• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681803
    Anonim

      [TABLE=”width: 606, align: center”]
      [TR]
      [TD=”bgcolor: #ffffff, align: left”]Bu Dünya Misafirhânesinde Herkes Yolcu

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”colspan: 2″][TABLE=”width: 606″]
      [TR]
      [TD=”width: 580, bgcolor: #ffffff, align: left”][TABLE=”width: 570, align: center”]
      [TR]
      [TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:
      “Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!” (Ankebût, 64)[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:
      “Dünyada tıpkı bir garip, hattâ bir yolcu gibi davran!” (Buhârî, Rikak, 3)[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Vaktiyle bir adam vefat etmiş, ecel gömleğini giymişti. Tabutu eller üstünde ebedî istirahatgâhına doğru sessizce yol almaktaydı. Bu durumu gören esrârengiz bir meczup, bir ibret dersi verebilmek maksadıyla etrafındakilere seslenerek şöyle sordu:

      “–Bu ölen kimdir ki, ölüm arslanı olan Azrâil, onu hiç beklemediği bir anda kapıvermiş?”
      Oradakiler bu suâle, hep bir ağızdan:

      “–Ey taşkın meczup! O, tuttuğunu yere deviren, karşısına çıkmaya kimsenin cesâret edemediği, pek güçlü-kuvvetli, pehlivan bir gençti!” dediler.

      Meczup, aldığı bu cevap üzerine; bâzı gâfil gönülleri uyandırmak ve kaçınılmaz bir hakîkat olan ölüm gerçeğinin, sînelerde mâkes bulması düşüncesiyle şunları söyleyerek sükûta büründü:

      “–O gösterişli ve kuvvetli yiğit, güreşte ustalaşmış ama bugün Azrâil’le güreş tutacağını hayâline dahî getirmemiş, sahip olduğu güç ve kuvvetin kendinde dâimî kalacağını zannetmiş. Lâkin an geldi, ne olduğunu dahî anlayamadan, o güçlü pehlivanı, hiç hayal etmediği bir zamanda Azrâil ansızın yere serdi. Hem öyle bir yere çarptı ki, bütün gücü tükendi, bitti. Tamamen âcizleşti. Düştüğü yerde acziyet içinde kaldı ve o yerden kalkması da artık imkânsız hâle geldi. Fakat o, sâlih bir kul ise, Allâh’a yine de hamd etmesi gerek. Çünkü esrârengiz bir hayata doğacak.” (Osman Nûri Topbaş, Şebnem Dergisi, Yıl: 2012 Ay: Ekim Sayı: 92)[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      el-Mukît: Mahlûkatın azığını temin eden, yaşamak için gıdaları yaratan, bedenlerin ve ruhların açlığını doyuran, onların gıdasını veren ve her şeyi koruyan demektir.[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Kısa Günün Kârı
      Hayat denilen şey, son nefesle gün gelip bitecek ve insan bütün sevdiklerine bir anda vedâ edecek. Sonra da meçhul bir mezar âleminin garip bir yolcusu olacak. Orada da kim bilir neler neler görecek ve hangi sürprizlerle karşılaşacak?..
      Bilinen bir dili olmamasına rağmen ölüm, sessiz ve sözsüz öyle tesirli bir nasihattir ki, rakîk ve hassas gönüllere, en salâhiyetli ağızlardan daha mükemmel bir ibret ve hakîkat tablosu sergiler. Ölümün öğüt vermekteki yüksek belâgati karşısında dünyadan gelen bütün cevaplar, ancak sıcak gözyaşları ve kuru hıçkırıklardır.[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.