• Bu konu 21 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 23)
  • Yazar
    Yazılar
  • #653480
    Anonim

      İnsanlığın aydınlanmasında en büyük rolü hiç kuşkusuz Modern Bilim rol oynuyor. Hatta Bilime tapanlar bile var. Ancak bazen birçok bilim adamının çokta geniş fikirli olduğunu söyleyemeyiz. Hatta dünyaya at gözlükleriyle baktıkları bile söylenebilir. Onlar bir doktrini temel alarak yollarına devam etmekte ve aldıkları bilimsel öğretilerin sınırlarını zorlamadan olaylara açıklık getirmektedirler. Buda bazen dar görüşlü teorilere yol açmaktadır. Klasik tarih ve diğer bilim öğretilerine ters düşen ve bir muamma olarak karşılarına çıkan bir çok olayı ve buluntuyu “vardır mantıklı bir açıklaması ” deyip geçiştirmekte , hatta incelememektedir. Çünkü ulaşacağı sonuçlar hiçte klasik tarihin sıralamasına uyacak cinsten olmayacak. Klasik yolu değiştirmek istemediklerinden dolayıda bu buluntuları görmezlikten gelmekte, tartışmalara girmemektedirler. Buradaki amacımız bilim adamlarını kötülemek falan değil. Bilime karşı olmakta saçmalıktır. Ancak düşüncemiz Klasik bilimin daha geniş fikirlilikle incelemeler yapması ve insanlığı gerçeklerle aydınlatmasıdır. Evrim teorisinde olduğu gibi yüzyıllar öncesinin yanılgılarını devam ettirmek yerine yeni sayfalar açarak insanlığı gerçeklerle buluşturmak onların görevi olmalı. Şimdi gelin bakalım, şu dünya üzerinde bulunan ve bilimin görmezlikten geldiği , tarihimizin karanlıklarından buluntulara kısaca göz atalım. Buluntular sadece bunlarla sınırlı değil tabiki. Şimdilik sadece bu kadarına yer vereceğiz.

      …:::1:::…

      15713722xy2.jpg

      Mısır , Dendera ‘daki Hathor tapınağında göze çarpan ampuller. Bu ampuller kıvrımlı kablolar ile bir jeneratöre veya açma kapama düğmesine bağlıdırlar. Ampul şeklindeki cismin içine bir yılan tasviri konulmuş. Bu da ampulün içindeki ince teli gösteriyor olabilir.

      #742940
      Anonim
        …:::2:::…


        59534351bc1.jpg

        Rudolf Gantenbrink tarafından Büyük Piramitte keşfedilen bakır kulplu kapı. Resim UPUAUT 2 adlı bir araştırma robotu tarafından çekilmiştir.. Hangi amaca hizmet ettiği bilinmeyen gizemli kapı ,kraliçe odasından başlayan güney kanallarında yer almaktadır. Bu kapının arkasında başka bir kapı daha bulunmuştur. Yapılan bazı araştrmalar sonucunda içinde ne oldğunu bilmediğimiz bir oda veya odalar bu ikinci kapının arkasında bulunmaktadır.. Aynı kapıdan kral odasından başlayan kuzey kanallarındada bulunmuştur. Burada sorulan en önemli soru şu : Görünüşte hiçbir amaca hizmet etmeyen bu kapılar Neden buralara kondu ?

        …:::3:::…

        54362226fv0.jpg
        Yukarıdaki resimde gördüğünüz çekiç bir kum taşı içinde bulunmuştur. Yani Prensibe göre ,bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. Keşif 1844 yılında Fizikçi David Brewster tarafından yapılmıştır (Kingoodie , Myinfield – İngiltere). İngiliz jeoloji arştırma merkezinden dr. A. W. Med tarafından yapılan analizlerde bu kum taşının yaşının 360 ile 460 milyon yıl olduğu saptanmıştr. Yani çekicinde o kadar eski olması gerekiyor. Bu sefer soru sormayacağım. Soruları siz üretin.

        #742941
        Anonim
          …:::4:::…


          63952689bz0.jpg

          Üzerinde oyularak yapılmış, tam gelişmemiş olsada rahatlıkla farkedilen bir insan yüzü bulunan bir deniz kabuğu. Bu buluntu 1881 yılıında jeolog H. Stopes tarafından rapor edilmiştir.Yapılan testler sonucunda, oyma işleminin kabuklu henüz yaşarken yani fosilleşmeden önce yapıldığı ortaya çıkmıştır.Bu deniz kabuğu Pliocene devrine ait ve 2 milyon yıllıktır.

          …:::5:::…


          35582065to3.jpg

          Bu metal kürecikler Güney Afrika, Klerksdorp ‘tan. Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde birbirine paralel 3 çizgi oyulmuştur. Bu küreler Cambrian devri öncesine ait pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, ince bir kabuğa sahiptirler. Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor.Bu süngerimsi şey havayla temas edince parçalanıp toz haline geliyor. Bu kürelerin ne oldukları ,ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor. Üstelik 2,8 milyar yaşındalar. İnsanın inanası gelmiyor ancak bilimsel veriler bunlar.

          #742942
          Anonim
            …:::6:::…


            13017992rn0.jpg

            “Geode of Coso” antik bir parçadır. Bu kaya parçasının üzeri doğal kristallerle kaplanmıştır.içinde bir boşluk bulunmuştur. Bu boşlukta, malzemesini metal ve porselenin oluşturduğu garip bir cisim bulunmuştur.

            Resim A : Kaya parçasının iki parçaya bölünmüş hali.
            Resim B : Taşın her iki yarısının iç kısmını görüyoruz.
            Resim C : Radiography tekniğiyle içindeki cismin resmi çekiliyor. Cisim o kadar eski olmasına rağmen metal bir yapıdadır. Bu cismin üzerinde meydana gelen ve onu kaplayan kristal oluşumlu kabuğun oluşabilmesi için 500.000 yıl (beş yüz bin yıl) geçmesi gerekiyor !
            Resim D : Yan taraftan çekilen radiography resminde metal cismi daha ayrıntılı bir şekilde görüyoruz.

            Sonuç olarak bu garip cisim 500.000 yıl yaşındadır. Günümüzde bir şeye ait bir parça olsaydı ,çoktan ne olduğu tespit edilirdi.

            #742943
            Anonim
              …:::7:::…


              10 BiN YILLIK JAPON PiRAMiDi

              50521843vt9.jpg

              Japonya”da, Yonaguni”de denizin derinliklerinde bulunan ve “insan yapisi” oldugu izlenimi veren tapinak benzeri binalar acaba Prof. Hernandez’in temasi sirasinda anlatilan kitalari ayrilmasi ve hareketi ile Atlantisin bugünkü noktasindan uzaklasmis yine Atlantislilere ait bir baska dev piramitmi? Belkide piramitleri insa edenler Atlantislilerdi, kimbilir.

              1985 yilinda Japonya’nin Okinawa Adasi yakinlarindaki Yonaguni’nin açiklarinda dalis yapan bir balikadam, hiç beklemedigi bir görüntüyle karsilasti. Suyun metrelerce altinda, dipte, derinlere dogru alçalan basamaklariyla garip bir antik kalinti uzaniyordu önünde. ilkin göz yanilmasi sandi, basamaklara yaklasip inceledi, yapinin çevresini dolastikça saskinligi daha da artti. Bilinmez bir zamandan beri suyun altinda yattigi belli olan bu basamakli yapi, düzenli kivrimlara, son derece hassas açilara sahipti. Balikadam, sudan çikar çikmaz bildigi her yere bu bulusunu haber verdi. Yonaguni sularinin dibindeki bu esrarengiz yapinin sirri henüz tam olarak çözülebilmis degil. Ama ****enlerden bu yana dalis yapanlarin oldugu kadar, jeologlarin ve arkeologlarin da ilgi odagi.
              Japonya da, Okinawa ve dolaylarinda, zaman zaman 3000 yillik kalintilara rastlaniyor. Ama suyun altinda bulunan ve yapisi itibariyla bir “basamakli piramit” izlenimi veren buluntunun ne zaman kimler tarafinan yapilmis olabilecegi üzerine kimsenin fikri yok. Aslina bakilacak olursa, bu yapinin “insan yapisi” oldugu da simdiye dek resmen kabul edilmis degil. isin içinden çikamayan arkeologlar ve ortodoks jeologlar, bu dümdüz basamaklarin dogal etkilerle olusmus olabilecegini belirtiyorlar, ama hiç de inandirici degiller. Yonaguni’deki gibi düzgün, sasirtici derecede simetrik ve insan yapisi izlenimi veren bir bulguya Bimini hariç hiçbir yerde rastlanmadi. Sfenks üzerinde çalismalar yapan Boston Üniversitesi’nden Dr Robert Schoch ile John Anthony West de çalismalara katildi. Dr Schoch, ilk dalista uzun uzun Yonaguni kalintilarini inceledi ve görüsünü net bir biçimde açikladi: “Bu kayaliklar kesinlikle insan yapisi ve tahmin edebilecegimizden çok çok daha eski. Asagi yukari, 10000 yillik!” Biminideki kalintilarinda en az 10000 yillik oldugu düsünülüyor. Rastlantimi sizce?
              Ayni yorumu, John Anthony West ve Japon uzman jeologlar da yaptilar. Dümdüz, doksan derecelik açilarla inen basamaklarin yani sira, kösegenlerde oyulmus düzgün ve orantili hendekler, dört ayri yerdeki sütun yerlestirme yuvalari, bu yapinin kesinlikle bir antik kalinti, bilinmeyen bir dönemden kalma “basamakli piramit” oldugunu gösteriyordu.
              Schoch’un düsüncesiyle birlestirildiginde, Japon sularinin dibinde yatan bu çok eski ve bilinmez mimarlarin eseri yapi, i.Ö 11000 dolaylarindaki buzul erimesi sonucu denizlerin yükselmesiyle derinlere inmis bir “yitik uygarlik kalintisi” izlenimi veriyor.
              Yonagoni’deki arastirmalar yogunlasmis durumda. Eger çevrede insana ait bir medeniyet izi (yazi vs..) bulunabilirse gerçekten çok önemli bir bulus gerçeklesmis olacak. Belkide bulunacak seyler Bimini’deki kalintilarla örtüsecek ve Atlantis ve Atlantis’in dev pirtamitlerinden biri olabilecegi ortaya atilacak veya kayip kitalar olan efsanevi Mu ve Lemurya medeniyetleri belkide bulunmus olacak.
              Sonuç dünya tarihi yeniden yazilmak durumunda kalinacak, “yaziyi ilk kullanan medeniyet Sümerdi” cümlesini tarih kitaplarimizdan çikarmak zorunda kalabiliriz.

              #742944
              Anonim
                …:::8:::…

                17310670fy7.jpg

                Peru Sacsahuaman ‘daki bu duvarlar ,Bimini adasındaki esrarengiz su altı yapıları ile kesin bir benzerlik göstermektedir. Bu arkeolojik duvarlar bir gizem taşımaktadırlar çünkü ,antik çağlarda yapılmalarına rağmen ,bu kadar kusursuz bir şekilde işlenip yerlerine koyulana kadarki aşamalar için yüksek bir teknoloji ve bilgi gerektirmektedirler. İnsanın açıklayamadığı , garip iç ve dış açılara sahip bu duvar taşları hakkında cevabını bilmediği sorular ise şunlar : Nasıl taşındılar?Nasıl ölçülüp nasıl kesildiler ? Nasıl bu kadar doğrulukla yerleştirildiler ? Hemde ilkel insanlar tarafından.

                …:::9:::…

                71238869vn6.jpg

                Bazı Nazka (Nazca) çizgileri ,yukarıdaki resmin orta kısmında görüldüğü gibi ,birbirine paralel kilometrelerce ve hatta dağları ,vadileri aşarak uzanmaktadırlar. Bu çizgileri kim takip ediyordu ve ne amaçla ?

                #742945
                Anonim
                  …:::10:::…


                  10cs5.jpg

                  Mısır ‘daki Abydos tapınağındaki hiyerogliflerde ,helikopteri ,tankı, kargo uçağını ve planörü çağrıştıran şekiller vardır. Bu hiyeroglifler başka hiyerogliflerin altına gizlenmişlerdi. İlk tabaka hiyerogliflerin yerinden kopup düşmesiyle bu esrarengiz şekiller gün yüzüne çıkmıştır.

                  …:::11:::…

                  11nd2.jpg

                  Bu daire şeklindeki taş oluşumları 30 metre çapındadır ve Loch Ness gölünün dibinde görüntülenmiştir.

                  #742946
                  Anonim
                    …:::12:::…

                    12ih4.jpg

                    1900 ‘lü yılların başlarında 250 civarında hiyeroglif Sydney ‘in 100 km. kuzeyindeki Hunter Valley ulusal parkında keşfedilmiştir (Avustralya). Bunlar antik Mısır hiyeroglifleridir. Kuşkuya yer bırakmayacak olan Eski Mısır Tanrısı “Anubis” çizimi ile birlikte hiyeroglifler şu soruyu akla getiriyor: Acaba Eski Mısırlılar Avustralya ‘yamı gitmişlerdi ?

                    …:::13:::…

                    13ai2.jpg

                    Lochness canavarını gösteren bu fotoğraf 70 ‘li yıllarda çekildi. (Gerçekmi değilmi bilemiyoruz.)

                    #742947
                    Anonim
                      …:::14:::…


                      14cd4.jpg

                      Kafatası Peru’da (Ica) bulunmuştur. İlk bakışta günümüz insanının kafatasına benzemektedir, ancak soru işaretlerine yol açan bir kaç etken öne çıkmaktadır. Göz boşlukları günümüz insanının göz boşluklarından %15 daha büyüktür. Beynin yer aldığı boşluk ise 2600 ccm ile 3200 ccm arasında değişmektedir. Şu andaki insanın kafatasındaki beyin beyin boşluğu kapasitesi 1450 ccm ‘dir !!!

                      …:::15:::…


                      15ib8.jpg

                      Yukarıda Alban Dağına kazınmış pervaneli bir uçağı hatırlatan eski devirlere ait bir resim görüyorsunuz. Olmek topluluğunun inanılmaz ve çözümlenemeyen örneklerinden birisidir.

                      #742948
                      Anonim
                        …:::16:::…

                        16rd2.jpg

                        Kahire müzesinde Sakkara’ da bulunmuş harika bir cisim durmaktadır.1969’ da Dr. Messiha kuş modelleriye dolu bir kutuda bir “planör” modeline rastladı.Eski Mısırlılar teknik bilgileriyle bu modeli yaptılar.Geriye sadece gerçek bir araç bulmak kalıyor.

                        Dr. Ivan Sandersen, altından yapılma eski Güney Amerika kültürüne ait bir sanat eserini inceledi.Normalde bu cisim bir kelebek veya bir arıyı temsil etmeliydi.Fakat bu 1000 yıllık cisim bir savaş uçağına o kadar çok benziyorduki ! Charles Berlitz, 1972 yılında “eskilerin gizemleri” hakkındaki kitabında bu cismin bir Alman savaş uçağı pilotu olan J. A. Ulrich’ e gösterildiğini yazıyor.Ulrich, cismin nereden geldiği veya eskiliği hakkında bilgilendirilmemişti.Gösterildiğinde ise tereddütsüz “bu bir F-102 savaş uçağıdır” demiştir. Cismin bazı kısımlarının havada fren yapmaya ( yavaşlamaya ) yaradığını belirtiyor.Bu sistem bugünkü İsveç “SAAB” savaş uçağında kullanılıyor.

                        Bu altın cismin yaşı hakkında hiç şüphe yok, fakat, bir çok geleneksel bilim adamı bunu modern bir uçağın maketi olduğunu kabul etmiyor.Antik Astronotlar Derneği ( Ancient Astronaut Society ) bu cismi derneklerine amblem olarak kullanıyorlar.Cismin anlamının görmezlikten gelinmesi inanılmaz.Eski atalarımız uçmak için teknik bilgiye mi sahipti yoksa bunları onlara sahip olan başkalarından mı gördüler?
                        Bu delta kanatlı uçaklar Güney Amerika’ dan.(Kolombiya) Bu cisimler daha önce balı, kelebek veya güve böceği olarak açıklanmışlardı.
                        1997 yılında bir toplantıda, Antik Astronotlar Derneği tarafından bu gerçek uçağın fotoğrafı gösterilmişti.Benzerlik yok mu dersiniz?

                        #742949
                        Anonim
                          …:::17:::…


                          17li6.jpg

                          Buache Haritası 1737 ‘de eski yunan haritalarından kopyalanarak çizilmiştir. Harita Antartika ‘nın buzla ötülü olmadan önceki halinide göstermektedir. şaşırtıcı olan ise şu: Eğer bugün Antartika buz ile örtülü olmasaydı Ross ve Weddell denizleri bu kara parçasının ortasından geçerek kıtayı 2 büyük parçaya ayırmış olacaktı. Ancak modern jeoloji araştırmaları sonucunda 1968 yılında bu gerçeğin farkına varılmıştı.

                          …:::18:::…


                          19mo7.jpg

                          Alışıldık olmayan bu spiral cisimler 1991 – 1993 yılları arasında Rusya’daki Ural dağlarının doğusunda bulunan küçük bir dere olaran Narada ‘da bulunmuşlardır. Boyları en fazla 3 cm. olan bu cisimlerden (inanılmaz ama) 0,003 mm. olanlarıda bulunmuştur. Büyük olanları bakırdan , küçük ve çok küçük olanları ise çok ender rastlanan “tungsten” ve “molybdenum” maddelerinden yapılmıştır. Mikroskopla yapılan incelemeler sonucunda spiraller kusursuz bir biçimde “altın oran” tekniğiyle yapılmıştı. Dahada şaşırıcı olan şey ise: bütün bilimsel incelemelerin gösterdiği gibi bu cisimlerin yaşlarının 20.000 ile 318.000 yıl arasında değiştiğidir. Bu yaş farkı cisimlerin bulundukları derinliğe göre değişmektedir.

                          #742950
                          Anonim
                            …:::19:::…

                            18bj9.jpg

                            Peru ‘daki Ica çölünde bulunan ve binlerce yıl öncesine ait Ica taşları akılları karıştırıyor. Dr. Javier Cabrera büyük bir sabırla bu taşları koleksiyonunda toplamış ve binlerce taştan oluşan bir müze açmıştır. Bu taşlara kazınmış olarak , kalp naklini göstern ameliyatlardan dinozorları avlayan insanlara kadar bir çok olay gösterilmektedir. Hatta evcilleştirilmiş dinozorların üzerinde oturan insanlar bile tasvir edilmiştir.

                            …:::Ayrıntılı Konu için Perudaki Esrarengiz İca Taşları Adlı konuya bakınız:::…

                            …:::20:::…

                            201hr5.jpg 202da0.jpg

                            Tarih öncesi devirlerde yaşamış olan Toxodon ‘nun bulunan birkalça kemiği. (Arjantin). Resimde ok ile gösterilen şey ise bir ok veya mızrak ucudur. İnsanın yaşamadığını sandığımız devirde , biri onu avlamış anlaşılan.

                            #742951
                            Anonim
                              …:::21:::…


                              21ws8.jpg

                              1932 yılında Pedro Dağlarında bulunmuş bir mumya. (ABD ,Wyoming eyaleti , Casper şehrinin 60 mil güney batısı). Mumya koyu bronz renginde ve oldukça buruşmuş vaziyettedir. Hayattayken boyu 35 cm. ‘ yi geçmiyordu !!! Röntgen ışınlarıyla yapılan incelemede bu canlının ağırlığının 5,5 kg. olduğu ortaya çıkarıldı. Cinsiyeti erkek ve bütün dişleri yerinde. Öldüğünde aşağı yukarı 65 yaşında idi. Mumya 350 gr. ağırığındadır. Alnı çok aşağıdadır. Ezik bir burnu ile büyük ve geniş burun delikleri vardır. Çok geniş ağzı ile incecik dudakları bulunmaktadır. Bu yaratık bilinen insan türlerinden çok daha küçüktü. Bazı araştırmacılara göre bu çok küçük boyutlarda olan bir ırkın üyesiydi.

                              …:::22:::…

                              23uq5.jpg

                              Peru ‘daki bronz dişliler. Modern dişlilerden farkı yok gibi. Tek farkı çok uzun zaman önce yapılmış olmaları.

                              #742952
                              Anonim
                                …:::23:::…

                                22xs7.jpg

                                Lübnan ‘ın Ballbek şehri yakınlarındaki işlenmiş dev kaya blokları. Bu taşlar binlerce yıl öncesinde buraya getirilmişti. Resimde gördüğünüz parça 1050 ton ağırlıkta ve 25 metre uzunluğundadır. Bu ” momolit ” takma adlı yekpare blok dünya üzerindeki işlenmiş en büyük taş bloktur. Soru şu: Bu taşları kimler ve nasıl buraya getirebilmişti ?

                                …:::Ayrıntılı Bilgi için Baalbek alanı Adlı konuya Bakınız.:::…

                                …:::24:::…


                                24zv0.jpg

                                Ünlü ” Kiev Astronotu ” . Bu heykelcik Avrupa ‘da bulunan ” uzay adamı ” özelliklerini gösteren tek buluntudur. Yaşı çok eskidir.

                                #742953
                                Anonim
                                  …:::25:::…


                                  25wn2.jpg

                                  Dünyanın her tarafından gelen bir çok sanat eseri uzaydan gelenleri tasvir ediyor gibi.Bir çoğuna göre bu eserler, alışılmışın dışında özellikler, giysiler gösterebilir ancak bu onların uzaylı olduğu anlamına gelmez.Yanlız Japonya’ da bulunan bronz heykelcikler hakkında geleneksel görüşler yetersiz kalıyor.

                                  Bu heykelcikler, Hondo adasında kazılarda bulunmuşlardır.Kimse ne kadar eski olduklarını bilmiyor.Onların “uzay kostümleri ve başlıkları” hiç şüphesiz bizlere eski Japon sanatından başka bir şey düşündümüyor.Ancak asıl bilmece onların “gözlerinde”.

                                  Bu gözler bir tür kayak gözlükleriyle örtülmüşlerdir.Fakat tabiki o zamanlar başka bir anlama sahiptiler.Neden eskilerin sanatçıları o kadar uğraşıp o gözlerin üzerine birde bu garip gözlükleri eklesinler? (Bu gözlükler, bugünde olduğu gibi gözleri korumak için takılıyor tabiki.) Bunu çözebilmek için, bunu yapan sanatçıyı daha fazla tanımak gerekiyor.Onu böyle garip kostümü ve bilim kurgu filimlerindeki gibi gözlere sahip heykeller yapmaya iten sebep neydi? Gördüğü birileri bu özellikleremi sahipti?

                                  Naamloos-2_jpg.jpg

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 23)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.