• Bu konu 2 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #671558
    Anonim
      besmele.jpg
      فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ blank.gif1
      اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ blank.gif2
      فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ blank.gif3
      حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ blank.gif4 لاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ blank.gif5 يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى يَا بَاقِۤى أَنْتَ الْبَاقِى blank.gif6 لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاۤءٌ blank.gif7
      Otuz Birinci Mektubun birinci kısmı, her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan mezkûr kelimât-ı mübarekenin herbirinin çok envârından birer nurunu gösterecek altı Lem’adır.
      Birinci Lem’a

      HAZRET-İ YUNUS ibni Mettâ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.blank.gif8

      [NOT]Dipnot-1 “Karanlıklar içinde niyaz etti: ‘Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

      Dipnot-2 “Rabbine şöyle niyaz etmişti: ‘Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.’” Enbiyâ Sûresi, 21:83.

      Dipnot-3 “Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.

      Dipnot-4 “Allah bana yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.

      Dipnot-5 “Havl ve kuvvet, ancak herşeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir.” Ayrıca bk. Buhârî, Meğâzî: 38; Müslim, Zikr: 44-46.

      Dipnot-6 Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.

      Dipnot-7 “[Kur’ân] iman edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır.” Fussilet Sûresi, 41:44.

      Dipnot-8 Tirmizî, Deavât: 81; Müsned, 1:170. [/NOT]

      Hazret-i Yunus: [bk. bilgiler – Yunus (a.s.)] Mettâ: Hz. Yunus’un (a.s.) babasının adı
      alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm: peygamberimize ve ona salât ve selâm olsun azîm: büyük
      envâr: nurlar faziletli: değerli, sevaplı
      hususan: özellikle ibn: oğul
      işâ: yatsı vakti kelimât-ı mübareke: mübarek kelimeler
      lem’a: parıltı mağrib: akşam vakti
      mezkûr: anılan, sözü geçen münâcât: Allah’a yalvarış, duâ
      nur: aydınlık vesile-i icabe-i dua: duanın kabulüne vesile
      #791933
      Anonim

        Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası:

        Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş.blank.gif1 Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette,
        blank.gif2 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münâcâtı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur.

        Şu münâcâtın sırr-ı azîmi şudur ki:

        O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti. Çünkü o halde ona necat verecek öyle bir Zat lâzım ki, hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semâya geçebilsin. Çünkü onun aleyhinde gece, deniz ve hût ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine musahhar eden bir Zat onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsaydılar, yine beş para faydaları olmazdı.3 Demek esbabın tesiri yok. Müsebbibü’l-Esbabdan başka bir melce olamadığını aynelyakin gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için, şu münâcat birden bire geceyi, denizi ve hûtu musahhar etmiştir. O nur-u tevhid ile hûtun karnını bir tahtelbahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağvâri emvac dehşeti içinde, denizi, o nur-u tevhid ile emniyetli bir sahrâ, bir meydan-ı cevelân ve tenezzühgâhı olarak o nur ile semâ yüzünü bulutlardan süpürüp, kameri bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdit ve tazyik eden o mahlûkat, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn 4 altında o lûtf-u Rabbânîyi müşahede etti.

        İşte, Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın birinci vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz istikbaldir. İstikbalimiz, nazar-ı gafletle, onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim hevâ-yı nefsimiz, hûtumuzdur; hayat-ı

        [NOT]
        Dipnot-1 bk. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân: 17:79-81.

        Dipnot-2 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

        Dipnot-3 bk. En’âm Sûresi, 6:17; Yûnus Sûresi, 10:107; Fâtır Sûresi, 35:2.

        Dipnot-4 bk. Saffât Sûresi, 37:146.

        [/NOT]

        Hz. Yunus: [bk. bilgiler – Yunus (a.s.)] Müsebbibü’l-Esbab: bütün sebepleri ve sebeplerin sonucunu yaratan Allah
        aynelyakin: gözle görerek kesin bilgi edinme bilkülliye: bütünüyle
        cevv-i semâ: gökyüzü, hava boşluğu dağdağa: gürültü, dehşet verici
        dağvâri: dağ gibi emvac: dalgalar
        esbab: sebepler hevâ-yı nefis: nefsin yasak arzu ve istekleri
        hût: büyük balık hülâsa: özet
        inkişaf etme: ortaya çıkma istikbal: gelecek
        ittifak: anlaşma, birlik kamer: ay
        küre-i zemin: yeryüzü kıssa-i meşhure: meşhur kıssa
        lûtf-u Rabbânî: Allah’ın lûtfu mahlûkat: varlıklar
        melce: sığınak mevc: dalga
        meydan-ı cevelân: gezinti alanı musahhar eden: boyun eğdiren
        münâcât: Allah’a yalvarış, duâ müşahede etmek: gözlemlemek
        nazar-ı gaflet: bir şeyin mânâsını anlamadan bakmak necat: kurtuluş
        nur: aydınlık nur-u tevhid: her şeyin bir olan Allah’a ait olduğuna ve Onun yaptığına inanmaktan doğan nur
        sahil-i selâmet: kurtuluş sahili semâ: gökyüzü
        sergerdan: şaşkın, başı dönük sukut etmek: düşmek; hükümsüz hâle gelmek
        sırr-ı azîm: büyük sır sırr-ı ehadiyet: Allah’ın her bir varlıkta birliğinin görülmesinin sırrı
        tahtelbahir: denizaltı tazyik: baskı
        tenezzühgâh: seyir ve gezinti yeri vasıta-i necat: kurtuluş aracı
        zât: kişi şecere-i yaktîn: kabak ağacı
        #791935
        Anonim

          ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor.blank.gif1 Bu hut, onun hûtundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hûtu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hûtumuz ise, yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor.

          Madem hakikî vaziyetimiz budur. Biz de, Hazret-i Yunus Aleyhisselâma iktidaen, umum esbabdan yüzümüzü çevirip, doğrudan doğruya, Müsebbibü’l-Esbab olan Rabbimize iltica edip blank.gif2 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَdemeliyiz ve aynelyakin anlamalıyız ki, gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve hevâ-yı nefsin zararlarını def edecek yalnız o Zat olabilir ki, istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir. Acaba Hâlık-ı Semâvat ve Arzdan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek? Ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak-hâşâ-Zât-ı Vâcibü’l-Vücuddan başka hiçbir şey, hiçbir cihette, Onun izin ve iradesi olmadan imdad edemez ve halâskâr olamaz.blank.gif3

          Madem hakikat-i hal böyledir. Nasıl ki Hazret-i Yunus Aleyhisselâma o münâcâtın neticesinde hûtu ona bir merkûb, bir tahtelbahir ve denizi bir güzel sahrâ ve gece mehtaplı bir lâtif suret aldı. Biz dahi o münâcâtın sırrıyla
          لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeliyiz. blank.gif4 لاَۤ اِلٰهَ الاَّ اَنْتَ cümlesiyle istikbalimize, blank.gif5 سُبْحَانَكَ kelimesiyle dünyamıza,
          blank.gif6 اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celb etmeliyiz.blank.gif7

          [NOT]
          Dipnot-1 bk. Yusuf Sûresi, 12:53.

          Dipnot-2 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

          Dipnot-3 bk. Kehf Sûresi, 18:23-24; İnsan Sûresi, 76:30; Tekvîr Sûresi, 81:29; Hac Sûresi, 22:65.

          Dipnot-4 Senden başka ilâh yoktur.

          Dipnot-5 Sen her noksandan münezzehsin.

          Dipnot-6 Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.

          Dipnot-7 bk. Buhârî, Ezan: 149, Tevhid, 9; Müslim, Zikr: 47-48, Hudûd: 23.

          [/NOT]

          Hz. Yunus: [bk. bilgiler – Yunus (a.s.)] Hâlık-ı Semâvat ve Arz: göklerin ve yerin yaratcısı olan Allah
          Müsebbibü’l-Esbab: bütün sebepleri ve sebeplerin neticesini yaratan Allah Rab: her bir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
          Zât-ı Vâcibü’l-Vücud: varlığı zorunlu olan ve varlığının devamı için hiçbir sebebe muhtaç olmayan Zât, Allah aynelyakin: gözle görerek kesin bilgi edinme
          celb etmek: çekmek cihet: yön, taraf
          dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık emvâc: dalgalar
          esbab: sebepler fıkra: bölüm, kısım
          gaflet: duyarsızlık, umursamazlık hakikat-i hal: o andaki durumunun gerçeği
          halâskâr: kurtarıcı hayat-ı ebediye: sonsuz hayat, âhiret hayatı
          hevâ-yı nefis: nefsin yasak arzu ve hevesleri hâtırât-ı kalb: kalbden geçenler
          hâşâ: asla hût: büyük balık
          icad: var etme iktidaen: uyarak
          iltica etme: sığınma irade: istek, arzu
          istikbal: gelecek ittifak: anlaşma, birlik
          lâtif: güzel, hoş mahv: yok olma
          mehtap: ay ışığı, ay merkûb: binek
          muzır: zararlı münâcât: Allah’a yalvarış, duâ
          nazar-ı merhamet: merhamet bakışı nefis: can, kişinin kendisi
          suret: görünüm taht-ı emir: emir altında
          taht-ı hüküm: hüküm altında taht-ı idare: idaresi altında
          tahtelbahir: denizaltı âhiret: öldükten sonraki sonsuz hayat
          #791936
          Anonim

            Tâ ki, nur-u iman ile ve Kur’ân’ın mehtabıyla istikbalimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin. Ve mütemadiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvâcı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’ân-ı Hakîmin tezgâhında yapılan bir sefine-i mâneviye hükmüne geçen hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin. O denizin fırtınaları ve zelzeleleri, sinema perdeleri gibi tenezzühün manzaralarını tazelendirmekle, vahşet ve dehşet yerine, nazar-ı ibret ve tefekkürü keyiflendirerek okşayıp ışıklandırsın. Hem o sırr-ı Kur’ân’la, o terbiye-i Furkaniye ile, nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vasıtamız olsun.

            Elhasıl: Madem insan, mahiyetinin câmiiyeti itibarıyla, sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizâzâtından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrâsından müteellim oluyor. Ve nasıl ki hurdebinî bir mikroptan korkar, ecrâm-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasıl ki hanesini sever, koca dünyayı da öyle sever. Hem nasıl ki küçük bahçesini sever; öyle de, hadsiz ebedî Cenneti dahi müştakane sever. Elbette, böyle bir insanın Mâbudu, Rabbi, melcei, halâskârı, maksudu öyle bir Zat olabilir ki, umum kâinat Onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyârat dahi taht-ı emrindedir.blank.gif1 Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri (a.s.) blank.gif2 لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَdemeye muhtaçtır. سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُblank.gif3

            endOfSection.gifendOfSection.gif

            [NOT]
            Dipnot-1 bk. Âl-i İmrân Sûresi, 3:180; Zümer Sûresi, 39:63; Şûrâ Sûresi, 42:12; Hadîd Sûresi, 57:10.

            Dipnot-2 “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

            Dipnot-3 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.

            [/NOT]

            Kur’ân-ı Hakîm: sonsuz hikmetlerle dolu Kur’ân Rab: her bir varlığa muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
            Yunusvâri: Yunus gibi adem: yokluk
            arz: yeryüzü câmiiyet: geniş, kapsamlı oluş
            ebedî: sonsuz ecrâm-ı ulviye: gök cisimleri
            elhasıl: kısaca, özetle emvâc: dalgalar
            hadsiz: sayısız hakikat-i İslâmiyet: İslâmiyet gerçeği
            halâskâr: kurtarıcı hayat-ı ebediye: sonsuz hayat, âhiret hayatı
            hengâmında: sırasında hurdebinî: mikroskobik
            ihtizâzât: sarsıntılar inkılâp: dönüşme
            istikbal: gelecek kabza-i tasarruf: hüküm ve idare eden el
            karn: asır, çağ mahiyet: öz nitelik, özellik
            maksud: kastedilen, hedef alınan şey melce: sığınak
            merkûb: binek mevt: ölüm
            mâbud: kendisine ibadet edilen müteellim: acı çeken
            mütemadiyen: sürekli olarak müştakane: şevkle, çok isteyerek
            nazar-ı ibret: ibret gözüyle bakış nefis: insanı lezzetlere, maddî menfaatlere sevk eden duygu
            nur-u iman: iman aydınlığı sahil-i selâmet: güvenli yer
            sefine-i mâneviye: mânevî gemi selâmet: kötülüklerden kurtulma, esenlik
            seyyârat: gezegenler sırr-ı Kur’ân: Kur’ân’ın sırrı
            taht-ı emir: emrinde, emri altında tefekkür: düşünme
            tenevvür etme: aydınlanma tenezzüh: gezinti
            terbiye-i Furkaniye: doğru ile yanlışı birbirinden ayıran Kur’ân’ın verdiği eğitim umum: genel
            vahşet: ürküntü, yabanîlik zelzele-i kübrâ: büyük deprem, kıyamet
            zemin: yeryüzü zerrat: zerreler
            zuhur etme: ortaya çıkma, görünme ünsiyet: canayakınlık
          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.