- Bu konu 27 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Aralık 2007: 12:59 #717714
Anonim
ozellikle Abilerin hosuna gidicek bir masal vardi, tamda bu konuda, paylasayim dedim 🙂
BIR PAZAR MASALI
Evvel zaman icinde, kalbur saman icinde bir kasabada yasayan dunyalar guzeli bir kiz varmis. Bu kiz oyle guzelmiski cok uzak sehirlerden ve ulkelerden cok zengin cok yakisikli, asil pek cok delikanli onu gormeye gelirmis. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice sovalyeyi reddeden guzel kiz kimseleri begenmezmis.
Bu arada ayni kasabada yasayan ve bu kiza asik olan bir delikanli da bu kizi istemis. Ama kiz onu da reddetmis. Aradan uzun yillar gecmis. Bizim delikanli kasabadan ayrilmis. Kendine baska bir hayat kurmus ve evlenmis, coluk cocuga karismis.
Bir gun yolu bir zamanlar yasadigi guzel kucuk kasabaya dusmus. Orada tanidik birine rastladiginda aklina bir zamanlar orada yasayan dunyalar guzeli kiz gelmis ve ona ne oldugunu sormus. Yasli adam onunde gul bahcesi olan bir evi gostererek kizin evlendigini soylemis.
Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmis olan kizin kocasini cok merak etmis. Bir gun gizlenip kocasini evden cikarken gormus. Kizin kocasi sisman, kel ve cirkin mi cirkin bir adammis. Ustelik zengin bile degilmis.
Cok merak eden adam kocasi gittikten sonra evin kapisini calmis. Kiz kapiyi acinca kendini tanitmis ve neden boyle bir adamla evlenmis oldugunu sormus. Kiz da ona, arkasinda ki gul bahcesinden en guzel gulu koparip getirirse, cevabi verecegini, bu arada tek sartinin bahcede ilerlerken, geriye donmemesi oldugunu soylemis.
Adam da bunun uzerine yuzlerce gulun oldugu bahcede ilerlemeye baslamis.
Birden cok guzel sari bir gul gormus. Tam ona dogru egilirken biraz ileride kocaman pembe bir gul gozune carpmis. Tam ona uzanirken daha ileride muhtesem guzellikte kirmizi bir gul goncasi gormus.Tam onu koparirken ileride…
Derken bir de bakmis ki bahcenin sonuna gelmis ve mecburen oradaki sonuncu gulu koparip kiza goturmus.
Bahcenin en guzel gulunu beklerken kiz bir de ne gorsun yapraklari solmus ciliz bir gul.
Gulmus adama..
“Bak gordun mu” demis, “Her zaman daha iyisini bulmak isterken omur gecer ve sen sonunda en kotusune bile razi olmak zorunda kalirsin. Bu yuzden genclik gitmeden dogru secimler yapmayi ogrenmek gerekir. “oyle yada boyle, hisse herkes icin.. 😛 :angel:
7 Aralık 2007: 13:12 #717716Anonim
Çok güzel bir hikaye,bana kısmen kanaat,rıza ve dogru olanı seçme anlamında meyve risalesinde geçen şu kısmı hatırlattı. 🙂
Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil dâireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut, tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede, herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük ve muvakkat arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyasla, küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasip vazifeler bulunabilir.
Fakat büyük dairenin câzibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, mâlâyani ve âfâkî işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymettar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür. Ve bazen bu harp boğuşmalarını merakla takip eden, bir tarafa kalben taraftar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur.
7 Aralık 2007: 13:16 #717717Anonim
İnsan kendi nefsiyle sürekli beraberdir. Bu beraberlik kabir âleminde ve ahiret hayatında da devam edecektir.
İnsan, cüzi irade ve hürriyet nimetleri sayesinde kendi nefsini dilediği gibi yönlendirebiliyor. Bu en küçük dairede en büyük söz onundur. İstediği yere gitmekte, dilediği işi görmekte, arzu ettiği kitabı okuyabilmektedir. Ama bir sonraki daire için bunu söylemek çok zordur. İnsan, kendi aile fertlerini istediği gibi yönlendirme şansına çoğu zaman sahip olamaz. Çünkü onlar da insandırlar, onların da nefisleri ve cüzi iradeleri vardır. Şeytan onların da peşindedir; dünya, onları da durmadan kendine çağırmaktadır.
İnsanın bu dairede yapabileceği tek şey, doğru ve faydalı olanı, onlara güzel bir şekilde anlatmaktan ibarettir.
Şehir dairesinde, insanın tesiri çok daha aşağılara düşer. Bütün şehir halkını istediği yöne sevk etme şansına sahip değildir. Memleket ve bütün bir insanlık âlemi için ise, insanın müessiriyeti sıfıra çok yaklaşır.
Ama, insan, bu geniş dairelerde kendisine düşen vazifenin cüzi olduğunu çok iyi bildiği halde, onların cazibesine kapılır, onlara daha çok önem verir, onlar hakkında çok daha fazla konuşur, yahut kafa yorar. Bu, insan için büyük bir zarardır; ömür sermayesini boş yere harcamaktır. İşte Nur Müellifi, insanın nazarını hayatın ve siyasetin geniş dairelerine çeviren malayani afetine, önemle dikkat çekmekte ve bu derdin devası olan söz konusu risalenin sıkça okunmasını tavsiye etmektedir.
Bir başka risalesinde ise, bu afetin vahim neticesini şöyle nazara veriyor:
“Lüzumsuz ve malayani bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisatına merak ile dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler.” Kastamonu Lahikası
İnsanın nefs-i emmaresi, malayaniye yatkındır. Çünkü onda ahiret için bir fayda yoktur. Şeytan da insanı küfür, şirk, günah şıklarından hiçbirine sevk edemediği taktirde, onu malayaniye sevk eder. Nefis ve şeytanın bu ortak arzusuna uyan insan, boş konuşmaları saatlerce dinlemekten zevk alır. Aynı insan ilmî bir eseri okuduğunda, yarım saat sonra sıkılmaya ve yorulmaya başlar.
Malayani konusunda, şu hususun da gözden uzak tutulmaması gerekiyor:
Hayatın ve siyasetin geniş dairelerinde vazife almış kimselerin, bu konularla derinlemesine ilgilenmeleri, dünyaya çalışmak demektir ve malayani sayılmaz. Ama, dört senede bir defa oy vermekten öte, siyaset dairesinde hiçbir tesir gücü olmayan insanların, dört yıl boyunca bu konuya büyük zaman ayırmaları malayaninin tâ kendisidir.
“Benim ve kardeşlerimin herbirimizin yüz derece aklı ve fikri ziyadeleşse, bu muazzam vazife-i kudsiyenin hizmetine ancak kâfi gelebilir. Sair mes’elelere bakmak, bize fuzulî ve malayani olur.” Sikke-i Tasdik-i Gaybî
7 Aralık 2007: 15:08 #717725Anonim
çok saçma ya ayrıca doyumsuzluk hep daha fazlasını isteme huyu bayanlara özgü falan değildir bütün insanlık için geçerli hadise binaen diyoruz bunu :” Muhakkak ki Ademoğlunun altından bir vadisi olsa iki vadi dolusu ister.Onun ağzını ancak bir avuç toprak doldurur.” ayrıca bayanlar biraz ince düşünceli ve de mükemmeliyetçi oldukları için durum daha belirgindir.ama bu bayları aklamaz.
::)7 Aralık 2007: 15:22 #717726Anonim
Hanne kardesim siz bakmayin,bence herkes konunun şumuliyyetinin farkinda.. :angel:
kabul etmek lazım, oyle yada boyle..yani ne baylar nede bayanlar bu konuda ak degiller…Doyumsuzluk konusu tum insanlara ozgu…
bayanlar daha detaycidir tatminsiz gorunurler, genelde daha genis dusunen beylerde dunyadaki savaslari cikaranlardir 😀 😛Sukur varsa.. iki tarafinda sorunu kokten hallolur ve kıt kanaatte olsa geçinirler… 🙂
7 Aralık 2007: 15:29 #717727Anonim
bir bakıma noktayı koymuşunuz hocam Allah Razı olsun 😀
savaş konusu güzel bir noktaydı 😉7 Aralık 2007: 15:43 #717728Anonim
hanne58 wrote:çok saçma ya ayrıca doyumsuzluk hep daha fazlasını isteme huyu bayanlara özgü falan değildir bütün insanlık için geçerli hadise binaen diyoruz bunu :” Muhakkak ki Ademoğlunun altından bir vadisi olsa iki vadi dolusu ister.Onun ağzını ancak bir avuç toprak doldurur.” ayrıca bayanlar biraz ince düşünceli ve de mükemmeliyetçi oldukları için durum daha belirgindir.ama bu bayları aklamaz.
::)bişey diyim size hanginiz hemen ewet der ilk kısmetıne söylermısınızz???bu işler kolay degıl onu anlatmaya çalıştımmmmmmmmmm….
7 Aralık 2007: 16:19 #717729Anonim
hanne58 wrote:bir bakıma noktayı koymuşunuz hocam Allah Razı olsun 😀
savaş konusu güzel bir noktaydı 😉Estf. hanne biz hoca degiliz, ama siz olcaksiniz insaAllah 🙂
illailayh wrote:bişey diyim size hanginiz hemen ewet der ilk kısmetıne söylermısınızz???bu işler kolay degıl onu anlatmaya çalıştımmmmmmmmmm….Allah iyigini versin ins. illailayh.. herhalde arastircaksin, biz o konuda bi sey demedikki, arastirmazsan yukumlusun zaten… !
Hakkin olan konuda kimse sana doyumsuzsun diyemez…ama isin olcusu Riza-i Ilahi olmali… Allah hayirli insanlarla karsilastirsin herkesi, ne diyelim.. :angel: 🙂7 Aralık 2007: 17:00 #717730Anonim
hayır illayllah ‘a yurekten katılıyorum,cunku her gelenın obur gelenden daha mukemmel olsun ıstıyor.hanımlar taıfesı deyatcı degılmı?sizde bunu kabul edıyorsunuz ,detaycı nedır peki?o zaman fazla soze gerek yok.evet orada bı laltıfe var ama geceklık payıda daha cok….
7 Aralık 2007: 18:20 #717745Anonim
Bu konuyu istiğğnadan başka kimse açmaz diye düşünmüştüm 😀
Evllilik kadermidir?
Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah’ta sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Sizde bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz.
Benim şahsi fikrim bence bir insan H.z ALİ(r.anh) gibi olmadan H.z FATMA gibi birini bulamaz ve H.z ALİ gibi olmadan h.z FATMA gibi birini istemeye hakkı yoktur işte bizim hatamızda bu hakettiğimizden çok fazlasını istiyoruz kısmetimize kanaat etmiyoruz elimizdekinden de oluyoruz 😀
7 Aralık 2007: 18:25 #717747Anonim
Ben birşeyi hatırlatayım sadece çok çok önceden Lemalar abi evlilik konularını forumda yasaklamıştı.Hanımlar forumda konuşulabilir demişti.Onun için kendisi burada olmadıgından her an konuyu taşıyabilirim hanımlar foruma.Amma önemli bir konu bence de.Lakin şeriatın kestigi parmak acımaz. ::) 🙂
7 Aralık 2007: 18:26 #717749Anonim
Değerli Kardeşimiz;
Başta evlilik olmak üzere, irademizle tercih etiğimiz her şey ihtiyari kader dahilindedir, kader Allahın ilmidir. Allahın ilminin dışı yoktur ki; ona girmeyen bir şey olsun. mutlak kaderden maksadınız; insan iradesi karışmadan Allah kimi belirlemişse, bizde bilmecburiye gidip onunla evlenmek zorundayız, şeklinde algılıyorsanız. bu yaklaşım doğru değildir. Zira Resulullah; evlenecek kişilerin dikkat etmesi gereken hususları bir bir saymaktadır. eş adaylarında aranması gereken vesıflar, açık bir şekilde ifade edilmektedir.
Bizim de bunlara dikkat etmemiz lazım; Eğer evleneceğimğiz kişi, bizim tercihimiz hesaba katılmadan daha önce belirlenmiş ise, neden Allah resulu bu şartlara riayet etmemizi istesin.; Demek tercihi biz yaparız, Allah ta nasip ederse evlilik tahakkuk eder. ama Allah nasip etmezse ne yaparsak yapalım, evlilik tahakkuk etmeyecektikr.7 Aralık 2007: 18:33 #717750Anonim
Sergerdan wrote:Ben birşeyi hatırlatayım sadece çok çok önceden Lemalar abi evlilik konularını forumda yasaklamıştı.Hanımlar forumda konuşulabilir demişti.Onun için kendisi burada olmadıgından her an konuyu taşıyabilirim hanımlar foruma.Amma önemli bir konu bence de.Lakin şeriatın kestigi parmak acımaz. ::) 🙂Gerçektende katı kurallara sahip bir site neyse taşıyın o kadarda önemli bir konu değil.
7 Aralık 2007: 18:45 #717754Anonim
Taşıyamadım,kilitleyim en iyisi.Hey gidi Lemalar abim çok severdi kitlemeyi. 🙂
-
YazarYazılar
- ‘Bazı kızlar neden evde kalıyor ???’ konusu yeni yanıtlara kapalı.