- Bu konu 18 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Eylül 2008: 20:38 #641823
Anonim
Çirkin Postacı!..”
Dünyanın bana zindan olduğu günlerdi. Sanıyorum, birkaç defasında da evden ağlayarak dışarı çıkmıştım…
Hayatım kararmıştı da bir ışık bekliyordum sanki, ama yoktu.
* * *
İşte böyle düşündüğüm günlerde daire kapıma sıkıştırılmış bir mektup buldum.
Hayretle baktım üzerinde göndericisi yazmayan zarfa. Sonra odama girip açtım…
“Acıları paylaşmak insanların vazifesidir” diyordu.
Senin geçtiğin sokakta ben de vardım.
Ama bir sokakta ya ben olmamalıydım veya paylaşılmamış acılarını içinde gezdiren bir insan!..
Ve ekliyordu sonunda;
Sana her gün mektup yazacağım…”
* * *
Mektubun sonunda da isim yazmıyordu. Peki kimdi bu?..
Kimdi, neden yazmıştı bu notu ve neden “bana” yazmıştı? Aslında hoş sözlerdi… Ve aslında bir mektuba da deliler gibi ihtiyacım vardı.
Acaba dediğini yapacak mıydı, yazacak mıydı her gün?.. Bunu zaman gösterecekti.
* * *
İlk gün kafam karışıktı.
Hem kendi problemlerimi, hem dün gelen mektubu, hem de yeni mektupların gelip gelmeyeceğini düşünüyordum.
Sonraki gün posta kutumda beyaz bir zarf buldum. Kalbimin çarptığını hissettim… Yazı aynıydı, odama girip okumaya başladım.
Bu, inanılmazdı…
Bir bardak su içercesine bitiverdi mektup.
Doymadım! Bir bardak su daha almış gibi kendime ve susuzluğumu kandırır gibi yeniden okudum altı sayfayı…
Sanki tanıyordu beni, sanki yıllardır dertleşiyordum onunla…
Altıncı sayfanın sonunda diyordu ki; “Yarın yine yazacağım…”
* * *
Yarın yine yazdı, öbür gün yine… Ve sonraki günler yine yazdı… Her mektubunun sonunda, yarın yine yazacağına ait not vardı ve her gün de dediğini yapıyordu.
Her gün işyerinden dönerken kalbim çarpıyordu heyecanla… Her gün görüyordum posta kutumun bugün de boş olmadığını ve gariptir; artık yapayalnız olmadığımı, kalbimin boş olmadığını hissediyordum.
Bu mektuplar yüreğime giriyor, sıkıntılarımı eritiyor ve beni yarınlara doğru itiyordu. Zannediyordum ki; bunlar olmadan yaşayamayacağım. Öylesine alışmıştım ki onlara, olmasalar sanki nefes alamayacağım!..
Vakit buldukça oturup eski mektupları bile yeniden okuyordum.
* * *
Zaman geçti ve zamanla beraber sıkıntılarım da geçti. O günlerden geriye sadece eski mektuplar kaldı.
Bir gün içimde karşı koyamadığım bir merak peydahlandı: Kimdi bu?..
Nasıl biriydi?..
Onunla ilgili herşeyi merak etmeye başlamıştım.
O her gün yazıyordu ve nasılsa her gün yazmaya da devam edecekti!..
Bundan emin olduğum için de, “yazılarında anlattıklarından çok” nasıl bir kalemle yazdığına, neden bu kağıdı seçtiğine, yazı stiline aklımı takmaya başladım…
Yazıları öylesine deva olmuştu ki, bana, onunla ilgili her şey de mükemmel olmalıydı. Ama her şey…
O gün evde kalmıştım. Kahvaltı yapmış ve bu harika mektupların (en azından) nasıl biri tarafından getirildiğini görmeyi koymuştum kafama…
Öğle vaktine doğru sokağa giren postacıyı gördüm. Koşarak aşağı indim. Mektubumu kutuya şimdi bırakmıştı, eli henüz havadaydı… Gözgöze geldik.
Aman Allah’ım..
Aman Allah’ım, bu ne kadar hayal ettiğimin dışında, ne kadar çirkin bir adamdı böyle!.. Dondum kaldım. O da başını eğdi, döndü ve gitti.
Orda, öylesine bekliyordum şimdi…
Kutuyu açıp mektubumu bile alamıyordum. Bunca zaman, bunca güzel mektubu, bu kadar çirkin biri mi taşımıştı?..
O öptüğüm, kokladığım, göğsüme bastırdığım, yastığımın üzerine koyduğum mektuplarıma benden önce bu adamın mı eli değmişti?..
* * *
Saçmaladığımı biliyordum. Ama böylesine güzel duygularıma bu çirkin yaratık karıştı diye az önce getirdiği zarfı alamıyordum.
Kapıyı açtım, dışarı çıkıp bir adım attım. Çoktan gitmişti.
“Neye” olduğunu bilmiyordum, ama çok kızgındım. Zarfa dokunmadan çıktım yukarıya. Odama girdim, eski mektuplarıma baktım. Biliyordum, onlar benim en zor günlerimle bugünüm arasına köprü olmuşlardı, ama onlara da dokunamadım.
Bu güzelliğe bu çirkinliği yakıştıramıyordum!..
Yarın iş dönüşü baktım ki, kutumda hâlâ o aynı “kirli” mektup var! Almadım.
Sonraki gün baktım; aynı mektup yine yapayalnız beklemekte.
Birkaç gün sonra ise kutuya bile dönüp bakmamaya başladım!..
* * *
Altı-yedi hafta sonra dünya yine karanlık gelmeye başladı bana. Bir dosta, bir morale ölürcesine ihtiyaç duymaya başladım. Herşey çok ağırlaşmıştı yeniden. Uyku bile uyuyamıyordum.
Gece yarısını geçiyordu aklıma o mektup geldiğinde. Tereddüt bile etmeden aşağı indim, kutumu açtım ve mektubumu aldım.
Bir saat içinde üç defa okumuş… Özlemiş olarak göğsüme bastırmış… Ve uzun zamandır ilk defa böylesine huzur içinde uyuyabilmiştim.
Bunlar benim ilacımdı, biliyordum.
* * *
En çok o gün merak etmiştim, bir daha ne zaman yeni bir mektup geleceğini… Ve o akşam gözlerime inanamadım; kutumda mektup vardı. Yazı aynıydı, zarfta yine isim yoktu. Üstelik bunda postanenin damgası da yoktu…
Açtım zarfı, içindeki kısacık mektupta şunlar yazıyordu:
“Sana gelmiş bir mektubu kırksekiz gün okumamakla ne kazandığını bilmiyorum…
Ama artık benim sana yazmaya vaktim olmayacak. Çünkü tayinim çıktı ve bugün başka bir şehre gidiyorum.
Hoşçakal.
Çirkin Postacı!..”
* * *
Donmuş kalmıştım şimdi…
Derin bir pişmanlık düğümlendi boğazıma, hıçkırarak eve girdim. Çantamı açtım; tarakların, rujların ve diğer karışıklığın arasında bulduğum mavi göz kalemiyle, bir kağıda; “Lütfen bana tekrar yaz” yazıp posta kutuma koydum.
Bir daha hiç kilitlemediğim kutuda, aynı notum iki yıldır yapayalnız bekliyor!Alıntı
30 Eylül 2008: 20:49 #701941Anonim
Hmmm. Sonunu merakla bekledim…
Postacı için kötü bir durum, o yazıyı yazarken hislerini düşünemiyorum veya o bayanın kendi hakkındaki düşüncelerini defalarca içinde yaşarken içinde bulunduğu kırgınlık çok üzücü…
Güzellik verene aittir, yaradılanı sev, yaradan dan ötürü….30 Eylül 2008: 22:08 #701942Anonim
sondaki not çok kötü
Çirkin Postacı !
15 Ekim 2008: 22:19 #699667Anonim
Tarihci;33259 wrote:sondaki not çok kötüÇirkin Postacı !
karsisindaki hic bir kelime soylemeden cirkin oldugunu hissettirmeyi nasil basarmis acaba?
belki postaci yanlis yorumlamis:rolleyes:, dimi ama16 Ekim 2008: 00:08 #697785Anonim
Buruk bir hikaye içimin acıdıgını hissettim okurken Güzellik nedir biliyormusunuz? Bence güzellik bakan kişinin gönlüdür, bakılan kişinin yüzü degil
16 Ekim 2008: 05:38 #702603Anonim
acımasıııııızzzzzzzzz vahşi diyesim gedi 🙁
16 Ekim 2008: 06:42 #702609Anonim
Saçmaladığımı biliyordum. Ama böylesine güzel duygularıma bu çirkin yaratık karıştı diye az önce getirdiği zarfı alamıyordum.
Allah’ım ne aptal bir kadın..yuh artık bu kadar güzellik düşkünü bir insan değil 2 yıl 22 yıl yalnız kalsın zaten…sinir oldum ben yahu…nerdeyse adam çirkindi birdaha o apartmanda oturamadım falan yazacak sandım…:mad:
16 Ekim 2008: 23:26 #702673Anonim
ebrar172;34522 wrote:Saçmaladığımı biliyordum. Ama böylesine güzel duygularıma bu çirkin yaratık karıştı diye az önce getirdiği zarfı alamıyordum.Allah’ım ne aptal bir kadın..yuh artık bu kadar güzellik düşkünü bir insan değil 2 yıl 22 yıl yalnız kalsın zaten…sinir oldum ben yahu…nerdeyse adam çirkindi birdaha o apartmanda oturamadım falan yazacak sandım…:mad:
yazar valla nisa değil mi :rolleyes:
17 Ekim 2008: 09:33 #702698Anonim
Tarihci;34688 wrote:yazar valla nisa değil mi :rolleyes:hay masallah yine konuyu nisalara baglandi 🙂
(mihrimah dikkat ettimde tarihcinin manimist msjlarina hep tsk ediyorsun,
ablalar toplanip ifadeni alsinlar bence 🙂 )17 Ekim 2008: 09:44 #702701Anonim
@Fezapilotu 34761 wrote:
hay masallah yine konuyu nisalara baglandi 🙂
(mihrimah dikkat ettimde tarihcinin manimist msjlarina hep tsk ediyorsun,
ablalar toplanip ifadeni alsinlar bence 🙂 )tarihçi nin nisalara baglamayacağı konu yok feza öğrenmedin mi hala:p
mihrimah a azrail el sallıyo galiba:mad:
17 Ekim 2008: 11:57 #702710Anonim
Fezapilotu;34761 wrote:hay masallah yine konuyu nisalara baglandi 🙂(mihrimah dikkat ettimde tarihcinin manimist msjlarina hep tsk ediyorsun,
ablalar toplanip ifadeni alsinlar bence 🙂 )Quote:Hanne: tarihçi nin nisalara baglamayacağı konu yok feza öğrenmedin mi hala:pmihrimah a azrail el sallıyo galiba:mad:
Diyosunuuuuuuuuuuuuuz:)
Hanne kardeş Azraile bir can borcum var zaten gelirse hizmet yolunda inş. seve feda ederiz inşaALLAH canımı almaya Azrail as gelir…tabi cümlemizin…:))
Ablalar da ne zaman isterlerse hesap vermeye hazırım savunmamı tamamladım feza:)
Aşağıda yazılanlarla alakalı;Sözüm meclisten dışarı konuyla veya yazıları beyan edenlerle alakası yokturdur genel manada kullanıyorum!!!…
Ayrıca arkdaşlar müslüman hanım akıllı olmalı;) her zaman, her yerde tevazuyla boyun büküp, kontrolü bırakmamalı:)))) Bilmem anlatabildim mi????:cool:17 Ekim 2008: 12:09 #702713Anonim
Fezapilotu;34761 wrote:hay masallah yine konuyu nisalara baglandi 🙂(mihrimah dikkat ettimde tarihcinin manimist msjlarina hep tsk ediyorsun,
ablalar toplanip ifadeni alsinlar bence 🙂 )e ben mi dedim “”””nerdeyse adam çirkindi birdaha o apartmanda oturamadım falan yazacak sandım”””” böyle 🙂
bak bir nisa bile hikayedeki nisanın kötü olduğunu kabul ediyor. ben mi bağlamış oldum yani 🙂
17 Ekim 2008: 18:35 #702730Anonim
teşekürler……..
konuyla alakalı görürmüsünüz bilmem ama bir söz duymuştum..
YÜZÜ güzel olan 40 gün sevilir…….
HUYU güzel olan 40 yıl beklenir…….diye….
17 Ekim 2008: 20:41 #702734Anonim
Tarihci;34787 wrote:e ben mi dedim “”””nerdeyse adam çirkindi birdaha o apartmanda oturamadım falan yazacak sandım”””” böyle 🙂bak bir nisa bile hikayedeki nisanın kötü olduğunu kabul ediyor. ben mi bağlamış oldum yani 🙂
insanin adi cikacagina cani ciksin derler hocam 🙂
17 Ekim 2008: 20:55 #702736Anonim
Tarihci;34787 wrote:e ben mi dedim “”””nerdeyse adam çirkindi birdaha o apartmanda oturamadım falan yazacak sandım”””” böyle 🙂bak bir nisa bile hikayedeki nisanın kötü olduğunu kabul ediyor. ben mi bağlamış oldum yani 🙂
e pes yani Tarihci…nisanın hatasını kabul ettik diye bütün nisaları suçlayın..sonrada diyinki nisa
kabul etmiş…hey Allahım…
o zaman bir erkeğin yaptığı tüm menfi haraketleri erkek taifesi olarak kabul ediyorsunuz demek…
madem böyle…yandınız bundan sonra… -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.