyıla bu gece Oraya uçmak istiyor..Kapanıp o kızgın mermerlerde saatlerce belkide asırlarca secdelerde Ağlamak ağlamak ağlamak ölünceye kadar ağlamak istiyorum…………………………………………………………………………………………………

          İşte Allah ve Resulune gönülden bağlanmak ilahi AŞK bu olsa gerek.
          Bizleri de duygulandırdın kardeşim Allah (C.C.) Razı olsun..

          #807638
          Anonim

            Allah Razı Olsun Abi Şirkette Bir Nefeste Okudum Paylaşımınızı Ellerinize Kaleminize Sağlık Çok Güzel Bir Paylaşım.Her Bir Harfine Noktasına Virgülüne Kadar Katılıyorum.
            Selam Ve Dua İle

            #808004
            Anonim

              Aşk, yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. Bazen ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar. Sultan olur ülke yönetir, şarap olur sarhoş eder. At olup koşar, kuş olup uçar. Hazine olur viran gönüllerde saklanır, kimya olur hakir toprakları altına dönüştürür. Sır olur saklanır, gonca olur açılır.

              Gül bahçesi olur kokusuyla aşıkları mest eder, güneş olur aşıklarının ümit meyvelerini olgunlaştırır. Aşk olunca gönüller birleşir, aşk olunca kıyamet koparcasına hareketlilik olur. Aşk olunca şimşekler çakar, rahmetler yağar. Alemler kıyama kalkarsa aşktandır. Hastaların şifa bulması aşktandır. Aşk ile döner gökler, aşk ile durur kainat. Aşk, Mecnun’dan Leyla’ya bir feryat, Mansur’dan dara bir sır, gözden kalbe bir yoldur.

              #809628
              Anonim

                Dün gece saat 23 sularında medineden bir tefon geldi ..yorgun bedenim adeta huzur buldu!!!

                Bir meslektaşım hacc farizası için o güzel mekanda şu an;Ve tamda ravzanın yanında bana telefon açmış..Söyle dedi ;Hz Resule(sav) söyleceğin bir selamın var mı ?

                Dizim bağı çözüldü bir an;yutkundum acı acı ondan uzak firakların acısı ve burukluğuyla;

                Ve sessizce telefonda mırıldandım o mubareğe bir değil milyon kere selam ve sevgilerimi ilet lütfen dedim;

                AŞKLARIN EN GÜZELİ EN BERAĞI ANCAK ONUN YOLUNA OLAN AŞKTIR …öyle değil mi ??*diğer aşklar bu aşkın yanında sadece teffaruattır !!!!!

                #811468
                Anonim

                  @_vatan_ 368989 wrote:

                  Allah Razı Olsun Abi Şirkette Bir Nefeste Okudum Paylaşımınızı Ellerinize Kaleminize Sağlık Çok Güzel Bir Paylaşım.Her Bir Harfine Noktasına Virgülüne Kadar Katılıyorum.
                  Selam Ve Dua İle

                  Cumlemizden insl.tesekkur ederim

                7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.