• Bu konu 16 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #782803
    Anonim

      @tableonthewall 227059 wrote:

      sayın abidin bey, benim 4.soruda mucizelere bakış açısı anlamında bende aynı şekilde düşünüyorum. ama mucizeler sahabelerden naklediliyor. yani tarihsel bir nakil durumu gelecek nesillere aktarmak için. aynı şekilde tarihde belgelere dayanıyor sizce neden başka kaynaklarda yer almıyor tamam belki o an sadece bu olay sadece onlara gösterilmiştir. bu bile benim için yeterli mantıkta bir cevap yani bu konuda islam alimleri ne demişler.

      ayrıca cevaplarınız için çok teşekkür ederim çok tatmin olduğum cevaplar aldığımı söyleyebilirim.

      bu konuda internet üzerinde aşağıdaki açıklamayı buldum, ama tabi pek detaylı bir araştırma yapamadığımı da eklemeliyim.
      ihtiyaç duyulursa bu metin içinde bahsedilen kaynaklar da incelenebilir

      Peygamber Efendimizin (s.a.v.) en büyük mucizelerinden biri, Sâkk-i Kamer adiyla bilinen “Ay’in ikiye ayrilmasi”‘dir. ZAFER su ana kadar ele alinmaya pek cesaret edilemeyen bu mucizeyi Temmuz 1991 sayisinda incelerken, âyet ve hadislerin yanisira çesitli teknik bilgilere, astronomik haritalara ve uydu fotograflarina yer verdi. “AY MUCIZESI” basligini tasiyan yazida, mucize tahakkuk ettigi sirada Efendimizin (s.a.v.) yaninda bulunanlarin isimleri, mucizenin nasil gerçeklestigi, kimler ve hangi ülkeler tarafindan müsahede edildigi, fakat neden herkes tarafindan görülemedigi gibi hususlara temas edilmisti.

      ***

      Söz konusu yazida, bazi arkeolojik kesiflerden de bahsedildi. Meselâ Hindistan’da bulunan bir heykel üzerinde “Ay’in ikiye ayrildigi sene yapilmistir” yazisinin bulunmasi (bkz. Ö.N. Bilmen, Müvezzah Ilm-i Kelâm, 3. baski, s.161) bu delillerden biriydi.
      1967 yilinda firlatilan Orbiter-4 uydusundan alinan 67-1805 seri numarali fotograflarda, Ay’in dünyadan görünmeyen ara yüzeyinin, uzunlugu 240, kalinligi ise 8 km olan bir yarik tarafindan kusatildigi belirtilmisti. Bu yarigin bariz bir sekilde yükselmis yan kenarlari, Ay’in ayrildiktan sonra tekrar birlesmesi sirasinda olusmus intibaini kuvvetlendiriyordu.

      muciz-ay.gif
      Orbiter-4 tarafindan çekilen fotograf

      Ayni yazida ilk defa ZAFER tarafindan ortaya atilan bir delil de, Modern Astronomi ile ugrasan bütün ilim adamlarinca fevkalâde önemli bir kaynak olarak kabul edilen ve ilmi yönü tartisilmayan bircok kitapta yer alan 311 yillik Ay haritasiydi. Italyan gök bilimcisi Cassini tarafindan çizilen bu ay haritasinda, dünyamizdan görülen ay yüzeyinin tamamini kusatan tesadüflerle meydana gelemeyecek kadar muntazaman olan bir çizginin varligi, son derece net bir sekilde müsahede edilmekteydi. ZAFER, bu çizginin ay’in ikiye ayrilip tekrar birlesmesiyle meydana gelebilecegini belirttigi yorumunda, zamanla yapisinda degisikliklerin olabilecegini ortaya koydu. Çünkü ay, her an yogun bir meteor bombardimanina tutuluyor ve 1 gramlik göktaslari bile, en sert kayalarda 30 cm derinliginde, 60 cm çapinda bir çukur açiyordu. Bilindigi gibi bu meteorlardan bazilari koruyucu atmosfer tabakasina ragmen dünyamiza düsmüs, Arizona çölüne düsen bir tanesi çevresi 5 km’ye ulasan 174 m derinliginde bir çukur açmisti.
      ZAFER, daha sonra “Ay Mucizesi”‘nin dünyadaki örneklerine veriyor ve yaziyi söyle devam noktaliyordu:
      “Döllenmis tek bir hücrenin parçalanarak 60 trilyona ulasmasi ve beden üzerinde kusursuz bir sekilde birlesmesiyle vücud bulan insanoglunun, Ay gibi suursuz bir kütlenin parçalanip tekrar birlesmesini inkâr etmesi, gerçekten gülünç ve acinacak bir tablodur”

      #782820
      Anonim

        Bismillahirrahmanirrahim

        1 – Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

        2 – Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.

        3 – Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

        4 – Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

        5 – Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

        6-7 O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

        8 – Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.

        9 – Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

        10 – O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti.

        11 – Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

        12 – Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

        13 – Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

        14 – Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

        15 – Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

        16 – Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

        17 – Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

        18 – Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

        19 – Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.

        20 – İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

        21 – Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!

        22 – Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

        23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”

        25 – “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”

        26 – Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

        27 – (Salih’e şöyle demiştik) “Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret.”

        28 – “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”

        29 – Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

        30 – Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

        31 – Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

        32 – Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

        33 – Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

        34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.

        36 – Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

        37 – Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

        38 – Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

        39 – “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

        40 – Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

        41 – Andolsun, Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

        42 – Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

        43 – (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

        44 – Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?

        45 – O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

        46 – Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

        47 – Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

        48 – Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek.

        49 – Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

        50 – Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

        51 – Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

        52 – İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

        53 – Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

        54 – Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

        55 – Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

        Selamın Aleyküm;
        Mübarek Kamer suresi bir bütün halinde, açıkladığı konunun başlangıcı da bitişi de kendi içerisinde. 1. ve 55. ayetler arasında. Kıyamet vakti ile başlıyor sonuç (ceza ve mükafat) ile sonlandırıyor. Sure bütününde Zaman kavramına dikkat edersek Gelecekten başlıyor o anki zamana nispet ediyor. Sonra geçmişe gidiyor. Sonra tekrar geleceğe gidiyor. Ve hepsini bir biri ile bağdaştırıyor.

        Kısaca bana göre buradan çıkabilecek sonuç şudur; Hz. Peygamber efendimiz bu mucizeye tanık olanlara geleceği (kıyamet sahnesini) gösterdi. Bu nedenle ben ay yarılmıştır diyenlere de saygı duyuyorum. Çünkü Yüce Allah’ın izniyle geçmiş içerisinde geleceğe yönelik bir delil olarak “görsel” şekilde yarılmıştır. Yarılmaktan kasıt ise parçalanması olabilir. Dilim halinde düşmesi değil. Buradan yola çıkılarak sayfalar yazılabilir.

        Çünkü bu Kıyametin sadece gezegenimizde olmayacağını gösterir. Ayrıca bazılarının dediği gibi “kıyamet” sanki yokmuş gibi Alfa kanalından girip şekil değiştireceğiz, boyutumuz gelişecek, uçacaz vs. gibi sözlerin de inancımızdan ne kadar uzak olduğunu gösterir. Kıyametin yeri ve şekli üzerine sayfalar yazılır. Ancak yok oluş tüm Evreni kapsayacak.

        Yüce Allah sonsuz güç sahibidir. Dilerse ayı değil güneşi bile ikiye yarar. Ancak Ay’ın üzerinde yarılma emaresi bulunması Kamer suresi 49. ayete uygun değildir. Yüce Allah’ın bu evrene yazdığı ayetlerde (fiziksel kanunlarda da) bir değişiklik olmaz. Vaad de Vaid de Haktır olacaktır..

        Saygılar..

        #782826
        Anonim

          ””onlara binlerce ayet ve delil gösterseniz dahi fayda etmez,inanan bir delil ile bile teslim olurken inanmayan binlercesiyle de tatmin olmaz””
          fakat bir müslüman kendi ilmi konularda geliştirmeli ve ilmiyle amel etmelidir…

        3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.