• Bu konu 21 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 16 ile 23 arası (toplam 23)
  • Yazar
    Yazılar
  • #700037
    Anonim

      Tevhid, en ehemmiyetli ve en halavetli ve en yüksel bir vazife-i kudsiye ve
      bir fariza-i fıtriye ve bir ibadet-i imaniyedir.

      #700137
      Anonim

        Ne yapayım,acele ettim kışta geldim.
        Sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz..

        #700213
        Anonim

          Sadâ-yı Hakikat
          27 Mart 1909

          Tarîk-i Muhammedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) şübhe ve hileden münezzeh olduğundan, şübhe ve hileyi îma eden gizlemekten de müstağnidir.

          Hem o derece azîm ve geniş ve muhit bir hakikat, bahusus bu zaman ehline karşı hiçbir cihetle saklanmaz. Bahr-i umman nasıl bir destide saklanacak?

          Tekraren söylüyorum ki: İttihad-ı İslâm hakikatında olan İttihad-ı Muhammedî’nin (Aleyhissalâtü Vesselâm) cihet-i vahdeti tevhid-i İlahîdir.

          Peyman ve yemini de imandır. Encümen ve cem’iyetleri, mesacid ve medaris ve zevayadır. Müntesibîni umum mü’minlerdir. Nizamnamesi Sünen-i Ahmediye’dir (Aleyhissalâtü Vesselâm). Kanunu, evamir ve nevahi-i şer’iyedir. Bu ittihad, âdetten değil, ibadettir.

          İhfa ve havf riyadandır. Farzda riya yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi, ittihad-ı İslâmdır. İttihadın hedef ve maksadı; o kadar uzun, münşaib ve muhit ve merakiz ve meabid-i İslâmiyeyi birbirine rabtettiren bir silsile-i nuranîyi ihtizaza getirmekle, onunla merbut olanları ikaz ve tarîk-i terakkiye bir hâhiş ve emr-i vicdanî ile sevketmektir.

          Bu ittihadın meşrebi, muhabbettir. Husumeti ise, cehalet ve zaruret ve nifakadır. Gayr-ı müslimler emin olsunlar ki bu ittihadımız, bu üç sıfata hücumdur.

          Gayr-ı müslime karşı hareketimiz ikna’dır. Zira onları medenî biliriz. Ve İslâmiyeti mahbub ve ulvî göstermektir. Zira onları munsif zannediyoruz.

          Lâübaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebiye sevdiremezler. Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar.

          Mesleksizlik, anarşilik sevilmez. Ve bu ittihada tahkik ile dâhil olanlar, onları taklid edip çıkmazlar. İttihad-ı Muhammedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) olan ittihad-ı İslâmın efkâr ve meslek ve hakikatını efkâr-ı umumiyeye arzederiz. Kimin bir itirazı varsa etsin, cevaba hazırız.

          جُمْلَه شِيرَانِ جِهَانْ بَسْتَهءِ اِينْ سِلْسِلَه اَنْد
          رُوبَه اَزْ حِيلَه چِه سَانْ بِگُسَلَدْ اِينْ سِلْسِلَه رَا

          Said Nursî

          #700601
          Anonim

            «Nazar-ı nübüvvet ve tevhid ve iman; vah­dete, âhirete, uluhiyete baktığı için, hakaikı ona göre görür.
            Ehl-i felsefe ve hikmetin nazarı; kesrete, esbaba, tabi­ata bakar, ona göre görür.

            Nokta-i nazar birbirinden çok uzaktır.

            Ehl-i felsefenin en büyük bir maksadı, ehl-i Usûl-üd Din ve ülema-i İlm-i Kelâm’ın makasıdı içinde gö­rünmeyecek bir derecede küçük ve ehemmiyetsizdir.

            İşte onun içindir ki, mevcudatın tafsil-i mahiyetinde ve ince ahvallerinde ehl-i hikmet çok ileri gitmişler.
            Fakat hakikî hikmet olan ulûm-u âliye-i İlahiye ve uhreviyede o kadar geridirler ki, en basit bir mü’minden daha geridirler.

            Bu sırrı fehmetmeyenler, muhakkikîn-i İslâmiyeyi, hükemalara nisbeten geri zannediyorlar. Halbuki akılları gözlerine inmiş, kesrette boğulmuş olanların ne haddi var ki, veraset-i nübüv­vet ile makasıd-ı âliye-i kudsiyeye yetişenlere yetişebilsinler.

            Hem bir şey iki nazar ile bakıldığı vakit, iki muhtelif hakikatı gösteriyor. İkisi de hakikat olabilir. Fennin hiçbir hakikat-ı kat’iyyesi, Kur’anın hakaik-i kudsiyesine ilişemez. Fennin kısa eli, onun münezzeh ve muallâ dame­nine erişemez.

            Nümune olarak bir misal zikrederiz:

            Meselâ, Küre-i Arz ehl-i hikmet nazarıyla ba­kılsa hakikatı şudur ki:

            Güneş etrafında mutavassıt bir sey­yare gibi hadsiz yıldızlar içinde döner. Yıldızlara nisbeten küçük bir mahluk.

            Fakat ehl-i Kur’an nazarıyla ba­kıldığı vakit -Onbeşinci Söz’de izah edildiği gibi- hakikatı şöyledir ki:
            Semere-i âlem olan insan; en câmi’, en bedi’ ve en âciz, en aziz, en zaîf, en latif bir mu’cize-i kudret olduğun­dan, beşik ve meskeni olan zemin; semaya nisbeten madde­ten küçüklü­ğüyle ve hakaretiyle beraber manen ve san’aten
            bütün kâina­tın kalbi, merkezi..

            bütün mu’cizat-ı san’atının meşheri, ser­gisi..

            bütün tecelliyat-ı esmasının mazharı, nokta-i mihrakı­yesi..

            nihayetsiz faaliyet-i Rabbaniyenin mahşeri, ma’kesi..

            hadsiz hallakıyet-i İlahiyenin hususan nebatat ve hayvanatın kesretli enva’-ı sagiresinden cevvadane icadın medarı, çarşısı ve

            pek geniş âhiret âlemlerindeki masnuatın küçük mikyasta nümunegâhı ve

            mensucat-ı ebediyenin sür­’atle işleyen tezgâhı ve

            menazır-ı sermediyenin çabuk değişen taklidgâhı ve

            besa­tîn-i daimenin tohumcuklarına sür’atle sün­büllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.

            İşte Arzın bu azamet-i maneviyesinden ve ehemmiyet-i san’aviyesindendir ki, Kur’an-ı Hakîm; semavata nisbeten büyük bir ağacın küçük bir meyvesi hükmünde olan Arzı, bütün semavata karşı küçücük kalbi, büyük kalıba mukabil tutmak gibi denk tutuyor. Onu bir kefede, bütün semavatı bir kefede koyuyor, mükerreren “Rabbü’s-Semâvâti ve’l-Arz” diyor.

            İşte sair mesaili buna kıyas et ve anla ki:
            Felsefenin ruhsuz, sönük hakikatleri; Kur’anın parlak, ruhlu haki­katleriyle müsademe edemez. Nokta-i nazar ayrı ayrı olduğu için, ayrı ayrı görünür.» (Sözler

            #700831
            Anonim

              Nur-u fikir, ziya-yı kalb ile ışıklanıp mezcolmazsa, zulmettir, zulüm fışkırır. Gözün muzlim nehar-ı ebyazı, muzii (Haşiye) leyle-i süveyda ile mezcolmazsa basarsız olduğu gibi, fikret-i beyzada süveyda-i kalb bulunmazsa, basiretsizdir.

              #702584
              Anonim

                üstadımdan….

                Nurforumdan… ama siz nurforumdaki ablamız değilsiniz kendisine burayı söyledim sadece ,tebessüm ederim dedi, ne desinki,

                #702588
                Anonim
                  XYZ.;34420 wrote:
                  üstadımdan….

                  Nurforumdan… ama siz nurforumdaki ablamız değilsiniz kendisine burayı söyledim sadece ,tebessüm ederim dedi, ne desinki,

                  Sayet bu mesajimizi okuyup bir de selamlarimizi iletirseniz memnun olurum..
                  Söyleyiniz kendilerine; Allah ondan ebeden razi olsun, bu güzellikleri bize bahsettii için…
                  Vesselam….

                  #740339
                  Anonim

                    Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadiği takdirde fani dünyada biraktiğin eserlere kiymet verme.

                    (mesnevi-i nuriye)

                  8 yazı görüntüleniyor - 16 ile 23 arası (toplam 23)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.