• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #663005
    Anonim

      67754.jpg
      Cenab-ı Hakk’ın vazifesine karışmamalı

      Bismillahirrahmanirrahim
      Tarik-i hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenâb-ı Hakka ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler. Edebü’d-Din ve’d-Dünya risalesinde vardır ki:
      Bir zaman şeytan, Hazret-i İsâ Aleyhisselâma itiraz edip demiş ki: “Madem ecel ve herşey kader-i İlâhî iledir; sen kendini bu yüksek yerden at, bak nasıl öleceksin.”
      Hazret-i İsâ Aleyhisselâm demiş ki:
      “Cenâb-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: ‘Sen böyle yapsan sana böyle yaparım. Göreyim seni, yapabilir misin?’ diye tecrübe eder.
      Fakat abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenâb-ı Hakkı tecrübe etsin ve desin: ‘Ben böyle işlesem Sen böyle işler misin?’ diye tecrübevâri bir surette Cenâb-ı Hakkın rububiyetine karşı imtihan tarzı, sû-i edeptir, ubudiyete münâfidir.”
      Madem hakikat budur; insan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmamalı.
      Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz’in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâsı ve etbâı ona demişler:
      “Sen muzaffer olacaksın. Cenâb-ı Hak seni galip edecek.”
      O demiş: “Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir.”
      İşte o zat bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur. (Lemalar 17. Lema)
      Bediüzzaman Said Nursi
      SÖZLÜK:
      ABD : Kul,köle.
      ECEL : Her mahlûkun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti.
      EDEBÜ’D-DİN VE’D-DÜNYA : Milâdi 974-1058 yılları arasında yaşayan hukuk, usûl, tefsir, edebiyat ve siyaset âlimi olan Ebu’l Hasan El- Maverdî’nin bir eseri.
      ETBÂ : Tâbi olanlar, uyanlar, birisinin idâresinde olanlar, bağlı olanlar, halk, yönetilenler.
      HADD : Hudut. Çizgi. Sınır.
      KADER-İ İLÂHÎ : Allah’ın takdiri.
      MAĞLÛP : Yenilen.
      MUZAFFER : Gâlip gelmek, başarmak.
      MÜCÂHEDE : Cihad etme, çarpışma, gayret, savaş.
      MÜNÂFİ : Zıt, ters, aykırı.
      MÜTEADDİD : Pekçok. Türlü türlü, çeşitli.
      RİSÂLE : Mektup, kitap.
      RUBÛBİYET : Cenâb-ı Hakkın her zaman, her yerde ve her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idâresi altında bulundurması vasfı.
      SIRR-I TESLİMİYET : Cenab-ı Hakk’a güvenme sırrı.
      SU-İ EDEPTİR: Edep ve haya dışıdır. Edepsizliktir.
      TARÎK : Yol, tarz, usul, vâsıta, meslek.
      TARÎK-I HAK : Hak ve hakikat yolu.
      TECRÜBE : Deneme, imtihan.
      TECRÜBEVÂRÎ : Adeta tecrübe ederek, deneyerek.
      UBÛDİYET : Kulluk, kölelik, kul olduğunu bilip Allah’a itaat etme.
      VÜZERÂ : Vezirler

      #771943
      Anonim

        allahrazı olsun kardeş.
        rabbimin hikmetinden sual olunmaz.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.