• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #649287
    Anonim

      Çiçekçiye elindeki elli lirayı uzattı küçük Elif Heyecanla seslendi.
      – Yirmi tane kırmızı gül istiyorum. Ama buketi çok güzel olsun.
      Adam şaşkın bakışla baktı, dokuz-on yaşlarındaki küçük kıza
      – Olsun bakalım küçük hanım, dedi. Sana çok güzel bir buket hazırlayalım.
      Çiçekçi özenerek buketi hazırladı, süsledi. Elife dönerek:
      – Not yazmak ister misin? diye sordu.
      Küçük kız:
      – Evet dedi; isterim.
      Adamın uzattığı kartı ve kalemi alarak kendi yazısıyla yazdı.
      Dünyanın en güzel annesine, sonsuz sevgilerimle Çiçekçi duygulanmıştı.
      – Anneni çok seviyorsun galiba, dedi. Buğulu gözlerle mırıldandı küçük kız:
      – Evet, çok seviyorum.
      Elindeki gül buketiyle sokağa fırladı küçük Elif. O kadar heyecanlı ve sevinçliydi ki; kaldırım taşları ayağının altından adeta kayıyordu.
      İki ay kadar önceydi. Annesiyle komşuları Ayşe Hanımlara oturmaya gitmişlerdi. Masanın üzerinde koskocamın bir gül buketi vardı. Annesi şaşkınlıkla:
      – Bu kadar gül de neyin nesi? Diye sorunca, Ayşe hanım neşeyle:
      – Bugün yirminci evlilik yıldönümümüz demişti. Eşim bana yirmi tane gül yaptırmış.
      Elif annesinin gözlerinin hüzünle buğulandığını gördü. Annesinin sinirli, babasının ise hiç umursamaz ve ilgisiz tavır ve tutumları karşısında hep bocalamış, bazı şeyleri asla çözememişti.
      O gün akşam yemekte hayli durgun olan annesi sonunda patladı. Hınçla söylenmeye başladı.
      – Ayşe Hanımların bugün evlilik yıldönümleriymiş. Eşi yirmi tane gül yaptırmış. Yirmi bir yıldır evliyiz ama, ne yazık ki daha bir gül bile göremedik.
      Adam gayet sakin:
      – Olabilir, dedi. Keşke sende Ayşe Hanımın beyi gibi kibar, ince ruhlu biriyle evlenseydin.
      Elif, bir öfkeyle mutfağa giden annesine, bir de hiç istifini bozmadan gazete okumaya devam eden babasına baktı. Boğazına bir şeylerin düğümlendiğini hissedip odasına koştu. Yorganına sarılıp, ağladı; ağladı
      Ertesi günü ilk işi çiçekçiye gitmek olmuştu. Güllerin pahalı olduğunu duyunca da çok üzülmüştü. Yirmi bir gül için elli milyon istiyorlardı.
      Büyük bir gayretle harçlıklarını biriktirmeye başladı. Nihayet iki ay gibi bir süre sonunda parasını tamamlayabilmiş ve bugün gülleri alabilmişti.
      Elif heyecanla kapıyı açtı. Gülleri arkasına saklayarak:
      – Anne! Anneciğim diye seslendi. İşte o an, olan oldu Elifin ayağının ortadaki cam sehpaya takılmasıyla beraber, büyük bir şangırtı koptu. Sehpa, üzerindeki vazoyla birlikte devrilmiş, her taraf camkırığı olmuştu. Gürültüye koşup gelen anne olanları görünce öfkeyle haykırdı:
      – Sakar kız, yine mi kırdın, döktün. Ne bu hâl? Elif kalktı yerden İnce ince kan akan eline baktı, yavaşça göğsüne bastırdı. Korkunç bir acı duyuyordu. Ancak acıyan eli değildi. Acıyan o küçük, küçücük yüreğiydi

      #736236
      Anonim

        bende bir baba olarak…..Rabbim bu tür hareketlerden muhafaza eylesin …diyorumm

        #736240
        Anonim

          Anne baba olmak kolay fakat annelik babalık yapmak zor…
          Bu hanımların beklentileri bitmez beylerin de umursamaz tavırları…
          Ahireti hedef edinmiş insanın dünyalık beklentisi olmamalı, “nasılsın” sözcüğü milyonlar buket gülden daha değerlidir, çünkü nasıl olduğunu öğrenmek ister, keyfiyetini merak eder..Bunun ötesi var mıdır??? Kişi, değil bir buket gül, dünya ile kıyaslansa da daha değerlidir.
          Güzel bir paylaşım bize bakan çok yönü var…

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.