• Bu konu 5 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #647825
    Anonim
      Bediüzzaman, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ sözüyle neyi kasetti?

      space.gif54338.jpg

      Mehmet Fırıncı ile yapılan röportaj…

      Yasemin Güleçyüz-F. Nur Hacınebioğlu’nun röportaji

      Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur’ları neşir hizmetinde istihdam ettiği mümtaz talebelerinden Mehmet Nuri Güleç, nam-ı diğer “Fırıncı Ağabey”.

      Risale-i Nur’ların hanımlara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
      Üstad Hazretleri bütün meseleleri formüle ediyor. Hanımlar konusundaki formülüyse ihlâs ve şefkat. Hanımlarda bu iki hasletin çok ehemmiyetli olduğunu, bu hasletlerle büyük fedakârlık ve kahramanlıklara vesile olduklarını, yavrusunu kurtarmak için ateşe atılmaktan çekinmediğini anlatıyor. Fakat bu vasıfların zamanın fena cereyanları yüzünden bazen bozulabildiğini ifade ediyor. “Oğlum paşa olsun!” diyerek malını mülkünü her şeyini oğlunu okutmak için feda edip, ahiretini düşünmeyen zavallı annelerden bahsediyor. Mesele burada, düğümlenmiş. Ama kadının kendisinin korunması, hayatı, fıtrî yapısının erkekler gibi, olmadığı, yaratılış olarak daha nazik insanlar olduklarını, aile hayatında müdür-ü dâhilî olmak lâzım geldiğini, dolayısıyla aile hayatının da dünyada bir cennet olduğunu anlatıyor.

      Hakikaten de öyle. Aile hayatı olmasa insanın diğer mahlûkattan farkı ne olur? Tabii İslâm terbiyesiyle yetişen bir genç, aile hayatı olmadan da müstakim yaşayabilir, ama cemiyet aile hayatıyla kaim. Onun için Üstad Hazretleri aile saadetinin hanımın tesettürlü bir hayat yaşamasıyla mümkün olabileceğini, yoksa çeşitli malûm arızalara sebep olabileceğini çok acip izahlarla anlatmış.

      Avrupalılar aile hayatına gerekli ehemmiyeti vermedi, ama şimdi reklâm panolarında aile kurmanın ne kadar mühim olduğunu anlatıyorlar. Çünkü boşanma oranları neredeyse % 100. Aile hayatının yıkılma sebeplerinden bir tanesi de tesettürsüzlük. Avrupa’da eşler birbirlerinden ayrılıp gidiyorlar, ama bizim memleketimizde eşler birbirini öldürüyorlar. Canhıraş neticeler…

      Dolayısıyla bizim memleketimizin insanları, yani idarecileri illâ Avrupa’ya benzeyeceğiz diye bu meseleleri dinlemediler. Onlar da zaten bu hayattan memnun değiller, yanlış yaptıklarını kabul ediyorlar. Bizimkiler hâlâ 50 sene evvelki Avrupa’yı takip ederek, orada terk edilen yanlışlıkları kopya etmeye çalışıyorlar. Onlarda bu konularda hayatı tanzim eden vahy-i semavî az olduğu veya olmadığı için onlar iyilikleri deneme- yanılma yoluyla buluyorlar. Hâlbuki bizim elimizde Kur’ân-ı Azimüşşan var. Aileyi ilgilendiren tüm konuları tafsil etmiş.

      Hatta bir kardeşten yeni öğrendim. Malûm İslâmda Müslüman bir erkek ehl-i kitaptan bir hanımla evlenebilir, müşriklerle evlenemez. Evlenmeden önce eşine Müslüman olması için telkinde bulunabiliyor, evlendikten sonra “Dinde zorlama yoktur!” ayeti gereğince o hakkı kaybediyormuş. Dinimizin evlendikten sonra kadının şahsiyetine, kimliğine verdiği öneme bakın. Yani dinimizde aile hayatı en küçük teferruata kadar anlatılmış.

      Tesettürün hanımlar arasında yaygınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
      On sene önce taşındığım mahalde 1–2 örtülü genç kız vardı. Şimdi her minibüste 1–2 tane örtülü hanım var. Hepsi akraba gibi sohbet ederler. Onların o fıtrî hallerini ibretle seyrederim. Elhamdülillah, mükemmel bir gelişme var. İnsan hayran oluyor. Ben ümitliyim o hususta. Üstad Hazretlerinin tespitleri o kadar isabetli ki, insan hayran kalıyor. “Şeyh uçmaz, mürit uçurur!” değil yani. Hakikatin bizatihi kendisi. Üstadımız ıslahatçı. Islahatçının en önemli vazifesi de mümkün olduğunca, yara açmadan tedavi etmektir.

      Hanımlar Rehberi’nin telif ve teksir edilmesi konusundaki hatıralarınızı alabilir miyiz?
      Üstadımızın “Ahiret hemşirelerimle hasbihal” başlıklı mektubu geldiğinde çok hoşumuza gitmişti. İstanbul’da teksir ettik. Önce Korkuteli’nden hanımların bir mektubu Üstada gidiyor. Sonradan da Manisa’dan hanımlar mektup gönderiyorlar. Üstad Hazretleri işte bu bahsi o mektuplara cevabî manada yazıyor. Hanımların mektuplarını da teksir ettik. Hatta matbaa ile ilk defa Manisalı hanımların mektubunu bastık. Ondan sonra bizi savcılığa çağırdılar, ifadelerimizi aldılar.

      Savcılığa alındığınızda daha Hanımlar Rehberi ortada yok?
      Evet, o zaman daha mektuplar halinde. İşte hadiseler böyle gelişince eserin başında zikredilen gençlere nasıl bir rehber yazıldıysa, hanımlara da böyle bir rehber gereklidir mealindeki bölüm yazıldı. Sonra bunlar tanzim edildi. Biz İstanbul’da teksirle İman Hakikatleri, Konferans gibi bazı eserleri neşretmeye başlamıştık. Hanımlar Rehberi’nin tanzimi de yapıldı. O yıllarda teksir ettiğimiz Hanımlar Rehberi’nden Necmeddin Şahiner’de varmış bir tane. İman Hakikatleri teksirini de Viyana’da görmüştüm.

      Hanımlar Rehberi hangi tarihte tanzim edildi?
      1955 sonları 1956 başları. Hanımlar Rehberi’nin teksiri bittikten sonra matbaalarda matbu neşriyata başladık. Demek ki, 1956 senesi içinde o çalışmaları yapmışız.

      Bu ilk teksir ya da matbu eserlerin korunması meselesi de arşivlemeyi ilgilendiren önemli bir konu değil mi?
      Vakıflar bize İstanbul’da Cağaloğlu’ndaki Rüstem Paşa Medresesini vakıf merkezi olarak verdi. Orada elimizdeki bu ilk teksir ve matbu Nur Risalelerini sergi müze tarzında düzenleyip ziyarete açacağız. Çalışmalarımız devam ediyor. 23 Mart’ta Barla Bölümü ile açılışı yapılacak.

      Hanımlar arasında söylenegelen bir söz var. Üstad Hazretlerinin, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ ifadesi. Neden özellikle İstanbul?
      1953’de Üstad Hazretleri Draman’daki evde kaldığı zaman, “Ben İslâmiyetin bayrağını hanımlarla İstanbul’a dikeceğim” sözünü Ahmet Aytimur Ağabeye söylemiş. Aytimur’dan naklen ben işitmiştim. Ahmet Ağabey halen sağ. Ama böyle bizim gibi pek fazla röportaj falan yapmaz. İstanbul İslâmın payitahtı. Üstad Hazretleri bütün İslâm dünyasının merkezi olarak İstanbul’u Sure-i Kevser’in şümulüne dâhil ediyor. Zülfikar’da El Kevser’in tarihî işaretlerini ele alıyor. Süleyman Paşa komutasında Gelibolu’dan geçişten alıyor, İstanbul’un fethine getiriyor. El Kevser, yani dünyadaki manevi havz-ı Kevser’e Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul da dâhildir, diyor. Hamdi Efendi’nin tefsirinde de, “Bu sure ile dünyadaki manevî Kevser havuzlarına işaretler de kast edilmektedir” deniliyor.

      Hanımlar Rehberi’nden orijinal bulduğunuz tespitleri aktarabilir misiniz?
      Üstad Hazretleri hanımların bu kadar fedakârlık ve kahramanlıklarıyla beraber, seciyelerin bozulmasından da bahsediyor. Bu seciyelerin bozulmasına sebep olan zalim erkeklerdir, diyor. Hanımlar başka bir şekilde zalim erkeklerin tahakkümü yüzünden bir nevi riyakârlığa girerler, tespitini yapıyor.

      “Hanımları ifsat eden komiteler” tespiti de mevcut Rehberde. Bunlar neler sizce?
      Dünya çapında yapılan analizlerde bütün toplumları bozan sebeplerin başında tüketim ekonomisi geliyor. Bunun birkaç mertebesi var. İmalâtları düşünün. Büyük bölümü kadınlara hitap eder. İslâm’ın terbiye ettiği kadın, tüketim ekonomisinin ortaya sürdüğü malzemenin ancak % 5’ini kullanır. Hadi olsun % 10’unu. Bu iflâs demektir. Şer kuvvetler o yüzden defilelerle, reklâmlarla yine kadını kullanarak, kadınları tahrip ediyor. Gençliğe bir ideal, terbiye, fedakârlık, şefkat, muhabbet vermediklerinden; onları uyuşturmak, yani hissiyatlarını kendilerine alet etmek için kadını kullanıyorlar.
      Dünya milletlerini kontrol edebilmek için çalışan teşkilâtların hepsine Üstadımız “ifsat komitesi” tabirini kullanıyor. Bunların çok nevi var.

      Ben çok şaşırıyorum. Bu kadar kadın cemiyetleri bulunmaktayken nasıl durumu görmüyorlar? Bilakis onlara alet oluyorlar. Şer kuvvetlerin menfaatine çalışmak için o kadın cemiyetlerini de mi onlar kurdu, bilmem ki?
      Kadın konusunda müspet çalışmalar yapmak isteyen cemiyetlerin de, bu fesat şebekeleri hemen seslerini kestiriyorlar. Basında onların seslerine yer vermiyorlar.

      Yalnız semavî din mensuplarıyla bu konularda iyi diyaloglar var. İngiliz başpiskoposunun son sözleri, Rus başpiskoposunun kadın tesettürü konusundaki sözleri bu noktada önemli. Microsoft’un sahibi Bill Gates’in Davos’ta yaptığı konuşma da ayrı bir öneme sahip. Âdeta zekâtı anlattı orada. Afrika ülkelerindeki yoksullara 7,5 milyarlık bir yardım yapmış, ama bunu kâfi görmüyor. Dünyadaki büyük şirketlerin hükümetlerle işbirliği yapmalarını, gelirlerinin bir bölümünü karşılıksız insanlığa sunmaları gerektiğini söylüyor. Üstadımız da, “Beşerde zekât düstur-u umumî haline gelmeli” diyor.

      Ak saçlarını değirmende ağartmamış bir Nur Talebesi olarak hanımlara tavsiyelerinizi alsak, son olarak?
      Hz. Üstad, “Çok sıkı tutmayın!” diyor. Şefkatle, geniş muhabbet ile insanlara yaklaşımı temin etmeliyiz. Diğer taraftan hanımların bir şansları var. Bu modern hayatın menfi yanı insanları birbirinden soğutuyor, uzaklaştırıyor. Biz ise tam tersini yapmalı, yani gidip tanımadığımız komşularımızla, “Biz sizinle komşuluk etmek istiyoruz” demeli, kitap gibi hediyeler takdim ederek samimî bir ortam oluşturmalıyız. İnsanlar bu tür karşılık beklemeyen dostluklara muhtaç durumda.

      Onun için hanım kardeşlerime, “Herkes bir apartmanı hedef alsın!” diyorum. Ondan sonra da, “Ben bu sene binadaki tüm daireleri ziyaret edeceğim, çeşitli konularda kitap hediye vereceğim” diye düşünmelerini tavsiye ediyorum. Buna ihtiyaç var.
      Diğer bir husus, okuma üzerine. İnsanlarımızı okumanın lüzumuna inandırmalıyız.

      Elhasıl okuma hususunda çeşitli vesilelerle kardeşlere tavsiyeler vermemiz gerekiyor.

      Bizim Aile
      #727387
      Anonim

        Allah razı olsun Ahsen abla..

        #727396
        Anonim

          Ecmain olsun Nurum InsAllah…

          #727406
          Anonim

            Üstad Hazretleri hanımların bu kadar fedakârlık ve kahramanlıklarıyla beraber, seciyelerin bozulmasından da bahsediyor. Bu seciyelerin bozulmasına sebep olan zalim erkeklerdir, diyor. Hanımlar başka bir şekilde zalim erkeklerin tahakkümü yüzünden bir nevi riyakârlığa girerler,…burai anlamadım neden erkekler yuzunden bozuluomus

            #719569
            Anonim

              İKİNCİ NÜKTE

              Bu sene inzivâda iken ve hayat-ı içtimaiyeden çekildiğim halde, bazı Nurcu kardeşlerimin ve hemşirelerimin hatırları için dünyaya baktım.

              Benimle görüşen ekserî dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvâlar işittim. “Eyvah!” dedim. “İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?” dedim.

              Sebebini aradım. Bildim ki, nasıl İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş.

              Aynen öyle de, biçare nisâ taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim.

              Ve bildim ki, bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor. Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan mânevî evlâtlarıma kat’iyen beyan ediyorum ki:

              Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur.

              Rusya’da o biçare taifenin ne hale girdiğini işitiyorsunuz. Risale-i Nur’un bir parçasında denilmiş ki:

              Aklı başında olan bir adam, refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn-ü cemâline bina etmez.

              Belki, kadınların hüsn-ü cemâlinin en güzeli ve daimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli-tâ ki, o biçare ihtiyarladıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin.

              Çünkü onun refikası, yalnız dünya hayatındaki muvakkat bir yardımcı refika değil, belki hayat-ı ebediyesinde ebedî ve sevimli bir refika-i hayat olduğundan, ihtiyarlandıkça daha ziyade hürmet ve merhametle birbirine muhabbet etmek lâzım geliyor.

              Şimdiki terbiye-i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakatten sonra ebedî bir mufarakate mâruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor.

              Hem Risale-i Nur’un bir cüz’ünde denilmiş ki: Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır.

              Bedbahttır o adam ki, sefahete girmiş zevcesine ittibâ eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki, zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklit eder. Veyl o zevc ve zevceye ki, birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani, medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.

              İşte, Risale-i Nur’un bu mealdeki cümlelerinin mânâsı budur ki: Bu zamanda aile hayatının ve dünyevî ve uhrevî saadetinin ve kadınlarda ulvî seciyelerin inkişafının sebebi, yalnız daire-i şeriattaki âdâb-ı İslâmiyetle olabilir. Şimdi aile hayatında en mühim nokta budur ki, kadın, kocasında fenalık ve sadakatsizlik görse, o da kocasının inadına, kadının vazife-i ailevîsi olan sadakat ve emniyeti bozsa, aynen askeriyedeki itaatin bozulması gibi, o aile hayatının fabrikası zîrüzeber olur.

              #719437
              Anonim

                Yirmi Dördüncü Lem’a – s.691

                Belki o kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslaha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür. Çünkü nâmahremlerin nazarından fıtratı korkar, sıkılır, çekilir. Nâmahrem yirmi erkeğin on sekizinin nazarından istiskal eder. Erkek ise, nâmahrem yüz kadından, ancak birisinden istiskal eder, bakmasından sıkılır. Kadın o cihette azap çektiği gibi, sadakatsizlik ithamı altına girer, zaafiyetiyle beraber; hukukunu muhafaza edemez.

                Elhasıl: Nasıl ki kadınlar kahramanlıkta, ihlâsta, şefkat itibarıyla erkeklere benzemedikleri gibi, erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de, o mâsum hanımlar dahi, sefahette hiçbir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için, fıtratlarıyla ve zayıf hilkatleriyle nâmahremlerden şiddetli korkarlar ve çarşaf altında saklanmaya kendilerini mecbur bilirler. Çünkü, erkek sekiz dakika zevk ve lezzet için sefahete girse, ancak sekiz lira kadar birşey zarar eder. Fakat kadın sekiz dakika sefahetteki zevkin cezası olarak, dünyada dahi sekiz ay ağır bir yükü karnında taşır ve sekiz sene de o hâmisiz çocuğun terbiyesinin meşakkatine girdiği için, sefahette erkeklere yetişemez, yüz derece fazla cezasını çeker.

                Az olmayan bu nevi vukuat da gösteriyor ki, mübarek taife-i nisâiye, fıtraten yüksek ahlâka menşe olduğu gibi, fısk ve sefahette dünya zevki için kabiliyetleri yok hükmündedir. Demek onlar daire-i terbiye-i İslâmiye içinde mes’ut bir aile hayatını geçirmeye mahsus bir nevi mübarek mahlûkturlar. Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar! Allah, bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin. Âmin.

                Hemşirelerim, mahremce bu sözümü size söylüyorum: Maişet derdi için, serseri, ahlâksız, frenkmeşrep bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisat ve kanaatle, köylü mâsum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev’inden kendinizi idareye çalışınız, satmaya çalışmayınız. Şayet size münasip olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz. İnşaallah, rızanız ve kanaatinizle o da ıslah olur. Yoksa, şimdiki işittiğim gibi, mahkemelere boşanmak için müracaat edeceksiniz. Bu da, haysiyet-i İslâmiye ve şeref-i milliyemize yakışmaz.

                ÜÇÜNCÜ NÜKTE

                Aziz hemşirelerim, kat’iyen biliniz ki, daire-i meşruanın haricindeki zevklerde, lezzetlerde, on derece onlardan ziyade elemler ve zahmetler bulunduğunu, Risale-i Nur yüzer kuvvetli delillerle, hadisatlarla ispat etmiştir. Uzun tafsilâtını Risale-i Nur’da bulabilirsiniz.

                Ezcümle, Küçük Sözler’den Altıncı, Yedinci, Sekizinci Sözler ve Gençlik Rehberi benim bedelime sizlere tam bu hakikati gösterecek. Onun için, daire-i meşruadaki keyfe iktifâ ediniz ve kanaat getiriniz. Sizin hanenizdeki mâsum evlâtlarınızla mâsûmâne sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir.

                Hem kat’iyen biliniz ki, bu hayat-ı dünyeviyede hakikî lezzet iman dairesindedir ve imandadır. Ve a’mâl-i salihanın herbirisinde bir mânevî lezzet var. Ve dalâlet ve sefahette, bu dünyada dahi gayet acı ve çirkin elemler bulunduğunu Risale-i Nur yüzer kat’î delillerle ispat etmiştir. Adeta imanda bir Cennet çekirdeği ve dalâlette ve sefahette bir Cehennem çekirdeği bulunduğunu, ben kendim çok tecrübelerle ve hadiselerle aynelyakin görmüşüm ve Risale-i Nur’da bu hakikat tekrar ile yazılmış. En şedit muannit ve muterizlerin eline girip, hem resmî ehl-i vukuflar ve mahkemeler o hakikati cerh edememişler. Şimdi sizin gibi mübarek ve mâsum hemşirelerime ve evlâtlarım hükmünde küçüklerinize, başta Tesettür Risalesi ve Gençlik Rehberi ve Küçük Sözler benim bedelime sizlere ders versin.

                Ben işittim ki, benim size camide ders vermekliğimi arzu ediyorsunuz. Fakat benim perişaniyetimle beraber hastalığım ve çok esbab, bu vaziyete müsaade etmiyor. Ben de sizin için yazdığım bu dersimi okuyan ve kabul eden bütün hemşirelerimi, bütün mânevî kazançlarıma ve dualarıma Nur şakirtleri gibi dahil etmeye karar verdim. Eğer siz benim bedelime Risale-i Nur’u kısmen elde edip okusanız veya dinleseniz, o vakit, kaidemiz mûcibince, bütün kardeşleriniz olan Nur şakirtlerinin mânevî kazançlarına ve dualarına da hissedar oluyorsunuz.

                Ben şimdi daha ziyade yazacaktım. Fakat çok hasta ve çok zayıf ve çok ihtiyar ve tashihat gibi çok vazifelerim bulunduğundan, şimdilik bu kadarla iktifâ ettim.

                Said Nursî

                #728333
                Anonim

                  Allah razı olsun abi bende baskamı acaba sandımdı burasımıs ellerinden optum :047::021:

                7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.