- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Mayıs 2010: 08:53 #662388
Anonim
Dünyanın dört bir yanına giden hicret erlerine
Birileri hâlâ onun ve onun gibilerini yaftalayıp eleştiredursun, onlar hayatlarını ortaya koyarak dünyanın dört bir tarafına Efendimiz Aleyhisselamın iki emanetini taşımak için gidip ölüyorlar.
Onun ve onun gibi gönül erlerine bir güzellemedir.
Harun Reşid’in kardeşi, Behlül ü Dânâ kavgacı bir ârifin yanından geçerken; ‘’Eğer der, şu ârif geçinen adam gerçekten dostunu tanısaydı, düşmanla çekişmeye vakti kalmazdı. Allah’ın varlığından haberli olsaydı, bütün halkı yok bilirdi.’’(Sâdi-Bostan)
Ârif olmak inanmak iledir zaten. Behlül’ün kastettiği Allah’ın sevgisini gerçekten hissetmek ve keşfetmektir. Kendi içinde O’nun sevgisinin büyüklüğünü gören birinin, kendi gönlüne yerleştirecek başka bir şeyler bulması imkansızdır zira.
Kendi içine bakan insan kendisinin küçüklüğünü, eksikliğini Rabbinin ihtişamını, büyüklüğünü gördüğü zaman başkalarında kusur aramaz.
Behlül’ün burada; ‘’Allah’ın varlığından haberi olsaydı, bütün halkı yok bilirdi.’’ diyerek kastettiği; insanın aynı zamanda kendi varlığından haberi olmasıdır. Ki kendi varlığından haberi olan, kendi eksikliklerini görecek ve başkalarında kusur aramayacaktır.
İnsanın Allah’ın varlığından haberinin olması, O’nun muhabbetinden haberdar olması demektir. Ki O’nun muhabbeti, merhameti bütün kalplerle beraber bütün Kainat’ı da kuşatmıştır. O’nun muhabbetinin boyutunu görenler Kainat’ta sevgiden başka bir şey görmezler. Kendi içinde de Allah’ı görenler, O’nun sevgisinden başka bir şeyin olmadığını görürler.
Sadi’nin Bostan’ında geçen bir kıssadır ki: Gönlünü bir güzele kaptırmış saf kalpli bir âşık vardı. Katı sözlü düşmanların cefasını çekiyor, ıstıraptan kurtulamıyordu. Bununla beraber o, kimseye kaş çatmaz, öfkelenmezdi.
Adamın biri çıkıştı:
‘’Yahu sende utanma yok mu? Bu kadar taş, tokat yiyorsun da hâla farkında değil misin? Kendilerini acz içinde bırakan alçaklardır. Düşmanın kabahatini affetmek doğru olmaz. Sonra adama cesaretsiz derler, er değil derler.’’
Bu saf kalpli âşık ona öyle bir cevap verdi ki altınla yazılmaya değer:
‘’Benim gönlüm, dedi, sevgilinin muhabbetiyle dolu olduğu için oraya başkasının kini sığmaz.’’
Sevgilinin sevgisi kalpte taşınırken, benlikten söz etmek de ne ola ki. Ki; ‘’Sevgilinin yanında benlik satmak, Allah’a ortak koşmak gibidir.’’ der, Sâdi. Ki O’nun izzetini yürekte taşıyan bir insanın, nefis izzetinden dem vurması mümkün müdür?
Kalpteki sevgi; tuzu da şekeri de kendi içinde eriten su gibidir. Ki gönül erleri kavgalarını bile sevgi için yaparlar. Ama kavgalarının kin tohumlarını asla sevgilerini barındırdıkları yüreklerinde saklamazlar. Onlar; ‘’Biz gelmedik kavga için.’’ diyen Anadolu’ya baştan başa iman sevgisi eken, sevgi kahramanlarıdır. Ki onlar dövene elsiz, sövene dilsiz, dosta gönülsüz olan sevgi kahramanlarıdır.
Sevgi ki aslında düşmana karşı giyilen en sağlam zırh, düşmanı ve de düşmanlıkları yok eden en kuvvetli silahtır.
O’nun güzelliğine âşinalık kazanmış bir gözün de başka güzellikler araması ve de görmesi düşünülebilir mi hiç? Aşkından dolayı çöllere dalıp giden ve de kınanan bir âşık dedi ki:
‘’Benim sevgilim beni kendinden saydı sayalı bir başkasıyla âşinalığım kalmadı. Allah hakkı için, O, bana güzelliğini gösterdikten sonra O’ndan gayrı ne gördümse gözümde hepsi hayal oldu!.’’ (Sâdi-Bostan)
Ki o gönül erleri sevgilerini sunarken yeryüzüne ve de fedakarlık destanları yazarken, halkın makbuliyetine değil Hakk’ın makbuliyetine bakarlar. Onlar insanların makbuliyetlerini görmedikleri gibi, insanların nefretlerini de görmezler.
O sevgi kahramanları ki; deniz gibi köpürüp taşmak yerine, inci gibi kapalı ve de değerli kalmışlardır. Ki bu tavırları korkudan da değildir. Oysa Sâdi’nin dediği gibi; ‘’Aşkla korku, sırça ile taşa benzer.’’ Onlar benliklerini sevginin taşında parçalamış sevgi kahramanlarıdırlar. Onlar sevginin olduğu bir yürekte enaniyet taşınmayacağını bilen lerdir. Onlar aşk cenginde ölüp de her daim diri kalanlardır. Onlar sevgili yolunda kanatlananlardır.
Ki onlar, her daim Bayram’ı yaşayarakYüksel’diler.
Ki onlar, her daim Kemal’diler Erimez’ler.
Onlar;Filipinler’de Cevdet, Tanzanya’da Erkan, Kazakistan’da Yasin, Moğolistan’da Adem’diler. Şimdi hepsi sevgi yolunda Hakk’a kanatlandılar.
Onları hâlâ tehlike görenler ise yeryüzünde, yerlerinde sayıyorlar.
http://www.haber7.com/haber/20100513/Dunyanin-dort-bir-yanina-giden-hicret-erlerine.php -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.