• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #651263
    Anonim

      k_derseyon.jpg
      Sağlıklı bir arkadaş çevresiyle, yaşadığımız güzellikleri ve zorlukları paylaşmak asıl olması gerekendir. Bazı durumlarda hastanın bulunduğu çevre, hastalığının artmasına sebep olabilir ve bu durumda hastayı iyileştirmek adına bulunduğu çevreden uzaklaştırmak gerekebilir.
      Depresyon tüm çeşitleriyle (en hafif depresyondan en ağır depresyona kadar) çok rastlanan psikolojik hastalıklardan birisidir. Yaşadığımız toplumda yetişkinlerin yüzde 17´si depresyondan muzdariptir. Depresyon hastalarının ruhsal durumları bozuktur, günlük hadiselere daima negatif gözle bakarlar ve yaşanan güzellikler onları çok ilgilendirmez. Sıkıntıları ile ailelerini ve çevrelerini olumsuz etkilerler. Depresyon hastaları intihara meyillidirler. Almanya´da intihara teşebbüs eden insanların üçte ikisi ağır depresyon hastalarıdır. Toplumda sık görülen ve kişinin hayatını tehdit edebilecek bir hastalık olması sebebiyle, depresyon mutlaka tedavi edilmelidir.Depresyonda teşhis önemlidir
      Depresyonun tedavisi, rahatsızlığın türüne, ağırlığına ve geçmişine göre değişir. Öncelikle içinde bulunduğumuz durumun depresyon olup olmadığını tespit etmek gerekir. Bunun için yapılması gereken, belirtiler başlayınca bir uzmana başvurmaktır. Depresyon teşhisinde, bu hastalığın kendiliğinden geçmesini beklemek veya insanın „ben kendi irademle bu hastalığın üstesinden gelebilirim“ düşüncesi, hastalığın tedavi süresini uzatan başlıca sebeplerdendir. Maalesef insanlarımız bir uzmandan veya kurumdan psikolojik yardım almayı abesle iştigal görüyorlar. Einstein’ın
      meşhur
      cümlesidir; „Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur.“ Yapılan araştırmalar depresif rahatsızlıkların, gerekenin altında tedavi edildiğini tespit ediyor (üçte birinden daha azı).
      Psikiyatra gitmek ayıp değil
      Bir uzmana başvuru sebebi sadece depresyon olmayabilir. Gündelik hayatımızda karşımıza çıkan stres, çevremizle ilişkilerimiz, kaygı, aile içi ilişkilerimiz, alkol ve madde bağımlılığı, hatta geleceğimizle ilgili kaygılarımızda dahi, bir uzmanla görüşerek destek alabiliriz. Hatta koruyucu ruh sağlığı adına, rahatsızlık baş göstermeden tedbirlerimizi alıp bu hususta kendimizi bilgilendirmek, asıl olması gerekendir. Aslında bizler ruh hastalıklarının tedavisinin yabancısı değiliz. Ecdadımız, Avrupa´da ruh hastalarının anlaşılamadığı dönemler
      de, hatta daha
      önceleri tedavi yöntemleri geliştirmişler. Bunların en güzel örneklerinden bir tanesi Selçuklular döneminde ruh hastalarının tedavisi amacıyla kurulan ‘hastane köyleri’dir. Akıl hastalarının su sesi ile tedavi edilmesi de takdire şayan bir örnek teşkil eder.
      Akıl sağlığı beden sağlığı kadar önemli
      İnsanımız taşıdığı potansiyel itibariyle güzellikleri de beraberinde getiriyor. Bu güzellikler yada tabir yerindeyse kullanım kılavuzu ehil terapisylenler tarafından doğru okunmalı. Yanlış yollar ile ( tedavi metotları) doğru hedeflere varmanın mümkün olmadığı bilinmeli. Hastaya, terapiysen tarafından yapılan tavsiyeler bizim değer dünyamızın renklerini taşımalı. Aksi takdirde insanımız yol haritasını kaybeden şoför misali dönüşü olmayan bir yola girebilir. Ölüm haricinde şifasının yaratılmayan hiçbir dert olmadığı hatırlanılmalı. Akıl ve ruh sağlığının Yaradan’ın insana en güzel hediyesi, aynı zamanda emaneti olduğu da unutulmamalı. Yaradan, akıl ve ruh sağlığını korumanın yöntemlerini bize açıkça bildirmiştir. Kendisine, ailesine, çevresine zaman ayırmayan, bu mükemmel kitabı okuyamayan birinin, huzuru yakalayabilmesi düşünülebilir mi? Yada mutlak manada mükemmel bir denge üzerine kurulmuş sistemimizin içerisinde dengesizliklere yer olabilir mi? Günün belirli saatlerinde, ruhun derinliklerinde gezinen ve ötelerle irtibat halini yakalayıp, kalbinin kapısını maneviyat alemine açan kimse her daim huzurlu olur, ailesine ve çevresine mutluluk dağıtır. Allah (c.c) bana kaldıramayacağım yükü yüklemez ve her türlü derde çareyi yine o verir düşüncesine sahip olan kimsenin, depresif bir hastalığa düçar olması ise düşünülemez.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.