• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #642927
    Anonim

      Kıyamınla kıyametini başlatıyorsun. Kalk ayağa. Kıbleye yönel. Tekbir
      getir. “Allahuekber..” Ayağına takılan, yolunu kesen, emellerini yok eden,
      hayallerini engelleyen ne varsa, hepsinden daha büyüktür O. Ayağına takılanı
      kaldıracak inceliği, emellerini gerçekleştirecek şefkati, seni hayallerine
      eriştirecek gücü O´nun büyüklüğünde bulacaksın. Bunu bilerek, teslim ol
      Rabbine, kaygılarını ve korkularını rahmetinin kucağına bırak usulca. Kaldır
      ellerini ve bir gün nasılsa huzurunda hareketsiz kalacak bu bedeni, bütün
      hücreleriyle O´na teslim et. Ayağa kalk ve “buradayım ey Rabbim” de.
      “Evinden kaçan kulun, yuvadan uçan kölen yine Sana geldi. Buradayım! Geldim!
      Huzurundayım!”
      * * *

      Elini bağlamakla kötülükten çekiliyorsun. Dünya telaşının nabızlarını
      ne kadar da kuvvetli alıyorsun. Öyle bir rüya ki dünya, içinde uykunu da
      uyanıklığını da kaybetmişsin, uyanmaktan korkuyorsun. Rüyasında gördüğü
      rüyayı anlatan adam gibi, kendini uyanık sandığın yerde uykunun en derin
      yerindesin. Kendini burada kalmaya razı etmişsin, şimdiye razı olmuşsun.
      Ötesine gönlün de gözün de kapalı. İşte şimdi, dünya telaşını ellerinle
      geriye atıp tekbir getiriyorsun. Büyük bildiklerinden de büyük olanın
      huzurunda kaygılarını küçültüyorsun, telaşlarını durultuyorsun, korkularını
      dağıtıyorsun. Sağ elini sol elinin üzerine koyup şerden el çekip hayra
      uzanıyorsun, yokluktan yüz çevirip varlığın kalbine akıyorsun. Varlığın
      göğsünde cılız bir nefes kadar hafifliyor, sadeleşiyorsun. “Subhaneke”
      fısıltısında, sonsuz gürültüler ortasında, bitmez telaşlar arasında,
      meyvesiz koşturmalar sonrasında Seni işiten, en ince sızılarına, en gizli
      arzularına kulak veren Rabbinle tanışıyorsun.

      * * *

      Eğilmekle doğrultuyorsun kendini. Rükûlarında koca bir dünyanın yükünü
      atıyorsun omuzlarından. Azîm olan Rabbinin huzurunda eğilip başkalarına
      izzetini ilan ediyorsun. “Subhane Rabbiye´l-Azîm.” Bedenin eğiliyor; ruhun
      doğruluyor. Başın alçalıyor; kalbin duruluyor. Yüzün yere dönüyor; alnına
      rahmet dokunuyor. Yalnızlaşıyorsun rükûda; telaşlarda unuttuğun, dünya
      çölünde kaybettiğin kendini yeniden buluyorsun. Tutup dizlerinden kendini
      kendine doğru çekiyorsun. Kendine gelmek için kendinden geçiyorsun.

      Oturmakla hayatın kalbinde yer tutuyorsun. Tahiyyata otur şimdi ve
      gözlerini ellerine kilitle. Diri olan her şeyin selâmını söylerken dirileri
      diriltene, ölüleri diriltene dön, ellerini eline vereni bil. Ellerinin ne
      kadar da küçük kaldığını hatırla hırsların karşısında. Elinde kalanların
      seni avutamayacağını anla. Sahiplendiklerinin hepsi avuçlarının içinde ama
      avucun boş olacak bir gün. Biriktirdiklerinin hepsi şimdi yanında ama avucun
      boşalacak bir günün akşamında.

      * * *

      Secde ederek başını göğe ağdırıyorsun. Yüzünü toprağa sür şimdi. Evine
      dön. Sılana koş. “Subhane Rabbiye´l-A´la.” Başını yere koyarak sıfırla
      kendini. Rabbine de ki: “Sen varsın. Sen a´lâsın. Eksiklikten uzaksın,
      noksanlıktan muallâsın, kusurdan mukaddessin. Kusur bende. Benden yana
      eksiklik. Bende saklı acizlik. Bende bekler fakirlik. Yalnız Sana muhtaç
      olma zenginliğimdir secdem. Yalnız Sana kul olma şerefimdir secdem.”
      Secdeler ruhunun saltanatıdır. Varlığını huzurunda hiçlediğin andır secden.
      Rabbinin şahdamarı yakınlığından kalbine yakınlıklar emdiğin yerdir secde.
      Ruhunun muştular bulduğu demdir. Miracının ´kab-ı kavseyn´idir secde. Seni
      beni aradan çıkardığın yerdir secde. De ki: “Dediğini yapıyorum, secde edip
      yaklaşıyorum. Sana yaklaşıyorum. Tüm uzaklıkları uzaklara bırakıyorum. Tüm
      aldanışları tuzaklarda bırakıyorum.”

      * * *

      De ki: “Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim. Alnıma rahmetinin
      nefhasını bırak ey Rabbim. Kalbime En Sevgili´nin aşkını bırak ey Rabbim.
      Secdemden dirilt beni. Secdemde öldür beni. Secdemde durult beni. Secdemde
      doğrult beni.”

      * * *

      Tenini kalbine bitiştiriyor her namaz. Ve sabah gelince yeniden, tenine
      dokunur ötelerin hülyası. Göğsüne değer bin İsâ nefhâsı. Yûsuf kokulu
      gömlekler sarılır tenine. Mûsa gibi ellerini göğsünden çıkarırsın. Uzakta
      bir ateş görmüşsün gibi kıvılcımlanır gökler. Yeniden dirilir gibisin.
      Unuttuğunu da unuttuğunu hatırlarsın yastığının kuytusunda. Rüyâlardan
      dönersin. Yeniden yüklenirsin hicranları. Biriktirmeye başlarsın yeniden.
      Çoğaltmaya ayarlarsın kendini yine. Lâkin, hâlâ yırtıktır hayatın cepleri.
      Ayaklarının ucuna dökülüyor zamanın parçaları. Bir secdenin pınarında
      söndürüyorsun kalbinin yangınlarını.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.