- Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Mart 2011: 19:51 #646327
Anonim
Ebu Derda r.a der ki, «Peygamber (S.A.S.)’imiz bir gün bize, benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardiniz. Dünya gözünüzde önemini, kaybeder, ahireti tercih ederdiniz» buyurdu, sonra Ebu Derda kendisinden sunlari söylemistir: Simdi de eger siz benim bildiklerimi bilseydiniz, basinizi alip tepelere çikar, halinize hüngür hüngür aglayarak Allah (C.C)’a yakarirdiniz. Yaniniza yalniz zaruri ihtiyaçlari alir kimseye emanet etmeksizin ve bir daha dönmemek üzere mallarinizi terkedip giderdiniz.
Fakat uzak vadeli emeller kalbinizden ahiret fikrini sildi, bütün emeklerinizin hedefi dünya oldu, bu yüzden hiç bir sey bilmeyenler gibi oldunuz. Bazilariniz basina geleceklerden korktugu için iç güdülerine körü körüne uyan hayvanlardan daha kötü oldu.
Niye birbirinizi sevmiyorsunuz? Niye biribirinize doğru yolu tavsiye etmiyorsunuz, oysa ki, sizler Allah (C.C)’in dininde ortak olan kardeşlersiniz.
Arzularinizin birbirlerinden ayrilmasinin sebebi, içinizin bozukluğudur, oysa iyilikte birleşseniz biribirinizi severdiniz.
Size ne oluyor ki, dünya işleri ile ilgili birbirinize nasihat verdiginiz halde ahiret konusunda birbirinize nasihat etmiyorsunuz?! Hatta hiç biriniz sevdiği ve destekledigi kimseye bile ahiret konusunda nasihat vermiyor.
Bu durum, kalblerinizde iman zayiflığını gösterir. Ahiretin kar ve zararına dünyaninki kadar yürekten inansaniz, ahiretin peşinden koşmayi, dünyaya tercih ederdiniz. Çünki orasi sizi daha çok ilgilendirir. Eger «yakin menfaati sevmek kaçinilmaz bir insani temayüldür» derseniz, biz sizin dünyanin birçok yakin vadeli menfaatlerinden, uzak vadeli hedefler ugruna fedakarlik ettiginizi görüyoruz. Hatta belki de hiç bir zaman ulaşamayacaginiz hedefler ugruna kendinizi türlü türlü sıkıntılara düşürüyor, degişik çarelere baş vuruyorsunuz. Ne fena kimselersiniz ki, içinizdeki imanin tesir derecesinin bilinmesini saglayacak derecede imaniniza tatbiki hayatta gerçekleştirmiş bile değilsiniz.Eger Muhammed’in (S.A.S.) getirdikleri hakkinda bir şüpheniz varsa bize geliniz, size her seyi acıklayalim, kalblerinizdeki kuşkuyu giderecek aydinligi size gösterelim. Allah (C.C)’a yemin ederim ki, siz akildan yana eksik kimseler degilsiniz ki sizi mazur görelim.
Çünki dünyanizla ilgili konularda eğriyi doğrudan ayirabiliyor ve işleriniz karsisinda isabetli tavir takinabiliyorsunuz.
Size ne oluyor ki, dünyanin elde ettiginiz ufak bir kazancina seviniyor ve elden kaçirdiginiz küçük karlarina üzülüyorsunuz, bu durum yüz ifadelerinizden belli oldugu gibi sözlü olarak da açiga çikiyor, hoşunuza gitmeyen gelişmeleri «musibet» diye adlandirarak üzüntü sebebi yapiyorsunuz.
Öteyandan çoğunuz dininde agir kayiplara ugradigi halde hic birinizin kılı kipirdamiyor, bu alandaki kayiplarin üzüntüsü hiç kimsenin yüzünde belirmiyor.
Yemin ederim ki, Allah (C.C)’in sizin ile ilgisini kestigi kanaatindeyim. Neden derseniz?; cünki hepiniz tanidiklarini güleryüz ile karsilar, hic biriniz dostunu, hos görmeyecegi sekilde karsilamak istemez. «Ayni muameleyi de ben ondan görürüm» korkusu ile «insanlar arasindaki münasebetlerde bu inceligin farkindasiniz da Allah (C.C) ile olan münasebetlerinizde ayni hassasiyeti göstermemenin akibetini bilmekten aciz misiniz?
İşi gücü sahtekarliga döktünüz, meralarinizda uzak vadeli ihtiraslardan hic biri yesillik bitmiyor! ölümü inkar etmek üzere saf tutmussunuz. Allah (C.C)’in beni sizden kurtarip görmek istedigime (Peygamber (S.A.V)’imize) kavusturmasini ne kadar istiyorum!
Eğer O (Rasulüllah s.a.v) sağ olsaydı, bu gidişatınıza katiyyen göz yummazdı.
Eger sizlerde hayra dönme temayülü varsa, ben size her seyi duyurdum. Allah (C.C) kattındakini (ahiret sevabini) isterseniz, ona kolaylikla kavusursunuz. Gerek kendi hesabima ve gerek sizin için Allah (C.C)’in yardimini diliyorum.
alıntı..
2 Mart 2011: 23:10 #786686Anonim
DÜNYAYI TERKETMEK / ONU KÖTÜLEMEK –
Dünyayı zem hakkında inen âyetler ve emsali pek
çoktur. Denilebilir ki, Kur’ân-ı Kerim‘in ekserisi dünyayı
aşağılamak,onu insanların gözünden düşürmek ve Ahirete yönelmelerini sağlamayı telkin eder. Hattâ Peygamberlerin umacı da budur,onlar insanlığa ancak bunun için gönderilmişlerdir.*Cihet açık olduğu için bu konuda âyet nakletmeyi
yersiz gördük, yalnız bu mesele ile ilgili olan hadislerin bir kısmını nakledeceğiz.Rivayete göre Peygamber’imiz (s.a.v) bir gün yolda
yürürken bir koyun leşine rastladı,yanındakilere ;
-“Bu koyun leşine, sahibinin önem vermediğini kabul
eder misiniz?” diye sordu.Sahâbiler: “Evet kabul ederiz, önem vermediği için onu çöpe attılar” diye cevap verdiler.
Bunun üzerine Peygamber’imiz (s.a.v) sahâbilere buyurdu ki ;
“Nefsimi kudreti elinde tutan Allah’a yemin ederim ki,
Allah katında dünya,şu koyun leşinin sahibinin gözünde
olduğundan daha değersizdir.
Eğer Allah katında dünya bir sivri sinek kanadı kadar değer taşısaydı,ondan kâfirlere bir içim su bile vermezdi.”Peygamber’imiz (s.a.v) yine buyuruyor ki ;
”Dünya mü’minin zindanı ve kâfirin cennetidir.”Başka bir hadiste,Peygamber’imiz (s.a.v) ;
“Dünya lanete uğramıştır. Allah rızası için olan-
lar dışında dünyadaki her şey de lanete uğramıştır.”Ebû Musa el-Eş’arî’nin bildirdiği diğer bir hadiste ;
Peygamber’imiz (s.a.v) söyle buyuruyor ;
“Dünyayı seven,Ahiretine zarar verir, Ahireti seven
dünyasına zarar verir. Buna göre kalıcı (baki) olanı geçici
(fani) olana tercih ediniz.”Diğer Bir Hadis ;
“Dünyaya, gönül vermek,bütün günahların başıdır.Sahâbilerden Zeyd İbni Erkam (r.a.) anlatır ;
“Bir gün,Hz. Ebû Bekr’in (r.a.) yanında oturuyordum.Birara su isteyince ona bal ile tatlandırılmış su getirdiler.Şerbeti ağzına götürürken bir anda vazgeçerek ağlamaya başladı,onun gözyaşları yanındakileri de ağlattı.Yanındakiler sustu,fakat
onun gözyaşları bir türlü dinmedi.Bir ara ağlamasının
şiddeti daha da arttı. Devamlı hüngür hüngür ağladığı için yanındakiler,neden gözyaşı döktüğünü ona sormaya fırsat bulamayacaklarını sandılar.
Fakat bir müddet sonra ağlamayı kesti ve gözlerini silince yanındakiler ona ;“Ey Allah’ın Rasûlü’nün halifesi ! Seni ağlatan nedir?” diye sordular, O da şöyle cevap buyurdu ;
“Bir gün Peygamber’imiz ile birlikte idim, O’nu ken-
dinden bir şeyi kovarken gördüm, yanında başka kimse
yoktu: “Ey Allah’ın Rasûlü! Kendinden uzaklaştırmak
istediğin şey nedir?” diye sordum, bana şu cevabı verdi ;-“Şu dünya gözümün önüne dikildi, ona:
-“Defol! Uzaklaş benden!” dedim, sonra dünya bana dönerek ;
Sen beni başından savdın, ama senden sonra gelenler
elimden yakalarını kurtaramayacaklardır, dedi.”Peygamber’imiz (s.a.v) buyuruyor ki:
“Ebedilik yurdunun varlığına inandıktan sonra aldatma yurdunun peşinden koşan kimse, ne kadar şaşkındır!”Rivayet edildiğine göre, bir gün Peygamber’imiz
(s.a.v), bir “çöplüğün”başında durarak sahâbilere ;
“Gelin dünyâyı görün” diye seslendi; sonra çöplükten çürük bir bez parçası ile kararmış bir kemik parçası aldı ve sahâbilere şöyle dedi ;
“Çöplük dünyayı temsil eder,şu paçavra dünya
güzelliklerinin bir gün çürüyüp onun gibi olacağını gösterir,dünyada gördüğüm canlı vücutlar da bir gün çürük kemiğe dönüşecektir.”Peygamber’imiz (s.a.v) başka bir Hadiste buyuruyor ki:
“Dünya tatlı bir yeşilliktir,Allah yeryüzünü şimdi size
devretti ; ne yapacağınızı gözlüyor.“Hz.İmam-i Gazali (Rahmetullahi Aleyh) /ÖLÜM VE ÖTESi”
3 Mart 2011: 09:27 #786709Anonim
allah ebeden razı olsun değerli kardeşlerim…çok güzel ve mühim meseleler…özelikle hüda kardeşim hadis ve hadis ışığında yapılan çıkarımlar önemli…hadisin mana itibariyle çok geniş kapsamlı olması her çağda düşünmeye sevkettirecek yapıya sahip…
abdullah kardeşim teşekkürler bu kitabın her sayfası çok mühim ve çok güzel..istifade edenlerden oluruz inş.. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.