- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
9 Temmuz 2007: 21:31 #644519
Anonim
Aziz – sıddık, muhterem Kardeşlerimiz
27 Nisan – 16 Mayıs 2007 tarihleri arasında Hollanda, Almanya, Belçika ve Fransayı kapsayan bir hizmet gezimiz oldu. Bu ülkelerin hepsi Avrupa Birliğine bağlı olduğundan, bir şehirden diğerine geçer gibi bir ülkeden diğerine geçilebiliyor. Merhum Ali Uçar ağabeyimiz buralarda nur tohumlarını serpmiş. Serpilen tohumların günümüzde filizlendiklerini, sümbül ve meyve verdiklerini gördük. Hatta öğrendiğimize göre, 1970 li yıllarda verdiği yüzlerce konferans, diğer İslami cemaatlerin de hareketine vesile olmuş, nice camiler Onun nurlu ve enerji dolu sohbetlerinin neticesi olarak açılmış. Bu vesileyle kendisini rahmetle anıyor ve bazı izlenimlerimizi aşağıda takdim ediyoruz:
HOLLANDA
Hollanda 16 milyon nüfusa sahip gelişmiş bir ülke. Bu nüfusun yaklaşık bir milyonu değişik ülkelerden gelen Müslümanlar. Ayrıca Hollanda asıllı Müslüman kardeşlerimiz de var. Avrupa ülkelerine seyahat edenlerin dikkatini hemen çektiği gibi, buralarda kitap okumak bize göre daha yaygın. Otobüs, tren, metro, tramvay gibi toplu taşıma araçlarında hemen hemen herkesin elinde okuyacak bir şeyler olduğunu görüyorsunuz. Bizde olması gereken manzarayı onlarda görmek, doğrusu insanı şaşırtıyor.
Kültür Bakanlığı’nda çalışan bir zat şöyle anlatmıştı:
“Bakanlığa bağlı üç arkadaş İngiltere’ye görevli olarak gitmiştik. Londra’da bindiğimiz şehir içi otobüste üçümüz dışında herkesin elinde ya bir kitap, ya bir gazete veya dergi vardı.”Hollanda’da tanıştığımız Hollandalılardan biri Add. Kendisi “Gerçeği Araştırma Vakfı” isimli bir teşkilat üyesi. Bunlar, okumayı ve araştırmayı seven bir grup. Bu zat, İslam hakkında çok sorular sordu, okudu, araştırdı. Biz namaza durduğumuzda O da bizimle beraber namaz kılıyordu.
Bir gün bizi evine davet etti. Evinde en dikkatimizi çeken şey, her tarafın kitaplarla dolu olmasıydı. Bu kitaplardan dört tanesini yanımıza getirdi. Bunlardan ikisi Hollandaca Kur’an-ı Kerim meâli idi. Birisi İmam-ı Gazali’nin “El-Munkız mined dalâl” isimli kitabının tercümesi, diğeri ise İslam san’atıyla alakalı kalınca bir kitaptı.Mesleği kasaplık olan bir zatın bu derece kitaplarla iç içe olması bizi hayli şaşırtmıştı. İlk emri “oku” olan bir dinin mensupları olarak, İslam ülkelerinde de benzeri manzaraları görmek temennisiyle oradan ayrıldık.
Eindhoven: Bu gezimizin ilk ve en önemli durağı Eindhoven idi. Hollandanın bu şehrinde eskiden beri güzel hizmetler var. Birbiriyle mütesanid, müfritane irtibatta hayli yol katetmiş abi ve kardeşlerimiz tam bir cemaat ruhuyla hareket ediyorlar. Burada spor salonundan çevrilme geniş salonlu merkezî bir dershane ve ayrıca hanımlar ve gençler için başka dershaneler var.
Eindhovende dikkatimizi çeken bir özellik, risaleleri iyi anlamış ciddi bir ekip tarafından risalelerin Hollanda diline çevriliyor olması. Ekip içinde Hollanda asıllı olup Türkçeyi de gayet iyi bilen bir kardeşimiz var.
Hollanda’da okullarda eğitim dört ayrı dönem halinde yapılıyor ve bir dönemden diğerine geçişte ara tatil oluyor. Bu ara tatiller hizmetlerimiz açısından fevkalade önemli. Bu dönemler, okuma programları ve geziler şeklinde değerlendirilebiliyor. Bizim gittiğimiz günler, ara tatillerden birinin başlangıcı idi. Merkezî dershanede on gün okuma programı ve mütalaalar yapıldı. Hem bu şehrimizden, hem de civar yerlerden gelenler oldu.
Okuma programımız bittiği gün, Belçika’nın Gent şehrine meşverete gitmiştik. Meşveret esnasında Eindhovendeki Ardahanlı Nureddin kardeşimizin acı vefat haberini aldık. 41 yaşındaki bu kardeşimiz 10 yıldır kanser idi, vaktini genelde dershanede hizmetle değerlendirirdi. Ziyaretine gelenler onu hiç müşteki görmedi. Gelenler kendisinden tam bir tevekkül ve metanet dersi alır, öyle giderdi. Cenaze namazı Fatih camiinde geniş bir katılımla kılındı. Gerek vefat günü, gerekse cenazesinin kaldırıldığı gün hayli yağmur yağdı. Hâlbuki Hollandada uzun süredir yağmur yağmamıştı. Bu hal bizlere “Ehl-i imanın dünyadan gitmesiyle, semavat ve zemin, onların üstünde ağlıyor.” hakikatini bir kere daha hatırlatmış oldu. Tam bir sebat ve metanet sahibi bu fedakar kardeşimizi rahmetle yâd ediyor, kabrinde de nurlarla meşguliyetini rahmet-i İlahiyeden niyaz ediyoruz. Cenab-ı Hak onun bedeline nicelerini bu kudsi hizmette istihdam etsin. (Âmin)
Eindhovende okuma proğramının peşinde gençlerle Belçikanın Brüksel ve Fransanın Paris ve Lille şehirlerine üç araba ile güzel bir gezi yapıldı.Leerdam: Hollandanın bu küçük şehrinde yaklaşık yedi yıldır hizmetler var. Önceleri gençlerle evlerde dersler yapılırdı. Şimdi güzel bir dershaneleri olmuş, Türkiyeden okuma programı için gelebileceklere çok müsait olduğunu söylüyorlar ve davet ediyorlar.
Bu şehre daha önce gelişlerimizden birinde şöyle bir olay yaşamıştık: Ders arasında çay içerken genç bir zat şöyle dedi:
“Ben … grubunda görev yapmaktayım. Yakın zamana kadar böyle faaliyetlere pek önem vermezdim, “ülkeyi kurtarmak” gibi daha büyük hedefler önümüze koymuştuk. Ancak Türkiyede yaşanan 28 Şubat süreci bize siyasetin tek başına kurtarmaya yetmediğini gösterdi. Şimdi bu tür çalışmaları benimsiyorum ve destekliyorum.”Benzeri bir durum … grubunun kamp proğramlarına yansıdı. Bunlardan birine konuşmacı olarak çağrıldığımızda, davet eden zat şöyle demişti:
“Eskiden biz siyasileri davet ederdik, onlar da siyasi muhtevalı nutuk atar giderlerdi. Ama artık eğitime ağırlık vermek ve böylece hem kendimizi, hem de buradaki nesillerimizi kurtarmak istiyoruz.”
Benzeri bir haberi Almanyada iken aldık. Bu guruba ait camilerde görev yapan bazı zatlar, risaleleri bilen bir hocamıza müracaat etmişler ve “tek başımıza anlamakta zorlanıyoruz, bir proğram yapalım, beraber mütalaa edelim” demişler.
Rotterdam: Burası Hollandadaki en önemli nur hizmeti merkezlerimizden. Gerek İslam Üniversitesi, gerekse sistemli hizmetlerle dikkat çeken bir şehir. İki büyük mülk dershane var, yeni bir dershane de bu günlerde alınmış. Bu gelişimizde gençlere yönelik hizmetlerde büyük inkişaf olduğunu memnuniyetle müşahede ettik. Buradaki İslam Üniversitesinin tanınma sürecinin 30 Ekim 2007 de netleşeceğini öğrendik, çok sevindik. Bu tarihin, resmen tanınma tarihi olmasını ümit ediyoruz.
ALMANYA
Bu seyahatimizde Almanyanın Aechen, Düisburg, Duesseldorf, Lemgo, Bielefeld, Hannover ve Berlin şehirlerine uğradık. Bundan beş ay önce yapılan bir seyahatte ise Offenbach, Frankfurt, Aschaffenburg, Stuttgart, Augsburg, Mainz, Hagen ve Nürnberg şehirlerine uğramıştık. O seyahatimiz Nürnberg merkezli idi. Buradaki kardeşlerimizin organize ettikleri iki konferansa katıldık. Ayrıca yılbaşı tatili münasebetiyle gençlerle okuma programı yaptık. Programın iki günü Nürnberg’e bir saat mesafede Almancada “kutsal kent” anlamına gelen güzel ve sakin bir köyde gerçekleşti. Program, kiliseye ait bir otelde yapıldı. Böyle yerler bu gibi organizelerde makul bir fiyata kiralanabiliyor.
Avrupada rahibeler tam tesettürlü olmakla beraber, normal halkta bayanlar arasında tesettür hemen hemen yok gibi… Ama bu köyde -rahibeler kadar olmasa bile- dikkat çekici bir tarzda bayanlar tesettürlü bir kıyafet içindeler. Bu vesileyle Necip Fazılın şu tesbitini hatırladık: “Çıplaklık 20. yüzyılın bir problemidir. Yoksa öncesinde Avrupa kadınları da genelde tesettürlüdür.”
Hollandada benzeri bazı yerleşim yerleri olduğunu duymuştuk. Öyle ki bu yerleşim yerleri “dindar hristiyanlar” tarafından doldurulmuş. Bunlar, “ahlakımızı bozabilir” endişesiyle bu yerlere televizyonu sokmuyorlar. Bu beldelere gelip yerleşmek isteyenler, o şartları bilerek ve kabul ederek yerleşebiliyor.
Almanyada özellikle gençlerimiz arasında risalelerin iştiyakla, şevkle ve dikkatle okunduğunu gördük. Buralarda nice kardeşimiz derinlemesine risaleleri okumuşlar, bu nurani hakikatleri hem bizim insanımızla, hem de Almanlarla paylaşmak istiyorlar. Öyle ki bazı yerlerde dersler sırf Almanca yapılıyor, Almanlardan da katılanlar oluyor. Mesela Berlinde Abdullah isimli Alman asıllı bir kardeşimiz Nur Risalelerine Almancadan vakıf olmuş, bu kazanımlarını dershanede Almanca derslerle hemşehrileriyle paylaşıyor.BELÇİKA
Belçikada başlıca Brüksel, Antwerpen, Liege ve Gent şehirlerinde nur medreseleri var. Brükselde hizmet içinde olanlar ağırlık olarak Emirdağdan gelmişler, yani bir yönüyle Üstadın hemşehrileri… Duyduğumuza göre burada elli bin civarında Emirdağlı var. Hizmetler büyüdükçe daha geniş yerlere ihtiyaç hissediliyor, buradaki genç kardeşlerimiz de böyle bir genişlik istiyorlar. Cenab-ı Hak kendilerine daha geniş ve güzel bir hizmet merkezi nasip eylesin diye dua ediyoruz.
Brükselde o çevrenin umumi bir dersine ve Gent’te de bir istişare toplantısına katıldık. Buralardaki kardeşlerimiz, böyle meşveretlerle hizmetleri beraber götürmeye ve daha iyiye ulaşmaya çalışıyorlar.FRANSA
Seyahatimizin Fransa kısmı bir günlük bir program idi. Pariste üç katlı güzel bir dershanemiz var. Duyduğumuza göre, Pakistan asıllı meşhur İslam âlimi Muhammed Hamidullah Hocanın da dershanenin alımında hayli emekleri geçmiş. Buraya gençlerle üç araba gelmiştik. Dershanede yapılan kahvaltıdan sonra Paristeki meşhur Şeyh Abbas camiini gezdik. Burası gerçekten güzel bir İslam merkezi… Türkiyeden Fransaya gidip yerleşenler Almanya ve Hollandaya nisbetle çok fazla değil. Ama Cezayir, Fas ve Tunus gibi İslam ülkelerinden buralara gelip hayli yerleşenler var ve bunlar çok güzel camiler yapmışlar.
Bir ağabeyimiz şöyle derdi: “Dünyaya yemek yemeğe gelinmez, ama gelmişken yemek de yenilir.” Biz de “Parise Eyfeli görmeye gelmedik ama gelmişken görelim” dedik, gerçekten bir teknoloji harikası olduğunu gördük.
Paris dönüşü Fransanın Lille şehrine gittik, burada akşam derse katıldık. Cemaatin aşk ve şevkinden şevk alarak, ders sonrası Hollandaya doğru yolumuza devam ettik.Şimdilik intibalarımız kısaca bunlar… uğradığımız yerlerdeki abi ve kardeşlerimiz sizlere selam ve hizmet için oralara davet ediyorlar. Biz de bütün abi ve kardeşlerimize binler selam ediyor, dualarınızı bekliyoruz.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.