• Bu konu 5 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662998
    Anonim

      Es selamu aleykum,

      Sual: Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir? Neden şu durmayanlar durmuyorlar, daima dönüp tazeleniyorlar?

      diye sual ediliyor üstada.Burda durmayanlardan kasit nedir? Nedir bu durmayan? Duran nedir? Ustadin bu soruya cevabi nedir?

      #771983
      Anonim

        el cevap?

        #771990
        Anonim

          ve aleykumselam
          anladığım kadarı ile ifade etmeye çalışacağım, bir yanlışlık olursa abilerim düzeltirler inşaAllah

          18.Mektup 3. Mesele:

          Hikmet ve akılla halledilmeyen mühim bir meseledir!

          Sual: Kainatta sürekli olarak tekrarlanan hayret verici faaliyetler vardır. Bu faaliyetlerin sırrı ve hikmeti nedir? Neden şu durmayanlar durmuyorlar, daima dönüp tazeleniyorlar..
          Elcevap: Şu hikmetin açıklaması bin sayfa ister, öyle ise açıklamasını bırakıp gayet kısa bir özetini 2 sayfaya sığdıracağız.

          Nasılki bir insan yaradılıştan gelen bir vazifesini ya da toplumsal bir vazifesini yapsa ve o vazife için hararetli bir şekilde çalışsa. O insana bakan anlarki; o vazifeyi o kişiye gördüren iki şeydir.
          1- Vazifeyi gerektiren faydalar, neticede alacağı yararlar ve meyveler. Ki buna “ille-i gaiye” yani asıl sebep, esas gaye denilir. Ben şunu yapayım ki para kazanayım gibi..
          2- Bir muhabbet, bir iştiyak, bir lezzet vardır ki, hararetle o vazifeyi yaptırıyor ki, ona dâi ve muktazî denilir.Meselâ: Yemek yemek, iştihadan gelen bir lezzet, bir iştiyaktır ki, onu yemeğe sevkeder.
          “Yemeğin neticesi, vücudu beslemektir; hayatı idame etmektir.”
          Bu ille-i gaiye’dir, ama yemeğe seni sürükleyen dai ve muktezi’dir.

          Öyle de O HER AN BİR TASARRUFTADIR (Rahman Suresi 29) şu kainattaki hayret verici ve dehşet verici her an sınırsız faaliyetler var, bu faaliyetler iki kısım esmâ-i İlâhiyeye dayanarak iki büyük hikmet içindir ki; her bir hikmeti nihayetsizdir.

          Sizin sorunuzdaki durmayanlar durmuyorlar, daima dönüp tazeleniyorlar kısmı burada devreye giriyor sanırım. Kainatta her an her şey sürekli bir faaliyet ve bir hareket içindedir, yaratılan her varlık kendine verilen görevi yerine getirmekle meşkuldür. Özellikle hayat sahibi olanların hadsiz vazifeleri ve ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçları karşılayan öyle bir Zat varki hem yarattıklarını çok iyi tanıyor, tanıdığı için ihtiyaçlarını biliyor, ihtiyaçlarını bildiği için onlara ihtiyaçlarına binaen istidat veriyor. Yani hem şefkatli, hem merhametli, hem vermeyi ikram etmeyi çok seviyor, hem hazinesi sonsuz… Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarını saymakla ya da düşünmekle bitiremeyiz zaten. Ama bize verilen kabiliyetleri O’nun yolunda kullanarak, yarattığı her varlıkta isim ve sıfatlarını görebiliriz. İnsan çok geniş olan bu faaliyeti tam hayal edemiyor.
          Mesela bir kedi düşünelim, o kedinin karnı acıkıyor, gözleri görmesi gerekiyor, burnunun koku alması gerekiyor ki yiyeceğini bulabilsin. Düşününki aynı şekilde binlerce kedi. İnsandan daha çok kedi var. Her bir kedinin her ihtiyacı karşılanıyor. Tüm kedilerin tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Öte taraftan sadece kedi yok. Köpeği var, aslanı, balığı, mikroplar, bakteriler, biti, piresi her şeyi var, sayısız. insan bunları düşünmeye başladığında aklı almıyor. Bütün bunlar nasıl oluyor? Hepsi aynı anda vazife görüyor, hepsinin aynı anda ihtiyaçları karşılaıyor.
          Bir de gökyüzüne başınızı çevirin, milyarlarca dev yıldızlar. Sinek gibi karınca gibi işliyorlar, sürekli bir faaliyet bir döngü içindeler.

          Evet kainatta her an dehşet verici ve hayret verici faaliyetler oluyor ve bunlar iki kısım esmâ-i İlâhiyeye dayanır dedik.
          Birincisi; Cenâb-ı Hakk’ın Esmâ-i Hüsnâsının had ve hesaba gelmez yansımaları var. Mahlukatın çeşitliliği o yansımaların çeşitliliğinden geliyor. O esma ise sürekli görünmek isterler. Yani nakışlarını göstermek isterler. Yani, nakışların âyinelerinde güzelliğinin yansımasını görmek ve göstermek isterler. Yani, kâinat kitabını ve mevcudat mektubatını an ve an tazelendirmek isterler. Yani, yeniden yeniye mânidar yazmak ve herbir mektubu, Zât-ı Mukaddes ve Müsemmâ-yı Akdes (en mukaddes isimlerin sahibi olan Allah cc) ile beraber bütün şuur sahiplerinin nazar-ı mütalâasına göstermek ve okutturmak iktiza ederler.

          Yani Allah cc nun isimleri sayısızdır. Yarattıklarının çeşitliliği de isimlerinin sayısız olmasından ileri geliyor. Nasıl ki bir insan yaptığı, emek verdiği basit bir işi birilerine beğendirmek sunmak ister aynen öyle de mükemmel hikmetlerle yaratılmış ve her sayfası belki her cümlesi belki her harfi belki tek noktası sayısız hikmetler içeren bu kainat kitabıda bize Allah cc nun isimlerinin yansımalarını gösteriyorlar tanıttırıyorlar. Mevcudat içindeki dönüşüm dahi sayısız olmalı ki yansımaları sürekli değişerek kendilerinde gösterebilsinler. Sürekli yenilenen bir kitap gibi kainat kitabıda kendini sürekli yeniler, yeni manalar içerir. Şuur sahibi olan her canlının o kitabı görmesi ve hakkıyla incelemesi gereklidir.

          İkincisi; Nasıl ki mahlûkattaki faaliyet bir iştiha, bir iştiyak, bir lezzetten geliyor. Ve hattâ herbir faaliyette kat’iyen lezzet vardır. Belki herbir faaliyet bir çeşit lezzettir.

          Mesela bir öğretmen talebesine ders anlatıyor, bu onun mesleğidir ama bundan zevk alıyor ki yapıyor. Ya da sabahtan akşama kadar çalışıp para kazanıyor ve karnını doyuruyor, demek bunda bir lezzet varki yapıyor.

          Öyle de, Vâcibü’l-Vücuda lâyık bir tarzda ve hiçbir şeye muhtaç olmamasına ve sınırsız zenginliğine yaraşır bir surette ve sınırsız mükemmelliğine münasip bir şekilde, hadsiz bir mukaddes şefkat ve hadsiz bir mukaddes muhabbet var.

          Bu Allah cc nun Zati özelliğidir, mahluklar sadece bunu ayna olarak yansıtabilir. Mesela bir tavuk yavrusu söz konusu olunca aslana kafa tutabilir ama civcivler ortadan kaybolunca yine korkar ve kaçar. Demek cesaret ve şefkat zati değil, çünkü devamlı değil. İnsanın bütün ömrünü böyle algılayabiliriz, kalıcı değil, anlık. Demek biz bazı özelliklerimizle sadece ayinedarlık yapıyoruz.
          Peki Allahın şefkatini nasıl görüyoruz? Bir bakıyoruz, kedi yavrusuna yediriyor, ilmen anlıyoruz, o yavruyu sevmede bir şefkat var. Uzaktan bakarak anlıyoruz. İkincisi, kendimiz zayıf olduğumuz zaman, başkalarının bize merhamet etmeleri, kendi üzerimizde o şefkati hissetmemiz, aynel yakin o şefkate muhatap oluyoruz. Üçüncü merhale ise, bir aç çocuğu biz doyuruyoruz, Allahın şefkatini kendi üzerimizden gösteriyoruz, anlıyoruz.

          Ve o mukaddes şefkat ve o mukaddes muhabbetten gelen hadsiz bir mukaddes şevk var.
          Ve o mukaddes şevkten gelen hadsiz bir mukaddes mutluluk var.
          Ve o mukaddes mutluluktan gelen, tabir caizse, hadsiz bir mukaddes lezzet var.
          Hem o mukaddes lezzetten gelen hadsiz şevkat ve merhamet gösterme, mahlûkatın, faaliyet-i kudret içinde ve istidatları kuvveden fiile çıkmasından ve mükemmelleşmesinden ortaya çıkan memnuniyetlerinden ve kemâllerinden gelen ve Zât-ı Rahmân-ı Rahîme ait, tabir caizse, hadsiz mukaddes memnuyiyet ve hadsiz mukaddes iftihar vardır ki, hadsiz bir surette hadsiz bir faaliyeti gerektiriyor.
          İşte, şu dakik hikmeti felsefe ve fen bilmediği içindir ki, şuursuz tabiatı ve kör tesadüfü ve cansız sebepleri, şu gayet derecede alîmâne, hakîmâne, basîrâne faaliyete karıştırmışlar,hak yoldan sapıp, karanlığa düşüp hakikat nurunu bulamamışlar.

          #692233
          Anonim

            Rabbim razı olsun.. nasiplendik:)

            #772096
            Anonim

              Allah razi olsun akna kardes, cok guzel aciklamissiniz.

              “Durmayanlar durmuyor, daima donup tazeleniyor” ifadesini en guzel durdugumuz anda anlariz sanirim.
              Bir insan hasta ve cok yorgun oldugu bir vaktinde, parmagini bile kipirdatmaya hali yokken,
              oturup etrafini seyre daldiginda bu durumu cok muthis bir sekilde idrak edebilir :

              parmagimizi kipirdatmaya takatimiz yoktur lakin, goz durmaz, çalisir, etrafi seyreder,
              akil durmaz, inceler, goruleni anlamaya calisir…
              diger organlarimiz durmaz,çalismaya devam eder..Nefes aliriz, kalp atislarimizi hala duyariz…
              Yoldan gecen insanlar kosustururcasina yollarina devam eder,
              ruzgar esmeye ..
              Yapraklar kimildamaya…
              kuslar uçmaya..devam eder

              ama parmak hala kipirdamaz…
              bizim durdugumuz anda herseyin bizimle durdugunu saniriz.
              ama kainat durmuyor, enerjisini Cenabi Hakkin çesitli esmalarindan aliyor…

              ______________
              Tekrar Allah razi olsun akna kardesim, Rabbim ilminizi arttirsin.
              ekleme yapmak isteyen kardesler varsa buyursunlar

              #772108
              Anonim

                amin Allah cc cümlemizden razı olsun inşaAllah
                Rabbim Marifetullah ile Muhabbetullah ile şereflendirsin cümlemizi amin

                #772347
                Anonim

                  @akna 198383 wrote:

                  amin Allah cc cümlemizden razı olsun inşaAllah
                  Rabbim Marifetullah ile Muhabbetullah ile şereflendirsin cümlemizi amin

                  amin kardes

                7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.