- Bu konu 4 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
11 Temmuz 2010: 15:17 #663395
Anonim
Sözler, Sayfa 177
Cenab-i Hakkın her işi bizzat kendisi yapması,yardımcıya ihtiyaç olmaması;mekandan munezzih olmakla birlikte heryerde bulunması ve herşeye yakın olması ne demektir?
-1- İtminân-ı nefsime medâr olacak, zulmeti dağıtacak şu âyetin nurundan dört şuâı göstermekle kör nefsime bir basîret vermek için yazılmıştır.
Birinci Şuâ: Ey nefs-i nâdan! Diyorsun ki: “Ehadiyet-i Zât-ı İlâhiye ile külliyet-i ef’âli ve vahdet-i şahsiyesiyle muînsiz umumiyet-i Rubûbiyeti ve Ferdâniyeti ile şeriksiz şümûl-ü tasarrufâtı ve mekândan münezzehiyetiyle her yerde hâzır bulunması ve nihayetsiz ulviyetiyle her şeye yakın olması ve birliği ile her işi bizzat elinde tutması, hakàik-ı Kur’âniyedendir. Kur’ân ise, hakîmdir. Hakîm ise, akıl kabul etmeyen şeyleri akla tahmîl etmez. Akıl ise, zâhirî bir münâfâtı görüyor. Aklı teslime sevk edecek bir izah isterim.”
Elcevap: Mâdem öyledir; itminân için istersen, biz de Kur’ân’ın feyzine istinâden diyoruz: İsm-i Nur çok müşkülâtımızı halletmiş; inşaallah bunu da halleder. Akla vâzıh, kalbe nurânî olacak temsil yolunu ihtiyâr ile, İmâm-ı Rabbânî (r.a.) gibi deriz:
-2- 1 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece “Ol” demektir; o da oluverir. • Şânı ne yücedir Onun ki, herşeyin hüküm ve tasarrufu elindedir. Siz de Ona döneceksiniz. (Yâsin Sûresi: 82-83.)
2 Ben ne geceyim, ne geceye kulluk yaparım • Ben bir hakikat güneşinin hizmetkârıyım ki, ondan size haber getiriyorum.11 Temmuz 2010: 15:22 #772738Anonim
1 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece “Ol” demektir; o da oluverir. • Şânı ne yücedir Onun ki, herşeyin hüküm ve tasarrufu elindedir. Siz de Ona döneceksiniz. (Yâsin Sûresi: 82-83.)2 Ben ne geceyim, ne geceye kulluk yaparım • Ben bir hakikat güneşinin hizmetkârıyım ki, ondan size haber getiriyorum.
allahrazı olsun.11 Temmuz 2010: 15:26 #772742Anonim
@Turab 200479 wrote:
Elcevap: Mâdem öyledir; itminân için istersen, biz de Kur’ân’ın feyzine istinâden diyoruz: İsm-i Nur çok müşkülâtımızı halletmiş; inşaallah bunu da halleder.İsm-i Nur bu müşkülü nasıl halletmiş örnek verebilir misin Turab kardeş ?
11 Temmuz 2010: 15:30 #772744Anonim
Hocam şu an hiçbir cevap vermeye dilim varmıyor:) malum ben çok yeni ve çok acemiyim ve bu soruları risalede okuyup anlamaya çalışırken burdan yanlış ya da kendiimce ve bencelere sığınıp bir cevap vermekten açıkçası korkarım…ama anladığım bana kalsın şimdilik inşallah:)
11 Temmuz 2010: 15:43 #772748Anonim
@Turab 200490 wrote:
Hocam şu an hiçbir cevap vermeye dilim varmıyor:) malum ben çok yeni ve çok acemiyim ve bu soruları risalede okuyup anlamaya çalışırken burdan yanlış ya da kendiimce ve bencelere sığınıp bir cevap vermekten açıkçası korkarım…ama anladığım bana kalsın şimdilik inşallah:)
Estağfurullah. Maksat konular hiç konuşulmadan geçilmesin. Ben Turab kardeş dedim, başka kardeşler de yazabilirler tabi ki.
Mesela sadece şu kısmı bakalım. “…mekândan münezzehiyetiyle her yerde hâzır bulunması ve nihayetsiz ulviyetiyle her şeye yakın olması“
Güneş Allah’ın Nur isminin bir tecellisidir. Hemen her eşyanın kabiliyetine göre ısısıyla ve ışığıyla içine nüfuz eder. Yani o eşyaya eşyanın kendisinden daha yakındır diyebiliriz. Ve güneşin o eşyadan olan uzaklığına baktığımzda binlerce ışık yılından bahsediyoruz. Yani o güneş hem o eşyaya en yakın hem de ondan çok uzak. İşte Allah cc. hazretleri de mekandan münezzeh olması cihetiyle varlıklardan nihayetsiz derecede uzaktır. İsimlerinin varlıklar üzerinde ve o varlıkların batnındaki tecellileriyle ise ona şah damarından daha yakındır.
Diğer yerlerini de beraber anladığımız kadarıyla paylaşabiliriz inşallah. Söylediklerimiz yanlış dahi olsa, doğrusunu öğrenmek için bir vesile olur kanaatindeyim. Mütalaa bu sebepten çok faydalıdır. Allah razı olsun paylaşımınız için.
13 Temmuz 2010: 10:35 #772843Anonim
Bu bölüm ile ilgili verilebilecek birçok temsil ve örnek Allah cc’nün Nur ismine dayanarak verilebilir. “İsm-i Nur çok müşkilatımızı halletmiş” derken Üstad bunu kasd etmiş olabilir belkide. İsm-i Nur deyincede temsilen güneş geliyor aklımıza.
Konuda geçen Ehadiyet ve Vahdaniyet kavramları bana karışık gelirdi.
Elhamdülillah yine bir güneş temsili ile aklıma biraz daha yakınlaştı.
Zaten 16. Söz’de konunun devamında gelen bir örnekle açıklarsak;
Vahdaniyet Allah cc’nün şahsında bir ve tek olması;
Ehadiyet ise yarattığı her bir mevcudda birliğinin görülmesi.
Mesela yine güneş örneğinden yola çıkarsak, her bir şeffaf maddede, bir damlada, bir nehirde, bir camda.. güneşin ulaştığı her varlıkta yansımasını görürüz. Ve o yansımada güneşin hem harareti hem ışığı görülebilir ve hissedilebilir. Ama aslında bir tane güneş vardır. Evet, Allah cc zamandan ve yerden münezzehtir, isimlerinin cilvelerinin yansımalarının ulaşmadığı varlık ve an yoktur. Demek her bir mevcudda ayrı ayrı Allah cc’nün varlığı ve birliği görülür, bu ehadiyet isminin tecellisidir. Lakin vahdaniyet ismi ile Allah cc şahsında birdir, kesinlikle ortağı ya da yardımcısı yoktur. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.