- Bu konu 6 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Şubat 2011: 21:47 #669277
Anonim
Selamun aleykum muhterem müslümanlar;
Her sohbet ortamında veya bir mekanda konu ademoğluna geldiğinde (bu can emanettir bize] söylemi dilimize yer edinmiştir..Hem dinimizin emri hemde büyüklerimizden aldığımız talim ve terbiyenin bir katkısıdı bu söylem;emanet olan canalarımız;
Bu akşam ki risalei nur sohbet konumuzu aynen foruma eklemek istedim..Emanet konusunu iyice bir öğrenelim ve öğrendikten sonrada enine ,boyuna düşünüp teffekkür edelim istedim..;
Bilinen boyutu genelde canlarımız dır emanet konusunda;Ama bu işi irdeledikçe yüce mevlanın biz kullarına bir çok emanet olarak verdiği ni’metlerinin olduğu gerçeğini görüyoruz;
ŞİMDİ SORUMA GEÇMEK İSTERİM MÜSADENİZLE;
Allah’u Tealanın bize verdiği emanetler nelerdir;ve bu emanetlerin mahiyeti nedir??
bu konudaki cevaplarınızı merak ediyorum..inşl hep beraber yeni bilgilere ulaşırız ..Tevvekkeltü Allah…
27 Şubat 2011: 09:38 #786482Anonim
Ahzab Sûresi, 72 ayette; “Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor.” buyurulmaktadır. Bu ayette geçen emanet nedir ?
Emanetin lügat manası: eminlik, birisine koruması için bırakılan şey. Eminliğin zıddı, hıyanet… Yani, emaneti korumamak, onu emanet edenin değil de, kendi nefsinin arzu ettiği gibi harcamak…
Istılahta, emanet için birçok manalar verilmiş. Bunlar içerisinde en meşhur olanları şunlar:
“Dini tekliflerin tamamı”, “farzlar”, “İslam’ın emirleri”, “insana ihsan edilen her nimet”, “akıl”, “yer yüzüne halife olma kabiliyeti.”
Kur’an güneşinden bir nur:
“Allah hiçbir nefse vüs’atini aşan (güç yetiremeyeceği) bir vazifeyi teklif etmez.”
(Bakara Sûresi, 286)Bu nefislerden birisi göz; ona işitme vazifesi yüklenmemiş. Bir başkası kulak; ona da anlama teklif edilmemiş. Koyun ruhu tefekkür etmekle, dağlar ve taşlar da ışık vermekle vazifeli değiller… Her varlık kendisine verilen kabiliyete göre bir vazifeye koşulmuş. İnsan ruhunun diğer varlıklardan önemli farklılığı var. Ona cüz’i irade takılmış. Kendisine verilen vazifeyi yapıp yapmamada serbest bırakılmış. Zalim ve cahil oluşunun kaynağı da bu cüz’i iradeyi yanlış kullanması, nefsin emrine vermesi…
Emanet, irade sahibine verilir. Kasaya koyduğunuz para için, “Paramı kasaya emanet ettim.” demezsiniz. Demek ki, cansız eşya emanete muhatap olamıyor… Melekler de onlardan pek farklı değil… Onların vazifelendirilmeleri teklif ile değil, emir iledir.
Emanetle ilgili ayet-i kerimede emanetin göklere, yere ve dağlara “teklif” değil, “arz” edildiğinden bahsedilir. Teklif edilseydi reddetmeleri düşünülemezdi. Arz etmekte bir başka mana vardır. Hani, bir padişah, huzuruna çağırdığı bir askerine bir vazife arz eder. Mesela, ona “Sen katiplik yapabilir misin?” diyebilir. O nefer, padişahından özür dileyerek, “Maalesef benim okuma yazmam yok; olsaydı emrinizi yerine getirirdim.” der. Bu teklif , “Bana bir su getir.” demeye benzemez. Suyu her nefer getirir, ama katipliği herkes yapamaz.
Emanetle ilgili ayette de Cenab-ı Hak, göklerden, yerden ve dağlardan bir vazife istemiştir. Onlara bir emanet arz etmiştir. Bu arz edişin keyfiyetini bilemeyiz ve onların bu vazifeden içtinap etmelerini de bir isyan olarak değerlendiremeyiz. Onlara teklif edilen vazife, onların kabiliyetleriyle, sermayeleriyle, kuvvetleriyle yapabilecekleri cinsten değildir. Ama insanın yaratılış keyfiyeti, ona takılan cihazlar, verilen kabiliyetler, bu vazifeyi yapmasına müsaittir. Nitekim, göklerin çekindiği bu emaneti o yüklenmiştir.
Nedir bu vazife? Bediüzzaman Hazretleri Haşir Risalesinin on birinci hakikatinde bu emanetin “insanın istidadı” olduğuna işaret eder ve bu istidada yüklenen görevi, “Küçücük cüz’i ölçüleriyle, sanatçıklarıyla Halikını (yaratanını), muhit (her tarafı kuşatan) sıfatlarını, külli şuunatını (işlerini), nihayetsiz tecelliyatını ölçerek bilmek.” olarak açıklar.
Kendi misaliyle açıklayalım: “Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve görüyorum ve onun sahibiyim ve idare ediyorum. Öyle de: Şu koca kainat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder ve hakeza..”
İşte bu ve benzeri nice mukayeseleri yaparak Allah’ın sonsuz sıfatlarını, şuunatını bilme vazifesini gökler, yer ve dağlar yüklenememişlerdir; kendilerinde bunu yapabilecek istidat bulunmadığı için…
Bu âyet-i kerime ile insanın semalardan yüksek olan ehemmiyeti ve kâinatı çok gerilerde bırakan ulvî vazifesi beyan edilerek, insanoğluna küçük şeylerin peşinde koşmaması tavsiye edilmekte. Aksi halde, kendisine verilen kabiliyetleri yerinde kullanmayarak onlara mânen zulmedeceği ve cenneti bırakıp cehennemi satın alacağı için de câhil olacağı ders verilmekte, ihtar edilmekte.
Sorularla İslamiyet.27 Şubat 2011: 11:26 #786491Anonim
Çocukluğumuzdan beri hep beynimize nakış nakış işlenir bazı konular;Bunlardan biride EMANET ‘in önemi ve hassasiyeti;
Hiç unutmam çocukluk yıllarımdan kalan bir anı;Rahmetli ninem sıkı sıkı tembehlerdi bize;[Evladım emanet insanda ateş gibidir..kaldıkça seni yakar..vakit kaybetmeden sahibine iade edin ] derdi;
Ta o yıllardan aşılandı bizlere emanetin önemi ;Büyüdükçe ve islamın Radikal anlamda şuuruna varınca anladık ki En büyük ve tek mutlak hak sahibi ALEMLERİN RABBİ olduğunu..bu hakikatei öğrenince insanın ruhu daha bir DESTUR çekiyor;
Evet Gal’u belada emanet aldık bizim olduğunu zannettiğimiz ama esasen hiç bişeyin bizlerin olmadığı gerçeğini…bunun sözünü verdik ALEMLERİN RABBİNE ;Tabiri caizsse aldığımız gibi iade edeceğimize dair sözler verip geldik fani aleme;Şimdi ise verilen sözlerin ameli hayata dönüştürme vakti!!!;
NEDİR BİZE EMANET EDİLEN ŞEYLER?
EVVELA BEDENLERİMİZ ;
Yaratılanlar içinde kainata ma’nâ kazandıran varlıktır insan. Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği varlık aynasında kendini seyreden tek varlıktır insan. Ve, Allah’ın isimlerine en fazla âyine olan varlıktır insan. Bu özelliklen kendi özünde bulunduran varlık, insan-ı kâmil olma yolunda ilâhî emanetleri layık-ı vechiyle korumak ve onları değerlendirmek zorundadır.
İnsanın yaratılışına baktığımızda ona verilen üç önemli özellik görüyoruz: Madde, ruh ve akıl. Bir başka ifâdeyle beden, kalp ve kafa.
VE EMANET ALDIĞIMIZ HER ŞEYİN İLAHİ RIZAYA MAZHAR OLMAK YOLUNDA KULLANMAYLA EMROLUNDUK ..
İnsan Allah’ın verdiği bu emanetleri iyice korumalı, emanete hıyanet etmemelidir. Maddesini helâl şeylerle beslemeli, harama girmemelidir. Ruhunu din ilimleriyle ihya etmeli, hakikat iklimlerine uğrayarak tomurcukların oluşmasını sağlamalıdır.
Aklını fen ilimleriyle ikna edip kainatın sırlarını keşfetmelidir. Hiçbir zaman aklını yalnız başına bırakmamalı, onu ilahî vahyin ışıkları altında kanatlandırarak ruha yeni kapılar açmalıdır. Eğer ilahî vahiyden yoksun bırakılırsa insanın aklı gözüne inecek, güz ise maneviyatta kör olduğundan hakikate ulaşamayacaktır.
Mallarımız evladlarımız sevdiklerimiz ,her şey emanet biz kullara;O halde ey insan!
Zâtında aciz bir varlıksın. Eğer Kudret-i Sonsuz’a dayanırsan damla iken deryâ, zerre iken güneş ve bir dilenci iken sultan olursun.
27 Şubat 2011: 13:39 #786505Anonim
Aklını fen ilimleriyle ikna edip kainatın sırlarını keşfetmelidir. Hiçbir zaman aklını yalnız başına bırakmamalı, onu ilahî vahyin ışıkları altında kanatlandırarak ruha yeni kapılar açmalıdır. Eğer ilahî vahiyden yoksun bırakılırsa insanın aklı gözüne inecek, güz ise maneviyatta kör olduğundan hakikate ulaşamayacaktır.
işte mesele bu…
Allah razı olsun tebliğ kardeşim..Allah c c bizlere verdiği emanet ne diye sorusunu herşey derim amma illede Akıl derim ..
bakınız süper deha olan insanlar aklı imanla ziyedeleştirmediğinden fani olmuşlardır …27 Şubat 2011: 14:30 #786508Anonim
@memluk 239341 wrote:
Aklını fen ilimleriyle ikna edip kainatın sırlarını keşfetmelidir. Hiçbir zaman aklını yalnız başına bırakmamalı, onu ilahî vahyin ışıkları altında kanatlandırarak ruha yeni kapılar açmalıdır. Eğer ilahî vahiyden yoksun bırakılırsa insanın aklı gözüne inecek, güz ise maneviyatta kör olduğundan hakikate ulaşamayacaktır.
işte mesele bu…
Allah razı olsun tebliğ kardeşim..Allah c c bizlere verdiği emanet ne diye sorusunu herşey derim amma illede Akıl derim ..
bakınız süper deha olan insanlar aklı imanla ziyedeleştirmediğinden fani olmuşlardır …EVET HOCAM ÇOK HAKLISNIZ;
Mesla dünyanın en büyük ilim adamları bir çok keşiflerde bulunmuşlar;
örneğin edis hun (elektriği bulmuş) bütün insanlık için büyük bir kolaylık sağlamış..Ama bulduğu bu hayr onu yarın mahşerde kurtaramayacak..çünkü temelde iman yok..itikat yok amel yok..ee bunlarda olmayınca Allahın kendisine verdiği akıl emanetinide yarın ona bir faydası yok maalesef;
27 Şubat 2011: 16:49 #786515Anonim
Şu vücudumuz ömrümüz sağlığımız sıhhatimiz malımız mülkümüz vaktimiz kazancımız herşeyimiz ALLAH’ın bize emanetidir. Hepsini bizden istediği şekilde ve yerlerde kulannmak ALLAH’a karşı vazifemizdir. İbadet ve helal yollarda ve yerlerde. Böyle davranırsak emaneti muhafaza etmiş, yapmazsak emanete hıyanet etmiş oluruz…
27 Şubat 2011: 19:01 #786523Anonim
Nefzimizde bize emanettir.
Onun isteklerine boyun eğmek ona zulmetmektir.
İsteklerini reddetmekte onu muhafaza etmektir.27 Şubat 2011: 19:17 #786525Anonim
@HuSeYni 239373 wrote:
Nefzimizde bize emanettir.
Onun isteklerine boyun eğmek ona zulmetmektir.
İsteklerini reddetmekte onu muhafaza etmektir.işte en tehlikeli ve en zor zaptedilen emanette bu ya [nefis]..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.