• Bu konu 49 yanıt içerir, 20 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 51)
  • Yazar
    Yazılar
  • #698888
    Anonim

      Fedainin feda edemeyeceği hiçbir şeyi yoktur. Üstad”Biz muhabbet fedaileriyiz”diyor.

      Öyle ise muhabbet için feda edemeyeceğimiz hiçbir şeyimiz olmamalı.(Şerefimiz,Haysiyetimiz,Enaniyetimiz,vs,….)

      #698890
      Anonim

        Lillah için muhabbete nefsin menfaatin hiçbir faydası yoktur. Karşılık beklenmez.

        #698940
        Anonim

          Ceylân abinin canı sıkılınca, Üstad gönlünü şu sözlerle almış..
          “Ceylân, size malta eriği alacağım” deyince,
          Ceylân abi,
          “Üstadım, gönlümüzü mü alıyorsun, yoksa yeni dünya mı alıyorsun?”
          diyerek mukabele etmiş.

          #698941
          Anonim
            Risale-i Nur vazife-i fıtratım.
            Risale-i Nur gaye-i hilkatim.
            Risale-i Nur sebebi saadetim.
            #688944
            Anonim
              Gül-i İkra;27315 wrote:
              Risale-i Nur vazife-i fıtratım.

              Risale-i Nur gaye-i hilkatim.

              Risale-i Nur sebebi saadetim.

              inşaallahuazim

              #699343
              Anonim

                çok etkileyici paylaşmak istedim..

                Bediüzzaman’ın en yakın talebelerinden ve hizmetkarlarından biri idi. Ömrünü iman ve Kur’an hizmetine adamış ve bu uğurda hiçbir meşakkate boyun eğmemişti. Çünkü o dersi almıştı. Son nefesine kadar aynı dersi vermeye çalıştığı “kardeş”lerinden birine rüyada böyle hitap ediyordu.

                Kore gazisi idi. Üstadın tabiriyle “inkar—ı uluhiyet” fikrine karşı savaştı. Bu anlamda eline “topuz” alan ilk ve son nur talebesi oldu.

                #699426
                Anonim

                  Niye biz Risale-i Nurun sarhoşu olamıyoruz? Çünkü içmiyoruz.

                  Sarhoş sıhhati pahasına alkolik oluyor.

                  Biz de Nurkolik olmalıyız,Nuru içip içip sızmalıyız. Neticede ebedi bir sıhhat ve saadet kazanacağız. inşaallah…

                  sadece okumak değil .. uygulamak…

                  #699676
                  Anonim

                    Takva sahibi oldukça sözün müessiriyeti artar. Fakat takva azaldıkça lâfızlar kalbden çıkmaz. Islatsa ıslatsa dili ıslatır, kalbden gelmez. Onun için ma’nevî hayatın temiz ve tâhir olması şarttır.

                    #699778
                    Anonim

                      Bugün okuduğum ve paylaşmak istedim sizlerle kardeşlerim..

                      Sebeb-i zâhirinin bazı şartları şunlardır:

                      a- Fiziki yapı, endam ve sima güzelliği ve bakımı,

                      b- Libas, giyiniş. Her insan bir muhitte giyinişi ile karşılanır, fikirleri ile ağırlanır.

                      c- Yaş,

                      d- Şahsiyet,

                      e- Lisan hakimiyeti. Yâni, müdellel konuşması, terkib kabiliyeti, cümle kurması, mantıkî konuşması, beliğ ve fasîh konuşması için ilim şarttır.

                      #701292
                      Anonim

                        Bismillahirrahmanirrahim..

                        Ceylan ÇALIŞKAN abimizin babasından bir yanıt: Mehmet ÇALIŞKAN hocamız

                        “Kavunun başına gelenler”

                        Üstad bir gün kavunun başını kesmiş, içinin yumuşağını kaşıkla yemiş, kalan sert kısmı da “Bunu götürün, teberrüken yiyin” demiş. Bakraç gibi olan bu kavunu Ceylân bir rafa koymuş, bir-iki gün sonra bu kavunu almış, ipten kulp takmış ve iki katlı evin üst penceresinden, kuyuya sarkıtır gibi aşağıya sarkıtmış, çekmiş, böylece oynamış. Üstad kavunu ne yaptıklarını Ceylân’a sorduğu zaman, olduğu gibi anlatınca, “Peki,” demiş, “Doğru söylediğin için bu sefer sizi affettim.”

                        #701778
                        Anonim

                          İhlâsa ma’ni olan önemli bir şey yok!

                          İhlâsa ma’ni olan, önemsiz şeylerdir: Lüzumsuz, kederli, hodfurûşâne, sakîl, riyakârane bazı hissiyât-ı süfliyedir.

                          #734288
                          Anonim

                            Ceylan Ağabeyin tespit ettiği notlar

                            – Bir Nur talebesini Makam-ı sıddıkiyete götüren iki yol vardır: Sadakat ve İhlas.
                            – İhlas; kelimelerin ruh-u manevisidir. İhlas olmadığı zaman kelimeler, eğitim mermisi gibi, hedefi bulsada çok te’sir etmez. Onun için attığın fikir mermileri hedefi bulamıyor, te’sirsiz kalıyor.
                            – Risale-i Nur’un yolusırr-ı ihlastır, kulluktur. Bu hakikatları baştaiç dünyamızı ma’mur etmek için kullanacağız. İçimizdeki putları kırmak için kullanacağız.
                            – Bütün peygamberlerin, evliyaların ve kutupların yolu ihlas yoludur.
                            – İhlasa ma’ni olan önemli birşey yok! İhlasa ma’ni olan, önemsiz şeylerdir. Lüzumsuz, kederli, hodfüruşane, sakil, riyakarane bazı hissiyat-ı süfliyedir.
                            – Hizmette başarılı olmak için; Anlatılan hakikatın muhatabın kalbine yerleşmesinin iki sebebi var: Biri, sebeb-i zahiri; Digeri sebeb-i ma’nevi.
                            – Sebeb-i zahirinin bazı şartları şunlardır: Fiziki yapı endam ve sima güzelligi ve bakımı, Libas, giyiniş. Yaş. Şahsiyet.
                            – Lisan hakimiyeti, yani müdellel konuşması, terkib kabiliyeti, cümle kurması, mantıki konuşması, beliğ ve fasih konuşması için ilim şarttır.
                            – Sebeb-i ma’nevinin (hakiki sebeb) sebebleri şöyledir: İhlas: İ’vazsız sırf rıza-i İlahi için konuşmak. Fenâ hakikatta fâni olmak. Nefsini ıslâh edemeyen, başkasını ıslâh edemez. Önce nefsini tezkiye etki, tezkiyeye vesile olasın. Anlattın anlattın tesir etmedi, diyeceksinki ” İhlassız anlatmışım, manen kirliyim.” Salahat: Takva sahibi oldukça sözün müessiriyeti artar. Fakat takva azaldıkça lafızlar kalbden çıkmaz. Islatsa ıslatsa dili ıslatır, kalbden gelmez. Onun için ma’nevi hayatın temiz ve tâhir olması şarttır.
                            – Az olduğumuza üzülmeyecegiz! Çünkü keyfiyeten az degiliz. Kainat kuruldu kurulalı bu, böyledir. Cemadat fazla nebatat az. Nebadat fazla hayvanat az. Hayvanat fazla insanlar az; Kafirler fazla, müslümanlar az; Âmiler fazla, veliler az; Veliler fazla, asfiyalar az;asfiyalar fazla, enbiyalar az.
                            – Risale-i Nur’a makamsız hizmet eden, ma’nevi makamatın müntehası olan sıddıkiyete vasıl olur. Bu ise tam mahviyetle olur.
                            – Sıddıkiyet makamı, niyet ve takva ile olur.
                            – Mes’ele, yalnız Risale-i Nurdaki hakikatları ezberlemek, mâlumat sahibi olmak degil; mes’ele o hakikatları yaşaya bilmektir.
                            – Kardeşin seni tahkir ettiği halde sen ona muhabbet göstere biliyorsan, işte o zaman sırr-ı uhuvvet tezahür eder.
                            – Anlamak iki çeşittir: İbareyi anlamak, hakikatını anlamak. Uhuvvet risalesini okuduğu halde kardeşiyle dövüşen adam, ibâreyi anlamış, hakikatını anlamamıştır. Çünki, hakikatını anlayan insan, kardeşiyle dövüşmez.
                            – Bir Nur talebesinin ma’nevi dengesi, onun samimi ve hâli hizmetidir.Ne nisbette hizmet ederse, o nisbette dengede demektir.
                            – Risale-i Murda merhaleler vardır: 1- Şevk devresi, Ruhun hakikatleri kapmasıyla olur. 2- Muhabbet devresi; Risale-i Nur kalbte mekan tutar. Bu devrede tehlike yoktur. Evinde tavuk pişer, fakat o medresede çorbaya koşar. Evinde kuş tüyü yatak vardır, o dershananin kırpıntı yatağına gelir. 3- Sebat devresi; tehlikeli olan devredir. Ülfetle kırılarak zuhur eder. Enaniyet ve süfli arzular çok olur. bu devre sebat etmekle geçirilmelidir. Gaye en az zaiyatla bu dönemi azaltmaktır. :Çünkü irtibatı azalır, içtimai mes’eleler aklını kurcalar. sebat ancak günahlardan çekilmekle, ve Risale-i Nur’un kudsiyetine inançla, Nurlarla meşguliyetle ve derslere devamla olur. 4- sadakat devri; Arabistandan Kutb-u azamda dâvet etse, hürmet eder, fakat yine Risale-i Nur’a koşar.
                            – Bir âlimin sohbeti, yaralı kalbleri tedavi eder. Fakat bir ârifin sohbeti ölmüş kalbleri diriltir. Risale-i Nur sohbeti o sohbet-i ârifindir.
                            – Hastanın başında, yaygaracı kadınlar gibi ağlamak hüner degildir. Sessizce gidip doktor çağırmak hünerdir. İlaç yetiştirmek hünerdir. Muazzez üstadımız, cemiyetteki hastalıkların temelindeiman zaafiyeti olduğu teshişini koymuş. Biz de, Kur’an eczanesinden Risale-i Nur ilaçlarını muhtac gönüllere ve hasta insanlara taşıyoruz.
                            – Diş merhemi göze sürülmez. Bir söz dermandır, amma kimisine iyi gelir, kimisine kötü gelir. Hakikatları yerli yerinde kullanmalıyız. Bunun için faydalı olmalıyız, faydalı olamıyorsak zararlı olmamalıyız.
                            – Bizim meslegimizde ihtilafların çok önemli sebeblerinden birisi de denkliktir. Aynı seviyedeki kardeşler arasında ihtilaflar olabilir. Bu durumda ikisinden birisinin fedakarlık yapıp digerine inkıyad etmesi lazımdır. Böyle yapan bir nur talebesini melekler bile alkışlar.
                            – Her Nur talebesine ma’nevi müzahelet( Arkadan yardım etmek, korumak) vardır İlk intikal devresinde ma’nen hep müzaheret var. Tutuşma devresinden sonra şevk devresine giriyor. Otuz yaşına doğru o müzaheret kesiliyor. Artık kendi cehd-ü gayreti ile ilerliyor.Müzaheret devam ederken kendimizi iyi yetiştirmemiz elzemdir.
                            – Üstad, Ceylan ağabeye diyor: 1- İktisada tam riayet et. 2- Nazar-ı dikkati kendine celb etme, hevesatına uyma. 3- Herkeze açılma!
                            – Avam-ı nas’ın imanını kurtarma vazifesini şefkatkarane yüklenecegiz. Risale-i Nurla ilgili her şeye sahib çıkacağız. Bu dava benim, Sözleri ben yazdım anlayışına sahib olacağız.
                            – Risale-i Nur, ” Vazife-i fıtratım, gâye-i hilkatim, sebeb-i sadetim ” deyip, hizmet-i nuriyeyi hayatın birinci gayesi bilecegiz.
                            – Fedainin feda edemiyecegi hiçbir şey yoktur. Üstad:” biz muhabbet fedaileriyiz” diyor. Öyle ise muhabbet için feda edemiyecegimiz hiçbir şeyimiz olmamalı. Hissiyatımız, haysiyetimiz, enaniyetimiz, hatta şerefimiz.
                            – Nur talebesi herkezin dostudur. Çünki, Risale-i nur dersleriyle Allah’ı ögrenmeye ve ögretmeye çalışıyorlar. Allah’da (cc) onları seviyor. O muhabbet sayesinde dünya ayakta. Çünki, muhabbet kainatın sebeb-i vücudu, râbıtası, nuru ve hayatıdır. Allah’ın dünyada sevdikleri kaldığı müddetçe kıyamet kopmuyacak.
                            – Nur talebeleri ileride İhsan-ı İlahi ile, kemal-i şaşa ile tezahür edecek olan İslamiyet sefinesinin omurgası ve hizmetgarı olmak emelindedir. Bu asrın fırtınası, ma’nen Nuh (as) zamanındaki fırtınadan daha tehlikelidir.
                            – Üstad Lahikaların satırları ile, sadık nur talebelerinin vasıflarını ve modelini çiziyor.İşte o modele kavuşup, o vasıflara benzemeliyiz.
                            – Kardeşlerimizin hatalarını bir doktorun hastasını tedavi ettigi gibi tedaviye çalışacağız.İ’tin ile, kavl-i leyyin( yumuşak söz) ile i’kaz edecegiz. Bazan Lisan-ı Hal, lisan-ı kalden üstündür ve tesirlidir.
                            – Bir tezgahtar, dükkana giden müşeriye iltifat ediyor. Gururu, enaniyeti terk ediyor. Dünyevi işlerde bu gerekiyorsa, uhrevi hizmetlerde çok daha fazlası lazımdır.
                            – Nefs-i emmare; yavaş yavaş, aldata aldata kendine uydurur. Elli sene evvelki dede kabirden çıkıp, şimdikileri görse, kafir der. İnsanlar bu hale nasıl geldi? Yavaş yavaş…
                            – Bu kudsi hizmette durmak, yani fıtri vazifesi olan ibadeti ve dersleri terk etmek, düşmek demektir. Durmadan, yılmadan hizmet, daima hizmet.
                            – Lillah için muhabbette, nefse menfaat beklemekte hiçbir fayda yoktur. Çünki karşılık beklenmez.
                            – Hizmet, Allah rızası için olur, bu niyet, bu ruh yoksa; hizmette yoktur.
                            – Risale-i nur’a köle gibi, makamsız hizmet eden, manevi makamatın en müntehası olansıddıkiyete vasıl olur. Bu ise tam mahviyetle olur.
                            – Niye biz Risale-i Nur’un sarhoşu olamıyaruz? Çünki içmiyoruz.
                            – Sarhoş sıhhatı pahasına alkolik oluyor. Biz de nurkolik olmalıyız. Nuru içip sızmalıyız. Neticede ebedi bir sıhhah ve saadet kazanacağız.
                            – Risale-i Nr hizmeti; hem cihaddır, hem ubudiyettir. Bu ikisini beraber götürmemiz lazımdır.
                            – Her nur talebesi; takvası, şefkati ve duası ile mannen yağmur gibi olmalıdır. Rahmetin yağdığı topraklar, cennete döner. Nur talebesinin vazifesi, yağmur gibi gittigi yere ihlas, muhabbet ve hakikat götürmek, etrafı aydınlatmaktır.
                            – Bir nur talebesişuurî olsunş olmasın,da2vaya karşı lakayd kalsa ( Allah korusun ) zamanla davaya adavet etmeye başlıyor. Hem de manen helak olur.
                            – Bir atomda nihayetsiz enerji var. Fakat atomun kışrı parçalanmadan, o enerji açığa çıkamıyor.İnsanda da nihayetsiz muhabbet istidadı var. Fakat ene kışrını, kabuğunu parçalamadanş o muhabbet kalbe yerleşemiyor. Bu muhabbet Cenab-ı Allahın ism ve sıfatlarına olmalı. Nefsin arzuları muhabbeti tatmin etmez.
                            – Risale-i Nur mayasında acelecilik yoktur. Bizim meşrebimiz tefekkür meşrebidir. Tefekkürde nasıl acelecilik olsun?
                            – İnsanları riyaya sevk eden,za’f-ı iman,hırs ve tama, hırs-ı şöhret gibi şeylerdir.
                            – Tarih; insanın idrakini, Edebiyat; nükte ve mizacını, Matematik; dikkatini, Dini eserler; fikir ve ruh derinligini arttırır.
                            – Nefis; harici alemde vucud giyse Yahudiye benzer. Çünki Yahudi menfaatperesttir.
                            – Üstad, ” said tam toprak olmak elzemdir. Ta ki Risale-i Nur-u bulandırmasın. ” diyor. Bu kaziyye mucibince tam toprak olmuyanlar Risale-i Nur’u bulandırırlar.
                            – Akıl başka iman başkadır. Öyle akıllılar varki, cehenneme gitmek için birbirleriyle yarışıyorlar.
                            – Öyle hareket edeceksinki kardeşini kıskandırmayacaksın. Bunun çaresi de, sen başkasını kıskanmayacaksın ki, başkasıda seni kıskanmasın.
                            – Bazı taşlar sahtedir çok parlar, yanındaki elmas sönük kalır. İşte hakiki nur talebesi, elmas gibi olmalıdır.
                            – Hakiki mürşid Risale-i Nur’dur. Ağabeyler ise muvain ve muzahirdirler.
                            – Kardeşlerimizi niçin tenkid etmeyecegiz? Çünki kardeşimiz zaten şeytanla mücadele içindedir. Nefis içerden şeytan dışardan kardeşimize hücum ediyorlar. Birde biz hücum edersek, o hücum şeytan hesabına geçer.

                            #734289
                            Anonim

                              ahi wallahi sağ olasın çok güzel bir yazı oldu..

                              #734290
                              Anonim
                                aliaydemir;109500 wrote:
                                ahi wallahi sağ olasın çok güzel bir yazı oldu..

                                ne demek ya aliaydemir abim 🙂
                                sen de sağol inşaallah

                                #734295
                                Anonim
                                  PIRLANTA;109499 wrote:
                                  – Niye biz Risale-i Nur’un sarhoşu olamıyaruz? Çünki içmiyoruz.

                                  – Sarhoş sıhhatı pahasına alkolik oluyor. Biz de nurkolik olmalıyız. Nuru içip sızmalıyız. Neticede ebedi bir sıhhah ve saadet kazanacağız.

                                  Hepsi güzel ama bunlar bi başka güzel. Allah razı olsun pırlanta.

                                15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 51)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.