- Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Nisan 2010: 23:33 #661832
Anonim
Abdullah hoca, bazı resmi işlerini yaptırmak için, kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isimi görünce çok şaşırır.
“CENNET CAFE…” Cafeyi işleten delikanlıya:
-Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
-Tabi amcacığım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgileneceğim.Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki gençlerin girip, bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. Aklına, kendi evinin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler, kapandan nasıl çıkamıyorlarsa, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de, buradan çıkamadıklarını düşünür. “Ähir zaman fitneleri işte canım”, der içinden…
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram ve ilgiden memnun olur. ‘Teşekkür ederken”, içinden yine hayıflanır:
-“Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.” Diye iç geçirir…
Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla biraz hasbi hal etmeye karar verir:
–Delikanlı, sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
-Buyur amca, ne soracaktınız?
-Sen Allah’ı bilir misin?… ..der…Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği joleli saçları ve acayip sakal şekliyle, bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi çok şaşırtır.
-“İnsan, kendisini hiç yoktan var edip, güzel bir hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz ve sayısız nimetler veren Rabbini nasıl bilmez amca?…”
Hayretle, tekrar soru sormaktan alamaz kendisini:
-Yaa, biliyorsun demek!… Peki, neyle biliyorsun Allah’ı, bana bir anlatır mısın?…
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:
-Bu bilgisayar ile biliyorum amca.
-Bunlarla mı?… Pek anlayamadım da…
-Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah’ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler ki amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir. Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki: ‘Bu Âlet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.’ Darwin bile ‘..çüş lan deve‘ der, değil mi amca?Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından çok hoşlanmıştır ve keyiflenir:
-Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım? Diye tasdikler genci. Genç ise:
–Bak amca, burada 21 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur. Yani bir anlamda da, farzı muhal buranın tanrısı benim…
Bazen oyun oynayıp, internetimi kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor.
Hemen yakalıyorum onları. ‘Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz?’ Diyorum…
‘Paramız yok abi!’ derlerse; ‘Yok öyle yağma!’ deyip cezalandırıyorum onları…
Internet-cafeyi temizletiyorum, paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum.
Bir düşün be amca; bir saat oyunun veya internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu olan şu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?…
· Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? “Olmaz” diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?…
*******
–Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki, Allah’ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin O’nu?
-Ben Allah’ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca…
-Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
-Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşkadır. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır.
Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır…
*******
Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti.
Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu.
Buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını da almıştı ama muhabbete devam etmek istiyordu.
-Peki, varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
-Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum…
-Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair belki yardımcı olabilirim evlâdım.
-Neler yapmam gerektiğine dair şu kadar biliyorum amca.
Öncelikle; Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O’na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O’nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.
İkinci olarak; bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O’nu düşünmeli, O’nu söylemeli ve O’nu anlatmalıyım. Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O’nun yolunda eskitmeliyim… Benim bildiğim bundan ibaret.–Eee evlâdım, daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
-Efendim, yapmalıyım-etmeliyim diyorum ama, BAL demekle ağız tatlanmıyor ki!…
Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şeydir…
Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun.
Etkili bir ‘anti virüs’ programı bulmam lazım belki de…
-“Ben biliyorum evlâdım!…” dedi Abdullah hoca ve ekledi: “NAMAZ, NAMAZ”…
–Eveeet amca, çok doğru söyledin.“NAMAZ” anti-virüs programlarından birisidir.Hayat sistemini kuran O Zât’a, günde beş kere bağlanır, böylece sürekli güncelleniriz…
Alıntı…9 Nisan 2010: 00:51 #769053Anonim
çok güzeldi rabbim razı olsun
9 Nisan 2010: 09:50 #769065Anonim
@melik&nezir 189015 wrote:
çok güzeldi rabbim razı olsun
Cümlemizden inşaALLAH…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.