- Bu konu 43 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Aralık 2016: 20:57 #819882
Anonim
• Tembelliğe, basit ve manasız zevklerime karşı duracağım; müsaade etmeyeceğim.
• Yüksek bir gaye, ebedî canlı ve cazip bir maksat… İşte bütün sıcak heyecan ve fikirlerimizi bunun üzerine çevirebilmeliyiz. Böylece hedefe varabiliriz.
• Gayr-ı meşru veya lüzumsuz arzularıma mukavemet ve muhalefet etmeliyim.
• İşimizin kutsiyetine ve yüksekliğine karşı bir his mi husûle geldi? Hemen iş başına! İşi hoş ve cazip kılan zihnî ve bedenî bir kuvvet mi hissettik? Çabuk kitap başına! Derhal iş başına!
• Tembel bir hayat seyrinin vicdan azabından azade kalması kabil değildir.
• Nur-u Kur’an’la meşguliyet insanda yüksek hazlara, ebedî saadete ve bâkî şereflere karşı yüksek hisler husûle getirir.
• Zihnen çalışan insanlar, yalnız arzu ettikleri şeyleri hatırda tutmaya muvaffak olurlar.
• Biz dikkatimize büyük mikyasta hâkim olabiliriz -mevzumuzu tekrarlamak suretiyle-. Şehevî temayülleri uyandıran, tahrik eden ve bizi müphem hayallere müsait kılan, tembelliğe teşvik eden kitapları okumamalıyız. Bunlardan nefret etmeliyiz. Kur’an ve imanî hakikatlerle saadet anahtarları veren eserleri okumalıyız.
2 Aralık 2016: 20:57 #819883Anonim
• Fikirleri ve hareketleri hoş ve meşru olmayan; hayal tarzları İslamiyet’e muvafık gitmeyen ve vaki sebeplerle tembelliği makul ve meşru gösteren arkadaşlardan büyük bir soğuklukla uzaklaşmalıyım.
• Tahkiki iman dersleri ile tenevvür eden bir kimsede sefil hisler, yerlerini âlî duygulara terk ederler.
• Nazarlarımı harici âlemden, kendi nefsime iradî bir surette çevirmeliyim. Haricî vak’a ve hâdiselere tâbî olmadan, kudsî hizmetime ve ulvî meşguliyetime devam etmeliyim.
• Gaye ve maksatta muvaffak olmanın sırrı şudur: Maksat ve gayeye faydalı olan bir şeyden istifade etmektir. Onun hâricindeki şeylerde meşguliyeti malayani addetmek, lüzumsuzluğuna inanmaktır.
2 Aralık 2016: 20:58 #819884Anonim
• Az yemeye dikkat! Dolu mide dikkati ref’ eder, tefekkür ve şükür hislerini kaldırır, insanı kasavet bağlar.
• Daima azimli olmak.
• Himmeti dağıtmamak.
• Herşeyini bugün bilmek.
• Bilseniz ki, gayret ne kadar kıymettardır, bir dakika boş durmazdınız.
• Yaptığın işi bütün mevcudiyetinle, hayatın ve varlığın ona bağlı imiş gibi yap.
• Her an muvaffak ve muzaffer olacağım cehdi içinde olmalısın. Bir işi bitirmeden başka bir işe el atmamaksın.
• Bir yerde devamlı kalmak gaflet verir.
• Aklını çalıştırarak oku.
• Yüksek yerlerin hâfıza üzerindeki tesiri büyüktür.
• Ezberlemek hâfızayı açar.
• Yatarken imanî bahisleri oku. Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor. Okuyamamaktan kork!
• Harfi harfine kitabî ol.
• Tenkit için okuyan, istifade edemez. Başkası için okuyan, istifade edemez. Kendi nefsi için okuyan, istifade eder.
• Hizmet için değil, nefsimi ıslah için okumalıyım.
• 180 değil, 1080 defa okunsa yine az.
2 Aralık 2016: 20:59 #819885Anonim
• En mühim iki şey: okumak; uhuvvet ve ihlâs, yani samimiyet dairesinde hizmet.
• İstidatları inkişaf ettirmek için çok okumak.
• Daima okumak.
• Dem ve damarlarımıza karışacak derecede okumak.
• Az da olsa devamlı okumak.
Okumak, yazmak, dinlemek, susmak.
• Satır satır, kelime kelime okumak.
• “Hizmet, hizmet” derken şahsî dersini unutanın, hizmeti muvakkat olur.
Şimdi oku, kabirde okuyamazsın.
Hususî okumanı terk etme.
• Büyük zatların sözünde bazen yetmiş mana bulunur.
• Her şey, her mesele okumakla halledilir. Zira eserlerde hepsi var. Fakat insan görmüyor.
• Oku, oku, her gün oku. Okudukça oku ki, ruhun nur-u İlâhî ile parlasın. Kalbin nur-u Kur’an’la temizlensin. Aklın nur-u İslâmla işlesin ve yükselsin.
2 Aralık 2016: 20:59 #819886Anonim
• Kalemen, amelen, lisanen çalış.
• Gençlikte insan ne ile meşgul olursa, istidatları onda inkişaf eder.
• İnsanın istidatları ve kabiliyetleri kırk yaşına kadar inkişaf eder.
• Günlük içtimai hadiselerle meşguliyet, kabiliyetlerin inkişafına mânidir. Bu noktaya dikkat lâzımdır. Zira bugün buna “genel kültür” ism-i herzesi takılmış.
• Kabiliyetleri inkişaf ettirebilmek için her şeyden evvel meşru ve sebatkâr bir şekilde çalışmayı bilmek lâzımdır.
• Mesleğimiz meşakkattir.
• Tuğlaları üst üste koymak tekrar değil, tesistir.
2 Aralık 2016: 21:00 #819887Anonim
• İnsan kalben ne düşünürse, kendisi odur.
• Bir mücâdelede mağlup düşmek, bir ahd ve gayrette muvaffakiyetsizliğe uğramak, mücâhede ve gayretin icaplarındandır. Gayeye erişmek ve yükselmek isteyenlerin “beklemeye mecbur oldukları” faydalı bir imtihandır.
• Zihinleri müspet düşüncelerle dolu iken, insanların hakikî hâlinin, kuvvetinin yüzde elliye yakın bir nispette ziyadeleştiği, tecrübelerle sabittir. Maneviyatı kırık kimselerin de normal kuvvetlerinin üçte birinden aşağı bir derecede kuvvetsiz bulundukları görülmüştür.
• Senin ne bedeninde, ne zihninde hiç bir arıza yok. Seni yıldıran, karşılaştığın haller değil, o haller hakkında düşündüklerindir. O haller başına gelmeden onları olmuş gibi düşünmek akılsızlıktır.
• Meseleyi düşünmeli, fakat üzülüp gam ve keder içinde kalmamalı.
• Düşünmekle -muhakeme ve muhasebe etmekle- üzülmek, birbirinden farklı olan hallerdir.
• Düşünmek demek, meselenin neden ibaret olduğunu tespit ettikten sonra lâzım gelen tedbirleri sükûnetle almak demektir.
• Dehâ dikkati değil, dikkat dehâyı verir.
• Bir insan meş’ûr ve sebatkâr bir şekilde çalışmasını ve nizamlı yaşamasını bilmezse, kabiliyetlerini inkişaf ettiremez.
• Kişi, çalışmak, sadâkat ve sebat etmek suretiyle kendisini yetiştirmek iradesine sâhip değilse, kabiliyetlerini geliştirmekte muvaffak olamaz.
2 Aralık 2016: 21:00 #819888Anonim
• Sizin ne düşündüğünüzü bilsem, ne olduğunuzu bilirdim. Biz neysek, düşüncelerimiz bizi öyle yapmıştır. Bizi müspet ve menfiye, fayda ve zarara, hidayet ve dalâlete, ferah ve sıkıntıya, gam ve meserrete, neşe ve neşveye sevk eden âmil, ruh hâletimizdir. Bir adam bütün gün ne düşünüyorsa, o adam odur. Başka türlü nasıl olabilir?
• Mütedeyyin bir mü’mindeki sıkıntı hâli onda ruhî inkişaf ve terakkiye olan istidadın delili ve tereşşuhâtıdır. Hem meşakkat, alâmet-i makbûliyettir.
• Zihindeki menfi fikirleri çıkartmak, bedendeki urları çıkartmaktan daha mühimdir.
• Denizde bir balık taifesi var, bütün rızkını öğleye kadar toplar.
• Nefsin öldürülmesi, tarikatın yoludur. Bizde, nefis ile mücadele etmek var.
• Nefis, bizi kötülüğe sevk etmek ister. Aklımıza fena şeyler gelir. Onlar terakkimize vesiledir. Onlarla mücadele ederek hizmete devam!
• Meşakkat bizin gıdamızdır.
• “Üç şey kalbe nasihati tesir ettirmez: uyku sevgisi, rahat sevgisi, taam sevgisi” (Hadis meali)
2 Aralık 2016: 21:01 #819889Anonim
• Okumak, okumak, okumak, yine okumak… Okumaktan yorulunca ne okuduğunu okumak veya kitâb-ı kebîr-i kâinatı okumak…
• İnsan yaşlandıkça enaniyet gençleşir. İnsan yaşlandıkça imtihan şiddetlenir.
• Her hatayı yapabilirsin, fakat bir hatayı iki defa yapma.
• Menfi bir şey duyunca, iç âleminde müdâfaat ile onun şuur altına ve üstüne tesirini izale et.
• Nefsini kusurlarla âlûde bil. O zaman yüz kusuru yirmiye indirebilirsin. Birisi bir şey yapsa ve o sana yıkılsa, “Benim kusurumun cezasıdır” de.
• Her sohbette dinleyici ol. Daima öğrenmeye çalış. Yetişmeye muhtaç olduğun şuurunu muhafaza et. Mevzu hakkında fazla malumatın olsa da sus.
• Sana, bana, ona faydalı ise konuş.
Konuşmamak zararlı ise konuş. Fakat ihtisar et. Tafsilâta geçme.
2 Aralık 2016: 21:01 #819890Anonim
• Muvazeneli, satırdan, kitâbî konuş. Kim ne çekerse dilinden çeker.
• Her sohbette müstemî ol. Daima, “Öğrenmeye, yetişmeye muhtacım” diye dinle.
• Herkesin kaldıracağı şekilde konuş. Az ve öz konuş.
• Dinleyiniz, hitap ettiğiniz kimseye ehemmiyet veriniz, zarif iltifatta bulununuz.
• Kendinizden bahsetmeyiniz. Sizi dinleyen kimseye onu ilgilendiren şeylerden bahsediniz.
• Karşınızdakini konuşturunuz, dilini çözünüz. Onun sevdiği mevzulardan bahsediniz.
• Her insanın iki ciheti vardır. Bir cihetini gören insan kördür.
• Düşün, söyle. Evvel düşün, sonra söyle. Muhakemesiz sözler, kırıcı ve dağıtıcıdır.
• Önüne çıkan her insana sırlarını söyleyen, hoşsohbet değildir.
• “İnsan ne kadar âlim olursa olsun, cahillerin yanında cahildir.”
2 Aralık 2016: 21:08 #819891Anonim
Konuşmada Dikkat Edilecek Hususlar:
• İkide bir nasihat etmeye kalkışmayın.
• Palavra atmayın.
• Ateşi körükleyecek mevzulardan sakının.
• Münakaşadan sakının.
• Öğünmeyin.
• Konuşurken gösteriş yapmayın.
• Hitabın tesirlisi; göze bakıp, kalbe hitap etmektir.
• Hitap ederken üç şeyi bilmek ve kullanmak gerekir:
1-Vuzuh ile apaçık beyan etmek ve anlatmak.
2-Hakikati söylemek, müspet ilimlere müstenit, faydalı malumatı ve bilgileri söylemek.
3-Güzel okumak, kelimenin mânâsına göre sese âhenk vermek.
• Münakaşa ile hiçbir dava kazanılmaz.
• Davasını “ifade eden” kazanır.
• Sadırdan değil, satırdan konuş ki tâbî olsun.
• Konuşmalarda en küçük bir alaylı kelime dahi kullanmaktan sakınınız.
İstihza, alay edilende kapanmaz bir yara açar.• Kalpler kırılınca ruhta kin ve adavet başlar.
• Şakacı olmayınız. Zira şaka muhabbetin sonu, adavetin başlangıcıdır.
• Şekva etmek, arkadan çekiştirmek iradesiz kişilerin işidir.
• Tenkit, bir zehr-i katildir.
• Ciddiyeti esas tut.
• Gülmemek ciddiyetin başıdır. Şaka muhabbetin kezzabıdır.
• Sağırların en beteri, kusurunu işitmek istemeyen insandır.
• Dünyada mağrur olan, din yolunda gidemez.
• Büyüklüğüne kapılan kimse kibirlenir. Bilmez ki, büyüklük; hilm ve yumuşaklıktır.
• En büyük nisyan, bir insanın kendisini kusursuz bilmesi, mesai arkadaşlarını kusurlu bilmesidir. Kendini beğenmek gururdan, kibirden, kıskançlıktan ileri gelir.
2 Aralık 2016: 21:10 #819892Anonim
• Büyük bir mevki ve makam sahibi olduğun zaman, akıllı isen, düşkün kimselere gülme. Çünkü nice makam sahibi kimsenin düştüğü… Düşkünün onun yerine geçtiği görülmüştür.
• Allah’a kul olan insanda benlik olmaz.
• Bu hizmette “Birisi bana tahakküm ediyor” diyen, kendisi mütehakkim kimsedir. Tahakküm etmek ister.
• Hilm ve teenni ile davranmak, kıyassız derecede sertlikten daha fazla lâzımdır.
• Tehevvür eden, daima haksız görülür ve görünür.
• Hiddet eken, nefret biçer.
• Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına omuzlarımızı koyarız.
• En kötü iradesizlik, işbirliği hâlinde çalışanların birbirlerini sabit fikirlilikle itham edip; kendinin sabit fikrinden habersiz olmasıdır.
• Cemaat ruhundan istifade edilmelidir.
• Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habis olur. Aldatıcı olursa fesadı daha şedit olur. Dâhilî olursa zararı daha azîm olur. Çünkü dâhilî düşman, kuvveti dağıtır, cesareti azaltır. Haricî düşman ise, bilâkis asabiyeti, millî duyguları şiddetlendirir, salâbeti arttırır.
4 Aralık 2016: 08:28 #819898Anonim
• Nifakın cinayeti, İslâm üzerine pek büyüktür. Âlem-i İslâmî zelzeleye maruz bırakan, nifaktır. Bunun içindir ki, Kur’an-ı Azimüşşan ehl-i nifaka fazlaca tahşidât ve takbihâtta bulunmuştur.
• Başkasının sözünden ziyade, içinde beraber çalıştığımız, yakinen tanıdığımız arkadaşlarımızın sözünü dinlemeliyiz.
• Sabır, insana önce zehir gibi olur, fakat fıtrata yerleşince bal olur.
• Kudsî uhuvvetin tesisi için çokluğa lüzum yoktur. Üç-beş kişi kâfidir.
• İnsandaki kuvve-i gadabiye, kuvve-i şeheviye ve kuvve-i akliyenin hepsinin istikametli olmasıyla ancak insan sırat-ı müstakimde bulunabilir. Bir tanesinin ifrat veya tefriti, istikameti bozar. Maazallah, insanı dalâlete atar.
• Hizmeti-i Nûriyenin esîri olan, esaret zincirinden kurtulmak istemeyen bir esirdir.
• Hastalıklara su-i ihtiyarımız sebep olursa, mes’ul oluruz. Değilse kader-i İlahi der, sabrederiz.
• Aman sıhhatinize dikkat ediniz. Yoksa hizmet kısa olur.
• Namazın hakkını vermek için 9. ve 21. sözü sık sık tekrarlayınız.
• Günlük evrada, azami ihtimam göstermek gerekir.
• Evrat hizmetin zevk ve tesirini çoğaltır.
23 Ağustos 2017: 19:56 #822668Anonim
Eğer süflî ve lüzumsuz bir fikir şuuruma gelir ve beni meşgul ve rahatsız ederse, ona dikkat sarf etmekten vazgeçmeliyim. Zihnimi dağıtmamak için, gayem dışındaki lüzumsuz şeylerle meşgul olmamalıyım. Vakit zayi etmemeliyim. Zübeyir Gündüzalp
23 Ağustos 2017: 19:59 #822669Anonim
Arkadaşlarımızın fikirlerindeki isabetsizlik, zararlara sebep olunca; bizler bu zarara sebep olana, hürmetkârâne, asîlane, alçak gönüllülükle -kendi fikirlerinde veya vazifelerdeki kusurları da sayarak- ondan özür dileyerek söylemeliyiz. Velev kırkıncı defa da olsa… Yine bir yanlışı, sadece yapana söylemek yerine, şuna buna söylenmesi, müessese mensuplarına olan hüsn-ü zan ve itimadın kırılmasına yol açar. Zira bir kimse; aile çatısı altında kalması icap eden hataları yayarak, o hataları işleyen kardeşini kötüleyip, başkalarına söyleyerek binlerce zarar getireceğini, hissiyatının tesiriyle göremez. Zübeyir Gündüzalp
15 Eylül 2018: 00:04 #823862Anonim
Zübeyr bana merhum biraderzadem Abdurrahman yerine ve Ceylan merhum biraderzadem Fuad bedeline verilmiş diye manevî ihtar aldım. Ben de burada işimi onlara bıraktım. Said Nursi
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.