- Bu konu 10 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
18 Şubat 2009: 17:39 #649900
Anonim
Bediüzzaman, hayvanın bile gıybetini işte böyle yasaklamıştı

Çok değerli bir yiyecek olan kavurmayı köpek yemişti. Talebeler köpeği dövmek için plan yapmışlardı ki Bediüzzaman’ın müdahalesi geldi
Ömer Faruk Paksu’nun yazısı:
(Bediüzzaman’la Yaşayan Öyküler kitabından)
Hayvanın gıybeti
Van Nurşin Camii’nin küçük odasında talebelerine ders veriyordu. Bir gün odanın kapısı açık kalmış ve içeri bir köpek girmişti.
İçeride küpte et kavurması vardı. Bir öğrenci için çok değerli bir yiyecekti kavurma… Kış boyu onu yiyeceklerdi. Bunun için küpü gözleri gibi koruyorlardı.
Köpek kavurmayı yemek için başını küpe sokmuş, kavurmayı yemiş, ancak kafasını çıkaramayınca küpü de kırıp kaçmıştı.
Buna talebelerin çok canı sıkılmıştı. Bir planla köpeğin tekrar odaya gelmesini sağlayacak ve onu bir güzel döveceklerdi.
Anlaştılar. Planlarını da Bediüzzaman’dan gizli tuttular.
Fakat Bediüzzaman durumu nasıl olduysa öğrendi. Ve onları bu davranışlarından vazgeçirmek istedi. Hepsini yanına çağırdı. Neler olup bittiğini sordu.
Talebelerin yaşça biraz büyüğü olan Molla Resul:
– Seyda, dedi. Biraz kavurmamız vardı. Yemeye kıyamıyorduk. Halbuki bu köpek gelmiş, hem kavurmayı yemiş, hem de küpü kırıp gitmiş. Şimdi biz bunu nasıl dövmeyelim?
Bediüzzaman:
– Molla Resul, senden soruyorum, vicdanen söyle: Sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya gücün de yetmese, sonunda açık bir yerde bir et bulsan, yer misin yemez misin, dedi. Halbuki aklın var, biliyorsun ki, bu etin sahibi var.
Molla Resul bir süre sustu. Sonra cevaben:
– Evet, yerim Seyda, dedi.
Bediüzzaman tekrar:
– Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı helali bilmez. Hayır ve şerri tanımaz. Sahibinin kendini döveceğini de düşünmez. Açık kapıdan girip kavurmanızı yemiş. Bundan dolayı dayağı hak etmiş midir? Elinizi vicdanınıza koyun ve öyle cevap verin.
Molla Resul ve arkadaşları verecek cevap bulamadılar ve:
– Köpekte kabahat yoktur, demek zorunda kaldılar.
Bunun üzerine Bediüzzaman:
– Madem öyledir, artık bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helal edin.
Molla Resul diğerlerine göre Bediüzzaman’la daha samimi konuşur, içinden geçeni olduğu gibi söylerdi. Gülerek şöyle dedi:
– Seyda, içimizden gelmiyor ki, helal edelim. Fakat siz helalleşmemiz için bizi ikna ettiniz.19 Şubat 2009: 08:00 #731617Anonim
evet bu büyük üstad hayvanda olsa eziyet ettmemi ve ettirmemiş
hak razı olsun
dua ile
19 Şubat 2009: 08:28 #731623Anonim
Paylaşım için ALLAH(cc) razı olsun…
Üstadımız gıybetin yapılmamasını bu bir hayvan dahi olsa elimizi vicdanımıza koyup öyle davranmamız gerktiğini güzel bir şekilde anlatmış…Resul-i Ekrem (s.a.a)’den nakledildiğine göre o hazret şöyle buyuruyor: “Miraç gecesinde bir gurubu cehennem ateşinde mundar ve leş yedikleri halde gördüm. Cebrail’e “Bunlar kimlerdir?” diye sordum; o da “Bunlar dünyada halkın etini yiyen, yani gıybet eden kimselerdir.” diye cevap verdi.”
Allah’u Teala Hucurat suresinin 12. Ayetinde şöyle buyuruyor: “Ey İman edenler bazınız bazınızın arkasından çekiştirmesin, gıybet etmesin; sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah’tan korkun…”
19 Şubat 2009: 08:49 #731625Anonim
nasıl ateş odunu yer bitirir, gıybet dahi amel-i salihayı yer bitirir.
bediüzzaman19 Şubat 2009: 09:14 #731628Anonim
Allah razı olsun….
Üstadımızdan Allah razı olsun bizlere yine bi ders verdi.Karıncaları bile düşünen büyük bi insan bizleri ne kadar düşünmüştür.İnş.üstadımıza talebe olabiliriz.19 Şubat 2009: 19:15 #724353Anonim
Ecmain olsun inşaallah. istifade edebilme duasıyla…
26 Temmuz 2009: 19:08 #751475Anonim
Van Nurşin Camiinin küçük odasında talebelerine ders veriyordu. Birgün odanın kapısı açık kalmış ve içeri bir köpek girmişti.
İçeride küpte et kavurması vardı. Bir öğrenci için çok değerli bir yiyecekti kavurma
. Kış boyu onu yiyeceklerdi. Bunun için küpü gözleri gibi koruyorlardı.Köpek kavurmayı yemek için başını küpe sokmuş, kavurmayı yemiş, ancak kafasını çıkaramayınca küpü de kırıp kaçmıştı.
Buna talebelerin çok canı sıkılmıştı. Bir planla köpeğin tekrar odaya gelmesini sağlayacak ve onu bir güzel döveceklerdi.
Anlaştılar. Planlarını da Bediüzzaman’dan gizli tuttular.
Fakat Bediüzzaman durumu nasıl olduysa öğrendi. Ve onları bu davranışlarından vazgeçirmek istedi. Hepsini yanına çağırdı. Neler olup bittiğini sordu.
Talebelerin yaşça biraz büyüğü olan Molla Resul:
– “Seyda,” dedi. “Biraz kavurmamız vardı. Yemeye kıyamıyorduk. Halbuki bu köpek gelmiş, hem kavurmayı yemiş, hem de küpü kırıp gitmiş. Şimdi biz bunu nasıl dövmeyelim?”
Bediüzzaman:
– “Molla Resul, senden soruyorum, vicdanen söyle: Sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya gücün de yetmese, sonunda açık bir yerde bir et bulsan, yer misin, yemez misin?” dedi. “Halbuki aklın var, biliyorsun ki, etin sahibi var.”
Molla Resul bir süre sustu. Sonra cevaben:
– “Evet, yerim Seyda!
” dedi.Bediüzzaman tekrar:
– “Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı helali bilmez. Hayır ve şerri tanımaz. Sahibinin kendini döveceğini de düşünmez. Açık kapıdan girip kavurmanızı yemiş. bundan dolayı dayağı hak etmiş midir? Elinizi vicdanınıza koyun ve öyle cevap verin.”
Molla Resul ve arkadaşları verecek cevap bulamadılar ve “Köpekte kabahat yoktur.” demek zorunda kaldılar.
Bunun üzerine Bediüzzaman:
– “Madem öyledir, artık bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helal edin.”
Molla Resul diğerlerine göre Bediüzzaman’la daha samimi konuşur, içinden geçeni olduğu gibi söylerdi. Gülerek şöyle dedi:
– “Seyda, içimizden gelmiyor ki, helal edelim. Fakat siz helalleşmemiz için bizi ikna ettiniz.”
Kaynaklar: Bediüzzaman’la Yaşayan Öyküler (Ömer Faruk Paksu)
11 Ocak 2010: 21:34 #764218Anonim
Van Nurşin Camii’nin küçük odasında talebelerine ders veriyordu. Bir gün odanın kapısı açık kalmış ve içeri bir köpek girmişti.
İçeride küpte et kavurması vardı. Bir öğrenci için çok değerli bir yiyecekti kavurma… Kış boyu onu yiyeceklerdi. Bunun için küpü gözleri gibi koruyorlardı.
Köpek kavurmayı yemek için başını küpe sokmuş, kavurmayı yemiş, ancak kafasını çıkaramayınca küpü de kırıp kaçmıştı.
Buna talebelerin çok canı sıkılmıştı. Bir planla köpeğin tekrar odaya gelmesini sağlayacak ve onu bir güzel döveceklerdi.
Anlaştılar. Planlarını da Bediüzzaman’dan gizli tuttular.
Fakat Bediüzzaman durumu nasıl olduysa öğrendi. Ve onları bu davranışlarından vazgeçirmek istedi. Hepsini yanına çağırdı. Neler olup bittiğini sordu.
Talebelerin yaşça biraz büyüğü olan Molla Resul:
– Seyda, dedi. Biraz kavurmamız vardı. Yemeye kıyamıyorduk. Halbuki bu köpek gelmiş, hem kavurmayı yemiş, hem de küpü kırıp gitmiş. Şimdi biz bunu nasıl dövmeyelim?
Bediüzzaman:
– Molla Resul, senden soruyorum, vicdanen söyle: Sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya gücün de yetmese, sonunda açık bir yerde bir et bulsan, yer misin yemez misin, dedi. Halbuki aklın var, biliyorsun ki, bu etin sahibi var.
Molla Resul bir süre sustu. Sonra cevaben:
– Evet, yerim Seyda, dedi.
Bediüzzaman tekrar:
– Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı helali bilmez. Hayır ve şerri tanımaz. Sahibinin kendini döveceğini de düşünmez. Açık kapıdan girip kavurmanızı yemiş. Bundan dolayı dayağı hak etmiş midir? Elinizi vicdanınıza koyun ve öyle cevap verin.
Molla Resul ve arkadaşları verecek cevap bulamadılar ve:
– Köpekte kabahat yoktur, demek zorunda kaldılar.
Bunun üzerine Bediüzzaman:
– Madem öyledir, artık bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helal edin.
Molla Resul diğerlerine göre Bediüzzaman’la daha samimi konuşur, içinden geçeni olduğu gibi söylerdi. Gülerek şöyle dedi:
– Seyda, içimizden gelmiyor ki, helal edelim. Fakat siz helalleşmemiz için bizi ikna ettiniz.
Ömer Faruk Paksu’nun yazısı:
(Bediüzzaman’la Yaşayan Öyküler kitabından)
11 Ocak 2010: 21:42 #764220Anonim
– Seyda, içimizden gelmiyor ki, helal edelim. Fakat siz helalleşmemiz için bizi ikna ettiniz.
acı veriyor dimi ama üstad helal et dediyse helal edeceksin
paylaşım için Allah razı olaSelam ve Dua ile….
12 Ocak 2010: 07:31 #764230Anonim
– Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı helali bilmez. Hayır ve şerri tanımaz. Sahibinin kendini döveceğini de düşünmez.
allah razı olsun
şu sözler ne kadar ibretli nefsime bugunki hediyem olsun …12 Ocak 2010: 08:56 #764239Anonim
Günümüzün manevi hastalığının başında geliyor belki de.ALLAH(C.C.) muhafaza eylesin cümlemizi inşaALLAH.Gıybet her an düşünmemiz ve kaçmamız gereken başlı başına bir müzakere konusu zaten.Çok ehemmiyetli bir uyarı oldu.ALLAH(C.C.) Razı Olsun,teşekkür ediyoruz.
12 Ocak 2010: 16:40 #764273Anonim
@zerrat 175939 wrote:
Günümüzün manevi hastalığının başında geliyor belki de.ALLAH(C.C.) muhafaza eylesin cümlemizi inşaALLAH.Gıybet her an düşünmemiz ve kaçmamız gereken başlı başına bir müzakere konusu zaten.Çok ehemmiyetli bir uyarı oldu.ALLAH(C.C.) Razı Olsun,teşekkür ediyoruz.
Rabbim sizlerdende razı olsun inşaallah…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.