- Bu konu 32 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Nisan 2008: 17:22 #687750
Anonim
Sağol ebrar cok manalı bi paylasımdı.Ben bu sefer kamptaki bi olayı anlatayım;
Bi arkadasın evinde kamp yapıyorduk.Canım kısır istedi, yapalım dedik ama sonra vazgectik.Tevafuk 10 dk sonra üstekii komşu elinde kısır, kapımızı caldı.Hepimiz bu hale hayret ettik.Anladık k i bi zat var bizim her halimizi görür en önemsiz ihtiyacımızı dahi nazara alır ve verir.İste kul nankör ve zalimdir.Rabbim bu manayı evvela benim sonra ihtiyacı olan herkesin kafasına ve gönlüne nakşetsin.7 Nisan 2008: 17:24 #687751Anonim
şualar;5349 wrote:Ecmain kardeşim,nefsi davranmadığın icin Rabbim senden de razı olsun.nefsi davrancak ne vardi ki, ben goremedim… 😛 ecmain olsun ins. 🙂
7 Nisan 2008: 17:32 #687753Anonim
GuLSerbeti;5352 wrote:nefsi davrancak ne vardi ki, ben goremedim… 😛 ecmain olsun ins. 🙂Ben davrananlara cok rastladım kardeşim.Üstad ne diyor;
“Eğer bir meselenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına taraftar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır.” Hem zarar eder. Çünkü haklı çıktığı vakit, o münazarada bilmediği birşeyi öğrenmiyor. Belki gurur ihtimaliyle zarar edebilir. Eğer hak hasmının elinde çıksa, zararsız, bilmediği bir meseleyi öğrenip menfaattar olur, nefsin gururundan kurtulur. Demek insaflı hakperest, hakkın hatırı için nefsin hatırını kırıyor. Hasmının elinde hakkı görse, yine rıza ile kabul edip taraftar çıkar, memnun olur. İşte bu düsturu ehl-i din, ehl-i hakikat, ehl-i tarikat, ehl-i ilim kendilerine rehber ittihaz etseler, ihlâsı kazanırlar. Ve vazife-i uhreviyelerinde muvaffak olurlar. Ve bu fecî sukut ve musibet-i hazıradan rahmet-i İlâhiye ile kurtulurlar.
7 Nisan 2008: 17:36 #687755Anonim
Bak burasıdaa senin soruna cvb olabilir;
Neşr-i envâr-ı Kur’âniyedeki muvaffakiyetin ve gayretin ve şevkin, bir ikram-ı İlâhîdir, belki bir keramet-i Kur’âniyedir, bir inâyet-i Rabbâniyedir. Sizi tebrik ediyorum. Keramet ve ikram ve inâyetin bahsi geldiği münasebetiyle, keramet ve ikramın bir farkını söyleyeceğim. Şöyle ki:
Kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir. Eğer kerametle müşerref olan bir şahıs, bilerek harika bir emre mazhar olursa, o halde eğer nefs-i emmâresi bâki ise, kendine güvenmek ve nefsine ve keşfine itimad etmek ve gurura düşmek cihetinde istidraç olabilir. Eğer bilmeyerek harika bir emre mazhar olursa: Meselâ, birisinin kalbinde bir sual var. İntâk-ı bilhak nevinden ona muvafık bir cevap verir; sonra anlar. Anladıktan sonra kendi nefsine değil, belki kendi Rabbisine itimadı ziyadeleşir ve “Beni benden ziyade terbiye eden bir Hafîzim vardır” der, tevekkülünü ziyadeleştirir. Bu kısım, hatarsız bir keramettir; ihfâsına mükellef değil. Fakat fahr için, kasten izharına çalışmamalı. Çünkü, onda zâhiren insanın kisbinin bir medhali bulunduğundan, nefsine nispet edebilir.
Amma ikram ise, o, kerametin selâmetli olan ikinci nevinden daha selâmetli, bence daha âlidir. İzharı, tahdis-i nimettir. Kisbin medhali yoktur; nefsi onu kendine isnad etmez.
İşte, kardeşim, hem senin hakkında, hem benim hakkımda, bahusus Kur’ân hakkındaki hizmetimizde eskiden beri gördüğüm ve yazdığım ihsânât-ı İlâhiye bir ikramdır; izharı, tahdis-i nimettir. Onun için sana karşı, tahdis-i nimet nevinden, ikimizin hizmetimize ait muvaffakiyâtı yazıyorum. Biliyordum ki, sende fahr değil, şükür damarını tahrik ediyor.Aslında snede doğru bi noktaya değindin,bu biraz da niyet meselesi kardeşim;) Rabbim niyetimizi halis kılsın.
7 Nisan 2008: 17:53 #687759Anonim
şualar;5356 wrote:Bak burasıdaa senin soruna cvb olabilir;
Neşr-i envâr-ı Kur’âniyedeki muvaffakiyetin ve gayretin ve şevkin, bir ikram-ı İlâhîdir, belki bir keramet-i Kur’âniyedir, bir inâyet-i Rabbâniyedir. Sizi tebrik ediyorum. Keramet ve ikram ve inâyetin bahsi geldiği münasebetiyle, keramet ve ikramın bir farkını söyleyeceğim. Şöyle ki:
Kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir. Eğer kerametle müşerref olan bir şahıs, bilerek harika bir emre mazhar olursa, o halde eğer nefs-i emmâresi bâki ise, kendine güvenmek ve nefsine ve keşfine itimad etmek ve gurura düşmek cihetinde istidraç olabilir. Eğer bilmeyerek harika bir emre mazhar olursa: Meselâ, birisinin kalbinde bir sual var. İntâk-ı bilhak nevinden ona muvafık bir cevap verir; sonra anlar. Anladıktan sonra kendi nefsine değil, belki kendi Rabbisine itimadı ziyadeleşir ve “Beni benden ziyade terbiye eden bir Hafîzim vardır” der, tevekkülünü ziyadeleştirir. Bu kısım, hatarsız bir keramettir; ihfâsına mükellef değil. Fakat fahr için, kasten izharına çalışmamalı. Çünkü, onda zâhiren insanın kisbinin bir medhali bulunduğundan, nefsine nispet edebilir.
Amma ikram ise, o, kerametin selâmetli olan ikinci nevinden daha selâmetli, bence daha âlidir. İzharı, tahdis-i nimettir. Kisbin medhali yoktur; nefsi onu kendine isnad etmez.
İşte, kardeşim, hem senin hakkında, hem benim hakkımda, bahusus Kur’ân hakkındaki hizmetimizde eskiden beri gördüğüm ve yazdığım ihsânât-ı İlâhiye bir ikramdır; izharı, tahdis-i nimettir. Onun için sana karşı, tahdis-i nimet nevinden, ikimizin hizmetimize ait muvaffakiyâtı yazıyorum. Biliyordum ki, sende fahr değil, şükür damarını tahrik ediyor.Aslında snede doğru bi noktaya değindin,bu biraz da niyet meselesi kardeşim;) Rabbim niyetimizi halis kılsın.
🙂
aminn
bu kisim icin de Tesekkurler…bu konuda okudugum bir makale vardi… bulabilirsem.. konu olarak koyarim ins.
.8 Nisan 2008: 10:49 #687787Anonim
Keramet müslümanlığı
Mucize, keramet ve istidraç İslam’da aynı grubu oluşturan kavramlardandır. Olağanüstü olayları anlatırlar.
Mucize, kök anlamından da anlaşılacağı üzere, başkalarını benzerini yapmaktan aciz ve çaresiz bırakan olağanüstü durumdur. Sadece peygamberlerde görülür. Fonksiyonu, peygamberi kendisine inanmayanlara karşı desteklemek ve doğruluğuna delil oluşturmaktır. Peygamber olmayanlar sıradan halka, sihir ve istidraç gibi olağanüstü durumlar gösterseler dahi bunlar mucizeler karşısında tutunamazlar ve mucize hepsine galip gelir. Hz. Musa’nın sihirbazlara karşı gösterdiği mucizeler gibi. Mümin olsun olmasın her insan özel eğitimle sihir ve istidraç gerçekleştirebilir.
Keramet ise yine kök anlamından anlaşılacağı üzere ikram’dan gelir. Allah’ın, dostu olan kullarına bir ikramıdır. Mucize gibi başkalarına meydan okuma ve gösterenin doğruluğuna delil oluşturma gibi bir fonksiyonu yoktur. Daha çok, takva ehli ama imanı zayıf olan müslümanlarda gözükür. Başkalarına değil, verildiği insana yöneliktir. Allah bununla ona ikramda bulunup onu desteklemek ve gönlünü hoş tutmak istemiştir. İmam Rabbanî’nin ifadesiyle, çocuklara zor bir iş yüklendiğinde, onlara zaman zaman incik boncuk kabilinden hediyeler verilerek bu işi sürdürmelerinin sağlanması gibi bir şeydir. Bu sebeple imanları çok güçlü olan sahabede bizim keramet diye anladığımız olaylar son derecede azdır. Çünkü onların böyle bir desteğe ihtiyaçları yoktu. Ve yine bu sebeple kendisinden keramet sadır olduğunu fark eden Allah dostları, bunu kadının adet görmesi gibi duyulmasından utanmış ve kaçınmışlardır. Hatta bu durumu ‘hayzu’r-rical’ (erkeğin ádet görmesi) diye isimlendirmişlerdir.
Kuránı Kerim’de Allah Ademoğullarını (yani sadece müminleri değil) mükerrem,yani kerametlerle dopdolu kıldığını söyler. Bunun anlamı, Ádemoğlunun Allah tarafından çok büyük ikramlara, kabiliyetlere mazhar kılınmış olmasıdır. Bir kısmı bunları verenin farkına varır, şükreder. Bir kısmı da bu üstünlükleri başkalarını kandırmak için kullanır, keramet istidraca dönüşür. Yani insanın hamurundaki mükerremliğin, yani Allah’ın verdiği ikramın ona isyanda kullanılmasının adı istidraçtır.
İstidraç derece kökünden gelir ve günaha dalmış bir insandan görülen olağanüstü gibi olaylardır. Sanki bununla sahibinin, küfürde ve isyanda derece derece yükseltilip, düşüşü ve cezası büyütülmek istendiği için ona bu ad verilmiştir.
Kitabı ve sünneti iyi bilen Allah dostları, en büyük kerametin istikamet olduğunu da iyi bilirler. İstikamet, Allahın istediği gibi dosdoğru olabilmek demektir. İnsanları irşat edecek mürşitlerde aranacak vasıf budur, keramet değildir. Oysa bugün herkes kendi şeyhinin yüzlerce kerametini sayıp döker ve bunlarla onun ne büyük bir insan olduğunu anlatmak ister. Anlattıklarının belki tamamını da zaten kendisi uydurmuştur. Farzı muhal, eğer bu anlattıkları şeyhinde varsa, bu sadece onun imanı zayıf bir mümin olduğunun delilidir. Yoksa, Allah adına yalan ve iftira uyduruyor demektir. Ve böyle kitaptan ve sünnetten uzak ‘mürşitlerin’ aslında kendileri irşada muhtaçtırlar.
Bazı insanlar kerametadına şiş batırma, ya da ateşte yanmama gibi gösterilerle kendi gruplarını yüceltmek etmek isterler. Kerameti iyi anlayan insanlar böyle bir kerametin olmayacağını da anlarlar. Bu olayların kerametle alakası; insanın hamurunda bulunan bu sözünü ettiğimiz kabiliyetlerin özel eğitimle geliştirilip, reklam aracı olarak kullanılmasından ibarettir. Eğer bunlar kişinin yüceliğini ve Allah dostu olduğunu gösteren olağanüstülükler anlamında keramet olmuş olsalardı, bunların alasını başaran Budistlerin ve Hinduların en büyük veliler olması gerekirdi.
Kısaca, kerametbir gerçeklik olmakla beraber, İslam bir keramet dini değil, istikamet dinidir. Ebu Hanife ve İmam Şafiî’nin ifadeleriyle, Allah’ın en büyük velileri olan fakîhler böyle gariplikler değil, istikamet üzere sürdürülmüş dosdoğru bir hayat yaşamışlardır. Eğer bir tarikat bağlıları, şeyhleri için habire bu anlamda keramet üretmek zorunda kalıyorlarsa, bu bile onun sakatlığının en önemli delilidir…..
Yazar: Faruk Beser
sualar bahsettigim makale buydu… buradan aklimda kalanla, yazmistim onceki yaziyi… Burada ki bahsedilen keramet bizim bahsettigimizden farkli bir niyette…
Keramet ve ikram ve inâyetin bahsi geldiği münasebetiyle, keramet ve ikramın bir farkını söyleyeceğim. Şöyle ki:
Kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir.
Amma ikram ise, o, kerametin selâmetli olan ikinci nevinden daha selâmetli, bence daha âlidir. İzharı, tahdis-i nimettir. Kisbin medhali yoktur; nefsi onu kendine isnad etmez.
İşte, kardeşim, hem senin hakkında, hem benim hakkımda, bahusus Kur’ân hakkındaki hizmetimizde eskiden beri gördüğüm ve yazdığım ihsânât-ı İlâhiye bir ikramdır; izharı, tahdis-i nimettir.
Ustad ve talebelerinin yasadiklari —keramet’den cok ilahi ihsanlar ve ikramlardir…
Ustad bunu boyle belirtiyor… ve madem izhar-i tahdis-i nimettir diyor…konuya devam… 🙂
arastirmamiza katkilarinizdan dolayi tesekkur ederiz sualar hocam..:)
8 Nisan 2008: 12:08 #687791Anonim
GuLSerbeti;5427 wrote:sualar bahsettigim makale buydu… buradan aklimda kalanla, yazmistim onceki yaziyi… Burada ki bahsedilen keramet bizim bahsettigimizden farkli bir niyette…Ustad ve talebelerinin yasadiklari —keramet’den cok ilahi ihsanlar ve ikramlardir…
Ustad bunu boyle belirtiyor… ve madem izhar-i tahdis-i nimettir diyor…konuya devam… 🙂
arastirmamiza katkilarinizdan dolayi tesekkur ederiz sualar hocam..:)
Maşallah su nokta cok hoşuma gitti;
Daha çok, takva ehli ama imanı zayıf olan müslümanlarda gözükür. Başkalarına değil, verildiği insana yöneliktir. Allah bununla ona ikramda bulunup onu desteklemek ve gönlünü hoş tutmak istemiştir. İmam Rabbanî’nin ifadesiyle, çocuklara zor bir iş yüklendiğinde, onlara zaman zaman incik boncuk kabilinden hediyeler verilerek bu işi sürdürmelerinin sağlanması gibi bir şeydir.Sağol gülşerbeti hocam😉 İstifade ettik…
9 Nisan 2008: 09:30 #687889Anonim
şualar;5314 wrote:Hadi ya sen ermişin yani bunu mu demek istiyon:platife yaptığımı bilmiyorsun sanki;) ama öyle bilmek istiyorsan o senin bileceğin bir iş.
10 Nisan 2008: 21:55 #687993Anonim
bizim forumun nisa taifesi baya ermiş yahu 🙂 şualar benim için de bir şeyler iste 🙂
10 Nisan 2008: 21:59 #687998Anonim
Tarihci;5747 wrote:bizim forumun nisa taifesi baya ermiş yahu 🙂 şualar benim için de bir şeyler iste 🙂Töbe töbe,siz gibi mübarekler varken bize laf düşmez;) Hani size keramet ehlisiniz demişler ya,benim sıkıntımada bi üfleseniz iyi olur:D
10 Nisan 2008: 22:03 #688000Anonim
Yahu o benim kerametim değil, Allah o anda içime bişey doğurdu ben de düşündüğüm elemana bir mesaj çektim, mesajda sadece HESABINI VERMEKTE ZORLANACAĞIN ŞEYLER YAPMA yazmıştım.. o bunu okuduğunda oturduğu(oturdukları) yerden kalkıp benim onu görüp görmediğime bakmış etrafına.. bu arada ben istanbulda o memleketinde balıkesirdeydi.. çok hayret etmişti..
10 Nisan 2008: 22:14 #688008Anonim
Tarihci;5754 wrote:Yahu o benim kerametim değil, Allah o anda içime bişey doğurdu ben de düşündüğüm elemana bir mesaj çektim, mesajda sadece HESABINI VERMEKTE ZORLANACAĞIN ŞEYLER YAPMA yazmıştım.. o bunu okuduğunda oturduğu(oturdukları) yerden kalkıp benim onu görüp görmediğime bakmış etrafına.. bu arada ben istanbulda o memleketinde balıkesirdeydi.. çok hayret etmişti..Maşallah latife ediyoruz yahu;) Zaten asağıda anlattık,bunlar bi ihsani ilahidir.Ben bi tane daha anlatayım;
Bi gün derse gittim ordan carsıya ugruyacaktım.Ders bitiminde cüzdanımı yanıma almadığımı farkettim eve gidip tekrar carsıyaa gelmek baya zor olurdu.Yanımdaki kardese rica ettim .Oda inan yanımda yok dedi.Bende olsun sen yine bak belki vardır dedim.Elini cantasının ön cebine attı ve ne kadar para cıktı dersiniz?Tam ihtiyacım olan para miktarı kadar…Kardes yemin etti eminim bu cantada para yoktu dedi inan Rabbbin göndermiş sana dedi..Bende takıldım.He dedim sen benden sakla, sonra da işi keramete vur.Elh.bu neviden cok var.Rabbim kıymet bilenlerden eylesin.Aczimize binaen gönderiyor…10 Nisan 2008: 22:16 #688009Anonim
şualar;5763 wrote:Maşallah latife ediyoruz yahu;) Zaten asağıda anlattık,bunlar bi ihsani ilahidir.Ben bi tane daha anlatayım;
Bi gün derse gittim ordan carsıya ugruyacaktım.Ders bitiminde cüzdanımı yanıma almadığımı farkettim eve gidip tekrar carsıyaa gelmek baya zor olurdu.Yanımdaki kardese rica ettim .Oda inan yanımda yok dedi.Bende olsun sen yine bak belki vardır.Elini cantasının ön cebine attı ve ne kadar para cıktı dersiniz?Tam ihtiyacım olan para…Kardes yemin etti eminim bu cantada paara yoktu dedi inan Rabbbin göndermiş sana dedi..Bende takıldım.He dedim sen benden sakla sonra da işi keramete vur.Elh.bu neviden cok var.Rabbim kıymet bilenlerden eylesin.Aczimize binaen gönderiyor…ihsan tabi ama görünüşe bakılırsa sana bol bol geliyor 🙂
10 Nisan 2008: 22:21 #688013Anonim
Tarihci;5764 wrote:ihsan tabi ama görünüşe bakılırsa sana bol bol geliyor 🙂Cok acizim de ondan…İmanımda zayıf…Rabbim böyle takviye ediyor.
Hamdolsun…18 Nisan 2008: 21:52 #688825Anonim
hımm maşallah nurların kerametileri ne güzel uçuyor benım kardeşlerim..Allah ziyadeleştirsin kerametten ziyade tahdisi nimet olarak nazar edelimmi?
bi tanede ben anlatayım..
Bi gün medresenin tüpü bitmişti…Çaydanlık arkadaşın elinde kaldı arkadaşının yanı sıra üç kardeşimizde kontorol etti tüp bitmişti..
Ertesi gün tüpcü kardeşimiz geldi elini tüpe attıki tüp dolu bu olayın üzerinden bir yıl geçti halen o tüpü kullanıyoruz..olaydan iki yıl önce takılmıştı..Sanırsam melekler biz yokken gelip gitmişler..Bu olay bize yolumuzun doğrulugunu bi kez daha tasdik etti..Rabbim ayırmasın -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.