“Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. ” cümlesi ile “Zarara kendi razı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz.” cümlesi çelişmiyor mu?
“Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. “(1)
Burada fenalığına acımak demek onun o yolda gitmemesini talep etmek anlamındadır. Yani keşke hakta ve doğruda gitse de bu fenalığı yapmasa, diye hayıflanmak manasınadır. Bir de burada makam Mümin içindir.
Yani bu söz zalim ve kafir gibi küfür ve zulümden lezzet alanlar için değildir. Bu cümle istemeyerek ya da nefsine esir olup fena hallere düşen Müminlere hitap ediliyor.
“Zarara kendi razı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz.”(2)
Bu cümle ise kafir ve Mümin olup da zalim olanlar içindir. Yani küfür ve zulümden lezzet alan ya da ikaz ve uyarılara rağmen severek yanlışa giden adama acınmaz demektir.
Bu cümlenin makamı ile diğer cümlenin makamı çok farklıdır. Bu sebeple aralarında herhangi bir tenakuz yok.
Dalalet ve sefahat yolunda gidenlere acıyıp, onun o halden kurtulması için dua etmemizde bir sakınca yok. Yalnız tavır alıp ikaz ettiğin halde “dalalette gitmek bana daha zevkli geliyor” gibi müstehzi bir şekilde olanlara acınmaz. Yoksa dalaletin ve sefahatin içine düşmüş, çıkmak istediği halde çıkamayan çok insanlar vardır ki onların elinden tutmak ve onlara acımak gerekir.
(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektup.
(2) bk. Emirdağ Lahikası-I, (21. Mektup)