• Bu konu 16 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #807256
    Anonim

      fena, hakikat noktasında, ehl-i imanın dünyasında yoktur. Ve kâfirlerin dünyalarıademle, firakla, hiçlikle, fânilikle doludur. İşte bu hakikati, umumun lisanında gezen bu gelen darb-ı mesel ders verip, der:

      “Kimin için Allah var, ona herşey var. Ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir.”

      Elhasıl, nasıl ki, iman, ölüm vaktinde insanı idam-ı ebedîden kurtarıyor; öyle de, herkesin hususî dünyasını dahi idamdan ve hiçlik karanlıklarından kurtarıyor. Ve küfür ise, hususan küfr-ü mutlak olsa, hem o insanı, hem hususî dünyasını ölümle idam edip mânevî cehennem zulmetlerine atar, hayatının lezzetlerini acı zehirlere çevirir. Hayat-ı dünyeviyeyi âhiretine tercih edenlerin kulakları çınlasın! Gelsinler, buna ya bir çare bulsunlar veya imana girsinler, bu dehşetli hasârattan kurtulsunlar.

      سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ blank.gif1


      Duanıza çok muhtaç ve size çok müştak kardeşiniz

      Said Nursî


      endOfSection.gifendOfSection.gif

      [NOT]

      Dipnot-1 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi, 2:32.
      [/NOT]

      [TABLE]
      [TR]
      [TD=”align: center”]Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)[/TD]
      [TD=”align: center”]adem: hiçlik, yokluk[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]darb-ı mesel: meşhur söz, atasözü[/TD]
      [TD=”align: center”]dehşetli: korkunç, ürkütücü[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]ehl-i iman: iman edenler, mü’minler[/TD]
      [TD=”align: center”]elhasıl: kısaca, özetle[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]fena: geçicilik, ölümlülük[/TD]
      [TD=”align: center”]firak: ayrılık[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]fânilik: geçicilik, ölümlülük[/TD]
      [TD=”align: center”]hakikat: doğru, gerçeklik[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]hasârat: zararlar[/TD]
      [TD=”align: center”]hayat-ı dünyeviye: dünya hayatı[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]hususan: bilhassa, özellikle[/TD]
      [TD=”align: center”]hususî: özel[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]idam-ı ebedî: dirilmemek üzere sonsuz yok oluş[/TD]
      [TD=”align: center”]küfr-ü mutlak: tam bir küfür, inkâr, hiçbir dinî meseleyi kabul etmeme[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]lisan: dil[/TD]
      [TD=”align: center”]müştak: arzulu, çok istekli[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]umum: genel[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      #807257
      Anonim
        Onuncu Mesele münasebetiyle

        Hüsrev’in Üstadına Yazdığı Mektup

        Çok sevgili Üstadım Efendim,

        Cenâb-ı Hakka hadsiz şükürler olsun, iki aylık iftirak üzüntülerini ve muhaberesizlikıztıraplarını hafifleştiren ve kalblerimize taze hayat bahşeden ve ruhlarımıza yeni,sâfî bir nesîm ihdâ eden Kur’ân’ın celâlli ve izzetli, rahmetli ve şefkatli âyetlerindekitekraratın mehâsinini tâdâd eden, hikmet-i tekrarının lüzum ve ehemmiyetini izaheden ve Risale-i Nur’un bir harika müdafaası olan “Denizli Meyvesinin Onuncu Meselesi” namını alan Emirdağ Çiçeğini aldık. Elhak takdir ve tahsine çok lâyık olan bu çiçeği kokladıkça, ruhumuzdaki iştiyak yükseldi. Dokuz aylık hapis sıkıntısınamukàbil, Meyvenin Dokuz Meselesi nasıl beraatimize büyük bir vesile olmakla güzelliğini göstermişse, Onuncu Meselesi olan çiçeği de Kur’ân’ın îcazlı i’câzındaki harikaları göstermekle o nisbette güzelliğini göstermektedir.

        Evet sevgili Üstadım, gülün çiçeğindeki fevkalâde letafet ve güzellik, ağacındaki dikenleri nazara hiç göstermediği gibi, bu nuranî çiçek de bize dokuz aylık hapis sıkıntısını unutturacak bir şekilde o sıkıntılarımızı da hiçe indirmiştir. Mütalâasına doyulmayacak şekilde kaleme alınan ve akılları hayrete sevk eden bu nuranî çiçek,muhtevî olduğu çok güzelliklerinden, bilhassa, Kur’ân’ın tercümesi sûretiyle nazar-ı beşerde âdileştirilmek ihanetine mukàbil, o tekraratın kıymetini tam göstermekle Kur’ân’ın cihandeğer ulviyetini meydana koymuştur. Sâliklerinin her asırdafevkalâde bir metanetle sarılmalarıyla ve emir ve nehyine tamamen inkıyadetmeleriyle, güya yeni nazil olmuş gibi tazeliği ispat edilmiş olan Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyanın, bütün asırlarda, zâlimlerine karşı şiddetli ve dehşetli ve tekrarlı tehditleri vemazlumlarına karşı şefkatli ve rahmetli mükerrer

        [TABLE]
        [TR]
        [TD]Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah[/TD]
        [TD]Denizli: (bk. bilgiler)[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]Emirdağ: (bk. bilgiler)[/TD]
        [TD]Hüsrev: (bk. bilgiler – Hüsrev Altınbaşak)[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan: açıklamalarıyla ve anlatımıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan, mu’cize olan Kur’ân[/TD]
        [TD]beraat: temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]bilhassa: özellikle[/TD]
        [TD]celâl: yücelik, haşmet[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]cihandeğer: dünyalara değer[/TD]
        [TD]dehşetli: korkunç, ürkütücü[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]ehemmiyet: önem[/TD]
        [TD]elhak: gerçekten[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]fevkalâde: olağanüstü[/TD]
        [TD]güya: sanki[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]hadsiz: sınırsız[/TD]
        [TD]hikmet-i tekrar: tekrarın hikmeti, sebebi[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]iftirak: ayrılık[/TD]
        [TD]ihdâ etmek: sunmak, hediye etmek[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]inkıyad etmek: boyun eğmek[/TD]
        [TD]izah etmek: açıklamak[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]izzetli: şerefli, üstün, yüce[/TD]
        [TD]iştiyak: arzu, istek[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]i’câz: mu’cize oluş[/TD]
        [TD]letafet: güzellik, hoşluk[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]mazlum: zulme uğramış[/TD]
        [TD]mehâsin: güzellikler[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]metanet: sağlamlık[/TD]
        [TD]muhaberesizlik: haberleşememe[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]muhtevî: ihtiva eden, içine alan[/TD]
        [TD]mukàbil: karşılık[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]müdafaa: savunma[/TD]
        [TD]mükerrer: tekrar tekrar[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]münasebet: bağlantı, ilişki[/TD]
        [TD]mütalâa: dikkatle okuma, inceleme[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]nam: ad[/TD]
        [TD]nazar: bakış, dikkat[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]nazar-ı beşer: insanın bakışı[/TD]
        [TD]nazil olmak: inmek[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]nehiy: yasak[/TD]
        [TD]nesîm: hoş ve hafif rüzgâr[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]nisbet: kıyas, ölçü[/TD]
        [TD]rahmet: merhamet, şefkat, ihsan[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]sâfî: duru, katıksız, temiz[/TD]
        [TD]sâlik: yol alan, bir yol veya meslekte yürüyen[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]tahsin: beğenme, güzelliğini ilân etme[/TD]
        [TD]tekrarat: tekrarlar[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]tâdât etmek: saymak[/TD]
        [TD]ulviyet: yücelik, yükseklik[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]âdileştirilmek: basitleştirmek, sıradanlaştırmak[/TD]
        [TD]îcaz: az sözle çok mânâlar anlatma, özlü söz[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]şefkat: acıma, merhamet[/TD]
        [TD]şefkatli: merhametli

        [/TD]
        [/TR]
        [/TABLE]

        #807258
        Anonim

          taltifleri, hususuyla bu asrımıza bakan tehdidatı içinde zâlimlerine misli görülmemiş bir hâlette, sanki feza-i ekberden bir nümuneyi andıran semâvî bir cehennemle altı-yedi seneden beri mütemadiyen feryad ü figan ettirmesi ve kezâ mazlumlarının bu asırdaki küllî fertleri başında Risale-i Nur talebelerinin bulunması ve hakikaten bu talebeleri de ümem-i sâlifenin enbiyalarına verilen necatlar gibi pek büyük umumî vehususî necatlara mazhar etmesi ve muarızları olan dinsizlerin cehennemî azapla tokatlanmalarını göstermesi, hem iki güzel ve lâtif hâşiyelerle hâtime verilmeksuretiyle çiçeğin tamam edilmesi, bu fakir talebeniz Hüsrev’i o kadar büyük bir sürurla sonsuz bir şükre sevk etti ki, bu güzel çiçeğin verdiği sevinç ve süruru müddet-i ömrümde hissetmediğimi sevgili üstadıma arz ettiğim gibi, kardeşlerime de kerratla söylemişim. Cenâb-ı Hak, zayıf ve tahammülsüz omuzlarına pek azametli bâr-ı sakîltahmil edilen siz sevgili üstadımızdan ebediyen razı olsun ve yüklerinizi tahfif etmekle yüzlerinizi ebede kadar güldürsün. Âmin.

          Evet, sevgili Üstadım. Biz Allah’tan, Kur’ân’dan, Habib-i Zîşandan ve Risale‑i Nur’dan ve Kur’ân dellâlı siz sevgili Üstadımızdan ebediyen razıyız. Veintisabımızdan hiçbir cihetle pişmanlığımız yok. Hem kalbimizde zerre kadar kötülük etmek için niyet yok. Biz ancak Allah’ı ve rızasını istiyoruz. Gün geçtikçe, rızası içinde Cenâb-ı Hakka vuslat iştiyaklarını kalbimizde teksif ediyoruz. Bilâ istisna bizefenalık edenleri Cenâb-ı Hakka terk etmekle affetmek ve bilakis bize zulmeden o zâlimler de dahil olduğu halde herkese iyilik etmek, Risale‑i Nur talebelerinin kalblerine yerleşen bir şiar-ı İslâm olduğunu, biz istemeyerek ilân eden Hazret-i Allah’a hadsiz hudutsuz şükürler ediyoruz.

          Çok kusurlu talebeniz
          Hüsrev


          endOfSection.gifendOfSection.gif


          [TABLE]
          [TR]
          [TD]Cenâb-ı Hak: Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah[/TD]
          [TD]Habib-i Zîşan: şan ve şeref sahibi, Allah’ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]Hüsrev: (bk. bilgiler – Hüsrev Altınbaşak)[/TD]
          [TD]azametli: büyük[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]bilâ istisna: istisnasız[/TD]
          [TD]bilâkis: aksine, tersine[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]bâr-ı sakîl: ağır yük[/TD]
          [TD]cihetle: bakımdan[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]dellâl: davetçi, ilân edici[/TD]
          [TD]ebediyen: sonsuza dek[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]enbiya: nebiler, peygamberler[/TD]
          [TD]fenalık: kötülük[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]feryad ü figan: bağırıp çağırma, ağlayıp sızlama[/TD]
          [TD]feza-i ekber: uzay[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]hadsiz: sayısız, sınırsız[/TD]
          [TD]hakikaten: gerçekten[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]hudutsuz: sınırsız[/TD]
          [TD]hususî: özel[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]hâlet: durum, hâl[/TD]
          [TD]hâtime vermek: son vermek[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]intisab: bağlanma, mensup olma[/TD]
          [TD]iştiyak: arzu, istek[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]kerrat: defalarca[/TD]
          [TD]kezâ: bunun gibi[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]küllî: büyük, kapsamlı[/TD]
          [TD]lâtif: güzel, hoş, şirin[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]mazhar etmek: eriştirmek[/TD]
          [TD]mazlum: zulme uğramış[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]misl: benzer[/TD]
          [TD]muarız: karşı gelen[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]müddet-i ömür: yaşam süresi[/TD]
          [TD]mütemadiyen: sürekli olarak[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]necat: kurtuluş[/TD]
          [TD]nümune: örnek, misal[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]semâvî: gökle ilgili[/TD]
          [TD]sûret: şekil, biçim[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]sürur: mutluluk, sevinç[/TD]
          [TD]tahammül: katlanma, dayanma[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]tahfif etmek: hafifletmek[/TD]
          [TD]tahmil etmek: yüklemek[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]taltif: iyilik ve güzellikle muamele etmek[/TD]
          [TD]tehdidat: tehditler[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]teksif etmek: yoğunlaştırmak[/TD]
          [TD]umumî: genel, herkese ait[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]vuslat: kavuşmak[/TD]
          [TD]zerre miktar: en ufak, çok az miktar[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]âmin: “Allahım kabul eyle”[/TD]
          [TD]ümem-i sâlife: geçmişteki milletler[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD]şiar-ı İslâm: İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler[/TD]
          [/TR]
          [/TABLE]

        3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.