- Bu konu 3 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
21 Aralık 2008: 00:24 #648311
Anonim
’a ham ederiz. Ondan başka tapılacak mabud yoktur. O tek bir ilahtır. Kulu Muhammedi kendisine resul seçip karanlıklar içerisinde ki insanları vahyi ile aydınlığa çıkartandır. O kendisinde hiç şüphe bulunmayan kitap ile bizlere kolaylık diler. Onu okumayı, onunla yaşamayı onun düşünmeyi bizlere öğütler.Onun öğüdü emirdir. Kim bu emirlere uyar ise kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Kimde bundan gayri bir emir arar ise bilsin ki onun varacağı yer cehennemdir o ne kötü bir yatak ne kötü bir dönüş yeridir.
Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. (Araf Suresi-9)
Bir ayeti düşünmek
ın bizlere onunla öğüt verdiğini onunla bizim hiçbir zaman bilemeyeceğimiz, bulamayacağımız bir boşluğumuzu kapattığını hissetmek.
inşallah
yukarıda ki ayeti bize hakkı ile anlamayı anladığımızı da başka birilerine anlatmayı nasip eder.
O kimseler ki onların sevapları hafif gelir; kimdir onla,r onlar
’ın ayetlerine haksızlık edenlerdir. Okunduğu zaman insan bu güçsüz ve muhtaç yaratılmış nasıl olurda her şeyin sahibi olan
’a ait bir şeye haksızlık yapabilir diye düşünebilir elbette ayete dair izdüşümlerde bir şeyin buna güç yetirmesi söz konusu değil bu yüzden ayette yer alan hakk kelimesinin ne demek olduğuna dair biraz düşünelim.
Hakk: ‘Hakk’ kelimesinin aslı, uygunluk ve denk gelmektir. Eğer zihinde tasarlanan gözleme uygun ise buna isabet ve doğruluk; söz, fikir, karar ve iradenin amaca uygunluğu yönünden ise buna da adalet ve hikmet denir. Böylece hakk o işin sıfatı olur. (Derleme)‘Hakk’ sözlükte, batılın zıddı (Bakınız: Batıl), yerine getirilen hüküm, adalet, varlığı sabit olan, doğruluk, gerçeklik (hakikat), Islâm, mal-mülk, vacip, sadík, yaraşır, kesin şey manasındadır.(Ahmet Kalkan-İslam Akaidi)
Hakk’lar, şer’í hükümlerin dayandığı kaynaklardan çıkarılan ilahi bağışlardır, Hakk olan
’ın insanlar arasından seçtiği son hakk peygamber Hz. Muhammed’tir (Derleme)Üç farklı tanım gibi gözüken aslında içerisinde dengenin yer aldığını bir tanım. Bu tanımda bulabileceklerimiz
’ın emir ve yasakları uygulamaya dair buyruğu seçip beğendiği şeraiti, değişmezliği sünnetullahı, …
Bu gibi örnekleri çoğaltmamız mümkün o zaman biz olanlara dair bir şey söylemeye gayret edelim.Bir insan ki yaratılışına dair bir düşüncede olmaz ise yaratılışının hikmetine dair haksızdır çünkü o buna uygun yaratılmış ama kendisi bu yaratılışına uygun davranmamıştır. İbrahis a.s ı bize tanıtan ayet.
Bir insan ki yaratılış amacını bilmezlikten gelmeye devam edip kendisine hatırlatılmalara da kulak asmayan… Zariyat Suresi
Bir insan ki kendini müstağni ve yeterli gören. Teğabün Suresi
Bir insan ki Kur’an ı okumayan. Fussilet Suresi
Bir insan ki Kur’anı okuyan ama okuduğunu yapmayan. Saf Suresi
Daha yok mu? Çok…
Biz kendimiz
’ın ayetlerine haksızlık ediyor muyuz diye bakmamamız da bir haksızlık.21 Aralık 2008: 00:25 #724458Anonim
“Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”(Neml Suresi-68)
’a hamd ederiz. Ondan başka tapılacak mabud yoktur. O tek bir ilahtır. Kulu Muhammedi kendisine resul seçip karanlıklar içerisinde ki insanları vahyi ile aydınlığa çıkartandır. O kendisinde hiç şüphe bulunmayan kitap ile bizlere kolaylık diler. Onu okumayı, onunla yaşamayı onun düşünmeyi bizlere öğütler.Onun öğüdü emirdir. Kim bu emirlere uyar ise kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Kimde bundan gayri bir emir arar ise bilsin ki onun varacağı yer cehennemdir o ne kötü bir yatak ne kötü bir dönüş yeridir.
İnşallah
bizlere ayetini gerektiği gibi anlamayı anladıklarımızla amel etmeyi ve bunları, insanlara aktarmayı nasip etsin. AminKur’an ı kerimde sık sık karşımıza çıkan Rabbimizin insanların dilinden bizlere öğrettiği bir davranış, hal ve tutumla karşı karşıyayız.
Rabbimiz kendilerine gelen peygamberlere, kitaplara takınılan bu tavrı onların dilinden bu bizim dinlediğimiz okuduğumuz, duyduğumuz, bu sizin yaşadığınız, yaşatmaya çalıştığınız, çabaladığınız hayat bizim babalarımız, atalarımız geçmiştekilerimizin de tehdit edildiği bir masal, nakil, vaad, uydurma yalandan(dileyen farklı meallerde kelimenin yakın anlamını bulabilir) başka bir şey değildir demelerini gözlerimizin önüne seriyor.
Bu kelime üzerinde biraz duralım inşallah, duralım ki aslında çokça tekrar eden bu kelimeyi söyleyen kişilerin ne demek istediğini ve bunlardan korunma yollarını bulalım.
Bir kişi düşünün, bu kişi bir başkasına hakkı tavsiye ediyor dinleyende bu tavsiye edenin söylediklerine karşılık şöyle diyor: Bu senin bana söylediğin olacak iş değil bu bir masal yani mümkün olmaz, daha da çoğaltalım bu adam bu söylenenlere yalan diyebilir saçma diyebilir, eskiden olsa tamam ama bu zamanda mı diyebilir, artırırda arttırır, muhakkak sizin aklınıza benim aklıma gelmeyen şeyler geliyordur.
Peki, bu adamın verdiği cevap(lar) o
’ın istediği yaşam biçiminden kaçmak ve kabul etmemek için kullanıldığında bir mana ifade ediyorsa ki
katında bir azaba müstahak olmakla ettiğini anlıyoruz.
Biz bunu kendi müslümanca yaşantımızda nasıl anlayacağız bizler için Kur’anın ne ifade ettiği bu noktada son derece önemlidir.Bizlerin okuması ve uygulanması için indirilen ayetler aslında bir durum ve düşünceninde tatbiki olabilir aynen bir ameli yapıp bir başkasını terk etmemiz gibi, bunu daha açık örneklendirmekte sanırım fayda var,
bizden kendi adını anmadan kesilen şeyleri yemememizi ister, aksine kendi adını andığımız zaman bunun yenilmesini öğütler.Peki, şimdi durup bir düşünelim
her gün okunan Fil suresinde bizden ne olmamızı istemez ya da nasıl davranmamızı bekler. Ya Maun suresinde eğer biz buradaki söylenenleri bilmiyor ya da biliyor ama uygulamıyor isek bunun adına ne diyeceğiz. Ya da okurken içine kendimizi koyamadığımız ayetlere ne demeli?Masal mı? Elbette bunu demiyoruz bunlara ne diyoruz kibarca cehalet peki ya cehaletin bir sonra ki adımı ne olabilir.
Düzeltme:yeme(me)mizi (parantez içerisinde ki (me) eklendi.
21 Aralık 2008: 00:25 #724459Anonim
Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.”Nuh Suresi-5)
’a hamd ederiz. Ondan başka tapılacak mabud yoktur. O tek bir ilahtır. Kulu Muhammedi kendisine resul seçip karanlıklar içerisinde ki insanları vahyi ile aydınlığa çıkartandır. O kendisinde hiç şüphe bulunmayan kitap ile bizlere kolaylık diler. Onu okumayı, onunla yaşamayı onun düşünmeyi bizlere öğütler.Onun öğüdü emirdir. Kim bu emirlere uyar ise kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Kimde bundan gayri bir emir arar ise bilsin ki onun varacağı yer cehennemdir o ne kötü bir yatak ne kötü bir dönüş yeridir.
İnşallah
bizlere ayetini gerektiği gibi anlamayı anladıklarımızla amel etmeyi ve bunları, insanlara aktarmayı nasip etsin. AminKur’an ı Kerim’in 72 numaralı Suresi ibn Cevzi’nin rivayetine göre alimlerin üzerinde ittifakı ile mekki bir sure olan Nuh Suresinden bir ayeti anlamaya çalışalım, inşallah bu ayetle
bizim ona (ayete) ulaşmadan önce yaptığımız konuya dair hataları bağışlar.Ayeti kerimede zor şartlar altında
’ın kendisine verdiği risalet görevini yerine getirmeye çalışan Nuh a.s’ın bir yakarışı var
azze ve celle bu yakarışı Nuh a.s’ın ağzından biz kullarına bildiriyor.Düşünülmesi gereken bir konu değil midir bu başlı başına
azze ve celle peygamberinin kendisine olan bir durum izahını, bir hal beyanının kendisinden yıllar sonra gelecek olan bir peygambere ümmetine okuması için indiriyor.Demek ki söylenecek olan son derece önemli kulak kesilinmesi çokça dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusu.
İşte inşallah bizde bunun ciddiyetine uygun olarak bunu anlamaya çalışalım.
şöyle buyuruyor.Nuh şöyle dedi: (Ne dedi Rabbimiz) Nuh dedi ki Ey Rabbim Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.
Son derece yalın olan bir cümle bir peygamber var ve bu kendisine verilen görevi ifa etmiş aslında ayetin devamında Nuh a.s bu davetin uyardığı kişiler üzerinde ki etkilerini bildirecek, ama bunu söylemeden önce Rabbine durumunu izah ederken nasıl bir davet içersinde olduğunu söylüyor.
’ın peygamberi ben bana verilen görevde yılmadım, didindim gündüz 12 saat mi gündüz gittim gece 12 saat mi o zamanda gittim gündüz meşgalem vardı ama ben gittim onların meşgaleleri vardı yine gittim.Hasta idim gittim, çocuklarım vardı gittim, beni desteklemeyen bir karım vardı gittim ne kadar gitti hepimizi biliyoruz ki Nuh a.s
’ın bize bildirmesi sonucu uzun bir zaman gitti.Peki bize gelen bu ayette biz halimizi Rabbimize havale ederken Ey rabbimiz derken biz ne diyeceğiz
’ım gündüz mü gittim gece mi gittim ya da gitmedim mi ya da ben daha ne yapıyorum ki benim etim ne budum ne benim ilmim ne dirmim ne mi diyeceğiz.Yoksa ben gitmem mi?
korusun, ben ne anlatayım mı ben ne söyleyeyim mi ben daha işin başındayım mı?Selamı bilenin selam veremeyecek bir hal takındığı bir zaman geldi ne yazık ki başımıza emin olmanın bir gidiş olduğunu unuttuk.
Kimseye her şeyi öğrende git denmiyorken her şeyinden öğrenilmesi mümkün değilken.
Sorarım peki bu bizim gidişlerimiz kime ve nereye?
21 Aralık 2008: 00:25 #724460Anonim
“İnkar edenler dediler ki: “Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?” Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk.”Furkan 32
’a hamd ederiz. Ondan başka tapılacak mabud yoktur. O tek bir ilahtır. Kulu Muhammedi kendisine resul seçip karanlıklar içerisinde ki insanları vahyi ile aydınlığa çıkartandır. O kendisinde hiç şüphe bulunmayan kitap ile bizlere kolaylık diler. Onu okumayı, onunla yaşamayı onun düşünmeyi bizlere öğütler.
Onun öğüdü emirdir. Kim bu emirlere uyar ise kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Kimde bundan gayri bir emir arar ise bilsin ki onun varacağı yer cehennemdir o ne kötü bir yatak ne kötü bir dönüş yeridir.İnşallah
bizlere ayetini gerektiği gibi anlamayı anladıklarımızla amel etmeyi ve bunları, insanlara aktarmayı nasip etsin. AminKur’an ı kerimde sık sık karşımıza çıkan Rabbimizin insanların dilinden bizlere öğrettiği bir davranış, hal ve tutumla karşı karşıyayız.
İnkar edenler dediler ki diyor rabbimiz neyi inkar etti bunlar bunlar
ın bir insana vahiyle bildirmesini inkar ettiler, onlar
’ın bir hayat biçimi emretmesini inkar ettiler. İyi idiler mutluydular haşa
göklere hükmediyordu onlarda yere istediklerini emir ediyorlar helal kılıyorlar istemediklerini de yasak haram kılıyorlardı.
tek hükmün kendisinin olduğunu bildirince peygamberi aracılığı ile şaştılar, şaşmaları hak olduğunu bilmemelerinden değil allahu alem işlerine gelmediğindendir.Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için
’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. (Al i İmran)
ayetlerini sapasağlam yerleştirir. Gerçek hüküm ancak
’ındır.Bu inkar edilenler devamında haşa
’ iş öğretiyorlar bilgiçlik taslıyorlar“Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?”
Subhanallah nasıl bir soru bu öğrenmek amacıyla sorulmuş bir sorumu içerisinde tevazumu var, hayır içinde kibir var içinde ret var.
elbette sizden iyi bilir
elbette bizden iyi bilir diyemiyorlar. Diyemezlerde.Ama
kimin ne sakladığını da ne söylediğinide biliyor.De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da
onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir.
, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
onu sağlaştırmak kalıcı olması için onun bir hayatı çevrelemesi için indirildiğini bizlere bildiriyor. Yoksa
ın peygambere göndermesinde ki sebebi düşünmediler mi bunlar.Biz düşünmüyor muyuz bu peygamber niye var diye ya da
zül celal hazretleri peygambersiz de kitabını indirebilirdi. İçerisinde insanların ne yapacakları ne yapmayacaklarının yazdığı, ama
onu bir örnekle bizlere gönderiyor içmesini, uyumasını, oturmasını, kalkmasını hayatımızı taşıyacağımız.ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup’ okuduk.
Birde şöyle düşünelim ayeti biliyoruz ki Kur’an bir hikmete binaen gelişen olayların hem kimliğine hemde uygulanışına doğru inmiştir. Bir hadise olur ve ayet iner ya da bir hadiseden önce iner ve müminleri
terbiye eder , bununla birlikte şimdi bir de şöyle düşünelim ve o bir düzendir kime düzen hem anlatana hemde anlayana.21 Aralık 2008: 00:26 #724461Anonim
Hele can boğaza gelip dayandığında ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz, biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz, eğer doğru söylüyor iseniz, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.” Vâkı’a 83-87
’a hamd ederiz. Ondan başka tapılacak mabud yoktur. O tek bir ilahtır. Kulu Muhammedi kendisine resul seçip karanlıklar içerisinde ki insanları vahyi ile aydınlığa çıkartandır. O kendisinde hiç şüphe bulunmayan kitap ile bizlere kolaylık diler. Onu okumayı, onunla yaşamayı onun düşünmeyi bizlere öğütler.Onun öğüdü emirdir. Kim bu emirlere uyar ise kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Kimde bundan gayri bir emir arar ise bilsin ki onun varacağı yer cehennemdir o ne kötü bir yatak ne kötü bir dönüş yeridir.
İnşallah
bizlere ayetini gerektiği gibi anlamayı anladıklarımızla amel etmeyi ve bunları, insanlara aktarmayı nasip etsin. AminAziz Müslümanlar şiddetli bir uyarı ile karşı karşıyayız. Muhakkak ki ayeti dinleyişimiz onu okuyuşumuz ve onunla amel edişimiz bu şiddetliliğinin birer muhataplığını taşımalıdır. Kur’an ı kerimin tüm ayetlerine karşı takınılması gereken tavır ciddiyet, vakar ve saygı ile olmalıdır.
Biz kendimizi için önem sırası içerisinde birisi bir söz söylediği zaman hele hele bu söylenen şiddetli bir uyarıya da sahipse gözümüzü kulağımızı en önemliside kalbimizi bu söylenene göre ayarlamaktayız.
Şimdi burada söyleyen
’tır. Tek güç ve kudret sahibidir. Ayeti bir daha okuyalım inşallah“Hele can boğaza gelip dayandığında ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz, biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz, eğer doğru söylüyor iseniz, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.
Hani o bitmek tükenmek bilmeyen hayatımız ya da şöyle söyleyelim daha iyi anlaşılsın inşallah, hani o bitmesini tükenmesini hiç ummadığımız, kızgınlarımız, sevinçlerimiz, günahlarımız, umursamazlıklarımız hepsinin adı olan hayatımız varya bitti bitiyor.
Artık burası son nokta bir adım ötesi başka bir hayat vardıya o başımıza geldiğinde buna şahitlik edenler ister kendimiz istersek bir başkası adına yapılan şahitlik olsun, işte siz mi daha yakınsınız biz mi daha yakınız diyor Rabbimiz.
Gücümüz vardı, asi idik umursamaz idik hayatımızın ilk sırasında ölüm yoktu ya işte şimdi asıl olması gerekeni emreden
emaneti almak üzere meleklerine emir etmiş ve hüküm yerine getirilmiştir.Kim şimdi gerçeklere daha yakın ? Kim varsa sırada artık en yakın o bir şahit, yaptıklarına ve hüsranlarına.
İşte o zaman buna muhalefet bir yaşam içerisinde helali, haramı
’ı peygamberi (haşa) yaşamının gerisine atanlar onu yalan sayanlar onun adının ve dininin yücelmesi için kafa yormayanlar, kendilerini öteleyenler,
’ın kitabını hayatının merkezine koymayı dahi zul addedenler gelsinde bu çıkan canı kurtarsın.Güçlüydünüz, aciz bırakacak gibi yaşıyordunuz. İşte size fırsat alın alabiliyorsanız bu çıkmakta olan canı geri.
Vallahi billahi tallahi aziz Müslümanlar bu canı geri alamayacaklar.
İşte şimdi kim güçlü kim güçsüz bir daha düşünsün. Hemde bunu yürürken, yatarken, konuşurken, yemek yerken, nefes alırken yapsın.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.