• Bu konu 4 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661955
    Anonim


      Yeryüzünde canlı mahlûkata dikkat ettiğimiz zaman, hepsinin belli bir ölçü dahilinde, münasip şekillerde yaratıldıkları dikkatimizi çeker. Misâl olarak bir insana bakalım. Çeşit çeşit antika cihazlarla donatılmış olan insanoğlu, hiçbir ressam tam taklidini yapamayacak derecede, dışı ve iç organları bir ölçü ile hudutları çizilmiş, her bir azasına münasip bir şekil verilmiştir. Meselâ, kollarımıza, ellerimize dikkat edelim. Simetrik olarak yaratılmışlardır. Parmaklarımız da öyle, Aynı şekilde, kulaklarımız, gözlerimiz, bacaklarımız ve ayaklarımızda simetrik yani muvazeneli olarak yaratılmışlardır.

      Simetrik, mizanlı yaratılış

      Dişlerimizin dizilişinde bir simetri olduğu zaten malûmdur. Ya iç organlarımız nasıl? Meselâ beyin yarım kürelerimiz simetriktir. Küçük beyin diye de adlandırılan beyincik te de simetri vardır. Bir diğer merkezi sinir sistemi organımız olan omurilik te simetrik olarak yaratılmıştır. Vücuttaki iki hayatî temizleme organlarımız olan böbreklerimiz ve akciğerlerde simetrik olarak yaratılmışlardır. Bu örnekler daha da arttırılabilir.

      Bütün bu örnekler, vücudumuz yaratılırken bir hesaplama ile yaratıldığını açıkça gösterir. Adeta bir kalıptan çıkmışçasına ince, hassas ölçülerde yaratılış söz konusudur. Bilhassa yüzümüzde yer alan göz, kulak, ağız, burun gibi organlar arasında bir çok ince hesaplar, mizanlar vardır. Bütün bunlar, her bir insanı yaratan büyük ve meharetli bir tasvircinin, yani Allah’ın mevcudiyetine, insanlar adedince, hatta insanların bütün organları adedince deliller teşkil eder. Şuursuz tabiat, serseri tesadüf bu ince hesaplarla yapılmış işlerin yakınından bile geçemez.

      İnsan ölçülü, mizanlı, simetrik yaratılmış da diğer canlılar, bitkiler, hayvanlar farklımı dırlar? Her bir hayvanda, meselâ, sinekler ve kuşlar gibi uçabilen hayvanlarda, gözler, kanatlar, ayaklar arasında çok ince hesaplar, ölçüler, dengeler vardır. Bir kuşun bir kanadında birkaç tüy eksik olsa, kuş dengeli uçamamakta, yere düşmektedir. Hatta bitkilerdeki yapraklara, çiçeklere bakalım. Basit gibi gördüğümüz yapraklarda, her bir yaprakta, her bir çiçekte, bir kalıptan çıkmış gibi, ayrı ayrı şekil ve ölçülerde yaratılmış olduğunu görürüz.

      Yaratılıştaki bu fevkaladelikler, insan, hayvan ve bitkilerin faaliyetlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için bir kolaylık sağlamaktadır. Misâl verecek olursak, ayaklarımızın biri diğerinden kısa veya uzun olsa, yürümemizdeki aksaklık hemen kendisini açıkça belli eder. Bunu bütün organlarımız, hatta bütün nebat ve hayvanların bütün uzuvları içinde düşünebiliriz.

      Bütün bu hesapları önceden kim yapmıştır? Kim planlamıştır? Arzu edilen neticenin husulü için bütün canlıları belli olan şekillerde kim halk etmiştir? İlmi ve kudreti sonsuz olan bir Allah’tan başkası olabilir mi? Bir terzinin, bir gömlek veya pantolonun kollarını, ölçülü, hesaplı, simetrik olarak dikmek için ne kadar emek verdiği bilinebilir. Bütün canlılardaki, düşünülerek yapıldığı açıkça belli olan ince hesapları, nasıl akılsız ve şuursuz olan tabiata havale edebiliriz? Nihayetsiz ilmi ve kudreti olmayanın, canlılara bu fevkalade intizamlı vaziyeti verebilmesi hiç mümkün olabilir mi?

      Kamer Sûresi, 49. âyet: “İnna külle şey’in halaknahu bikader” Meali; “Gerçekten biz her şeyi bir takdir ile yaratmışızdır.” Bütün verdiğimiz misâller, bu âyet-i kerimenin açık bir delili olmaktadır.

      Alparslan ÖZYAZICI (prof.Dr.)

      #769445
      Anonim

        Allah razı olsun kardeş..

        #769454
        Anonim

          Bütün bu örnekler, vücudumuz yaratılırken bir hesaplama ile yaratıldığını açıkça gösterir. Adeta bir kalıptan çıkmışçasına ince, hassas ölçülerde yaratılış söz konusudur. Bilhassa yüzümüzde yer alan göz, kulak, ağız, burun gibi organlar arasında bir çok ince hesaplar, mizanlar vardır. Bütün bunlar, her bir insanı yaratan büyük ve meharetli bir tasvircinin, yani Allah’ın mevcudiyetine, insanlar adedince, hatta insanların bütün organları adedince deliller teşkil eder. Şuursuz tabiat, serseri tesadüf bu ince hesaplarla yapılmış işlerin yakınından bile geçemez.

          İnsanoğlu altın orana göre tasarlanmış sanat eserlerine yada varlıklara karşı özel bir çekim hissediyor. İnsan dna’sına altın oran şifrelenmiştir. Bu dna’nın en ve boyunun birbirine oranının 0,61…… altın oran olmasını da ötesinde, çevresinde de bu orana uygun dizayn edilmiş objelere karşı çekim hissedecek şekilde dizayn edilmiştir.

          Yani 0,61… insan ruhuna şifrelenmiştir. Dna üzerinde ki bu şifrenin hem gözle görülür şekilde dnamızın tasarımında hem de dna nın şekil verdiği insan ruhunda gözlemlenmesi inanılmaz bir keşifdir. Şüphesiz canlılar içinde Altın Oranın kendini en fazla ve en muhteşem şekilde gösterdiği canlı insan; İnsan da ise yüz; yüzde ise gözlerdir. Organlarımız içinde en üstün ve efendi olan, hayatın kaynağı elbette kalptir.

          Kalbimizin ekg değerlerinde ki dalga boyları oranı da yine altın oranı veriyor.

          Saç Dibi – Göz Yüksekliği / Tepe – Göz yüksekliği = 0,61…

          Burun – çene arası / Göz – çene arası = 0,61…

          Burun boynu / Alın genişliği = 0,61…

          Burun boyu / Göz – Ağız = 0,61…

          Burun altı – çene/Ağız – ÇeneGözbebekleri arası / Yüz genişliği = 0,61…

          Ağız genişliği / Gözbebekleri arası = 0,61…

          Burun Genişliği / Ağız genişliği = 0,61…

          daha binlerce lütuf ve ikram sahibi sanatlı bir insanın elbette bir Sanatkarı (CC) vardır ve olmalıdır…

          #769455
          Anonim

            1baslik.jpg

            Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar, araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantıları altın orana göre belirlenmiş insan bedenini ölçü olarak alırlar. Leonardo da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın orana göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert’te de altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır.

            İnsan Bedeninde Altın Oran

            Bedenin çeşitli kısımları arasında var olduğu öne sürülen ve yaklaşık altın oran değerlerine uyan “ideal” orantı ilişkileri genel olarak bir şema halinde gösterilebilir.(J. Cumming, Nucleus: Architecture and Building Construction, Longman, 1985.)

            Aşağıdaki şemada yer alan M/m oranı her zaman altın orana denktir: M/m=1,618

            İnsan vücudunda altın orana verilebilecek ilk örnek; göbek ile ayak arasındaki mesafe 1 birim olarak kabul edildiğinde, insan boyunun 1,618’e denk gelmesidir. Bunun dışında vücudumuzda yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir:

            333.jpgParmak ucu-dirsek arası / El bileği-dirsek arası,
            Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe / Kafa boyu,
            Göbek-baş ucu arası mesafe / Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe,
            Göbek-diz arası / Diz-ayak ucu arası.

            İnsan Eli

            Elinizi derginin sayfasından çekip ve işaret parmağınızın şekline bir bakın. Muhtemelen orada da altın orana şahit olacaksınız.

            Parmaklarımız üç boğumludur. Parmağın tam boyunun İlk iki boğuma oranı altın oranı verir (baş parmak dışındaki parmaklar için). Ayrıca orta parmağın serçe parmağına oranında da altın oran olduğunu fark edebilirsiniz. (Mehmet Suat Bergil, Doğada/Bilimde/Sanatta, Altın Oran, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2.Basım, 1993, s. 87.)

            2 eliniz var, iki elinizdeki parmaklar 3 bölümden oluşur. Her elinizde 5 parmak vardır ve bunlardan sadece 8’i altın orana göre boğumlanmıştır. 2, 3, 5 ve 8 fibonocci sayılarına uyar.

            res10.jpg

            İnsan Yüzünde Altın Oran

            res13.jpgİnsan yüzünde de birçok altın oran vardır. Ancak bunu elinize hemen bir cetvel alıp insanların yüzünde ölçüler almayı denemeyin. Çünkü bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri “ideal bir insan yüzü” için geçerlidir.

            Örneğin üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişçinin dikkate alabileceği en ideal oranlardır. Bunların dışında insan yüzünde yer alan diğer bazı altın oranlar şöyledir:

            Yüzün boyu / Yüzün genişliği,
            Dudak- kaşların birleşim yeri arası / Burun boyu,
            Yüzün boyu / Çene ucu-kaşların birleşim yeri arası,
            Ağız boyu / Burun genişliği,
            Burun genişliği / Burun delikleri arası,
            Göz bebekleri arası / Kaşlar arası.

            res12.jpg
            Her uzun çizginin kısa çizgiye oranı altın orana denktir.

            altinoran9.jpg
            Akciğerlerdeki Altın Oran

            Amerikalı fizikçi B. J. West ile doktor A. L. Goldberger, 1985-1987 yılları arasında yürüttükleri araştırmalarında(A. L. Goldberger, et al., “Bronchial Asymmetry and Fibonacci Scaling.” Experientia, 41 : 1537, 1985.), akciğerlerin yapısındaki altın oranının varlığını ortaya koydular. Akciğeri oluşturan bronş ağacının bir özelliği, asimetrik olmasıdır. Örneğin, soluk borusu, biri uzun (sol) ve diğeri de kısa (sağ) olmak üzere iki ana bronşa ayrılır. Ve bu asimetrik bölünme, bronşların ardışık dallanmalarında da sürüp gider. (E. R. Weibel, Morphometry of the Human Lung, Academic Press, 1963.) İşte bu bölünmelerin hepsinde kısa bronşun uzun bronşa olan oranının yaklaşık olarak 1/ 1,618 değerini verdiği saptanmıştır.
            Akciğerlerdeki bronşlar altın orana göre dallanma yapar.

            ve binlercesiyle Cenab-ı Hakk (CC) bizleri lütuflandırmış, hediye etmiş ve eksik bırakmamış binlerce hamd ve şükürler olsun..

            ..sizleri böyle çeşit çeşit ni’metleriyle perverde eden bir ZAT (CC), bir şükür, bir teşekkür bekler ve külli bir şekli de namazdır.. duadır…

            ..Sana (cc) daima müştak ve daima müteşekkir olan biz muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme ya RABBİ (CC)…

            #769456
            Anonim

              Muhterem hocamız Prof.dr. Alpaslan Özyazıcı’yı, Ankarada yurt idarecisi iken 1994 de davet etmiştik…

              Yurtta bulunan 100 e yakın öğrencimizle birlikte bir o kadar da dershanelerden gelen kardeşlerimize SİGARANIN ZARARLARI konusunda konferans vermişti…

              O yaşına rağmen yaklaşık 2-2,5 saat konferans verdiğinde yorgunluk belirtisi olmayan bir dimağa sahipti.. Rabbim (CC) ebeden razı olsun ki çok yararlı bir konferanstı..

              #769457
              Anonim

                …Sanatlı bir eser sanatkarını icab eder…

                Sanatlı bir insanda birçok ince sanatlar vardır… bakmak ve tefekkür etmek amacıyla aynanın karşısına geçmek yeterlidir..

                Bunun için sadece başımızda bulunan harikaları bir bakalım..

                Mesela: insan üç ana yapıdan geldiğini söylerler..

                yağ – karbonhidrat ve protenindir..

                bakıyoruz ki dilin yapısı aynı ama tad alır

                kulağın yapısı da aynıdır ve duymamızı sağlar,

                gözümüz de aynı maddelerden yaradılmıştır ama görmemizi sağlar..

                tenimiz sıcak ve soğuğu hisseder,

                burnumuz en küçük kokuları alır..

                Rabbimize (cc) sonsuz şükür ve hamd olsun ki eksiksiz yaratmış ve bunca nimeti vermiş.. her ni’met de kendi değerinden şükür ister..bolca şükredelim inşaallah..

              6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.