• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #683045
    Anonim

      Hayat-ı dünyeviyeye kasden ve bizzât teveccüh edip bağlanan kâfirin, imhal-i ikabında ve bilakis terakkiyat-ı maddiyede muvaffakıyetindeki hikmet nedir?
      Hayat-ı dünyeviye: Dünyadaki yaşantı.
      Kasden: Bilerek ve isteyerek.
      Bizzât: Doğrudan kendisi.
      Teveccüh: Yönelme. *İlgi gösterme.
      İmhal-i ikab: Cezalandırmanın ertelenmesi.
      Bilakis: Aksine.
      Terakkiyat-ı maddiye: Maddi alandaki ilerlemeler (İlim ve teknik alandaki ilerlemeler).
      Muvaffakıyet: Başarı gösterme.
      Hikmet: Herkesin bilmediği gizli sebeb. Gözetilen fayda ve gaye.

      Evet o kâfir, kendi terkibiyle, sıfatıyla Cenab-ı Hak’ça nev’-i beşere takdir edilen nimetlerin tezahürüne -şuuru olmaksızın- hizmet ediyor. Ve güzel masnuat-ı İlahiyenin mehasinini bilâ-şuur tanzim ediyor. Ve kuvveden fiile çıkartmakla garabet-i san’at-ı İlahiyeye nazarları celbediyor. Ne faide ki farkında değildir. Demek o kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma vakitleri bildirmek gibi nev’-i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür.
      Terkib: Bir araya getirip karıştırma.
      Nev’-i beşer: İnsan türü, insanlar.
      Tezahür: Görünme, belirme, ortaya çıkma.
      Masnuat-ı İlahiye: Allah’ın(cc) sanatlı yarattığı varlıklar.
      Mehasin: İyilikler, güzellikler, iyi ahlaklar.
      Tanzim: Düzenleme.
      Binaen: Dayanarak, dayalı olarak.
      Mükâfat: Ödül, karşılık.

      Said Nursi
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.