• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645706
    Anonim
      [html]

      logo.gif res_10.gif
      Enes ibni Malik Radiyallâhu Anh anlatıyor:

      Cahiliye
      devrinde yılda iki gün vardı ki, halk o günlerde eğlenirdi. Resulullah
      Sallallâhu Aleyhi Vesellem Medine´ye gelince şöyle buyurdu:

      “Sizin de
      eğleneceğiniz iki gününüz var. Allah, Cahiliye devrindeki o günlerin yerine size
      daha hayırlısını verdi. Onlar Ramazan ve Kurban Bayramı günleridir.” (Nesâi,
      İydeyn: 1)

      Enes ibni Mâlik Radiyallâhu Anhın anlattığına göre
      Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ramazan Bayramı günü birkaç tane hurma
      yemeden bayram namazına çıkmazdı. (Buhari, İydeyn: 4)

      Cabir ibni Abdullah
      Radiyallâhu Anh Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemin bayram namazını şöyle
      anlatıyor:

      “Bayram günü Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle birlikte
      namazda hazır bulundum. Hutbe okumadan önce, ezan okumadan ve kamet getirmeden
      namaza başladı. Sonra Bilal´e dayanarak ayakta iken Allah´a karşı takva üzere
      bulunulmasını tavsiye etti. Allah´a itaate teşvik ederek halka vaaz ve nasihatte
      bulundu. Sonra yürüdü, kadınların bulunduğu tarafa gelince onlara vaaz ve
      nasihatt etti.” (Müslim, Salâtü´l-İydeyn: 4)


      Bayram namazından
      sonra sadaka vermek de Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemin üzerinde önemle
      durduğu hususlardan biridir. Bu konudaki hadis-i şerifin meali
      şöyledir:

      İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ anlatıyor:

      Resulullah
      Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte Ramazan
      Bayramı namazında hazır bulundum. Bunların hepsi de namazı hutbeden önce
      kıldırır, sonra da hutbeyi okurlardı.

      Bir defasında Resulullah Sallallâhu
      Aleyhi Vesellemin hutbeden sonra minberden aşağıya indiğini, cemaatin
      dağılmaması için eliyle “oturun” işareti yaptığını görür gibiydim.

      Sonra
      yanında Bilâl olduğu halde, erkeklerin saflarını yara yara kadınların bulunduğu
      yere geldi. Resulü Ekrem:

      “Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah´a hiçbir
      şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek,
      elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte
      sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini
      kabul et ve onlar için Allah´tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok
      bağışlayandır, çok esirgeyendir” (Mümtehine Suresi, 12) âyetini okuduktan sonra
      kadınlara:

      “Sizler bu biat üzere sabit misiniz?” diye
      sordu.

      İçlerinden kim olduğu bilinmeyen bir kadın:

      “Evet, ey
      Allah´ın Resulü” dedi.

      Diğerleri cevap vermedi. Bunun üzerine Resulullah
      Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Öyle ise sadaka verin” buyurdu.

      Bilâl
      elbisesini yayarak, “Babam, annem size feda olsun! Haydi gelin atın”
      dedi.

      Onlar da halkalarını, yüzüklerini Bilâl´in elbisesi içine atmaya
      başladılar.” (Müslim, Salâtü´l-İydeyn: 1)

      Bayram günlerinde
      meşru dairede oyun ve eğlenceye de müsaade edilmiştir. Bu husustaki
      Peygamberimizin müsaadesini Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ anlatıyor:

      Bir
      def´a Mina günlerinde (yani Kurban Bayramının ilk üç günlerinden birinde)
      Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem yanıma girdi. Karşımda Buâs ezgilerini def
      çalarak okuyan iki kız vardı. Yatağına uzanıp yüzünü çevirdi.

      Derken Ebu
      Bekir girdi: “Bu ne hal? Resulullah´ın yanında şeytan çalgıları mı?” diyerek
      beni azarladı.

      Bunun üzerine Sallallâhu Aleyhi Vesellem ona dönüp,
      “Onlara ilişme” diye buyurdu.

      Babamın zihni başka bir şeyle meşgul olunca
      kızlara işaret ettim, onlar da çıktılar.

      Buhari´nin rivayetine göre
      Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Onlara ilişme” dedikten sonra “Her kavmin
      bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır” ya da “Bu günler bayram günleridir”
      diye eklemiştir.
      (Müslim, İydeyn: 16-22, Buhârî, İydeyn: 25)

      Asr-ı
      Saâdette, bugünkü folklore benzer şekilde millî geleneğe dayanan mızrak oyunları
      ve rakslar vardı. Bunu genellikle Habeşistanlılar oynardı. Buhârî ve Müslim gibi
      hadis kitaplarında bu hususta Hz. Âişe´den nakledilen bazı rivayetler
      vardır.

      Bir bayram günü Sudanlılar kalkan ve mızrak oyunu oynayıp raks
      ederken Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem onları gördü, Hz. Âişe´nin bu
      oyunu seyretmesine izin verdi.

      Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ bu durumu şöyle
      anlatıyor:

      “Habeşliler gelerek raksetmeye başlayınca Resulullah
      Sallallâhu Aleyhi Vesellem beni çağırdı. Ben de gelerek başımı onun omuzuna
      dayadım. Habeşlilerin oyununa bakmaya başladım. Nihayet onlara bakmaktan ilk
      vazgeçen ben oldum.”

      Hatta böyle bir oyunda Resulullah Sallallâhu Aleyhi
      Vesellem Habeşlilere, “Haydi bakalım Efrideoğulları, göreyim sizi!” buyurarak
      bir teşvikte de bulunmuştu.

      Öyle ki, böyle bir ekibi görünce taşlamak
      sûretiyle onlara engel olmak isteyen Hz. Ömer Radiyallâhu Anha Resulullah
      Sallallâhu Aleyhi Vesellem:

      “Bırak onları, yâ Ömer!” diyerek teskin
      etmişti.
      (Müslim, Îydeyn: 18-22)



      Ramazan ve Kurban
      Bayramlarının dinimizdeki önemi, İslâmın iki temel ibadeti olan oruç ve hac
      ibadetiyle ilgili olmalarından kaynaklanır.

      Ramazan Bayramı oruç
      ibadetine duyulan bir şükrün sevincidir, Kurban Bayramı da kurban ve hac
      ibadetinden dolayı duyulan bir şükrün sevincidir.

      Ramazan Bayramı, oruç
      gibi bir ay süren meşakkatli bir ibadete gösterilen sabır imtihanının
      başarılması demektir.

      Nefislerini bir ay süreyle Allah rızası için yeme,
      içme ve cinsel arzularından alıkoyan mü´minler, böylesine bir bayramı hak
      ederler. Ramazan Bayramı bu anlamda bir aylık Ramazan orucunun toptan iftar
      vaktidir. Bu sır içindir ki, bu bayrama “Fıtır Bayramı” adı
      verilmiştir.

      Her gün oruçlarını kusursuz tamamlayanların iftarla
      sevindikleri gibi, bir ayı tamamlayanların da bayramla sevinmeleri, Ramazan
      Bayramının en manalı ve duygulu bir yönünü teşkil eder.

      Her sene bu iki
      bayramı kutlamanın sevincini yaşarız. Allah´a olan şükrümüzü bir kat daha
      arttırmaya çalışırız.

      Resulullah.org

      [/html]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.