- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Haziran 2009: 11:30 #654898
Anonim
Avrupa’nın ilk ve tek başörtülü milletvekili olarak Brüksel Parlamentosu’na seçilen Mahinur Özdemir, (26) dün yemin edip görevine başladı. Özdemir, başörtüsü sebebiyle ‘kriz’ yaşanacağı iddialarının aksine herhangi bir sorunla karşılaşmadan parlamentoya girdi.
Federal yapılı Belçika’nın Brüksel Parlamentosu’na, Hıristiyan Demokrat Parti (CDH) adayı olarak giren Özdemir, ilk oturumda, en genç milletvekili sıfatıyla kâtip üyelik yaptı.
Koalisyon hükümetini kuran Sosyalistler, Yeşiller ve Hıristiyan Demokratlar, Türk asıllı vekile destek verirken, CDH Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Joelle Milquet, anayasanın dinî özgürlükleri güvence altına aldığına dikkat çekti. Yeşiller Eşbaşkanı Jean-Michel Javaux ise “Biz (dinler arasında) tarafsız bir ülkeyiz, dinsiz değiliz.” dedi.
İKÖ yetkilileri son yıllarda yaşanan birçok İslam karşıtı tahrikin Avrupa’da meydana geldiğine dikkat çekiyor. Bu sebeple AB ülkeleriyle İKÖ’nün daha koordineli çalışmasını sağlayacak bir mekanizmanın gerekliliği uzun zamandan beri Genel Sekreter Ekmeleddin İhsanoğlu’nun gündeminde yer alıyordu. Teşkilatın bakanlar kurulu toplantısında İKÖ’nün pozisyonunu ve misyonunu Avrupa’ya anlatmak, AB ile angajmana girmek ve sivil toplum örgütleriyle işbirliğini artırmak amacıyla Brüksel’de temsilcilik oluşturulmasına karar verildi. İhsanoğlu, karikatür krizi sırasında görüştüğü Avrupalı yetkililere konuyu detaylı olarak anlattı. Genel Sekreter’i Cidde’de ziyaret gelen AB Dış Politika ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana da projeye sıcak baktı. Ekmeleddin İhsanoğlu, Ocak 2007’de Brüksel’e gelerek Belçikalı makamlara talebini iletti. Belçika’nın da sıcak bakmasının ardından temsilciliğin görevleri, diplomatik statüsü ve ayrıcalıkları konuları müzakere edilmeye başlandı.
Toplam 89 üyeli parlamentoda yemin ederek göreve başlayan milletvekilleri arasında, Mahinur Özdemir’in yanı sıra Türk kökenli Sosyalist Parti (SP) üyeleri Emir Kır ve Emin Özkara da yer aldı. 75 üyeli Valon Parlamentosu’nda da yemin töreni dün yapıldı. PS’den seçime giren Serdar Kılıç, asil üyelerden bazılarının geri çekilmesi üzerine Valon Parlamentosu’na girmeye hak kazanan ilk Türk asıllı vekil oldu.
Belçika, günlerdir Mahinur’un meclise başörtüsü ile girip girmeyeceğini tartışıyordu. Brüksel’deki diğer büyük partilerin aksine yabancı kökenlilere mesafeli duruşuyla dikkat çeken Valon Liberaller’in (MR) Mahinur’u engelleme girişimi ise sonuç vermedi. Koalisyon hükümetini kuran büyük partiler Sosyalistler, Yeşiller ve Hıristiyan Demokratlar Türk asıllı vekile destek verdi. Ülkede parlamentoda da dini ve felsefi sembollerin taşınmasına ilişkin genel bir kural bulunmuyor. Halkın seçtiği temsilcilerin tarafsız olmadıkları, inanç ve eğilimlerini açıkça gösterebilecekleri, Belçika’nın laik bir devlet yapısında olmadığı, “tarafsızlık” ilkesini benimsediği belirtiliyor. Anayasa, her vatandaşa inanç özgürlüğü ve bunu ifade etme hakkı tanıyor. Ancak, kamu sektöründe, okullarda ve özel sektörde bazı “istisnalar” uygulama konusu oluyor.
Başörtülü bir vekilin meclise girmesi Belçika’da siyasetçiler, medya ve sivil toplum, farklı yaklaşımlarla “dini semboller” konusunu gündeme taşıdı. Yeni hükümet müzakerelerine dahil edilmeyen Valon Liberaller (MR), yemin töreni öncesinde parlamentoda başörtüsünü yasaklamak için öneri hazırlığına girişti. Ancak bu girişim birçok kesim tarafından eleştirildi.
Belçika’nın en genç, ilk ve tek başörtülü milletvekiliyle ilgili tartışmaları manşetten veren Le Soir gazetesi yasakçı MR’ye sert tepki gösterdi. Le Soir’ın din ve felsefe konularından sorumlu editörü Ricardo Gutierrez, önceki günkü makalesinde “hiçbir demokratın parlamentoların oy verenlerin çeşitliliğini yansıtması gerektiğine itiraz edemeyeceğini” vurguladı. Belçika’yı Avrupa’nın birçok basın örgütünde temsil eden Gutierrez, “Bugüne kadar federal parlamentolar için 21, bölgesel parlamentolar için 18 yaşını dolduran ve o seçim bölgesinde ikamet eden her Belçika vatandaşı milletvekili olabiliyordu. Ne daha eksik, ne daha fazlası. Yeni kriterler önererek, başörtüsü, türban, haç ya da kippa takanların artık toplumu temsil etmediklerini mi savunacağız? Böyle bir şekilci yaklaşım olgun demokrasilerden daha çok Pyongyang (Kuzey Kore yönetimi) açısından değer taşıyabilir.” diye yazdı.
‘DEMOKRASİ İÇİN MUTLULUK VERİCİ’
Liège Üniversitesi (Ulg)’nde görevli siyaset bilimci Pierre Verjans de Mahinur’a destek vererek, “Milleti temsil edenler siyasi, felsefi ve dini kanaatleri nedeniyle seçilir. Bunu açığa vurmaları hiçbir şeyi değiştirmez. Onlardan tarafsız olmaları talep edilmiyor. Ve bu demokrasi için mutluluk verici bir şey.” ifadelerini kullandı. Fırsat Eşitliği ve Irkçılıkla Mücadele Merkezi Başkan Yardımcısı Edouard Delruelle ise devletin tarafsızlık ilkesini dar değil, geniş şekilde yorumlaması gerektiğini belirterek, “Parlamento, milletvekillerinin kendi inanç ve kanaatlerini temsil ettikleri bir mekândır. Bu yüzden burada tarafsızlık ilkesinin geniş yorumunun uygulanması gerektiğine inanıyorum.” dedi. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.