• Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #649997
    Anonim
      rosehgclror5az9.gif

      Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..
      Öyleyse, ey göz, güzel bak !..
      Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
      Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.
      Gayenin önünü toz kaplayacak..

      Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..
      İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz,
      o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..
      Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..
      Gıybet ve dedikoduya kapan..

      Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..
      Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..
      Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..
      Öyleyse, ey el, .Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..

      Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..
      Ey kalp, seni Yaratandan çok sevebileceğin kimse var mı?…

      Akıl Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..
      İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller
      İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..
      Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..

      Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
      Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
      Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..
      İşte, ey dil!… Sarf ettiğin sözleri koru Hayra dön, şerde tutul..
      İyi tad..Fabrikanın yasakcısı hükmünü koru…
      ~ ~ ~

      Bütün âzâlarımızın her daim şükrünü edâ edebilme duâsıyla

      #731821
      Anonim

        Artık dayanamıyorum, dedi göz . Günde altı-yedi saat TV seyrediyor. TV’-den gelen radyasyon retina tabakamdaki koni hücrelerini mahvetti. Ya kirpiklerim, yıkanmadığından mikroplarla doldu, arpacık hastalığına teslim oldum.

        Kulak lâfa girdi.

        -Ya ben? Şehrin gürültüsü yetmiyormuş gibi 100 desibelin üzerindeki metalik gıcırtılarla titreşmekten genç yaşta ihtiyarladım. Oysa zarım, orta kulak kemikçiklerim ve korti organım 20-60 desibele ayarlı. Direnecek gücüm kalmadı.

        Kısık kısık öksürükler arasında akciğerlerin homurtusu duyuldu:

        -Bir de bana sorun arkadaşlar halimi. Sahibimiz günde iki paket sigara içiyor. İncecik nazik zarlarla yapılmış alveollerim, soba borusu gibi simsiyah kurumlarla kaplandı. Nefes alamıyorum, boğulmak üzereyim.


        Deri
        geldi:

        -Ah kardeşlerim, ya benim derdim. Güzellik uğruna her yaz kızgın güneşlerin altında saatlerce kavruluyorum, neredeyse kansere yakalanacağım.

        Dil söylenmeye başladı:

        -Yedikleri, içtikleri şeyleri hiç sormayın. En asitli koladan, bin bir çeşit alkollü içkiye kadar beni mahvedecek ve sizleri de öldürecek ne varsa içiyor. Üstelik abur-cubur yiyip komşum dişleri de fırçalamıyor bile. Bakteri yuvasına döndük. Kokuyoruz.

        Kaşına kaşına ayaklar lâfa girdi:

        -Bütün gün üzerimde şişman birini taşımak ne demek, bana sorun. Üstelik tırnaklarım yıkanmadığından pislik ve mikrop dolu. Mantar hastalığı çekiyorum. Kaşınmaktan yara bere içinde kaldım. Yeter artık.

        Beyin konuşmalara katıldı:

        -Tefekkür için, Yaratan’ı (cc) bulmak, tanımak için, O’nun rahmetini, şefkatini, güzelliğini ve diğer isimlerini, kâinatta harf harf söküp okumak için yaratılmıştım. Sizler de bana bu konuda yardımcı olacaktınız. Oysaki yalana, düzenbazlığa, kurnazlıklarla haram yollarda menfaat peşinde koşmaya harcandım. Hakkımı istiyorum.

        En sonunda kalp, manevî boyutuyla birlikte, ağır ağır adımlarla yanlarına geldi:

        -Hepiniz haklısınız. Ama bir de beni dinleyin. Ben manevî yönümle, sonsuza kanatlanıp uçmak için yaratıldım. Rabbimize aşık olmak için varım. Bunun için kâinatı, Yaratan’dan dolayı her şeyiyle sevebilecek kapasitedeyim. Yaratan’a kul olma makamının başında ben gelirim. Ben bir çekirdeğim. Büyüyüp kocaman bir ağaç olabilirdim ki o ağacın kökü iman, gövdesi sevgi, meyvesi Yaratan’a kul olmaktır. Bir de şu halime bakın. Mala, mülke, cismanî zevklere harcandım. Kula kul oldum. Yalancı sevdaların peşinde perişan oldum. Maddî boyutumda ise, yanlış beslenme, sigara ve tembellik yüzünden koroner damarlarım tıkandı, artık yaşamak istemiyorum.

        Bütün organlar ayaklanmıştı, sesleri giderek yükseliyordu ki pürtelaş önsezi koşarak geldi.

        Arkadaşlar, koca bir kâinat dolusu kızgın kalabalık buraya doğru geliyor. Aralarında kimler yok ki? Etini, sütünü veren koyundan, bir kilo bal için on binlerce çiçek dolaşan arıya, fotosentezle çamurlu bir suyu bir bir kimyevî işlemden geçirip elma, incir, üzüm yapan ağaçlara, bir lâmba gibi hiç durmadan yanarak dünyayı aydınlatan güneşe kadar, karıncadan yıldızlara bütün varlıklar bir ordu gibi buraya geliyorlar. Kızgın ve öfkeli, haklarını almak için geliyorlar. Bize katılacaklarmış.

        Bu haber üzerine bütün organlar sahiplerini Rablerine (cc) şikâyete karar vermişti ki yollarını gözleri yaşlarla dolu ümit kesiverdi.

        -Durun kardeşlerim. Biraz daha sabredelim. Şikâyetimizi geleceği kesin olan Âhiret gününe saklayalım. Belki bu süre içinde sahibimiz pişman olur, kul olduğunu hatırlar, Müslümanca yaşayıp tövbe eder.

        Evet, bu hikâyenin sonu nasıl biter bilinmez, ama bilinen bir şey varsa o da hepimizin verilen nimetlerden teker teker sorulacağı.

        Yüce ALLAH utandırmasın

        #731843
        Anonim

          Yüce ALLAH utandırmasın




          Amin kardeşim Amin…

          #760002
          Anonim

            Sen güzel baktıkça

            4zq2.gif

            Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..
            Öyleyse, ey göz, güzel bak !..
            Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
            Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.

            Gayenin önünü toz kaplayacak..

            Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..
            İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz,
            o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..
            Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..
            Gıybet ve dedikoduya kapan..

            Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..
            Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..

            Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..
            Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..

            Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..
            Ey kalp,
            seni Yaratan’dan çok sevebileceğin
            kimse var mı?..

            Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..
            İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…
            İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..
            Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..

            Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
            Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
            Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..
            İşte, ey dil!…
            Sarf ettiğin sözleri koru…
            Hayra dön, şerde tutul..
            İyi tad..

            Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..

            R.Nazik Kaya

            #760009
            Anonim

              @Livza 103865 wrote:


              … Belki bu süre içinde sahibimiz pişman olur, kul olduğunu hatırlar, Müslümanca yaşayıp tövbe eder.

              Evet, bu hikâyenin sonu nasıl biter bilinmez, ama bilinen bir şey varsa o da hepimizin verilen nimetlerden teker teker sorulacağı.

              Yüce ALLAH utandırmasın

              elfu elfi amin ..

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.