-alıtıdır-
Bir derviş bir yolculuğu esnasında bir padişahın sarayına misafir olmuş. Orada izzet ve ikram görmüş. Altına atlas döşekler, üstüne ipek yorganlar serilmiş. Başının altına da kuş tüyünden yumuşacık yastıklar verilmiş.
Karnı tok ve sırtı pek olan derviş, rahat bir uyku geçirmiş sarayda.
Nihayet horozlar ötmüş ve sabah olmuş. Derviş kalkmış ve namazını kılmış ve namazının sonunda:
– Allah’a hamd olsun sabah oldu, demiş.
Teşekkür etmiş padişaha, dualar etmiş ve tekrar yoluna koyulmuş.
Bu sefer de yolu bir harabeye uğramış dervişin ve gece de gelip çatmış. Dün sarayda geceleyen derviş, bu sefer bu harabenin mahzeninde uyumak zorunda kalmış.
Fakat bu gece zor bir gece olmuş onun için. Yüzünde fareler raksetmiş bütün gece ve her yanını böcekler ısırmış. Derken burada da horozlar ötmüş ve sabahı müjdelemişler. Derviş yine aynı tevekkülle kalkıp namazını eda etmiş ve:
– Allah’a hamd olsun, burada da sabah oldu, demiş.
(Semerkand)