- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
31 Ekim 2010: 11:40 #665852
Anonim
Hedeflerini bitirmişlerin işidir, dönüp geriye bakmak. Önde istikbal, arkada mazi, ilâhi kanundur bozulmaz bu yazı. Bugün genç olanlar, yarın ihtiyar olacak. Hak yolunda yürüyenler bahtiyarlık bulacak. Gençler istikbali, yaşlılar maziyi konuşur. Biri istikbali savunur, diğeri maziyle avunur. Birisi mazide bulmuştur yarar. Diğeri yolunda hakikat arar. İnsan muammadır durmaz bikarar.
Bak, dün yaşlı da gençti, ama bugün ihtiyar. Pek çok şeyi geri bıraktığının bir işaretidir ihtiyarlığı. İstemeyiz ama o gelir bizi bulur, aynada gerçek olur. Geriye bakma, içini yakma! Resimlerin albümde kalsın. Gitme kal, diye el açıp yalvardıkların, ardına dönüp bakmadan seni terk edip gittiler. Nerede gençliğin, sağlığın, topladığın mallar, paralar? Güneşe dur, lezzetler ağzımda kal, gençliğim beni bırakıp gitme, ölüm bana gelme diyemezsin! Güneş batar, lezzet kaçar, gençlik gider, ruhun seni terk eder. İyi ki bunlar oluyor. İnsan bunlarla hayat buluyor. Varlık anlaşılıyor ve her şeyin tadı tuzu geliyor.
Kaçırdığımız hiçbir şey yok. Her şey yine bizim, istikbal bizim, başarı bizim olacak. Her koşucunun bitiş noktası, çıkış noktası değil midir? Gam çekmeyelim, elem duymayalım, beli bükük, dizleri dermansız, gözleri fersiz kalan insanlar, dört ayakla gideceğimiz yolun sonunda pırıl pırıl bir gençlik bekliyor bizi. Ekildiğimiz yerden bir delikanlı olarak çıkacağız huzura..
Dertliyseniz, dert sizsiniz. Derdine derman bulmak isteyen kendine dönsün. Zihinsel tembellikleri, kaybettiğimiz insani refleksleri, yalnızlaştığımız yabancılaşmayı, afakî düşünceleri, bizi hayatın esas gayesinden uzaklaştıran ölü toprağını üstümüzden atmadan, kalplerimiz sükûnet bulmayacaktır. Gençlik verileni almayacaktır. Küçük loşlukların peşinden koşarken, yürek dolduran aydınlıkları kaçırıyoruz. Çünkü yüzeysel bir hayat yaşıyoruz.
Yolda karşılaştığınız bir tanıdığa; nereden gelip nereye gidiyorsun, diye sorarsınız değil mi? Bu sorunun cevabı sadece; İstanbul’dan geldim, Çanakkale Şehitliğine gidiyorum diyerek verilmez. Bu cevap doğru, ama eksik. Çünkü hayat bitmemiş, çıkış noktasından başlayıp, bitiş noktasına gelmeyen bir hayat yolculuğu var daha.
Çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa, olgunluktan ihtiyarlığa savruluyoruz. Bir memnuniyetsiz hastalığı sarmış içimizi. Verilen ilacı da reddediyor, kullanmıyoruz. Çılgınlık modasına kapılmış insan sürekli yokuşa sürülüyor. Kolay olanını göstermek istemeyenler, toplumu çaresizliğe düşürüp geleceğe sahip çıkmak istiyorlar. Ümitsiz olmayın, hak her zaman galiptir.
Bakıyoruz fakat görmüyoruz. Öğreniyoruz fakat yaşamıyoruz. Zihinsel bir karanlığa girmişiz. Aydınlandığımızı, çok şeyler anlayıp, yaptığımızı zannediyoruz fakat mutlu değiliz. Kalbimiz ve beynimiz nurlanmadan mutlu olamayacağız. Güneş batıp karanlık basınca, yaşam mahallerimizi değişik vasıtalarla aydınlatıyoruz. Güneş çıkınca hangisinin hükmü kalıyor? İç nurlanmadan dış nurlanmaz.
Hayata çıkıştan başlayan genç, bitişe yaklaşan pirifâni, meyus olma, hak yolda yürümeye bak. Mutlu olacaksın o zaman muhakkak. Ben hazan olayım, sen dibimde fidan ol yeter. Haktan ayrılanın hali her şeyden beter.
Kendine zerre kadar yararı olmayacak insanları ve nesneleri öğrenmekten zaman bulamayan insan, yaratıcısını öğrenememiştir. Bu bilgisizlik de insanı karanlıkta bırakmıştır. Dıştaki maddi aydınlık içteki karanlığı kaldırmayacaktır. Bunu düşünmeyenler, kimin kime yumruk attığını da göremeyecektir. Beyinlerde ve kalplerde yanacak hakikat ışığıyla aydınlanmadan kör dövüşü bitmeyecek, gözlerden yaş dinmeyecektir.
Durmuş GÖKTEKİN
31 Ekim 2010: 11:46 #780462Anonim
Hayata çıkıştan başlayan genç, bitişe yaklaşan pirifâni, meyus olma, hak yolda yürümeye bak. Mutlu olacaksın o zaman muhakkak. Ben hazan olayım, sen dibimde fidan ol yeter. Haktan ayrılanın hali her şeyden beter.
Allah razı olsun, her yeri güzel yazının da ben burayı daha çok beğendim. Güzel paylaşım olmuş.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.