• Bu konu 4 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #640552
    Anonim

      Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım.
      Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı..

      Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini
      iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak
      isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek
      hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar
      annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım.
      Babam sinirlenir, “Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, bir de
      sen kafamı ütüleme!” derdi. Annem de “Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir
      çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?” diye çıkışır, beni odama
      gönderirdi. Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru
      yol alırdım.

      Babam arkamdan, “Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne
      istiyor anlamadım.” diye bağırmaya devam ederdi. ‘Keşke benim de bir odam
      olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte
      otursaydık’ derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.

      Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon
      seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir
      şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup
      oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca
      babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar
      geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim
      resimleri çok beğeniyor; ‘Bak, böyle uslu uslu oyna işte.’ diyordu. Babam
      bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama
      bana kızarak beni artık odama göndermiyordu.

      ‘Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.’ diye komşulara anlatıyordu annem
      halimi. Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem “Odanı topla!”
      diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla
      uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. Annem odama
      gelip “Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.” dedi bir gün. Susuyor olmamı
      usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne
      yapacaktım?

      Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı
      kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur
      oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi “Çok güzel olmuş. Bu
      adam benim herhalde.” dedi. Ben “Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.”
      dedim. O “Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.”
      dedi. Ben yine “Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük
      kız da annem.” dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: “Peki neden bizi
      küçük çizdin?” dedi. Heyecanla başladım anlatmaya.

      Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp
      küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi
      küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. Siz benimle
      konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi
      duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde ‘Hadi
      odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.’ diyeceğim. Ve bir de bağıracağım ‘Her
      şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar’ diye. Ve
      daha…

      Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına
      inanamıyorlardı. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki
      sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi…

      Filiz Gülercolor

      Çocukları dinlemek masumiyeti dinlemek ,kalbinin saflığını dinlemektir onlara kendilerini anlatmaları için bir fırsat verelim emin olun kendimizede bir fırsat vermiş olacağız…

      #697627
      Anonim

        paşlaşım için tşkler bazen susmak iidir

        #697659
        Anonim

          Allah razı olsun çocukluğum geçti gözümün önünden….
          bende çocukluğumda çok soru soran biriydim.Hiçbir zamann bebeklerle falan oynamaz, çizgi film izlemezdim. Ailem usanmıştı benim sorularımdan.Hani derler ya film şeridi gibi geçti hayatım aynen şimdi onu yaşadım..Düşünüyorum da elbette ki ebeveynler çocuklarına cevap vermeli ama çok sorusu olanlar da ciddi usandırıyor.
          Hiç unutmam çocukluk anılarımdan biri…
          Belki 6, belki 7 yaşındayım.Ailemle Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiyoruz tam boğaz köprüsü üzerindeyiz. Babam anneme anlatıyor Fatih sultan Mehmet köprüsü budur, diğeri değil. Ben hemen konuya katıldım soru sorucam ya…
          -Baba bu köprüyü Fatih Sultan MEHMET yaptırdığı için mi O’nun ismini vermişler?..
          Babamda yine usanmış bir şekilde
          -evet kızım dedi
          -peki diğerini kim yaptırdı dedim
          -Ulubatlı HASAN dedi:)
          O zamanlar gerçek zannetmiştim uzun yıllar sonra öğrendim gerçeği…

          #699088
          Anonim

            eline sağlık

            #699095
            Anonim

              çok güzel allah razı olsun hoşnut olsun inş.

              #699098
              Anonim

                Ecmain olsun insaAllah…

              6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.