- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
9 Mart 2013: 12:41 #679390
Anonim
[TABLE=”align: center”]
[TR]
[TD=”bgcolor: #FFFFFF, align: left”]Dost Kapısına Yolculuk[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”colspan: 2″]
[TABLE]
[TR]
[TD=”align: left”]
[TABLE=”align: center”]
[TR]
[TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Onlar Allah’ın, kalplerindekini bildiği kimselerdir; onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle.” (Nisâ, 63)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:“Kalb, bomboş bir arazide rüzgârların oraya buraya savurduğu bir kuş tüyüne benzer.” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 408)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Ebû Saîd Nişâburî Hazretleri bir gün talebelerine:“– Binitleri hazırlayın, kasabaya gidiyoruz.”dedi.
Hazırlıklar yapıldı ve Hazret-i Pîr, bir grup talebeyi de beraberine alarak yola koyuldu. Nişâbur’da bir köye vardıklarında sordu:
“– Bu köyün adı nedir?”
Cevâben:
“– Der-i dost, yâni dostun kapısıdır.”dediler.
Bunun üzerine Ebû Saîd (ks) orada konaklamaya karar verdi. Bir günlük misafirlikten sonra bazı talebeleri:
“– Efendim, hani kasabaya gidecektik; yolumuza devam etmeyecek miyiz?” dediler.
Gönlü mânevî sırlarla dolu Ebû Saîd Hazretleri de onlara:“– Âşığın, dost kapısına ulaşabilmesi için çok yollar katetmesi gerekir. Biz mâdem ki buraya, yâni bu “dost kapısı”na ulaştık, artık nereye gidelim?” buyurdu.
Kırk gün orada kaldı. Birçok mânevî hâller yaşandı ve köy halkından pek çok kimse Ebû Saîd (ks)’un mübârek ve feyizli sohbetleriyle tevbeye nâil olup, onun sâdık talebeleri oldular. İşte Hazret-i Pîr’in “dost kapısı”olarak kasdettiği asıl mânâ bu idi, yâni gönüller fethetmek… Zîrâ dostun rızâ sarayının kapısının açılması, ancak oraya kazanılmış bir gönül götürebilmekle mümkündü.. (Osman Nûri Topbaş, İmandan İhsana Tasavvuf, Erkam Yay.)
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna(Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Bâtın: Mahiyeti gizli olan, gözlerden, idrak ve duygulardan aslını gizlemiş ve zâtıyla bâtın olan, demektir.
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD=”align: center”][/TD]
[/TR]
[TR]
[TD]Kısa Günün Kârı
Çevremizdeki insanları onları incitmeden kalplerini kazanıp, dost olalım.
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/TD]
[/TR]
[/TABLE] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.