- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
6 Ekim 2007: 18:54 #645640
Anonim
Mazlum ve mahzun kalmış tüm güzel kardeşlerime ithafen…
Yorgundu,
yaşadıkları yormuştu onu,
yılların üst üste yığdığı acılar, hayal kırıklıkları ve ihanet…
Mütebessim değildi, donuk bakışlarla zamanın derinliklerine bakıyordu gözleri.
Ona da böyle öğretiyordu hayat,
kim bilir ne duygular saklıydı yüreğinde, belki de koca bir volkan taşıyordu sinesinde.
Lakin diyemiyordu diyeceğini…
Bir kayanın önüne dikilip ona karşı koymaktansa, çek elini yuvarlanıp gitsin,
yoksa ya yorulur ya da altında kalırsın.
Kendinden kaynaklanan olumsuzluklara elbette üzülmeli insan,
üzülmeli ki, ders alsın, pekişsin, tekamül etsin.
Hem zor güç verir insana,
belini kırmayan darbeler adam gibi adam yapar seni.
Ammaaa sen değilsen yaşananların müsebbibi,
çekil üzüntülerinin önünden.
Dün için yapılacak bir şey yok, yarını ise bilmiyorsun, o halde bugünü yaşa layıkıyla.
Rabb’ul-alemin’e kıldığın o rüku, o secde yok mu,
yitirme anlamını, hiç çıkmasın aklından.
Amma ve lakin eğersen boynunu vefasızların, zalimlerin ya da sahtekarların verdiği ezadan
ya da bilmem hangi beladan dolayı,
zulmedersin kıldığın rükuya, secdeye.
İnsan bu, kendi taşlarını kendisi döşeyip gidecek cennete ya da cehenneme.
Öyleyse taşlarını dikkatli döşe,
zira “Yamuk taşlardan da düz yol inşa edilir” dersen yanılırsın,
dümdüz taşları bırakıp bir kenara, eğrilerini toplarsan yolda kalırsın,
daha önce nicelerinin kaldığı gibi…
Allah’ın arzındasın ve zorlu bir imtihandasın,
insan yiyiciler, ayartıcılar ve iki yüzlüler…
Yoldaşını bulmalı ve ondan hiç ayrılmamalısın.
Haydi gülümse biraz,
imtihan denilen mecburiyet caddesinde yürürken,
hayatın tüm olumsuzluklarıyla alay edercesine gülümse.
Sen ki, Allah’a teslimiyetle tüm dünyayı almışsın karşına,
ölümden öte köy olmadığının çoktan varmışsın farkına,
hal böyle iken, üzülüp ağlamak yaraşır mı hiç sana ?
Allah varsa eğer -ki, varlığına, birliğine şehadet ederiz- senin yanındadır tüm kainat.
Haklıysan eğer,
denizler, dağlar, rüzgarlar,
güneş, ay ve yıldızlar,
dağlar, taşlar, topraklar…
harekete geçer senin için tüm mevcudat.
Hayat kısa,
bir günün kuşluk vakti kadar ancak,
unutma, bu dünya asla cennet olmayacak.
Zamanı geldiğinde sular sel olur, rüzgarlar fırtına
hele şöyle dönüp bir bak arkana,
dün ne isek bugün de oyuz
aşamadık kendimizi daha.
Oysa çoktan başarmalıydık,
Sümeyye misali içip şehadet şerbetini,
çoktan bu dünyadan ayrılmalıydık.
Lakin olmadı, yapamadık,
pek ağır geldi nefsimize,
sonunda biz de takılıp kaldık kendimize.
Bu arada kalem incinmeye başladı yine,
uzun lafın kısası bu hayatın yok bir daha telafisi,
musalla taşından sonra, toprağın bağrıdır insanın son sevgilisi.
Yormasın seni bu bozuk çark,
haydi terk et üzüntülerini ve ayağa kalk !
Handan Ayyıldız
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.