- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
16 Temmuz 2013: 10:58 #680292
Anonim
Bilmemek namaz için engel değildir
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
Hüseyin Bey: “Sanki fetret devri yaşıyoruz. Bazen
namaz kılmasını hiç bilmeyen, hiç duâ ve sûre
öğrenmemiş bulunan gençlerle karşılaşıyoruz. Bunlar
İslâm’ı yeni seçmiş kişiler değil. Ama nasıl bir
ihmalliktir bilemiyorum. Böyle bir genç namaz kılmak
isterse nasıl kılacaktır?”
KAYBEDİLECEK TEK FERT YOKTUR
Ülkemiz bir İslâm ülkesi olmakla beraber, asrımızda bir
fetret dönemi yaşadığı muhakkak. Din namına tek bir
kelime bile öğrenmemiş olarak yetişen insanımızın
varlığı üzücü bir tablo olmakla beraber, bir gerçek.
Fakat zararlı yolun neresinden dönülürse kârdır. Namaz
kılmasını hiç bilmeyen, hiç namaz kılmamış, hiç duâ ve
sûre bilmeyen birisi isterse elbette namaz kılabilir.
Dinimiz böyle insanları da kucaklamaya hazırdır. Ahiret
ve ebedi hayat söz konusu olunca, kaybedilecek tek
fert yoktur.
BİLGİSİZLİK NAMAZA ENGEL DEĞİLDİR
Namaz kılmaya bilgisizlik engel değildir. Yeter ki kul
istesin. Yeter ki gönül bunu arzu etsin.
Çünkü İslâmiyet namazı insanın özel şartlarına kadar
indirgemiş ve kolaylaştırmıştır.
Çünkü İslâmiyet’te esasen zorluk yoktur. İslâmiyet’in
bütün emir ve tekliflerine kolaylık nüfuz etmiştir.
Çünkü İslâmiyet rahmet dinidir.
Çünkü Allah Ğafûr ve Rahîm’dir.1
Çünkü Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) “Âlemlere
rahmet olarak gönderilmiştir.”2
Çünkü İslâmiyet bütün dünya insanını kucaklamakta,
bütün bölgelerin halklarını muhatap almaktadır.
Çünkü insan—farkında olsun veya olmasın—rahmete ve
mağfirete ekmekten, sudan ve havadan daha çok
muhtaçtır. İnsan acizdir. İnsan zayıftır. İnsan fakirdir.
İnsan günahkârdır.
İLK YAPILACAKLAR
İslâmiyet’e yeni giren veya ibadete yeni başlayan bir
Müslüman, ilk plânda namazın on iki farzını öğrenir ve
hemen ilk vakitte uygulamaya başlar. Yani namazın
farzları arasında bulunan temizliği, gusül abdesti ve
namaz abdesti almayı, üstünü, başını ve namaz kıldığı
yeri temiz tutmayı ve tahareti birinci plânda öğrenir.
Namazı vakti içinde kıbleye dönerek kılacağını öğrenir.
Bunlar zor şeyler değildir ve namazın farzlarındandır.
Sonra hemen Fatiha Sûresini öğrenir. Fakat Fatiha
Sûresini öğrenme süreci içerisinde namaz vakti
girmişse namazını ihmal etmez; kılar. Bu durumda
namazını şöyle kılar:
Dört mezhebe göre, bu durumda kişi Kur’ân-ı
Kerîm’den Fatiha’ya denk herhangi bir âyet biliyor ise
Fatiha yerine okur; yalnızca kısa bir âyet biliyor ise
bildiği âyeti Fatiha Sûresi kadar tekrar eder. Nitekim
Cenâb-ı Hak; “O halde Kur’ân’dan kolay geleni
okuyun”3 buyurmuştur. Peygamber Efendimiz de
(asm): “Namaza kalktığın zaman abdestini tam al;
sonra kıbleye dön; sonra da Kur’ân’dan sana kolay
geleni oku”4 buyurmuştur.
Bunu da yapmaya şimdilik güç yetiremeyen kimse,
Fatiha Sûresi okuma süresi kadar içinden “Allah…
Allah… Allah… Allah…” der. Bunu da bilmiyor ise
kıyamda Fatiha Sûresi okuyabilecek kadar bekleyip
susar, tefekkür eder.
Veya Fatiha Sûresini öğreninceye kadar namazda bir
imama uyar.
Fatiha Sûresinden sonra Ettahıyyâtü’yü öğrenir. Daha
sonra zamm-ı sûre olarak okuyabileceği kısa sûreleri
öğrenir.
Daha sonra ise namazın diğer duâ, zikir, tekbir ve
tesbihlerini öğrenir. Fakat bu süreçlerin hiçbir yerinde
namazı terk etmez.
BİLMEYENİN İZLEYECEĞİ YOL
Duâ, zikir, tekbir ve tesbihleri yerli yerince bilmese de
namazını kılar. Şöyle kılar:
1- Mümkünse bir imama uyar. Bu durumda hiçbir şey
okumasına gerek kalmaz.
2- Bir imama uyma imkânı yoksa kendisi Allah rızası
için namaz kılmaya niyet eder, başlangıç tekbirini alır,
kıyamda durur, kıraatini yukarıda ifade ettiğimiz
şekillerden biriyle yapar, rükû yapar, secde yapar,
ikinci rekâtı da aynı şekilde kılar, ardından teşehhüt
miktarı (Ettahıyyâtü’yü okuyacak kadar) oturur.
3- Bu hareketlerin içinde yer alan tesbih, tekbir, duâ ve
zikirleri bilmese de bu hareketleri yapar; bu duâları ise
bilâhare öğrendikçe okumaya başlar. Öğrendikçe
namazını kemale erdirir.
4- Yeni öğrenen birisinin, eksikleriyle beraber kıldığı bu
namaz, inşaallah salihlerin namazından yazılır.
Bediüzzaman der ki: “Bir âmînin—velev hissetmezse—
namazı, büyük bir velinin namazı gibi, şu nurdan bir
hissesi var, şu hakikatten bir sırrı vardır.”5
Allah kabul etsin.
Dipnotlar:
1- Zümer Sûresi, 39/53.
2- Enbiyâ Sûresi: 107.
3- Müzemmil Sûresi, 73/20.
4- Buhârî, Vüdû’, 29.
5- Sözler, s. 247. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.