• Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #676512
    Anonim


      blank.gif1 ﴿ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ Bu kelâmın mâkabliyle nazmını îcab ettiren münasebet ise:

      Namaz عِمَادُ الدِّينِ blank.gif2 yani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, zekât da İslâmın kantarası, yani köprüsüdür. Demek, birisi dini, diğeri asayişi muhafaza eden İlâhî iki esastırlar. Bunun için birbiriyle bağlanmışlardır.

      Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:

      1. Sadakayı vermekte israf olmaması.

      2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından olması.

      3. Minnetle in’âmın bozulmaması.

      4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.

      5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle, ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.

      6. Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi lâzımdır.

      Kur’ân-ı Kerim bu şartları, bu nükteleri insanlara sadaka olarak ihsan ve ihsas etmek için يُزَكُّونَ blank.gif3 veya يَتَصَدَّقُونَ blank.gif4 veyahut يُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ blank.gif5 gibi îcazlı bir ifadeyi terk edip, وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ blank.gif6 gibi itnablı bir cümleyi ihtiyar etmiştir.

      1. Teb’îzi ifade eden مِنْ israfın reddine;

      2. مِمَّا ’nın takdimi, sadakanın kendi malından olduğuna;



      [NOT]Dipnot-1 “Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.
      Dipnot-2 “(Namaz) Dinin direğidir. (Tirmizi, İmân: 8; İbni Mâce, Fiten: 12; Müsned, 5:231, 237; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:76.)
      Dipnot-3 Tezkiye ederler; bir şeyi temizlerler.
      Dipnot-4 Sadaka verirler.
      Dipnot-5 Zekatlarını verirler.
      Dipnot-6 “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.
      [/NOT]

      [TABLE]

      [TR]
      [TD]hâcât-ı zaruriye: zorunlu temel ihtiyaçlar; yiyecek, ev gibi
      [/TD]
      [TD]ihsan: ikram, bağış[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ihsas etmek: hissettirerek bildirmek[/TD]
      [TD]ihtiyar etmek: seçmek, tercih etmek[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]in’âm: nimetlendirme[/TD]
      [TD]israf: gereğinden fazla tüketme[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]itnab: sözü uzatma; yeni bir fayda için, maksadı alışılmamış şekilde uzun bir söz ile ifade etmek[/TD]
      [TD]kantara: köprü, geçit[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]kelâm: âyet, söz[/TD]
      [TD]kıvam: dayanak, direk, temel[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]minnet: başa kakma[/TD]
      [TD]muhafaza: koruma[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]mâkabl: öncesi[/TD]
      [TD]münhasır: sınırlı, ait, özel[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]nazm: dizme, tertip edip düzenleme; Kur’ân-ı Kerîmin Allahü taâlâ tarafından dizilen mübârek sözleri, ifadeleri[/TD]
      [TD]nükte: ince ve derin mânâ[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım[/TD]
      [TD]sarf etmek: harcamak, kullanmak[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]sefahet: zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik[/TD]
      [TD]takdim: öne geçirme, öne alma[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]teb’îz: bütünü parçalamak, bölmek, kısımlara ayırmak; bütünden bir parça, kısım[/TD]
      [TD]îcab ettirmek: gerektirmek[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]îcâz: sözü kısaltma; maksadı az sözle açık ve net bir şekilde anlatma[/TD]
      [/TR]

      [/TABLE]

      #803120
      Anonim

        3. رَزَقْنَا blank.gif1 minnetin olmamasına (çünkü veren Allah’tır, kul ise bir vasıtadır);

        4. Rızkın نَا ’ya olan isnadı, fakirlikten korkulmamasına;

        5. Rızkın âmm ve mutlak olarak zikredilmesi, sadakanın ilim ve fikir gibi şeylere de şâmil olmasına;

        6. نَفَقَ blank.gif2 maddesi, alanın sefahete değil, hâcât-ı zaruriyesine sarf etmesine işaretlerdir.

        Bütün muavenet ve yardım nevilerini hâvi olan zekât hakkında, sahih olarak Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan blank.gif3 اَلزَّكَاةُ قَنْطَرَةُ اْلاِسْلاَمِ hadis-i şerifi mervidir. Yani, Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası zekâttır. İnsanların heyet-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilâflardan meydana gelen felâketlerin tiryakı, ilâcı, muavenettir.

        Evet, zekâtın vücubu ile ribanın hurmetinde büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır.

        Evet, eğer tarihî bir nazarla sahife-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesâvisine, hatâlarına dikkat edersen, heyet-i içtimaiyede görünen ihtilâller, fesatlar ve bütün ahlâk-ı rezilenin iki kelimeden doğduğunu görürsün.


        [NOT]Dipnot-1 Rızık olarak verdik.
        Dipnot-2 Muhtaçlara dağıtırlar.
        Dipnot-3 “Zekât, İslâmın köprüsüdür.” el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:517.
        [/NOT]

        [TABLE]

        [TR]
        [TD]Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun [/TD]
        [TD]Resul-i Ekrem: Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]ahlâk-ı rezile: alçak, kötü ahlâk[/TD]
        [TD]fesat: bozgunculuk, bozulma[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]hadis/hadis-i şerif: Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış[/TD]
        [TD]hayat-ı içtimaiye: sosyal hayat[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]heyet-i içtimaiye: sosyal yapı[/TD]
        [TD]hikmet: sebep, sır, gaye[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]hurmet: haram olma, yasak olma[/TD]
        [TD]hâcât-ı zaruriye: zorunlu temel ihtiyaçlar, yiyecek ve içecek gibi[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]hâvi: kapsayan, içine alan[/TD]
        [TD]ihtilâf: ayrılık[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]ihtilâl: karışıklık, isyan ve ayaklanma, devrim [/TD]
        [TD]intizam: disiplin, düzen[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]isnad: dayandırma[/TD]
        [TD]maslahat: fayda, yarar[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]mervi: rivayet edilen, nakledilen[/TD]
        [TD]mesâvi: kusurlar, ayıplar, hatalar[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]minnet: başa kakma[/TD]
        [TD]muavenet: yardımlaşma[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]mutlak: kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi[/TD]
        [TD]nazar: bakış[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]nevi: tür, çeşit[/TD]
        [TD]rahmet: İlâhî şefkat ve merhamet[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]riba: faiz[/TD]
        [TD]rızık: Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım[/TD]
        [TD]sahife-i âlem: âlem sayfası[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]sahih (hadis): Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin olarak bilinen hadis[/TD]
        [TD]sarf etme: harcama, kullanma[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]sefahet: zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik[/TD]
        [TD]temin etme: sağlama, güvence altına alma[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]terakkiyat: ilerlemeler, kalkınmalar[/TD]
        [TD]tiryak: güçlü ilâç, çare[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]vücub: kesinlik, farz olma[/TD]
        [TD]âlem-i beşer: insanlık âlemi[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]âmm: genel; sayısız şeyleri içine alan, aynı cinsten bir çok fertlere birden delâlet eden lâfız; cemaat lâfzı gibi[/TD]
        [TD]şâmil olma: kapsama, içine alma[/TD]
        [/TR]

        [/TABLE]

        #803121
        Anonim


          Birisi: “Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün, bana ne!”

          İkincisi: “Sen zahmetler içinde boğul ki, ben nimetler ve lezzetler içinde rahat edeyim.”

          Âlem-i insaniyeti zelzelelere maruz bırakmakla yıkılmaya yaklaştıran birinci kelimeyi sildiren ancak zekâttır.

          Nev-i beşeri umumî felâketlere sürükleyen ve bolşevikliğe sevk edip terakkiyatı, asayişi mahveden ikinci kelimeyi kökünden kesip atan, hurmet-i ribadır.

          Arkadaş! Heyet-i içtimaiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havas kısmı avamdan, zengin kısmı fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı temin eden zekât ve muavenettir. Halbuki vücub-u zekât ile hurmet-i ribaya müraat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-i rahim kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itaat, muhabbet yerine ihtilâl sadâları, haset bağırtıları, kin ve nefret vâveylâları yükselir. Kezalik, yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor.

          Maalesef, tabaka-i havastaki meziyetler, tevazu ve terahhuma sebep iken, tekebbür ve gurura bâis oluyor. Tabaka-i fukaradaki acz ve fakirlik, ihsan ve merhameti mucip iken, esaret ve sefaleti intaç ediyor. Eğer bu söylediklerime bir şahit istersen âlem-i medeniyete bak, istediğin kadar şahitler mevcuttur.

          Hülâsa, tabakalar arasında musalâhanın temini ve münasebetin tesisi, ancak ve ancak erkân-ı İslâmiyeden olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur.

          endOfSection.gifendOfSection.gif




          [TABLE]

          [TR]
          [TD]acz: çaresizlik, zayıflık[/TD]
          [TD]avam: sıradan halk; fakirler, ilim sahibi olmayan sıradan halk [/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]bolşeviklik: (bk. bilgiler – bolşevizm)[/TD]
          [TD]bâis: sebep, neden[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]erkân-ı İslâmiye: İslâmın şartları, esasları[/TD]
          [TD]esaret: esirlik[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]fukara: fakirler[/TD]
          [TD]haset: kıskançlık[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]hatt-ı muvasala: iletişim hattı, iki şey arasındaki bağ[/TD]
          [TD]havas: seçkinler sınıfı; zenginler ve aydınlar [/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]heyet-i içtimaiye: sosyal yapı[/TD]
          [TD]hurmet-i riba: faizin haram olması, yasaklanması[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]hülâsa: özetle, kısaca[/TD]
          [TD]ihsan: iyilik, bağış, yardım[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]ihtilâl: karışıklık, isyan ve ayaklanma, devrim [/TD]
          [TD]ihtiram: saygı[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]intaç etmek: netice vermek, doğurmak [/TD]
          [TD]intizam: disiplin, düzen[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]itaat: saygı duymak[/TD]
          [TD]ittihaz edilme: edinme, kabul edilme[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]kezalik: böylece, bunun gibi[/TD]
          [TD]maalesef: üzülerek, üzüntüyle beraber[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]maruz bırakmak: karşı karşıya bırakmak[/TD]
          [TD]merhamet: acıma, şefkat[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]muavenet: yardımlaşma[/TD]
          [TD]muhabbet: sevgi[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]musalâha: barışma, barıştırma[/TD]
          [TD]muvasala: iletişim, irtibat[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]mûcip: gerektiren[/TD]
          [TD]müraat etme: riayet etme, uygun hareket etme[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]nev-i beşer: insanlık, insan[/TD]
          [TD]sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]sadâ: ses[/TD]
          [TD]sefalet: perişanlık, yoksulluk [/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]sevk etme: sürükleme[/TD]
          [TD]sıla-i rahim: akrabalık bağı; akrabayla ilişkiyi sürdürme, alâkayı devam ettirme[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]tabaka-i fukara: fakirler sınıfı[/TD]
          [TD]tabaka-i havas: zenginler sınıfı[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]tahakküm: baskı ve zorbalık[/TD]
          [TD]tahkir: aşağılama, hakaret etme[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]taltif: iyilik ve güzellikle muamele etmek[/TD]
          [TD]teberruat: bağışlar[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]tekebbür: büyüklenme, gururlanma[/TD]
          [TD]temin etme: sağlama, güvence altına alma[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]terahhum: acıma, merhamet etme[/TD]
          [TD]terakkiyat: yükselme, ilerleme[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]tevazu: alçak gönüllülük[/TD]
          [TD]umumî: umuma ait, genel[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]vaveylâ: feryat, çığlık[/TD]
          [TD]vücub-u zekât: zekâtın farz olması[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]zelzele: sarsıntı[/TD]
          [TD]zulüm: haksızlık, eziyet, işkence[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]âlem-i insaniyet: insanlık dünyası[/TD]
          [TD]âlem-i medeniyet: medeniyet dünyası[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]şahit: delil, tanık[/TD]
          [/TR]

          [/TABLE]

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.