- Bu konu 7 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Kasım 2008: 08:31 #647279
Anonim
Muhabbetin esbabı olan iyilikler, muhabbet gibi nurdur;
sirayet ve in’ikâs etmek, şe’nidir.
Ve ondandır ki, “Dostun dostu dosttur” sözü
durub-u emsal sırasına geçmiştir.
Hem onun içindir ki,
“Bir göz hatırı için çok gözler sevilir” sözü
umumun lisanında gezer.
Mektubat | Yirmi İkinci Mektup | 255
2 Kasım 2008: 08:32 #720807Anonim
Hüzün ise, iki kısımdır:
Ya fakdü’l-ahbabdan gelir,
yani ahbabsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki,
dalâletâlûd, tabiatperest, gafletpîşe olan
medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.
İkinci hüzün, firâkü’l-ahbabdan gelir.
Yani ahbab var; firâkında müştâkâne bir hüzün verir.
İşte şu hüzün, hidâyetedâ, nurefşân Kur’ân’ın verdiği hüzündür.
Sözler | Yirmi Beşinci Söz | 375
2 Kasım 2008: 08:32 #720808Anonim
2 Kasım 2008: 08:33 #720809Anonim
Eskide iki ciddî âhiret kardeşleri varmış.
Biri hasta düşer; ötekisi ziyaretine gitti.
Dua eder, hasta iyi olmaz.
“Öyleyse sen kalk, ben yatacağım” demiş.
Hasta kalkmış, onun yerine hasta olarak yatmış.
Her neyse… Demek Şeyh Mustafa ile kardeşliğimiz ciddîleşmiş ki,
ben hastalığına dua ettim, kabul olmadı.
Fakat birkaç gün devamı mukadder olan hastalığının bir parçası bana verildi.
İnşaallah ona bir parça hiffet gelmiştir.
Barla Lâhikası – 137
2 Kasım 2008: 08:33 #720810Anonim
Hem, dost ve ahbab ise,
eğer onlar İmân ve amel-i sâlih sebebiyle
Cenâb-ı Hakkın dostları iseler,
“El-hubbu Fillâh” -1- sırrınca, o muhabbet dahi Hakka âittir.
Sözler | Otuz İkinci Söz | 584
2 Kasım 2008: 08:34 #720811Anonim
Ahbablara muhabbetin ise, mâdem lillâh içindir;
o ahbabların firâkları, hattâ ölümleri,
sohbetinize ve uhuvvetinize mâni olmadığı için,
o mânevî muhabbet ve ruhânî irtibattan istifade edersin.
Ve mülâkât lezzeti dâimî olur.
Lillâh için olmazsa, bir günlük mülâkât lezzeti, yüz günlük firâk elemini netice verir.
Sözler | Otuz İkinci Söz | 588
2 Kasım 2008: 08:34 #720812Anonim
Dünyada, “Elhubbu fillâh” -2- hükmünce,
sâlih ahbablara muhabbetin neticesi,
Cennette,
-3- ile tâbir edilen,karşı karşıya kurulmuş Cennet iskemlelerinde oturup
hoş, şirin, güzel, tatlı bir sûrette dünya mâceralarını
ve kadîm olan hâtırâtlarını birbirine nakledip eğlendirmeleri sûretinde,
firâksız, sâfî bir muhabbet ve sohbet sûretinde,
ahbablarıyla görüştüreceği, Kur’ân’ın nassıyla sabittir.
Sözler | Otuz İkinci Söz | 5912- Allah için sevmek. (Feyzü’l-Kadîr, 2:28, hadîs no: 1241.)
3- Karşılıklı tahtlarda kardeş kardeş otururlar. (Hicr Sûresi: 47.)
2 Kasım 2008: 08:35 #720813Anonim
Fakat o kulak, küfürle tıkandığı zaman,
o leziz, manevi, yüksek savtlardan mahrum kalır.
Ve o lezzetleri iras eden avazlar,
matem seslerine inkılap eder.
Kalbde, o ulvi hüzünler yerine, ahbabın fıkdanıyla
ebedi yetimlikler,
malikin ademiyle nihayetsiz vahşetler ve sonsuz gurbetler hasıl olur.
İşaratül-İcaz | Hurûf-u Mukattat | 72
2 Kasım 2008: 08:35 #720814Anonim
İnsan, hattâ yavrulu hayvanat dahi,
akrabasının ve evlâdının ve ahbabınınlezzetleriyle ve saadetleriyle lezzetlenir, bir cihette mes’ud olur.
Şualar | On Birinci Şuâ | 207
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
